30 Ekim 2016 Pazar

Bir mimdir iki mimdir üç mimdir


Sağolsun blog dostlarım üç koldan aynı zamanda mimleyince bende hepsini bir araya topladım bu bende alışkanlık oldu ;)
Kurabiyecimiss Zehra'mın beni sevgiyle mühürlemesinden dolayı (mim)
Kurabiyecimiss


1.Hayal kurmaktan hoşlandığınız yer ya da zaman dilimi var mı?
Çok konuşkan biri değilim ya dua ederim ya hayal kurarım hayatım ikisiyle dolu
Gece yatarken kurarım genelde, rüyama girmesi için :)

2. En çok nelerin hayalini kurarsın?
Her şey, öyle konu ayırımı yok bende ,hayal işte adı üstünde çok klasik oluyor biliyorum ancak hayal bu  sınırı yok...

3. Şimdiye Kadar Çok Hayalinizi gerçekleştirdiniz mi?
Çoğu zaman olur hayallerim, ancak hemen değil bazıları on yıl sonra olur:)

4.Henüz gerçekleşmemiş ama ille de gerçekleşecek dediğiniz bir hayaliniz var mı?
Sakıncası yoksa anlat çabuk nedir?
Evet bir hayalim var  ileride  kendime ait bir evimin olması , böyle şıkır şıkır suları akan bir banyomun olması ,sıcacık  minik bir ev 1+1 dende geçtim  1 olsun oda yeter:)) 
Bir gün gerçekleşeceğine çok inanıyorum ama ne zaman bilemem:)


****************************************
İkinci mim sevgili
Esma Tezgi tarafından geldi




1.Mucizelere inanır mısınız? Neden?

Evet mucizelere inanırım ,  Allah çok yücedir kün fe yekün ol deyince olur neden olmasın ki olmazları olduran varsa olur...
Ve birde sanırım küçüklüğümden bu yana çok kitap okuduğum için mucizelere çok inanırım hayalperest yapımdan da kaynaklanabilir.
  
2. Şuan bir mucize olsa ne olsun istersiniz? 
 Annemi isterdim:( son bir defa konuşup öpüşüp sarılalım orada mutlu mu?   öğrenmek isterdim...

3. Bu kişi/olay/yer benim mucizem dediğiniz bir şey var mı?
Evet   var ama söyleyemem mucizeleri söylersek yok olurlarmış:))

Üçüncü Mim ise sevgili 
Yasayananilar








BENİ NELER MUTLU EDER? 
Beni  Bu hayatta  güzel olan her şey mutlu eder...
ve...
 Kahve içersem 

Şeker yersem 
Bitter Çikolata yersem
En bi sevdiğim arkadaşım ben yazmadan  napion kız derse:)))
 Sabah kahvaltısına elinde simitlerle  gelen arkadaşa:)
Beyaz gazoz ve leblebi yerken hadi leblebi tozu yapalım deyip   evi  sarı toz dumanına dönüştürünce:)
 Jenga oynarken
tavla oynarken
 hepsi işte ben mutlu bir insanım  bakmayın hep karamsar yazdığıma:)

 Kimleri mimliyorum hemen söylüyorum :) istediğiniz  her hangi bir mimi yapabilirsiniz seçim size kalmış.
Mayıs yağmuru

Müjde Dural

benrujumvealligim

havvaturan

siyahadamo

Farklidiyarlarayolculuk




29 Ekim 2016 Cumartesi

Blog keşif etkinliği



 Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun...

Bu gün bir kaç blog tanıtmak istiyorum ve kuzuların kuzusu çekiliş yapıyor , her zaman sıcak samimi ve aile ortamının ne kadar huzurlu olduğunu hissedeceğiniz bir blog. ve bu hediyeleri kaçırmak istemezsiniz bence  blogta birinci yılını kutlarken çok cömert davranmış, daha buradamısınız siz :))  Gimtişken selamlarımı söylemeyi unutmayın:)))


Gökçenin bloğu tık

 **********************************************************************************
 Bu gün çekiliş  tanıtımlarından  gidiyorum tesadüfen rastladığım sevimli bir blog 
 İsmi çok ilginç  Aforizmik kalıntılar
Anlamına baktım çok hoşuma gitti bloğunda açıklaması var uğramak isterseniz işte adres aşağıda...


bloğu tık


**********************************************************************************
Bu tanıtacağım bloğu çoğunuz tanır ben yine de tanıtmak istedim. Bloggerden beraber aynı gecede taşındığımız komşum:) Sadece komşu mu?
 Düşünceleri tarzı ve yaşam şekliyle kendinden taviz vermeyen  insan gibi insan kendi düşüncelerine sahip çıkarken başkalarının düşüncelerine saygı duyan blog alemindeki, Müjde Annem...


Buradan tık
 *********************************************************************************
Sevgili Mayısım içten samimi abla,kardeş ,arkadaş olarak kolayca bir yer bulur gönlünüzde içten ve samimi yazılarını yorumlarında da hissedebilirsiniz..
 Okuyan 
gezen
araştıran
Yüreğine dokunmak isterseniz 








buraya tık
*****************************************************
 Bu bloğu az önce bana yazdığı yorumdan yola çıkarak buldum ve bir daha ki blog tanıtımına kadar bekleyemedim doğrusu...
  Bloğunu açalı iki yıl olmuş ve sadece sekiz takipçisi var bu günlerde ikinci yılını kutluyor sizde destek olup  yeni bir takipçi kazanmak istiyorsanız farklı bir diyarlara  yolculuk yapmak isterseniz, işte adresi...





buraya tık



 Not:Bloğunu  Tanıtmamı  isteyen yorum olarak bu yazının altına  yazabilir link vermenize gerek yok yorumdan  ziyarete gelebilyorum:)
 Takipte kalın 
  sevgiler...

28 Ekim 2016 Cuma

Meğer...




Ben sensiz yaşayamam ölürüm demiştim ya

ölmedim sevgilim yaşıyorum  yaşıyorum da nasıl  bilemezsin!

şimdi felçliyim

Gözlerim bakıyor görmüyor, ellerim  tutuyor hissetmiyor aklımdan seni çıkarmak istiyorum bir türlü anılar izin vermiyor tam unuttum derken bankta iki sevgili görüyorum  el ele hafiften utangaç

ahh !!

diyorum  o an düşüveriyorsun aklıma

ya yağmura ne demeli önceden dahamı az yağardı

şimdi her yağmur tanesi yüreğime kurşun gibi düşüyor

  yaralıyor derinden

 en olmadık zamanlarda ağlama nöbetlerine tutuluyorum

beynim gözyaşlarıma engel  olamıyor

meğer

ben seni unutmak için sevmişim

 göz yaşlarıma yenilerini eklemek için sevmişim

ben seni her baharda

yüreğimde fırtınalar kopar diye sevmişim

ben seni anılarda kal  diye   sevmişim !!!





23 Ekim 2016 Pazar

İnsanlık kayboluyor!




Keşke göz açıp kapamak kadar kolay olsaydı her şey derler...
 Derler ya kolay mı ki! Gözümüzü  kapayıp açarken görmediğimiz milyonlarca toz zerreciği bize zarar vermek için hali hazırda bekler ve bize ne zaman zarar vereceklerini de bilemeyiz tıpkı hayat gibi bize zarar vermeyeceğini düşündüğümüz insanlar  yakar hep canımızı..
 umursamamak mıdır yoksa artık dünya öyle bir hal aldı ki umursasak ta kendimizi koruyamamak mıdır bilemiyorum. Bir kaç gündür çok üzgünüm  Küçük Irmağın başına gelenlerden dolayı . Ne yapabiliriz diye düşünüyorum benzeri bir olayı kısa süre önce anlatmıştım  alt katımda ki adam hasta diye rapor almış açık ceza evinde yatıyor tatile gelir gibi eve geliyor ve ben suçsuzum ki devlet bana orada para bile veriyor diyor...
 Çıkığında birinin canını yakacağı muhtemel bana çok kinliler neden  haberi söylemişim diye...
 Ve insanlara da çok kızıyorum  yaşlı o artık yapamaz bir şey diyenler var ne biçim bir kelimedir bu! Yaşla alakası mı varmış beyin aynı  beyin...
 Yaşlılara güven kalmadı ,gençlere güven kalmadı peki ne yapacağız ? Düşünüpte çözüm bulamadığım bir muamma , ve bunca olay yaşanırken  çarşı pazarda çocuğunu  önemsemeyen insanları gördükçe çıldırıyorum bebek arabasını  içinde bebekle bırakıp   tezgaha yumulan kadına  bende yumulmak istiyorum nasıl bir beyin bu anlayamıyorum  altı yaşlarında ki çocuğuna   bebek arabasını bırakıp  mağazaya giren kadını anlayamıyorum o çocuk daha kendini koruyamaz kardeşini nasıl korusun ki!
Hem korkuyoruz hemde  göz  göre  hatalar yapıyoruz belalara davetiye çıkarıyoruz. 
Face ve instagramda küçücük çocuklara büyüklere bile abes kaçan makyajları yapan anneler ne varmış masumca diye çemkiriyorlar birde  yaptık hepimiz yaptık annelerimizin topuklu ayakkabılarını da giydik ama bu mahrem bir şey özelindir neden ulu orta çocuğunu teşhir ediyorsun. ben yakıştıramıyorum  o çocuğun ruj sürmesine kızmıyorum annenin bunu ulu orta paylaşmasına kızıyorum. Bunu marifet saymasına kızıyorum, ruj  sürmeye senin yüzünden özenmesine kızıyorum ve bunu alışkanlık haline getirmesine sebep olmasına kızıyorum. çocukları onları namazda ibadette görse ona özenecekler.
 Ne zaman çarşıya çıksam bir kadınla kavga ediyorum çocuğunu banka oturtup bankamatikten para çekenin den tutun da   seyyar bilet satan kişilere   az sizin yanınızda dursun diyenine kadar nasıl bir mantık . Artık  bilinçlenmek zorundayız çocuğa nasıl diyorsak yabancıdan şeker alma ,
para alma yabancılarla konuşma aynı şeyi ebeveynde uygulamalı ...



13 Ekim 2016 Perşembe

Tuhaf bir Mim



Baktım ki dostlar yapmazsam liste uzayacak  mimleyenler yazıdan uzun olacak bir mim yazısı yapayım artık dedim şimdi Zehra utanmazsan yapma  bari diyecek biliyorum:))
 Aylar önceki mimini bulamadım bir türlü :)) halen kafama kakar ben seni mimledim de sen   yapmadın diye:)) Şimdi gelelim beni  mimleyen dostlara  unutmuş olabilirim bazılarını...
 ya da mimlediğini sanmış ta olabilirim:) 

KURABİYECİMİSSS

 Mutlu Yaşam
Saliha Nur Turhan
 Bi'blog
Mrs Şivekar
Neşeli süs evim   etkinlik için davet etmişti off ne hayırsız bir arkadaşım değil mi?  iştee hepinizi mutlu etmek adına size çorba bir mim yaptım buyrun bakalım:))))





1. NASIL BLOG YAZMAYA BAŞLADINIz?

 Yazmak benim için bambaşka bir şey  yaşamak gibi nefes almak gibi her yazdığım yazım benim bir parçam  hatta evladım gibidir .
Tufan'da bir kaç yazı paylaşmıştım kendi bloğumda paylaşamayacağım diye içim çıktı, Küçükken günlük yazardım , küçükken derken  ilk okul dönemlerimde sonraları günlük yazıp yakmaya başladım çünkü hiç kimsenin ulaşamamasını istiyordum günlüğümü bulan beni çözecek sanıyordum sanki  CİA ajanıyım. Yıllarca  yazdıklarımı hep yaktım sonra büyüdüm  ve bu devam etti...

 Bir gün internette gezinirken bir erkek blogcunun  hayatına rastladım çok ilginç bir hayatı vardı ancak kim olduğuna dair hiç bir ip ucu yoktu, her  hafta  hatta her gün yazsın diye beklemeye başladım  hayata dair kendine dair has bir yazım şekli vardı blogta bir sürü arkadaşı vardı bir birlerine yorum yapıyorlardı özendim bende yorum yaptım   gayet resmi sade bir teşekkür etti...  Blog dostlarıyla arası çok iyiydi tabii  mesafe sınırını ayarlayamayınca önce birbirlerini deşifre ettiler ve  bir birlerine girdiler ve ben sadece uzaktan izliyordum  blogunu kapadı  ve diğer bir kaç taneside öyle yaptı...  
 Ben blog açarım ve kimseyle de konuşmam o zaman kimseyle de aram açılmaz dedim ve yaptım da  o zamanlar blogcu  vardı orada açtım ve  yorumlara kapalıydı. Sonra dayanamayıp  yorumları açtım çok sevdiğim dostlarım oldu halende varlar...
  Ancak blogcu   el değiştirdi ve  tuhaf bir yer oldu o gece bir çok kişi gibi  blogspota geldim  aslında ilk başlarda hepimiz bir birimize destektik sonraları hayat iş güç derken   birde gerçekten insan bir süre sonra kendi kişiliğine bürünüyor belli ediyor kendini  kimileri kendi kendine yol verdiler anlayacağınız... 
amann nereden nereye geldim işte   klasik ben:)   İşte burada yazarım kimse beni tanımaz yazdıklarımı da yakmama gerek kalmaz  diye yazmaya başladım içimden geçenleri, başımdan geçenleri , hislerimi... Wc de bile yazarım tuvalet  kağıtlarına az şiir yazmadım:)
    

2. BLOGUNDA DAHA ÖNCE YAZMADIĞIN BİR TARZDA YAZACAK OLSAN BU NE OLURDU?
 benim için yok yok ben yazarım her şeyi :)))

3. BLOGLARDA OKUMAYI EN SEVDİĞİN KONULAR NELERDİR?
 İçten çıkarsız yazılan her yazı başımın tacı:))

4. HAYATTA EN ÇOK YAPMAK İSTEDİĞİN 3 ŞEY NEDİR?

Umreye gitmek isterim
yaşlı insanları bakmak isterim
kendimi yaşlılara ve çocuklara adamak isterdim.
  Küçükken filmlerden etkilenip  büyüyünce rahibe olup manastıra kapanacağım derdim:)) töbe yarabbi:)) 
 çocuk evi
barınak 
  kitap evi
Sokak  başlarına ücretsiz sebil
Köylere çeşme
Yurt dışına gitmek 
Paris'te kahve 
üç mü demiştiniz:)))
 beni konuşturmayın demiştimm:)))


8 Ekim 2016 Cumartesi

Keşke benim olsa


Ne kadar mutlusun keşke senin gibi bir hayatım olsaydı dedi... O an kendimi kendimden söküp ona vermek istedim... 
Her gülen göze talip oluyoruz o gülen gözlerin ardında ne göz yaşları var bilmeden aslında en büyük hatayı kendi büyük mutluluklarımızı görmeyip sırf güçlü görünsün diye sahte gülümsemeleri kıskanıyoruz. Restoranda yemek yiyeni ,her gün alış veriş yapanı zengin , spor yapıp zayıf olanı sağlıklı, facede instagramda her gün karı koca şapur şupur resim atanları mutlu sanıyoruz . Başkalarının mutluluğuyla o kadar çok muhatap oluyoruz ki kendi mutluluklarımızı göremiyoruz.
Hep hata arıyoruz karşımızdakinde.
Şükür etmeyi bilmeyince elimizdekinin kıymetini bilemeyip ederini yok ediyoruz. 
Hasta çocuğu olan zengin birini bile kıskanabiliyoruz 'o kadar para bende olsaydı 'diyebiliyoruz ya çektiği acılar ?
Şimdiye kadar kimseden duymadım ay şunun çocuğu çok hasta keşke benim çocuğum hasta olsaydı dediğini işitmedim hiç ,sadece parasını ,yurt dışına gidişlerini istiyoruz.
Benciliz karşımızdakinin sadece iyi hallerini görüyoruz hırsızız sadece mutluluğunu çalmak istiyoruz..
Ruhsuzuz sadece güzellikleri elde etmek istiyoruz.
Hep kendimizin derdi en büyük gelir.
 İnternette gezinirken bir yazı okumuştum biri dua arıyordu zenginlik, güzellik ve gücü elde etme duası varmıdır? Diye...
 Peki senin bunları kaldırabilecek kapasiten var mı?  Lafa gelince bir yudum mutluluk yeter bana diyenler kıymetini bilmediği sürece   o yudum koca kazanlarda da pişse yine yetmez.
Bu hayatta her şeyin bir bedeli vardır kimse dört dörtlük değildir kimsenin hayatı lay lay lom değildir. Meşhur bir söz vardır Mükemmeli istiyorsan bedelini ödemeye hazır ol.
 Birde başkalarının mutsuzluklarıyla beslenenler vardır,kendi mutsuzluklarını örtmek , gizlemek için başkalarının mutsuzluklarını deşifre eder...
İnsan başkalarının mutsuzluk ve mutluluklarının peşini bıraktığında kendi mutluluklarını görmeye başlar...




2 Ekim 2016 Pazar

İç döküntüleri


 Aslında anlatacak çok şeyim var  ancak   en üzüntülü anlarımda susmak adet olmuş bende, dün işten gelirken bahçeden içeri girdim   benim alt katta  bir erkek öksürüğü başladı , alt katta ki   sapık hapisten çıkmış aklım almıyor nasıl olabilir?

Aklınca bana kendini belli ediyor öksürerek  ...
 Benim kapıma kağıt yapıştırmış hanıma  yirmi bana yirmi lira borcun var duvarın üzerine bırak diye , çıldırıyorum sandım kağıdı parçalayıp   fırlattım kapısına.  Avaz avaz bağırayım kavga edeyim istiyor ne borcu diyeyim? 
Hırsızlıkla , insanların duygularıyla oynayıp istismar ederek geçinen  insanlardan ne gibi bir borç alabilirim ki bayramda  el öpme paralarını da ver  yazmış ...
Ah  Müzeyyen ahh !  tek suçlu ev sahibim benim üstüme yıktı olayı evi başkalarına kiraya verdi bile  birde onlarla birlik olup polis olduğunu  söyleyen adamı bile dolandırdılar bayramda  kirayı ödeyemedim ev sahibi evden çıkaracak demiş adamcağız da  geldi sordu ev sahibine aslında kirayı vermiş ama  öyle anlaşmışlar vermedi demiş  arefe günü adamcağız getirdi kirayı ev sahibine verdi adam gider gitmez ev sahibi parayı kadına verdi ...

 Günah dedim ev sahibine bana ne günah onun diyor birde umreye gideceksin günah helallik almadan o adamdan nasıl gideceksin dedim sen her şeyi çok biliyorsun dedi..
Ben mi çok üstüne gidiyorum ama  ne gerek var ki böyle şeylere belki hastası var  belki onun da ihtiyacı var çoluk çocuğunun rızkı yaa şimdi de kalkmış beni dolandıracak  vereceğim ben ona parayı...
 Bir şey diyemiyor   yüzüme bana tek kelime dese polisi arayacağım hem ev sahibimi hem onu şikayet edeceğim yeter artık annemin arkadaşı dedim şimdiye kadar vefa gösterdim ev sahibime ama iyice dozunu kaçırdı ne kızlarına ne damatlarına söylemiyor saklıyor madem normal bir şey söylese ye  kızlarına anlattım biri zaten çok kızıyor ona ...
 Babamı aradım uygun bir ev varmış bana alsana dedim yine aynı teraneler, şunu almış bunu almış borcu varmış off , Başka eve çıkamam şu aralar işlerde bozuk  durmadan ücretsiz izin veriyorlar , güvenlik işi buldum   ama bu işten çıkamıyorum  tazminatımı vermiyorlar.
 Beş gün sonra annemin ölüm yıl dönümü,bu bile tek başına yetiyor beni mahvetmeye en sevdiğinin  tekrar öleceği günü beklemek ne acı  bir şey tekrar tekrar ölüyor ama içinde hiç ölmüyor...

  En sevdiğim arkadaşıma gücendim ben onun için bir çok şeyi feda ederken  ondan küçük bir ricada bulundum olmaz  bin dereden su getirip sıvıştı.

 Allah kişiye kaldıramayacağı yük yüklemez, Şükür diyorum...

  Banyonun çeşmeleri bozulmuş gittim yeni alıp değiştirdim önceden damlıyordu artık damlamıyor şimdi resmen akıyor.  Bu moral bozukluğu ile içimden hiç bir şey gelmiyor, Blogları gezemiyorum :( Sizi de daralttım  üzgünüm, özür dilerim.....


29 Eylül 2016 Perşembe

Kaç Dil biliyorsun

 



Kendimizi bir  çok konuda geliştiririz , mesela  kaç yabancı dil biliyorsunuz? 
Yabancı dil öğrenmek için    büyük çabalar sarf ederiz,  
öğreniriz de ,fakat 
en önemli  şeyi ruhumuzun  dilini  unuturuz ...
 Tatlı dil !

Bizi hayata bağlayan duygu  sevmek midir?
yoksa sevilmek mi?
 Neye göre mutlu oluruz bu duygu   kime göre değişir  ,
Duru suya baktığımızda kendimizi görmek kolaydır,
 Önemli olan bulanık sularda kendimizi görebilmek...

 Hayatı savaş olarak görürsek  durmadan savaşırız ve savaşta hep bir kaybeden olur... 
Kazansak ta , kaybetsek te  sonucunda üzülme ihtimalimiz yüksektir,
Biten ilişkilerde  kazanan diye bir şey yok , iki tarafta kendine göre üzülür ,yıpranır...
 Oysa ne Hayat ne de ilişkimiz bir savaş alanı değildir kendimizi neye odaklarsak ona adapte oluruz, örneğin okudukça okuyasın gelir  yedikçe yiyesin sonra bir tiksinirsin yemedikçe yemiyesin gelir, sustukça susar içine kapanırsın, konuştukça konuşur içine sığamazsın...
Kırıldıkça kırarsın, kırdıkça kırılırsın liste böyle uzar gider 


 Hayatı   bir sanat dalı olarak görürsek ve hayatta sanatımızı icra etmek için mücadele verirsek  bunu layığıyla yapmaya çalışırsak daha mutlu oluruz en basitinden    karşımızdakini yaralamayı hedeflemeyiz...

 Mutlu olabilmek için  başkalarını mutlu etmeye mücadele verdiğimiz kadar öncelikle kendimizi mutlu etmeyi hedeflemeliyiz... 

Kendimizle barışık olmak mutluluğa açılan en büyük kapılardandır...

  Karşımızdaki insanın her dediğini her isteğini yaparak o kişiyi mutlu edebileceğimizi düşünmek  en büyük yanlışlarımızdandır.... 
 Üstüne üstlük bu bizi beklenti içine sokar ve dahada sabırsız ve kırıcı oluruz.
Mutsuz insanların  başkalarını mutlu edebilme ihtimali düşüktür ,yaralandıkları için yaralamayı seçerler...

 Mutsuzluğu yaşamakla mutsuz olmak aynı şey değildir ,
hepimiz  zaman içinde acılar ,hastalıklar  ,sevdiklerimizden  ayrılıklar ve kayıplar  yaşarız... 

  Bu  hayattan bağlarımızı koparmamıza ve küsmemize sebep olduğu anlar olabilir önemli olan kendimizi bir an önce toparlayabilmektir...

Karşılıksızdır sevmek...   Beklenti içine girildiğinde  hüsranla sonuçlanırsa yıkıntıya uğramak kaçınılmazdır...
 Burada karşılıksızdır derken parantez içinde puntolu harflerle karşılık beklememek tir sevmek  içinden seversin ama o hayır derse ölümle tehdit etmezsin.  

 Bizim hayallerimizi bir başkası gerçekleştirdiğinde ona  kin bile duyabiliriz...
 O kişiyi sevmeyiz çünkü biz hayal ettik  başaramadık o hayal etti hedefledi, planları tuttu ve başardı  ,  kabullenmek lugatımızda yoktur...  Şansı vardı onun kaderi iyi yazılmıştı! illa  ardında bir şeyler ararız , tabii ki kader,şans önemlidir  ama hayatımızın bir döneminde hepimizin  şansının iyi gittiği dönemler olur, biz bunu iyi değerlendirir yada  iyi değerlendiremeyiz...

Sevmenin saati, zamanı  ırkı ,tipi,dili yoktur  ertelememeli  önümüze çıktığında  hissettiğimizde sımsıkı sarılmalı... 
 durmuş saat  bile günde iki kez doğruyu gösterir,   karşınızdaki bozuk bir saat değil ! belkide hayatta ona sadece bir kez rastlayabileceksiniz  ....


Hayat sadece mücadele ,çaba değildir ...


 Mutluluğu bulduğunuzda ona sımsıkı sarılmanız dileğiyle 
yüzünüzden gülücükler eksilmesin,sevgilerimle... 










27 Eylül 2016 Salı

Sen mi ben mi






                              Aşk kokmalı her yer 
Gözleri sürgün  bir sevdaya  yol almalı
Dudakları ve kalbi yalnız sana mühürlenmeli
Gezmeli ruhunun derinliklerinde
Kaybolmalı düşlerinde

Sevmeli  sen diye seni
 sevmelisin  o diye onu

               Ve aşk O olmalı
 Öyle aşk kokmalı ki
Her  kaybolduğunda onda  bulmalısın kendini
Dün diye bir kavram olmamalı hayatta
Yalnızca O  kokmalı bütün çiçekler
o  gibi  bakmalı tüm çocuklar
ona koşar gibi uçmalı kuşlar
O gibi olmalı tüm aşıklar
Olmadık anlarda düşmeli aklına 
Okşamalı ruhunu bir tüy parçasının ayaklarını gıdıkladığı gibi
Sarmalı seni en sevdiğin oyuncağın gibi
Şımarmalı ruhun  o anı yaşarken
Yürüdüğün asfalt seni ona götürmeli 
Dinlediğin her  şarkıda o gelmeli hemen aklına

        Ve aşk sen olmalısın
 Çektiğin sigarada
Aldığın nefeste onu  çekmelisin içine
  O yakmalı ciğerlerini
Bilmelisin her fırtınada
Sığınacak limanın olduğunu
Yağmur damlası gibi gözlerinden süzülmeli
Güneş gibi doğmalı yüreğine
sevmeli  ruhunu

 Ve aşk
 Sen , ben, değil Biz olmalı...

25 Eylül 2016 Pazar

Yaralı ayna


Bile bile lades dedikleri bu olsa gerek...
İçimi acıta acıta öğreniyorum  bazı şeyleri, canımı yaka yaka...
Yüreğimi parçalaya parçalaya son pişmanlıklarım başkasına fayda sağlasa da hep kendime zararım...
 Hep kendimden bir parça eksiltiyorum hep bağışlıyorum zamana mutluluklarımı...
Sadece göz yaşı biriktiriyorum kumbaramda sadece kırgınlıklar. ..
 Geçmişi geri getiremediğim gibi başkalarının hatalarını kendi hatam gibi görüp yıpratıyorum kendimi...
Başkalarını sevdiğim kadar kendimi sevmiyorum, zaman ayırmıyorum kendime  ne istiyorum diye sormuyorum, hep başkalarının istediği gibi biri olmaya çalışıyorum, gülüşlerim bile sahte, sırf başkaları mutlu olsun diye...
 Ürküyorum sevilmemekten çok seversem çok sevilirim sanıyorum  sanırım en büyük yanlışı burada yapıyorum, biraz şefkat için  benliğimi hediye ediyorum iki kuruşluk insanlara...
Aslında biliyorum ben olmaktan çıkıyorum, her gelen  sadece onarılmayan iltihaplı yaralar bırakıyor ruhuma...
Ruhum sevilmek kelimesini sadece sözle biliyor   sevgiyi acı çekmek sanıyorum, sadece kendinden  vermek...
 Mücadele ediyorum boş yere  yel değirmenleriyle savaşıyorum...
Başkalarına verdiğim değeri  kendime vermiyorum, biliyorum ama ben bir türlü uslanmıyorum...


24 Eylül 2016 Cumartesi

Yabancı değil




Eğilip usulca dudağımın kenarından  öptü...

 İrkildim uzandığım yerden kalktım , gözlerini bana doğru dikti ve derin derin baktı.

''Sana aşık oldum , seni artık hiç bırakmayacağım nereye gidersen git seninle geleceğim'' dedi.

 Ürktüm kısık sesle ismini sordum,
 önümde lortlar gibi eğilip  bir elini asilce yana doğru savurdu ,
gülümseyerek ''benden korkmana gerek yok,
yabancı değilim, zaten sana
 zamanla alışırsın artık hep yanındayım'' dedi.

 Kalbimin yerinden çıkacak gibi oldu
 elimi kalbimin üzerine bastırıp
ürkek gözlerle gözlerine baktım,
 gülümsedi , birden içim ısındı,
 nihayet beklediğim cevabı verdi...

Ben; Yalnızlığın...