31 Aralık 2013 Salı

Kelebekler uyurken #12#

 Zor günlerim...
Sinan'ın evlenme teklifini kabul ettim etmesinede ,ya annemler,ne diyecek bu işe işin en kötü yönü Din ayrılığı nasıl kabullendireceğim.
Evde  söylememle birlikte bir tartışma başladı olmazda olmaz,  asla olamaz!
 Vermezseniz kaçarım, son sözüm deyince babamda, annemde  onaylıyormuş gibi davranmak ,olayları akışına bırakmak zorunda kaldı ,nişan yapalım dediler  cayarım diye bekliyorlar da çok beklerler ,isteme merasimi için aileler bir araya geldi.
Dayımlar damat tarafının getirdiği çikolatalardan bile yemedi helal değilmiş, ot yeyin, tövbe tövbe deli bunlar, yengem beni odaya çekip ''kuzum  abdest bile almıyor bu  çocuk yanında nasıl abdest alacaksın gezdiği yerde nasıl namaz kılacaksın günaha giriyorsun''
 ''ben giriyorum yenge'' deyip konuyu kapattım çıktım yanından. Bir türlü kabullenmiyorlar Sinan'ı ve ailesini oysa annesi o kadar tatlı ki annem ''ben saçımı süpürge ediyorum bir laf söylüyorum tersliyorsun dün tanıdığın elin kadını bir şey diyor ağzın kulaklarına vara vara yapıyorsun diyor'' söz merasimimi burnumdan getirdiler  gelde sev şimdi onları  zorla soğutuyorlar kendilerinden gece sonunda bu işten bir Sinan bir ben mutluyum ne olursa olsun birlikteyiz.
Bir ay içinde Nişan törenide oldu   hiç kimseye söylemiyorlar Sinan'ın ailesini sanki millet bilmiyor. utanacak bir şey yapmıyoruz biz. Gündüzleri çalışıyorum , iş çıkışı ev arıyoruz .
 Beğendiğimiz bir evi düğün hediyesi olarak ailesi bize alacak ,düğün masraflarınıda karşılayacaklar . 
Annem ''tabi karşılayacaklar  alıyorlar mis gibi kızı'' diyor . ya annem  millet alıyor yapıyor düğünü sonrada ödeyin takılarınızdan diyor gösteriş yapıyor . bu insanlar bizi için çabalıyor gerçekten hem mecburda değiller sonuçta yıllarca yetiştirmişler mürüvvetinide görmek istiyorlar  hem onlarda ailem gibi beni yadırgasaydı istemeseydi iyimi olurdu. Biz bu yola baş koyduk isteselerde istemeselerde olacak. ileride yaşama ihtimalim olan sorunlar için bu günden hayatımı mahfediyorlar, belkide hiç bir sorun yaşamayacağız. Hem biz din konusunu konuştuk.
 ben namazıma ,ibadetime devam ediyorum, edeceğimde Allah izin verdikçe. Sinan benimle camiye geliyor  kendimi huzurlu hissedebilmem için abdesti,gusulu araştırmış,  ''sıhahtlı olabilmek için bende yapıyorum'' diyor  ama ne o müslüman olamaya niyetli nede ben hıristiyan! 
Aslında çokta zor değil hayatımız ama insanlar illa burnunu sokuyor. konu komşu arkadaşlar hepsinde bir merak . Biz mutlu olacağız . Gelinliğimi seçtim  tamda hayalimdeki gibi prenses model. Babam , anneme sor bakalım imam nikahını nasıl yapacaklar demiş imam nikahı olmazsa kapıdan çıkarmam demiş. off Allahım nasıl anlatacağı ben bu insanlara derdimi ve en sevdiklerime en çokta köstek onlar oluyor . tabiiki olacak imam nikahı, bu adam dinsiz değil onunda inançları var  bazen vazgeçmemek için kendimi zor tutuyorum eğerki çok sevmesem şimdiye kadar çoktan pes etmiştim.
 


24 Aralık 2013 Salı

Kelebekler uyurken #11#



Benimle evlenirmisin?

Annemle  daha yakınız bu aralar, her şeyimle yakından ilgileniyor, aslında Sinan'ı tanıdıktan sonra bende aileme daha çok  saygı duymaya  ve değerlerini daha iyi anlamaya başladım.
 Teyzemler ve dayımların  bize, hafta sonu çıkarması sayesinde evden kaçmam kolay oldu.

 Sinanla tanışalı neredeyse bir yıl olmak üzere , o kadar çok değiştim ki  farkında olmadan. Aşk gözlerde başlar derler ya  ben onu görerek sevdim oysa, beni hissederek , nefes alışlarımı , gülmemek için elimle ağzımı kapadığında çıkan sesleri ,birilerine kızdığımda ,ağlarken  elimle hem gözlerimi hem burnumu, ağzımı silişlerimi, o her şeyi kaydediyor beynine, benim duymadığım sesleri duyuyor. 
 Onun yanımda kendimi çok rahat hissediyorum, ben,  benim gibi bir çok kızdan çok çok daha şanslıyım  süslenip püslenmeme gerek yok , yada acaba sadece dış görünüşümdenmi etkileniyor , banamı yoksa güzlelliğime, fiziğimemi değer veriyor diye hiç düşünmüyorum, o görerek değil hissederek yaşıyor.

 Ruh eşi gibiyiz diyeceğim ama  biz aynı şeyi düşünmekten çok aynı şeyi tamamlıyoruz.  Taşa çarpıp tökezleyebiliyor ancak buna bozulmuyor,gülümsüyor . Şimdiye kadar , çok az ters tepkiler verdiğini gördüm oda çoğu zaman haklı yere.  
 Sinan anne ve babasını  anlatırken her zaman minnet ve dualarını  dile getiriyor. Ben hiç bir zaman bu kadar minnet duymadım, seviyorum tabii, ama   annemin kendi lafıdır e yaptık bakacağızda.
 bu mantıkla büyüyünce  banada normal geliyordu.
Kardeşimle  kavga ederken ona hep seni evlatlık almışlar kepçe kulak derdim, o ağlarken ben zevkten dört köşe, gülmekten karnıma ağrılar girirdi.
 Aklıma bunlar geldi aile içinde kardeşlerinle aranız nasıl? dedim bir konuşmamızda 
'' Kız kardeşlerim ve  erkek kardeşlerim tabii
 zaman zaman kavga ederler ufaklıklar , büyükler olarak biz bazen ağız dalaşı  yaparız . orta yol bulunur.  annem hep en çok beni seviyor sanardım  belli bir yaşa kadar buna inandım bana hep en çok seni seviyorum en uslu  sensin derdi daha sonraki yıllarda bütün kardeşlerime aynı kelimeyi kullandığını farkettim .

 Baştan kıskandım sonra alıştım. On dört çocukla ilk başlarda çok zorluklar yaşamışlar hatta beni ilk evlat edindikleri yıllarda  misyonerlikle suçlanıp  ellerinden alınmışım haklarında bir çok davalar açılmış Allah'ın izniyle  kazanmışlar. 

 Bazı insanlar hep yadırgamış kendi içlerinde yargılamışlar. Her şeye göğüs germiş Kız kardeşlerimden biri hıristiyandı islamiyeti seçti hiç bir şekilde annem yada babam karışmadı saygı duydular. karşıdan kolay gelsede çok zor günler yaşamışlar. yinede hep şükür ettiler ve bizden yardımlarını esirgemediler. hiç bir zaman bizi dışlamadılar yaşadıkları zorluklara yenilmediler.  Kız kardeşlerimi annem her sabah kendi kaldırır sabah namazı için.''

 Sinan böyle konuşurken ben kendimden utanıyorum.
Bu hafta sonu yine her zamanki gibi  sahile indik,
Deniz kenarında otururken , başımdaki şalı arkadan düğümlemiştim   uçuşuyor  rüzgardan bir an Sinan'ın yüzüne değiyor şalımın ucu , Şalımın ucunu eliyle tutup burnuna yasladı , ''sen kokuyor'' gülümsedim ''tabii ben kokacak canım ben takıyorum''
'' ilk Bahar kokuyorsun ''
'' kış ortasındamı'' dedim  içim bir hoş Hala şalımın ucu elinde  ilkbahar gibisin sen yanımdayken ne üşüyorum nede terliyorum , içimde bir huzur , dokunsam kırılacaksın sanki . 

Birden uzaktan çığlık sesleri geldi etrafa bakıyorum o anda denizde ,vapurda tuhaf bir şeyler olduğunu fark ettim Sinan'ın elinden tutup ayağa kalktım Sinan sanırım yangın  var vapurda dedim   insanların seslerini duyabiliyoruz  Ve o gün hayatımın şokunu yaşadım!

 Kardeşleri vapurda pankart açmış ''Benimle Evlenirimisin Göksu''  küçük kalpler var  gözlerim doldu , bank'a çöküverdim ellerimden tuttu  ceketinin cebindeki yüzükleri çıkartmaya çalışırken yere düşürdü onları el yordamıyla ararken bende yere  diz üstü çöküp bulmasına yardım ettim  başlarımız çarptı tokuştuk, gülsem mi ağlasam mı ikimizde yerde diz üstü, bana dönüp  aşkım sana çok şey vermemem, belkide hiç bir zaman eskisi gibi göremeyeceğim belkide bana bakmak zorunda kalacaksın  dinlerimiz yüzünden  çok sorunlar yaşayacağız belki bütün bunlara rağmen benimle evlenirmisin?  Sımsıkı sarıldım  ona, vapur ilerlemişti ama onlarda cevabımı anlamış olmalılar ki insanların tuhaf bakışları arasında, alkışlıyorlardı... 

22 Aralık 2013 Pazar

Kelebekler uyurken # 10 #


Kelebekler uyurken 9. bölüm
Kelebekler uyurken 8.bölüm
Kelebekler uyurken 7. bölüm
Kelebekler uyurken 6.bölüm
Kelebekler uyurken 5. bölüm
Kelebekler uyurken 4. bölüm
Kelebekler uyurken 3 bölüm
Kelebekler uyurken 2. bölüm
Kelebekler uyurken 1. bölüm
 Engellere rağmen...

Yaşadığımız Her olay , Sinan'ın  her kelimesi , ailemin özellikle, annemin  tepkileri beni dahada  tetikliyor ve bu aşka daha fazla sarılmama sebep oluyor.
 Annemle bu kadar zıt düşüncelere sahip olduğumuzu bilmiyordum. Her kelimesinde açık bir kapıda bırakmayı ihmal etmiyor
 ''kızım  kendi kafanıza göre kararlar almayın seviyorsan kararlıysan düşüncelerinde , gelirler isterler, veririz ''

 Sanırım bu  onlardan gizli nikah kıyma olasılığından dolayı, nede olsa yaşım tutuyor izinsiz evlenebilirim, yani kocaya kaçabilirim ben bunu istemiyorum. 
Yıllarca bana  emek harcayan insanlar var karşımda,  her şey hayalimdeki  gibi olsun istiyorum, çocukluğumdan bu güne kadar hep  söz ve nişan merasimlerine hayran olmuşumdur , annemi ne yapıp edip bu  aşka onay vermesini sağlamam lazım  Annem onaylarsa nasılsa babamı razı eder, biliyorum bundan emim.

 Anne ve babamı karşıma almayı hiç düşünmedim kim için olursa olsun gerekirse aşkımı bile feda ederim ama bu düşüncemi  aileme yansıtmaya hiç niyetim yok, zaten böyle bir şeyi Sinan da istemez. 
Başkalarının mutsuzluğunun üzerine mutluluk kurulmaz hep bir yanımız eksik kalır .
  Açıkçası henüz  evlilik  gibi bir şey düşünmüyoruz sadece  çevrenin tepkileri bizi itekliyor. Ciddi bir şeyler düşünün der gibi  olaya ciddiyet katıyorlar sadece seviyoruz çıkarsız belkide yarını düşünmeden yarınsız...

  Sinan'ın ailesiyle  tanıştım annesi babası ve bütün kardeşleri çok harika hepsinin kendine has özellikleri var,Onlar Müslüman ve hıristiyan  insanların bir arada ne kadar uyumlu yaşadığını gösteren yegane  nadide , örnek insanlar...
 Birbirlerine çok saygılılar, Öğle yemeğine davetliydim , öğlen  ezanı okunduğunda  Sinan'ın üç küçük kız kardeşi  hemen abdest alıp namaz kılmak için izin istediler, benide davet ettiler, ilk başta daha sonra kılarım ben dedim , ''olur mu hiç namaz ertelenirmi?''  dedi annesi utandım o an.
 Evlerinde iki odayı özel olarak tasarlamışlar  ibadet  için.
 On dört  çocuk ve ebeveynler  on altı farklı kişilik bir evde ve hiç yardımcıları yok. Kızlar  aynı ben, misafir olduğu için  iş yapmaya hamarat görünmeye çalıştıkları çok belli . Çocukların hiç biri Anne demiyor   , ismini söylüyorlar  aslında bu bana dahada bir hoş geldi çünkü   annesinin ismi  Anna...

çokta hoşuma gitti anne, anna... 
 Maddi durumları iyi olmasına rağmen bir çok burs kazanmışlar , kurslara gidiyorlar, kendimi resmen  özel bir okulda hissettim. İlginç bir şey var  bir sınır var,  hissediyorsun ancak sıcaklığı,samimiyetide hissediyorsun.  Eğitim işte her şeyin başı eğitim boşa dememişler  Anna her işi  kendi yapıyor , üniversite mezunu olduğu için çocuklarla dersler çalışıyor, kendi ikinci üniversiteyi dışarıdan okuyor, dolu dolu bir kadın  el işleri , ev işleri nasıl yetiştiğine hayret ettim . Resmen hayran oldum.

   Güler yüzlü olduğu o kadar belli ki . Eve geldiğimde anneme anlattım çok bilmişlik yapacağını bile bile...
 ''sen ele karışta görürsün güler yüzü o zaman, karşıdan gülecek tabii aynı sofrada kaşık tokuşturmaya başladınmı her şey değişir'' dedi hemen teşhisi koydu Proföser doçent; anne...





  

16 Aralık 2013 Pazartesi

Kelebekler uyurken #9#

Zor işmiş bu aşk...

Annem, ''Göksu gel buraya kızım insan gibi konuşalım'' 
Hayvansı hareketlerim var sanki en kızdığım kelime, hadi neyse sus Göksu...

 Yanına oturdum'' kızım neden saklıyorsun ilişkini olabilir her genç kızın bir sevgilisi olur bir kızı bin kişi ister bir kişi alır.''

 ''Anne Sinan kör, ve asla kabul etmeyeceğiniz bir şey daha  var o Ortodoks onu kiliseye gelirken tanıdım.''
  
Annemin iki yanağıda pancar gibi oldu tepki vermemek için kendini dizginlediğini farkedebiliyorum, yeşil gözleri çakmak çakmak parlayarak
 '' olabilir kızım , her insan kendi dinini yaşamakta özgür, her çıktığınla evleneceksin diye bir şeyde yok biz Müslümanız ve  Dinsiz biriyle evlenmek bizide dinsiz yapar''
 ''Anne o dinsiz değil bir dini var ve bizden daha çok değer veriyorlar dinlerine...''
'' Evet kızım evet öyle demek istemedim'' 
Annem oynuyor, resmen oynuyor bunu farketmemek için beş  yaşında olmak lazım.
Annemle konuşmamız biraz daha sürdü  annem  elini omuzuma atarak ''seçimin ne olursa olsun  benle paylaş güzel kızım ben hep yanında destekçinim.''

 Annemin destekçim olmayacağının farkındayım sadece  olayların gidişatını kontrol altında tutmak istiyor, ilerleyen günlerde  kardeşim  Ender  ve  babam  benimle daha çok  ilgilenmeye başladı.
  Büyük ihtimalle  bensiz bir aile toplantısı olmuş ve benim durumum konuşulmuştu.
  Hafta sonları genelde  ailece bir şeyler yapmaya başladık piknikler  akraba gezmeleri, camiler, medreseler, dini için canını feda etmiş insanların türbeleri,   avm,ler hatta ailece sinamaya bile gittik ki babam hayatında ilk defa sinamaya gitmiş annem ise ikinci ...

 Onlar böyle davranarak Sinan'la  daha az görüşeceğimizi düşünüyorlar . 
Biz ise gece yarılarına kadar yorgan altına girip  kulaklıklarımı takıyorum, sesli görüşüyoruz  hatta bazen  birlikte uyuya kalıyoruz , olan onun faturalara oluyor...
 Her şeyden herkesten konuşuyoruz  geçen gece konuşurken  laf eski sevgililere geldi, ben ona ''ilk aşkımsın'' deyince sustu onun ilk aşkı değildim o an anladım  biraz ısrar edince anlatmaya başladı...

 ''Lise döneminde kolejde tanışmıştık, oda Ortoks bir aileye mensuptu kolejin en güzel kızlarından biriydi  hep evleneceğimiz günü hayal ederdik, kır düğünü isterdi yıllarca devam etti. Aileler birbirini tanıyordu. her şey iyiydi kaza geçirdiğimde doktorlar ilk zamanlar gözlerimin hiç bir zaman görmeyeceğini söyledi. Bir süre ziyaret geldi sonra birden telefonlar sustu gelip gitmeler  bitti  arayıp sormuyor ben aradığımda açmıyordu aileler devreye girdi  ve bir gün beni aradı yeter ısrarla arayıp sorma annemlere ne yansıtıyorsun dedi, şok oldum.  kör bir adamla bir ömür geçiremem dedi  ve bitti işe bu kadar''

 İçim burkuldu buğulu gözlüm ben seni asla bırakmayacağım....




13 Aralık 2013 Cuma

Kelebekler uyurken # 8 #


Buğulu gözlüm...

Annem Gece olunca beni babama söyleyecek diye, korkudan erkenden kanepenin üzerinde uyuya kalmışım.  Aslında baştan uyuyor numarası yapıyordum, günün  yorgunluğundan uyuya kalmışım. sabah parmak uçlarımda yürüyerek hazırlanıp işe gittim.

 Hafta sonuna kadar babamla karşılaşmamak için erkenden uyudum, gündüzleri  evde olmuyorum,işe gidiyorum. 
Çok korkuyorum babamdan ,yine giderimki  banane işte...
 Sanki ben on dört yaşındayım koca kız oldum artık hıh...

 Annemin, babama söyleyip , söylemediğinden emin değilim ama  annem artık biriyle çıktığımı biliyor ona söylemiyorum ,çünkü çok bilmişlik yapıyor , her olaya pozitif bakmasını bekliyorum ama nerede, hemen öyle yapma, böyle yap, insanların eksiklerini gözüme sokuyor, sanki ben dört dörtlüğüm , benim adıma kararlar alıp uygulamaya çalışmasını sevmiyorum.

Geceleri erken uyuduğum için ancak  öğlenleri, konuşabiliyoruz Sinanımla ...
Bu pazar buluşmama kararı aldık , ''peki  kiliseye gelecekmisin?'' diye sordum ''tabii geleceğim'' dedi
  Bende pazar günü kızları çağırdım  amacımız bütün gün oturmaktı ve onlara canım aşkımı gösterecektim hepsi hoplaya hoplaya geldi  gizemli sevgilimi göreceklerya ...

Kızlar geldiğinde öğlen okunmuştu, teyzemin canı sıkılmış oda habersiz gelince ev tam bir curcuna oldu kimin ne anlattığı neye güldüğü hiç belli değil,   sanki az kalabalığız gibi birde iki komşu geldi,  kimin ne anlattığını anlayan varsa beri gelsin...

 Kızlara ''hadi gelin  çatıya çıkalım'' dedim sessizce  annem anladı tabi ''bana bakın cadılar o kömürlüğün üzerine hepiniz çıkarsınızda hepiniz tepe taklak inersiniz aşağı,  hadi  bakayım çıkın bahçeden görün göreceğinizi''
 Aaaaaaa ben ağzım bir karış açık kaldı körün istediği bir göz Allah verdi iki göz, biz   çatıdan bakacaktık Sinan'a  ...

 Hemen kilisenin yan tarafındaki banklara iliştik,  kısa bir süre  geçmişti ve o geliyor içimi dele dele 
Kızlara onu uzaktan   gösterdim hepsi ayrı bir yorum yaptı  hii harika, bu ne kızım böyle  ,filmlerden fırlamış çok yakışıklı ..
 Yaklaştıkça elinden tutan çocuğun tutma sebebini anladılar , Duygu hemen lafa atladı
 ''Göksu saçmala şaka de lütfen !''
 irkildim  ''anlamadım''
 ''nasıl anlamazsın kör ya bu  çocuk sen dalgamı geçiyorsun ,iyi hoş ama  bir ömür geçireceksin, farkındamısın sen?''
 Nilay  lafı değiştirmeye çalışırken ayaklanmış bize  geri dönüyoruz    yüzüm düşmüş bir şekilde hayal kırıkları ve şaşkınlığımı bir kenera atıp ''niye bir tek sen tepki gösteriyorsun bu kadar kız içinde anlamadım sanane ben yaşayacağım onunla''
Elleriyle saçlarının kahküllerini çekeliyor ''  neden sence Göksu hanım  seni belkide en çok ben seviyor, en uzun süredir ben tanıyor  olabilirmiyim, yapamazsın canım sen ya pa maz sınn o  kadar sen dış görünüşüne aldanmışsın yarın zorluklar başladığında ilk sen kaçarsın ne iş yapıyor, dilencilikmi?'' 
 Gözlerim doldu kapının önüne çöktüm ağlamaya başladım ''kapa çeneni  Duygu bize gelmiyorsun  defol''
  Geleceğim işte gerizeka sen benim laflarımı bile kaldıramıyorsun sen onu  henüz sevemezsin  dilencimi dediğimde onu savunamadın bile sana herkes her şeyi söyleyecek yeri gelecek  arkasında  yeri gelecek ,önünde  yeri gelecek yanında duracaksın, iyi düşün doğru karar ver'' dedi ve benden önce  bizim eve girdi    Cadı ya annemin yanında bir şey diyemem biliyor  gözlerimi sildim kızlar teselli verdi Hadi Göksu o seni çok seviyor ondan böyle tepki verdi boş ver bazen oda ne dediğini bilmiyor.  sinirimden onu parçalamak istiyorum sanki içine annem kaçmış bu kızın yada annemle iş birliği içinde belkide annemin habercisi...

  Kötü bir gün yaşadım gece Sinanl'a konuşmadım telefonda  başım ağrıyor diye mesaj attım ilkay okumuştur ona, umarım.
Gece yatağıma yatmadan önce günlüğümü açtım ve...

Hiç aşık oldun mu?  gerçekten sevdin mi? sonunu düşünmeden, gittiği yere kadar hatta gitmese bile tutundun mu sonuna kadar,  onun sevdiği her şey sana daha sevimli geliyor mu?  her şarkıyı ikiniz için yazıldığını düşündüğün oldu mu? hatta her şarkıda ,şiirde, filmlerde,kitaplarda hep ondan bir şeyler bulduğun oldu mu? işte benim oluyor hatta S harfini bile daha çok seviyorum benim için daha bir anlamlı sırf onun baş harfi olduğu için.  eğer bu aşksa ben sırılsıklam aşığım ve boydan boya onun aşkıyla boyanmaktan  gayet memnunum.

Seviyorum seni, buğulu gözlüm hemde çok seviyorum...


10 Aralık 2013 Salı

Kelebekler uyurken # 7 #

Aşk...
 Kalbimde Sinan aklımda Sinan, her şey o kadar güzel giderken gözleriyle ilgi  güzel bir haber bizi dahada mutlu etti. Ameliyat için gün verildi, ailesi,kardeşleri hepimiz heyecanla ameliyat günün gelmesini bekledik ve yüksek ihtimalle eskisi kadar sağlıklı görebilecek,İnşAllah....

 Ameliyat için iki hafta bekledik  hep ailemden gizli gizli gittim geldim ,gizli iş yapmak ne zormuş...
 Ameliyat istediğimiz,beklediğimiz gibi geçmedi , gözlerinde gerileme yok ancak bir ilerleme kaydedilmedi.

 Bu durum ikimizide çok üzdü , oysa her fırsatta  beni buğulu bir camın ardından izliyormuş gibi hissettiğini söylüyor,  beni berrak bir camdan izliyormuş gibi hissetmek istiyor. 

 Bu  hafta cumartesi günü iş yerinden hastayım, bahanesiyle izin aldım annemlere izin aldığımı söylemedim tabii .

 Cumartesi günü kararlaştırdığımız saatte buluştuk . yiyeceğimiz,ve kullanacağımız malzemeleri marketten  ve pastaneden temin ettikten sonra  bir taksi tutup  karar verdiğimiz  piknik alanına  vardık,kalbim güm güm atıyor heyecandan dilim damağım kuruyor hatta burnum akıyor!  


Hayatımın en unutulmaz bir günü olacağını  bilmeliydim.

Biz bu gün dünyayı bile unuttuk, ne yeşillikler ne  mavi gök yüzü nede görmeyen gözleri hiç bir şey ,hiç bir şey umurumuzda bile değil.
 Bana  küçük bir kolye almış  minik pırlantadan, iki kalbi olan bir melek, ''bu sensin kalplerden biri beni biri sen'' derken  onunda sesi titriyor heyecanını gizleyemiyor...
Biraz uğraştıktan sonra nihayet kolyemide taktık, şimdiye kadar bu kadar ince düşünülmüş bir hediye almamıştım üstelik çok pahalı olduğu belli.
Sinan bana ''yeşil gözlüm görmediğim, dokunamadığım ama  değerini bildiğim,hissettiğim bir hazinesin. ''
dizlerine yattım ,hatta körebe oynadık, en çok güldüğüm....

 O zaten pek iyi görmüyor, ''eşit olalım küçük hanım, gözlerini şalınla kapa'' dedi bende itiraz etmeden yaptım  dakikalarca oynadık, düştüm kalktım  o beni her defasında yakaladı ama ben onu bir türlü  tutamıyorum.Hisleri çok kuvvetli....

 Kahverengi gözleri,  atletik yapısı beyaz teni  ,hele o kokusu beni benden alıyor  saatlerce piknik yaptık neredeyse  güneş kaybolmak üzere, ne elimi tuttu nede   bu fırsattan yararlanmaya çalıştı. İki küçük çocuk gibi masum...
 O kadar çok şey paylaştık ve yaşadık ki sanki  yeni bir keşif yapmış gibiyim.haritayı keşfetmiş yada    yer çekimini yok yok buldum! nefes almayı keşfettim...
Gün sonunda annesine telefon etti ve  kararlaştırdıkları yerde buluştular, aslında ''gel seni annemle tanıştırayım'' dedi ama cesaret edemedim utandım.
 Eve geldiğimde beni  bir sürpriz bekliyordu annemle, Elçin abla çay içiyorlar...
 Hiç aklıma Elçin ablaya söylemek gelmedi ,işyerinden hastayım diye izin aldığımı duyunca,  merak etmiş nasıl oldum diye dolaşmaya gelmiş ,tabii böylece yalan atmayı bir defa daha yüzüme bulaştırmakla kalmayıp anneme nihayet yakalandım . Biliyorum başıma gelecekleri Elçin abla kapıdan çıkar çıkmaz kafamın etini yemeye başlayacak....
Yanılmadımda   
-Sen akşama göreceksin akşama  babana söyleyeceğim sen iyice şımardın Göksu hanım...

9 Aralık 2013 Pazartesi

Kelebekler uyurken #6 #


Kelebekler uyurken1.bölüm
 Ruhumdaki Aşk...
 Eve geldiğimde  annem  kıyafet dükkanlarının vitrinlerine yapıştığımı düşündüğünden pek bir şey sormadı diyecektim ki ''kiminleydin sen''
''  bizim kızlara anne''
 ''ne yaptınız''
''  gezdik...'' odama kaçtım hemen çok tatlı aklım fikrim Sinan gözleri iyileşirmi acaba, beni nasıl fark etti , bir hafta boyunca hep bunları düşündüm,geceleri erkenden odama kaçıyorum çünkü Sinanla telefonda konuşuyoruz, evdekiler bir haltlar karıştırdığımdan şüpheleniyorlar özellikle annem sigara içtiğimi falan sanıyor,asker edasıyla odama baskınlar yapıyor.
Gündüz odamı didik didik aradığından eminim  çünkü o kadar düzenli olduki odam birden, annem bildiğiniz mıntıka temizliği yapıyor her gün ,dolapların içi dışı aranıyor bütün kıyafetlerim tek tek tekrardan katlanıyor....

Geceden anlaştığımız gibi pazar günü öğleden sonra yine cafede buluşma kararı aldık, tabii bir sorunum vardı ben pek gezmeye çıkan biri değilim ,çıksamda annemle çıkıyorum  nereye gidiyorum diyeceğim? Saatlerce düşündüm,Elçin ablanın oğlunun doğum gününe davetliyim oraya gideceğim diyeceğim,annem bu yalanıma inandı yada inanmış gibi görünüyor...
Sinanla buluştuğumuzda , sanki bu dünyada değilim,çok tatlı,her olaya pozitif bir açıdan bakması çok hoş, yanında o kadar rahatım ki   gülme krizlerine giriyoruz...

İlkay ise maskotumuz gibi her an yanımızda, küçük gardiyan...
Biz her pazar buluşmaya başladık, hafta içi çalıştığım için en ufak boşluklarda telefonla konuşuyoruz,kardeşleri resim yollamasına yardımcı oluyor her an  beraber gibiyiz aslında, her şey  çok normal ve güzel gidiyor,  filmlerde bile her şey bu kadar düzgün gitmez,ama ne olur bozulmasın bu büyü...
  Sinan yirmi üç yaşında işletme okumuş Kıbrıs'ta ailesi  Ortodoks tabii o da öyle, kardeşlerinden bazıları Müslüman, Sinan'da bir çok kardeşi gibi  öz çocuk değil,ancak  yetiştirilme şekli mükemmel.

  Anne ve babası bütün çocukları o kadar bir birine bağlı yetiştirmiş, hayran olmamak mümkün değil, hiç çocukları olmamış aile bunu avantaja çevirmiş, bir çok çocuğu evlat edinmişler, hemde dinlerini sorgulamadan. 
Sinan onların evlerinde doğum yapan bir hizmetlinin oğluymuş, kadın doğumda ölünce,  babası ben bakamam deyince  aile almış, ilk edindikleri evlatları Sinan... 

O hayatını anlattıkça ben hayretler içinde dinliyorum ben böyle bir hayatım olsa herhalde psikolojik olarak bunalımdan çıkamazdım o aileden nefret ederdim,  babamdan nefret ederdim hatta yaşamaktan bile nefret ederdim, o ise  gülümsüyor anlatırken şans işte diyor bir çok kursa gitmiş bir çok el becerisi var ,gitar çalıyor,kanun bile çalıyor, cuma günleri gönüllü olarak ailesinin açtığı  aş evlerinde çalışıyor.
Kumaş fabrikaları var, arayıpta bulamayacağım kadar mükemmel biri, bir şeyler ters gidecek diye ödüm kopuyor, kız arkadaşlarım bana onu her sorduğunda lafı değiştiriyorum,  günler geçiyor ve ben her geçen gün ona biraz daha fazla bağlanıyorum.
 
 


5 Aralık 2013 Perşembe

Kelebekler uyurken # 5 #

İçimdeki yağmurlar...

Kalbim duracak gibi atıyor,nefesime yansıyor,gözlerim fal taşı gibi açılmış, Sinan'ı inceliyorum.

-''Okadar dikkatli bakmana gerek yok seni görebiliyorum'' derken gülümsüyor şaşkınlığımı ve panik atak davranışlarımı dizginlemeye çalışıyor.
Masaya gelmeden önce sipariş ettiğim kahvemi getiren garson ''burada mı içeceksiniz efendim'' iç sesim  devreye giriyor yok burada oturuyorum ama o masada içeceğim  Hey Allahım, git şeytan diyerek  ...
'' Evet burada içeceğim''
  ''beyfendi sizinde siparişiniz geliyor hemen'' diyerek ayrıldı 

-İlkay'' Ağabey arkadaki vitrinde güzel bir pasta var var ama adını bilmiyorum onu yiyebilirmiyim, ''
-'' tabii ki koş hadi göster hemen oradaki görevliye, vitrine parmak sürme canım tamammı?'' 

Ne kadar kibar bu Sinan içimi eritiyor.O sırada onunda siparişi geldi, bir an için hamle yaptım kahvesini önüne doğru koymak için, daha rahat alır diye düşünmüştüm ,elimi tuttu sakın bunu yapma kör değilim görebiliyorum tek farkla, yüzde kırk  görme duyusuna sahibim.
Kendimi geriye doğru çekip utançtan   kızarmış yanaklarımla, 
masaya dirseklerimi dayayıp ellerimi yanaklarıma dayamış vaziyette pür dikkat onu dinlemeye başladım, 
''kısa   süre önce geçirdiğim trafik kazasından kaldı bu hasar ,beyin damarlarından göze giden bazı damarlar tıkalı onlarda zamanla ve bir kaç operasyonla açılacak inşAllah.'' derken  çok umutlu...

''Amin Umarın eskisi kadar sağlıklı olursun, kardeşin ne kadar terbiyeli,  yaşına göre çok olgun, benimde bir  erkek kardeşim  var,  doğrusunu istersen  beni bu kadar çok dinlemez özellikle toplum içinde dahada yaramazdır '''derken gülümsedim.

Kahvesini yudumlarken bir yanda da anlatmaya başladı
''İlkay'ın ailesi yıllar önce  akraba düğününe giderken konvoy zincirleme kaza yapmış. Ailesinden bir çok kişi vefat etmiş ,anne ve babası dahil, uzak akrabaları  bir kaç ay bakıp bütün kardeşleri yurda vermiş , İlkay'ı annemler aldığında çok minikti, çok zeki bir çocuk, kendi ailesini biliyor,hafta sonları annemler  mezarlığa götürür, anne ve babasıyla konuşması  için yalnız bırakırlar...''

 O sırada İlkay elinde  pastası masaya geldi ben masaya dirseklerimi öyle bir dayamışım  neredeyse  masaya monte olmuşum dirseklerimin acısına oturma pozisyonumu değiştirdim.

''Kaç kardeşsiniz?'' dedim  ''on dört kardeşiz''  gülümsüyor ve tepkimi ölçmeye çalışıyor  ''ne kadar kalabalık bir ailesiniz öyle'' ''öyleyiz, birlikten güç doğar...''

 Konuşma tarzı çok akıcı dj olsa bir radyoda yayın yapsa herkes dinler onu ... Saate baktığımda onunla konuşmaya başlayalı bir saati geçtiğini fark ettim, annem beni parçalar heberi yok,  birden aklıma çantamda ve sessizde olan telefonum geldi telefonuma baktığımda yirmi beş cevapsız! ben açmayınca ısrarla aramış eyvah!  eve gidince yarım saat annemi dinle şimdi.

''Sohbet için teşekkür ederim gitmem lazım'' cüzdanımdan para çıkarırken  
Sinan ''yoo lütfen ben öderim''  masadan kalkarken   ''bir daha görüşecekmiyiz, numaranızı verirmisiniz?'' dediğinde o kadar kibar ki   kendine güveni yüksek. ''siz söyleyin ben sizi kaydedeyim ''dedim ,numarasını verdi ,kaydettim.

''Peki isminizi söylemeyecekmisiniz?''   çok ilginç ve karmaşık bir gün yaşadığım için aklıma bile gelmedi ismimi söylemek.

Gülümsedim ''Göksu... '' cafeden çıktım , Hızlı adımlarla eve ilerlemeye çalışırken  şun an aklımdaki tek şey eve gittiğimde annem beni  doğrayacak!

4 Aralık 2013 Çarşamba

Kelebekler uyurken # 4 #


Kelebekler uyurken 3.bölüm
Kelebekler uyurken 2.bölüm
Kelebekler uyurken 1.bölüm
  Yorgi olabilir mi adı ,birden gülümsedim, oldu  canım, eski Türk filmlerinde  yunanlıların çoğunun adı yorgi ya , joe olabilir birde neden Yunan olsun ki belki Amerikalı  hemen interneti açıp  ''yabancı isimler'' yazdım, bir kaç ülke çıktı, acaba nereliydi ki ülke isimlerinden  girip baktım  sanki bulacağım....
  Kendi  kendime saf saf, kıkır kıkır gülerken Ender odama geldi  elini gögsüne bastırarak 
''yağcık annem seni babama söyledi oh ohh canıma değsin''

'' bir yastıklık canın var zaten  uyuz git odamdan'' deyip yastığı fırlattım  kıpırdamadı şımarmaya devam ederken ona doğru kalktığımı farkedince, hemen anne diye bağırarak annemin yanına kaçtı.
Hafta içi durmadan onu düşünüyor hafta sonları planlar yapıp hep onunla karşılaşıyorum. 
 İş yerinde, Elçin ablanın kafası şişti artık, gizemli sevgilimden bunaldı, Kızlarla buluştuğumuza benden  önce soruyorlar, onlarda meraktan ölüyor, hatta bir hafta sonu tüm kızlar gelecekti bize ama istemedim, sonra beğenirler onu benden önce  harekete geçerler, falan hii! Allah korusun o benim! ya o ; onlardan birini beğenir sonra  ayy! aklıma bile getirmek istemiyorum böyle bir ihtimali.

Bu hafta  o kiliseden çıktıktan sonra nereye gittiğini takip etme kararı aldım . 
Önce karşılaştık  gülümsedik ve elinden hiç bırakmadığı oğlan çocuğuyla bir   cafeye girdiler , o oğlanı yanından hiç ayırmıyor içime kurt düşmeye başladı çokta genç o yaşta oğlu olamaz neden bu kadar samimiler.

 Arkalarından bende cafeye girip  tesadüfmüş gibi biraz ilerideki masaya oturdum. oğlana bir şeyler anlatıyor gülüyorlar .

Biraz oturdukan sonra küçük oğlan masadan kalkıp yanıma geldi  seçtiği kelimelerin  başkası tarafından öğretildiği  çok belli olan bir konuşma biçimiyle '' abla,ben İlkay,merhaba Sinan ağabeyim seni masaya davet ediyor''

  Ayy kalbim! haftalardır merak ettiğim erkeğin adını öğreniyorum nihayet ''Sinan'' ne kadar güzel bir ismi var böyle,üstelik oğlan onun kardeşiymiş.  Hızla kalkıp,tam  yan masaya gitmek için hazırlanırken kendi kendime bir dakika ya ben niye onun ayağına gidiyorum ki diye düşündüm, yalnız bakarmısınız,  hafatalardır peşinden koşuyorum çocuğun, masaya davet edince havalara giriyorum,    neden o gelmiyor, yerime oturdum oğlana dönerek  kibar ve titreyen bir sesle

''siz gelin lütfen'' dedim ,oğlan ağabeyinin yanına giderek bir şeyler söyledi   ve oğlan elinden tutup Sinan'ı masaya oturduğunda sanırım bayılacağım,  inamıyorum, inanamıyorum! Sinan Kör!





3 Aralık 2013 Salı

Kelebekler uyurken # 3 #

Kelebekler uyurken 3.bölüm
Kelebekler uyurken 2.bölüm
Kelebekler uyurken 1.bölüm
Krep gibiyim...

Her gün onu düşünerek ,durmadan kızlara anlatarak  geçirdim günlerimi öyle özel bir kankam yada kız arkadaşım yok benim için hepsi özel ,Nilay,Ebru,Duygu, Bahar,Esma hepsi aynı benim için Duygu biraz daha sık gelir bize evlerimiz yakın olduğu için ,lise yıllarında tanışıp koparmadığımız sıcacık bir arkadaşlık...

Ender hafta içi teyzemlerden geldi, özlemişiz keratayı...

Cumartesi gecesi oldu, ama  sanki sabah olmayacak bir türlü uyku  tutmuyor, uyuyamıyorum durmadan onu düşünüyorum, bu güne kadar bir çok oğlanla çıktım ama bu farklı gerçi bununla  henüz çıkmadım ki .

Ya sevgilisi varsa ya bu gün kiliseye sevgilisiyle gelirse,nişanlı bile olabilir ,yada evli yooo olamaz evli ve nişanlı olmak için çok genç olmamalı işte...

Düşünürken uyumuşum sabah kalkıp şalımı başıma aldığım gibi çatıya çıktım of geç kaldım diye çok korkmuştum ,henüz gelmeye başladılar.
 Annemin bütün ısrarlarına rağmen kahvaltıya inmedim hatta bir ara babam bile seslendi   hayır olmaz işte olmaz.

 Öğlen namazı için odama geçmem lazım karnımda o kadar acıktı ki Ender'e yalvardım biraz  çatıda beklermisin? birini bekliyorum gelince bana seslen .
Tüm ısrarlarıma rağmen beklemedi, hatta para bile veririm dedim
-'' aptal ben nereden bileyim kimi bekliyorsun'' 

-''çok yakışıklı biri''
-''  off abla bir bak aşağıya ne kadar kalabalık üstelik bir sürü yakışıklı erkek var''
 Aslında haklıydı,ümitsizce  odama geçip üzerimi değiştim namazımı kıldım,  kahvaltımı  daha doğrusu öğle yemeğimi yedim.

Annem marketten bir şeyler almamı istedi, battı balık yan gider günlerce bekledim ama göremedim içim bir tuhaf oldu...
  Pardesümü  giyip, markete çıktım tam karşı kaldırıma geçiyordum ki yolun ortasında öylece  kala kaldım işte o ileride kaldırımda ilerliyordu  hemen tanıdım kalbim o kadar hızlı çarpıyor ki neredeyse  bayılacağım, dizimin bağlarını bağlasın birileri hemen ,yoksa düşecegim...
 Yolun ortasında biraz daha dikilirsem birazdan bir araba üzerimden geçecek ve onunla tanışamadan mefta olacağım.
 Karşıya geçtim ve mağazaların vitrininlerinde kendime baktım oramı buramı çekeledim  ilk defa  karşı karşıya gelecektik nede olsa...
 Tabii küçük bir sorun vardı ben arkalarındaydım ve  karşılaşmam için  karşıdan gelmem gerekti yanında yine o oğlan vardı elini tutuyordu oğlanın,kardeşimi acaba?

Arkamı dönüp ani bir kararla karşıya geçtim ve ilerleyebildiğim kadar hızlı ilerledim hatta biraz koşturdum  etraf kalabalıktı  ve   hemen karşıya geçtim tamam oldu artık karşısındaydım. karşılaşabilirdik.
 Biraz yavaş adımlarla ilerledim ona yaklaştığımda bana doğru baktı , güneş gözlükleri vardı göz bebeklerini görmek istiyordum...
 Yanından geçerken bana gülümsedi evet evet bana güldü, saatime baktım tam 14.20 ve her pazar  ben onun kiliseye gelmesini bekleyecektim ... 
Eve gittim annem,  aldıklarımı sordu hay aksi tabii oğlanı gördüm ya hepsini unuttum  eve hiç bir şey almadan döndüm ben onu görmek için çıktığımı sanıyordum kendi kendime güldüm, ayy aşkım yaa değer senin  yüzünden annemden yediğim azarlara, ama çok yakışıklı... 

Onu bu kadar yakından gördüm ya yeterdi bana annem istediği kadar bağırıp söylenebilir, ben çoktan yatağıma uzanmış onunla ilgili hayallere dalmıştım bile....
 Kendimi krep gibi hissediyorum içim göz oluyor ,onu  düşünmeden yapamıyorum.
   Boyu benden uzun sanırım 1.70 yada biraz daha fazla  atletik bir yapısı var buda onun sporcu  olabileceğini düşündürdü bana belkide bir koşucudur,yada futbolcu , elleri çok narin ,giydiği takım elbise çok kaliteli buda ailesinin maddi durumunun iyi olduğunu gösteriyor , yürüyerek geldiklerine göre evleri yakın olmalı yada arabalarını yakın bir yere park etmiş olabilirler  acaba ismi ne kiliseye geldiğine göre ,Türk değil of neden ama Türk'lerde kiliseye gider değilmi?



1 Aralık 2013 Pazar

Kelebekler uyurken # 2 #


Kelebekler uyurken 3.bölüm
Kelebekler uyurken 2.bölüm
Kelebekler uyurken 1.bölüm
Mutluyum ben mutluyum...

-Annem''Göksu dedim sana kime sesleniyorum ben,  kızım hadi artık teyzene gidiyoruz diyorum, çatı tepesinden inmezsin şimdide hazırlanamazsın iki saatte... ''

Hem söyleniyor hemde mutfakta çamaşır makinasına bir şeyler atıyor üzerinde  pardesü , ''Ender efendi bir kaç gün daha kalacakmış teyzende Arda'dan kopamadı nufuskağıdınıda götüreceğim en sonunda, ev nedir bilmez bu çocuk , kardeşin ayrı dert sen ayrı dert.. ''

  Söylene söylene odama geldiğinde halen  giyinmeye uğraştığımı farkedince 
''kardeşine kıyafet  bakayım birde seni onun için bekleyemem'' dedi ve açık olan kapımı hızla çekti ne alakaysa, sinirlendi ya illa trip yapacak,  Şirin hanım, adı Şirin de annem  her şeye  olduğundan fazla tepki verir , her şeye çok fazla tepki göstermekten kırışmış anlı, iri gözleri  çıkık elma kemikleri  ve kıp kırmızı yanakları vardır sinirlendiğinde dahada kızarır domates gibi olur,gözlerim ona benzemiş yeşil gözlü  boyu, benim aksime uzundur ben babama benzemişim sanırım  ,yetişme dönemimde hep sorgulardım anne neden babam senden kısa  hatta arkadaşlarım dalga geçerdi, oturup ağlardım,şimdi ise ne kadar saçma şeylere üzülüyormuşum diyorum  dış görünüşün ne önemi var ki babam dünyalar tatlısıdır...
Babam ise kahverengi gözlü...

 baba işte tatlı yakışıklı herşeye tamam diyen  hallederiz diyen  biri aslında annem her zaman daha sinirlidir ama nedense babamdan daha çok korkarız.
 Annemide severim ama babam bir başkadır nedense...

 Kardeşim  Ender, sarı kafa  ten rengi anneme benzemiş, beyaz tenli bense esmer babama gözlerimiz tam tersi ben anne o babaya, ortaya karışık... henüz dokuz yaşında ,aramızda biraz fazla yaş olunca  her an  tartışmada kaçınılmaz oluyor yinede onu çok seviyorum. Nihayet öğlen okunmuştu teyzemlere vardığımızda,  habersiz komşularıda gelmiş.

 Zamanın nasıl geçtiğini anlamadık, kalabalıkta.
 Babam bizi arabayla almaya geldiğinde hava çoktan kararmıştı ,teyzem  bizi salmadı ''illa yemeğe kalın iki  bacanak oturun biraz dedikodumuzu yapın Hüsnü enişte'' dedi babam zaten her zaman ılımlıdır ,biz eve gittiğimizde gece yarısı olmuştu neredeyse ve  yeni bir haftaya başlıyorduk sabah iş var üstelik  kıyafetlerimi ütülemedim.
  Yatağın üzerine uzanıp böyle düşünürken, üşüdüm yorganın altına girdim, telefonun  alarmının sesine uyandım of yaa uyuya kalmışım üzerime bulduğum  kıyafeti geçirip işe gittim iş yerim  bir fabrikanın personel bölümü  odada beş personeliz ,  ben ve Elçin abla dışındakiler erkek  durmadan maç anlatıyorlar sohbetlerinde,  onlara göre  bizde  makyaj,çanta ,ayakkabı...

 İşçi  formları, evraklar sigortaları,devamsızlıkları  gibi şeylerle ilgileniyoruz  pek yorucu değil günün nasıl geçtiğini anlamıyorum, rapor aldıklarında   sigortaya bildirmezsen şirket ceza alıyor tabi sende , bir defa başıma geldi  tabii küçükte bir azar işittim ne çok ağlamıştım.  Günlerim böyle geçiyor.

 Elçin ablaya  dün gördüğüm oğlanı anlattım, hala aklımdan çıkmıyor  bu pazar gününü iple çekiyorum. 



29 Kasım 2013 Cuma

Kelebekler uyurken # 1 #





Çatıdaki kiremitler...
 Çocukluğum çan  ve ezan seslerinin karıştığı bir mahallede geçti, halende öyle ...
Her pazar gibi bu pazarda  erken saatlerde   uyanmak zorunda kaldım , evimizin arka tarafındaki kilise sayesinde, bu bende hep büyük bir merak uyandırmıştır, ne zaman insanlar toplanmaya başlasa hemen  evimizin,  o tarafa bakan kömürlüğünün kiremitliklerine  boylu boyunca  uzanır geleni gideni izlerim.

Kimsenin beni görmemesine dikkat ederim, çatıdaki kiremitlerlerden biri gibi hissediyorum kendimi bazen. Bazende, güvercin...
 Hatta bazen olayı abartıp  yanıma    sepet bile hazırlarım içinde sandviç, kraker hatta çekirdek bile olur .
 çok hoşuma gider   düşünce tarzları,   çok güzel kıyafetler giyiyorlar, bayram gibi.
 İşte yine öyle sıradan bir pazardı benim için, ta ki onu görene kadar,  yıllardır bu  kiremitlikte kediler gibi   her pazar  kiliseye gelen insanları izlerim , ilk defa beni birisi fark etti ve bana öyle bir gülümseyişi vardı ki o kadar uzaktan beni nasıl fark etmişti...

 Artık her pazar benim için farklı bir anlam taşıyordu o'nu göreceğim...
Her hafta sonu  bana o kadar güzel gülümsüyor ki  
 her zaman  yanında küçük bir oğlanla geliyor acaba  neyi oluyor bu  çocuk onun?  Onları tanıyan birileri olmalı mutlaka mahalleye yeni taşınmış olmalılar yoksa mutlaka  tanırdım.
 Annemin sesiyle irkildim
 ''Düş bir gün o çatıdan birde ben döveceğim seni, kızım  sen hiç akıllanmayacaksın in hadi   teyzenlere gideceğiz şimdi zırıldarsın iki saatte  şalını bağlayamıyorsun!''

dır dır dırr hiç  susmaz özel bir dizaynı var hiç susmaz, gizli iş yapamazsın her şeyi duyar , her şeyi en iyi o bilir.  klasik bir anne ne var bunda der hep Duygu ah bu arada ben Göksu yirmi bir yaşındayım iki yıllık yatay geçişle çocuk gelişimi okudum , iki yıllık okuyunca, alanımda iş bulamadım, şimdilik küçük bir  fabrikada  personelde çalışıyorum, herkes yeşil gözlerimin esmer tenime çok yakıştığını söylese de ben  1.60 lık boyumun  kısalığından yakınırım, yuvarlak yüzümü kimileri ay parçasına benzetse de ben daha çok yarımadaya benzetiyorum yada mayası fazla gelmiş poğaça...

 Annem bana hep sıska, çırpı bacak dese de ben her zaman  rejim yaparım. Zayıf olmamın en büyük avantajını da  kiremitlikte yaşarım, yoksa babam benim oraya çıkmama asla izin vermez , ah babam dünyalar tatlısı annem den ne zaman para istesem hep yoktur ama babişkomda hep vardır  yerim onu ben...

İlk okuldan sonra   yaz tatilinde gittiğim Kuran kursundan etkilenip  başımı örtme kararı aldım ailem ilk başta çok küçüksün dediyse de  beni ikna edemediler , önceleri sadece okul dışında kapatıyordum başımı  , baş örtüm hep çantamdaydı okul bitince özgürlüğüme kavuştum  kendimi böyle tam hissediyorum.
 Off off bak şimdi aklıma yine o geldi bu pazar kiliseye mi gitsem acaba  Anneme ne diyeceğim nasıl izin alacağım  salmaz ki beni saçlarımı yolup elime verir ... 



22 Kasım 2013 Cuma

Bir soru sorabilir miyim?



Sizce Aşk  ne renktir?

Soruya ilk cevap benden olsun 
bence, siyahtır Çünkü; gizler her şeyi içinde.
 Üzüntüyü,nefreti,kızgınlığı,yokluğu, varlığı,dostluğu,çevreyi hatta kendinizi gizlersiniz.
Açılım yaparsak
Üzüntü= çok üzüldüğün anda bile sırf o üzülmesin diye ona yansıtmaz sın...

Nefret= hiç sevmediğin yemekleri bile onun hatırına tadarsın,hatta hiç sevmediğin hoşlanmadığın ,başkaları yaptığında ıyy ben yapmam dediğin  tuhaflıkları yaparsın...

Kızgınlık=o hiç olmaz ki ne desen sana mantıklı gelir,bir gülüşü nelerden vazgeçirir..

Yokluk= tek yokluk odur hayatında o olmazsa nefesinin ritmi bile değişir,para pul anne baba kimse umrunda değildir ki
 o başkadır işte bambaşka...


Varlık= o varsa her şey tamam,var oluş sebebi ,gözleri,gülüşü,elleri hatta mimikleri bile bambaşkadır,onun gibi kimse olamaz.o olamazsa yaşam olmaz...
 Dostluk= onun hakkında kötü konuşan yada temkinli  yaklaşan senin dostun olamaz,onun hakkında en ufak kötü söz  söylüyorsa zaten senin dostun olamaz...
 Çevre= Bütün insanlar,olaylar o kadarda önemli değil,  ucunda sevdiceğinle alakalı bir konu yoksa boş ver gitsin.
 Kendin= kendim mi ben diye bir şey yok içimi yarsalar sevdiceğim çıkacak içimden  illede o, yinede o, ve o yanımdayken bile özlediğim ,uzağımda iken burnumda buram buram tüttüğün ,sensizken anılarınla avunduğum  illede sen illede sen...
Meğer sevmek yarım kalmakmış,
 sevmeyen ,sevmeyi bilmeyen tam,
seven yarımdır, çünkü diğer yarısı sevdiğindedir.
Her şeyi örter,kapatır.
 İşte siyahtır aşk...

 Ne zaman beyaza döner, başlar  bütün renkleri kusmaya üzerine, şöyle ki  
 ona nefret başlar birden eskisi kadar güzel görünmemeye başlar.
  Ne yapsa itici gelir,önemsiz gelir, birden acil işleri çıkmaya başlar.

Onu uyaran eşe,dosta kulak vermeye başlar eh birazda hak vermeye başlar.
Hep ben mi üzüleceğim birazda o üzülsün demeye başlar. 
Hayat sevgisiz yürür ama parasız yürümüyor ne hediye alıyor,ne özel günleri hatırlıyor.
 Hep benden bekliyor bir defada aklına gelip o bir şeyleri başlatmıyor, bencil umursamaz demeye başlar... 
birden bende insanım hep başkaları için mi yaşayacağım  bıktım artık  birazda kendim için yaşayacağım demeye başlar işte bu aşkın beyaz hali...
bitti...:)
Sıra sizde...


14 Kasım 2013 Perşembe

Şey...



Ne zengin bir  kelimedir ''şey'' bir çok olayı, isteği hatta duyguları bile onunla anlatırız. o kadar zengin bir kelime olmasına rağmen  o kelimeyi, kullananın dışında kimse o şeyin ne olduğunu tam olarak bilmez.
Hele birde  ''şey'' kelimesinin yanına ''orada'' kelimesi gelirse tamamdır tam bir cümle olurlar, bütünleşirler. Artık bul bulabilirsen oradaki şeyi!...

-kızım oradaki şeyi getirirmisin?
-Anne nerede ve o ne?
-Orada kızım, orada dediği şey;  diğer odada kapının arkasındaki süpürgedir, annne yorgundur ve yardım bekliyordur ve kızın  akıl etmesini bekliyordur bu bir tür  çaresizlik, yorgunluktan kaynaklı gerginlik şeysidir

Birde olaylardan kurtulma şeysi vardır ki o başlı başına  bir komedidir.
-Kızım neredeydin?
 - Okul için şey lazımdı onu almaya gittim
-kiminle gittin?
-şeyle yaaa, a anne oradan  tabağı uzatsana,klasik laf değiştirme ortamın birazdan gerilecek olan havasını yumuşatma şeysi...

-Aşkım  ,akşam eve gelirken bir şeyler alırmısın?
-ne alayım hayatım?
- yemek yapmadımda  al bir şeyler
  aslında kendide bilmez  o anı kurtarma şeysidir...

 Bu şeyi  hep karşı tarafın çözmesini beklenir ,hıı birde anlamazsanız o zaman vay halinize birde saf  hatta cahil muamelesi bile görebilirsiniz.

 Bazende yanlış anlama,ve anlaşılmalara sebep olur...
, hoşlandığınız bir kıza 
-Çok şeysin!
- neyim söyle bakalım
- ya güzelsin demek istemiştim
- tabii tabii! Yanlış anlaşılma şeysi...

- Aşkımm dizi başlayana kadar
- eee
- Birikte Şey yapalımmı aşkım?
-hayırr şimdi olmazzz
-aşkım çok canım istedi hadi yaa
- Hayırrr
- of aşkım bir mısır patlatacağız  amma kapris yapıyorsun ...:) 
buda  dumur olma şeysi:))

 Yani  doğru iletişim için ne yapıyoruz  çocuklarımıza ,anneye babaya fazla şeyli muhabbet yapmıyoruz, olayları ve eylemleri anlatırken ,bir şeyler rica ederken   uygun  kelimeleri söylemeliyiz.
 Özellikle  küçük çocuklara eğitim verirken  bu konuda çok hassas davranmalıyız.
haydi bakalım şimdi  bu yazıyı okuyan herkesin düşüncelerini merak ediyorum hepiniz ,hemen şey yapın:)) 
yorum yorumm ... 


10 Kasım 2013 Pazar

Ben küçükken...



Küçük bir çocukken öğrendim,ne kadar hırslı,azimli ve aynı 
zamanda ne kadar sabırlı olduğunu,ilkokul dönemimde her 10 Kasım sabahı bahçeden özenle topladığım kasım patlarını okula götürürdüm, annem  çiçekleri toplamama yardım ederdi ,''inatçı bu patlar kopmak bilmiyor,bu gün bir başka açmışlar sanki,dişlerini fırçaladınmı,çorap var mı ayağında senin!'' diye söylene söylene  bıçakla keserdi. Annemde haklı Ata'nın karşısına öyle  berduş gibi gidilmez çeki düzen vermek gerek.
Çiçekleri olan bütün arkadaşlarım getirir Büstü çiçekle süslerdik ,Büste bambaşka bir hayranlığım vardı Atatürk'ü görememiştim hiç ancak illa büst'ünü öpmek istiyordum. Erkenden gittim tören yerine benim gibi bir kaç çocuk daha vardı büst'ün hemen yanında çeşme ve yalağı vardı.Yalağın üstüne basıp uzanmaya çalıştım amaç Atatürk büst'ünü öpmek  arkamdan bir arkadaşım gelip  güya yardım edecek beni çekeleyince bende cumburlop suya...
Yıllar sonra Zübeyde hanım annemizin büstünü gördüm sağa baktım sola baktım kimse yok şıp diye öptüm burnundan ve yanaklarından böyle bir evlat büyüttüğü için...

8 Kasım 2013 Cuma

İçimdeki düşman







Bir delinin güncesi;

 Bitirmek istediğimiz anda bitiremeyiz, hoşlanmasakta bazen  sineye çekmek zorunda kalırız.
 Bana her dokunduğunda ellerindeki barut kokusunu  içimde hissediyorum, dudaklarıma,yüzüme dokunduğunda barut izini yüzüme bulaştırdığını hissediyorum.
 omuzlarıma attığın ,sarıldığın kollarının kuvveti bana  üzerimde tonlarca toprak varmış hissi veriyor,aldığın her hediyen bana kırıntı gibi geliyor .  Bitmiş bir aşkın,sevginin kırıntılarını  masanın üzerinden örtüyle birlikte toplayıp balkondan aşağı silkelemek istiyorum!
 Ben kimse için fedakarlık yapmamayı,yaptığımın fedakarlık değil  daha çok zarar olduğunu  içinden çıkılmayan olaylara sebebiyet verdiğini bir türlü  öğrenemeyeceğim.
Çabaladıkça dibe batıyorum,konuşsam geveze, sussam kaprisli oluyorum, bunalınca sorunlu oluyorum.
 Hayatımı benim adıma yaşama,bırak hatalarımla ben baş etmeyi deneyeyim.
Olmuyor hiç bir şey yokmuş gibi ben hayatıma devam ediyor ,gözlerine baka baka sahte gülüşümü yüzüme takıp içime kanlı gözyaşlarımı akıtıp hayatıma devam ediyorum.
Hayatımı zindana çeviren,sen gardiyanmısın?
Her gün yeniden hayata bir şans vermeme sebep olan sen Doktormusun?

 Sen her gün her saniye içimde beni öldüren, sen katilimsin.
Hadi  bu gün kendin için bir şey yap ve eksikleri sen doldur ,yada fazlalıkları  eksilt,  neler hissediyorsun hadi  kısa ve keskin cümlelerle anlat...







5 Kasım 2013 Salı

Maviye iz süren ''Hayallerinle gel'' demiş. Geldim:)




Ben o sabaha kadar kimsenin görmediği  güzellikteki tüylere sahip bir kuşa ait  tüylerden biriydim,   hepimiz pırıl pırıl rengarenktik,  sahibim gökyüzünde salınırken hepimiz heyecanlanırdık...
 Biz bir bütündük.

 O gün sahibimin hızlı manevrasıyla onun narin bedeninden  ayrılıp boşluğa düşmeye başladım, çok korkuyordum!
 Yeryüzü nasıl bir şey  az çok biliyordum,  ama...
Ben  daha önce hiç yalnız kalmamıştım, ''ne olacaktı şimdi bana!'' diye düşünürken birden kendimi bir ağacın dalları arasında buluyorum,  Ah! korkuyorum!
İki küçük maymun, beni fark etti ve bana ulaşmak için yarış yapmaya başladı,  ikiside aynı anda  bana ulaştı.
 Ben şimdi ne olacak bana ne yapacaklar diye  panik yaparken birden beni paylaşamayıp kavga etmeye başladılar.
 Kavganın hiddeti birazda rüzgar beni olduğum yerden alıp savurdu ...
 Kendimi birden serin sularda buldum, soğuktu, daha öncede ıslanmıştım,  helede kışın. Sık sık yağmur üzerimden geçerdi. sahibim, benim sayemde yağmurdan korunur biraz olsun ısınırdı...

 Ve   birden karaya ayak bastım  , pardon  tüy bastım bu  deyim benim için pek olmadı sanırım her neyse...
  Suyun üzerinde yüzerken beni iri pençeli bir yaratık  yakaladı, onlar kendi aralarında birbirlerine isimler takmışlar,  kendilerine insan diyorlar, pençeleri diğer yaratıklardan daha narin ve daha usta beni narince kuruttu, üzerime bir şeyler döktü,  ''ay gıdıklanıyorum hihi hihi'' dediysem de vazgeçmedi o üzerime bir şeyler yapıştırmaya devam etti. sonrada beni kurumak için bir tahtanın üzerine bıraktı ,ve yıldızları kapadı ne tuhaf dilleri var biz yıldız diyoruz onlar ışık.
 sabah olduğunda  yanıma gelip beni gıdıklamaya devam etti ve en sonunda  adına kutu dediği bir şeyin içine yerleştirdi onu duyduğumu biliyormu acaba?
  Benimle sık sık konuşuyorda...
 Onunla küçük bir  yere girdik adı dükkanmış ve beni dışarıyı görebileceğim  ama uçup ıslanmayacağım bir yere yerleştirdi, Ne kadar iyi biri...
 Yoldan geçen insanları görebiliyordum, onlarda beni . Birden tam karşımda, küçük bir  insan ve daha büyüğü durdu, küçük olan büyüğüne, anne büyüğüde ona kızım diyordu, heyecanla bana bayıldığını söyledi  annesiyle dükkana girdiler.
     Sahibimden beni istediler.   Annesi kızım saçlarına takalım da aynaya bak  tokan  nasıl duruyor diye  söyledi o an  o aynaya bende ilk defa kendime bakıyordum.
   Çok güzel bir toka olmuştum  bir kaç  gün önce  bir kuşun  vücudunda özgürce uçan bir tüydüm şimdi ise bir çocuğun saçlarındaki tokayım...
 Küçük kız beni iyi koru güzel kullan olur mu*...
 Kim demişki keşke tüy kadar hafif olsam ,hiç derdim tasam olmasa efendim tüylerinde  kendine göre sorunları var...
 sevgilerimle
 Maviye iz süren  Mavi'me teşekkür ediyorum   Herkese sevgiler.



3 Kasım 2013 Pazar

Türk hoşgörüsü




Türk edebiyatı Vakfı'nın yayınladığı, Cemal Aydın tarafından kaleme alınan 'Taşa kazınan ihanet' kitabından ilgi çekici bir bölüm:
Prof.Dr.İsmet Giritli bir kongre için İtalya'ya gidiyor.Orada kendisine bir Yunan ve bir Ermeni Profesör musallat oluyor.
 Her öğle yemeğinde;''siz bizi 400-800 yıl sömürdünüz.Bizi ezdiniz!..'' diye Prof Giritli'yi taciz ediyorlar.
Sonunda Giritli dayanamıyor ve kongre düzenleyicisi italyan profesöre durumu anlatıyor.
İtalyan profesör '' bu gün öğle yemeğini birlikte yiyelim.'' diyor.
Yemekte Yunan ve Ermeni profesörler  İsmet Giritli'ye yine taarruza başlıyorlar. İtalyan profesör Yunanlıya soruyor: -Siz kaç yıl Türk hakimiyetinde kaldınız?
-400 yıl
- Hangi dili konuşuyorsunuz?
- Yunanca
- Dininiz nedir?
- Ortodoks Hristiyan
Sonra Ermeni profesöre dönüyor: 
-Siz kaç yıl Türk hakimiyetinde kaldınız?
-800 yıl
-Hangi dili konuşuyorsunuz?
-Ermenice
-Dininiz nedir?
-Gregoryen Hristiyan.
 Beni iyi dinleyin! Eğer siz 200 yıl İtalyan hakimiyetinde kalsaydınız, şimdi ikinizde İtalyanca konuşuyordunuz ve ikinizde Katolik'tiniz. O yüzden , kültürünüzü muhafaza ettikleri için siz Türklere teşekkür etmelisiniz,teşekkür...