29 Şubat 2016 Pazartesi

Bakarmısınn ?2

Merhabalar ,
 Bu gece  dört güzel blog tanıtıyorum  yaslanın arkanıza ve bu üç güzel insanı tanıyın hmm  dört blog üç insan nasıl oluyor diyenlere   birazdan geliyor cevap:))  


Sevgili Şengülüm ameliyat olmuştu ve uzun süredir yoktu  geçmiş olsun ziyaretinin  şimdi tam zamanı diyorum sıcacık dost ziyaretleri ve yeni arkadaşlar ona iyi gelecektir... tık tık












 İkinci  ve üçünçü blogumuzu tanıdığınızda    özellikle  bloğu için  bir şeyler yapmak isteyenlerin vaz geçilmez adresi  olacak gibime geliyor ,ben çok yararlanıyorum  seo , veb yazılımları ve blogla ilgili her şey var   ücretsiz  logo ve header yapıyor , ben bir çok  tasarımcının  bizim  bloglarımızı baz istasyonlu apartmanlar gibi doldurmalarına kızıyorum bir yardım yapıyor karşılığında  bana ait özel mekana  bayrağını asıyor   hemde benim bütün pencerelerimi kapatarak.

 Kibarca adını yazarsın  yada sana ulaşmaları için küçük bir linkini bir köşeye koyarsın   ama  kocaman  bir logonu   koy evimin ortasına tır çekmiş mübarek...

 Ben şahsen sevmiyorum  zaten dost kapım   üye olduklarımı gösteren kutucuklar var  birde onları koyarsam ne anladım ben özgürlükten burada özgür olmak değilmi amaç  bloglarımızda. 

 Web tasarımı yapıp bir çok siteye renk katan  iki arkadaşımızı tanıtmak istiyorum  birincisi iki bloğu aslında bir çok bloğu var ben ikisini tanıtmayı  uygun gördüm isteyen diğerlerinede bakar zaten..
tık tık ve diğer bloğu tık tık








 ve çok tatlı bir arkadaşımız  ne arasanız mevcut :)  web tasarımcılığıyla   harika işler çıkarıyor tasarımının altına çok  şık kibar minik imzalar atıyor  ona ulaşabilmemiz için  ben en trend web tasarımcısı diyorum:)) tık tık







 Küçük bir not; bu gün sözlenen , nişanlanan , evlenen  yada  biriyle tanışıp çıkmaya başlayan var mı? 
Sevgilerimle ...







28 Şubat 2016 Pazar

Yetişemiyorum !!!




 Öncelikle çalışıpta  her işe ,eve  , çocuğa, yemeğe  , kocaya ,arkadaşlara ve bloğa yetişen biri varsa  önünde aynen aşağıdaki gibi duruyorum:)) bunların çoğu da yok sadece  iş , ev,  yemek uyku... 





Ben tembelim sanırım yetişemiyorum  :(

Sevgili, Blogger arkadaşımız Sevdican tık tık Çok güzel sorular sormuş hemen yanıtladım:)

 1- Yakın çevrenizdeki insanlara  blogunuzdan söz ediyormusunuz?

 Saklamıyorum  ,bir blogum var da demiyorum  . Geçen yıl başıma trajik komik bir olay geldi  samimi arkadaşlarımdan biri  yazılarımdan birini   fece hesabında kendi yazısı gibi paylaştı çok beğeni aldı  , ertesi gün   vaoov dedim senmi yazdın bunu , evet dedi    gülümsedim ,tamam kanka     siyah kuğuyamı  verdin yazını dedim gülmeye başladı sende mi okudun o kızı dedi :)  bizzat yazarıyla  müşerref sin  öp kızım elimi dedim  :))  hala o  espiri devam eder aramızda , öp kızım elimi:))

2- Neden blog yazıyorsun?

 Seviyorum yazarak anlatabiliyorum kendimi  ,  amacım sadece yazmak  çok fazla gözlemciyim  gördüklerimi anladığım şekliyle  kendi algılama şeklime göre yazarak başka ben gibi düşünen insanlara ulaşıyorum.
bazı insanlar kekemedir  ama mükemmel şarkı söyler ya işte bende konuşurken çekinirim ne diyeceğimi şaşırım  karşımdakini kıracağım ,üzeceğim diye  duraksarım   helede biri o an bana laf söyler  ona bir laf bulamamda yarım saat sonra  aklıma gelir ya deli olurum yüzüne söyleyemedikten sonra ne faydası var :(
  burası benim gizli mabedim, saklı cennetim. 

 3-İlk yazdığınız yazı ile son yazdığınız yazı arasında ne farklar var?

  Noktalama ve virgüllere daha dikkat ediyorum ,bazen uyarılar geliyor   burada da ve de konusunda ayrı yaz şunu kuğu diye  bir onu dinledim :)  kendime özgü yazmayı seviyorum  bir resim görmüştüm yıllar önce üzerinde  bilkisevdiseni yazıyordu  ve biri yorum yapmış bayana   bitişik yazmamalıydın diye bayanın cevabı    yazar öyle yazmış saygı duydum ben onu öylede anladım  benim  için bir çok şey anlatıyordu bu  demekki biri sevecekse o yazıyı     öylede sever  sevmeyeceksede siz mükemmelde olsanız kusur bulur....


4-Blog yazmak normal yaşantınıza neler kattı?

Aslında o kadar çok kişiyi kattı ki şu an isimlerini saymaya kalksam ki baştan yazmıştım silmek zorunda kaldım  liste çok uzayacak ve unuttuğum biri kalırsa gücenecek  diye:)
 Bir iş yaparken bile önce bloglarda arıyorum yapanların  tecrübelerini  okuyorum. 
 Bir çok bilgiyi yaşanmışlığıyla öğreniyorum, aynı olay benim  yada yakınımın başına geldiğinde  ah ben bunu bir bloggerde okumuştum deyip girip araştırıyorum  ,çok faydası oluyor. onun dışında gerçekten çok iyi dostluklarım var...

5- Yakın arkadaşlarınıza blog yazmayı önerir misiniz?

 Öneririm , ama o zaman facede  ,instagramda kim gezecek :)))

 6- Hangi kaynaklardan İlham alıyorsunuz?

Yaradan'dan en büyük ilham kaynağım insan olmak ,her şeyden her yerden ,bir tükürükten bile ilham alabilirim, mesela ''senn gözlerimim ışığı kalbimiin en büyük aşığı  bitmez gecelerim, tükenmeyen hecelerim  ...'' bu yolda ağlayan ve onu tersleyen anneden aldığım ilahmla yazılmıştı anne onu azarlarken çekelerken bile   gözlerinden okunuyordu annenin sevgisi..

7- Blog sahipleri ile iyi iletişim kuruyor musun?

 Ben kurduğumu düşünüyorum  tabii birde onlara sormak gerekir:))

 8- rahatsız olduğun konular var mı?

  Yazarken biraz  boynum ağrıyor :))   boyun fıtığımdan dolayı yazmak yasak güyaa:))
   Bloglarda rahatsız olduğum bir konu yok  ben hep beni rahat ettiren mutlu eden blogları okuyorum. cansınız can  kuğucanlarım:)))) 


 Tuğba Doğan tık tık    mimlemiş  kısacık bir mim :)

O zaman başlayalım ! Sen Kotorin hakkında ne düşünüyorsun ?:) 

  seviyorum :)







 Vee  etkinliğim devam ediyor  sevimli hayvan dostlarımız için bir kap su bir kap yemek  ,  onlar için düzenlediğim çekiliş 1 Mart'ta bitecek  etkinliğim bitmeyecek.

    Onlar  doğanın dengesini sağlıyor olamasalar otlar büyür  her yer yılan çiyan dolar sinek haşere fare  gibi zararlı hayvanlardan korunmamızı sağlıyorlar .
 Onlar değilmi hepimizin çocukluğunda sarılıp uyuduğu , çocuklarımızın yanına koyduğumuz  oyuncakları tasarlayanlara ilham veren  ,hangimizin yoktu bir ayıcığı yada tavşanı... 
 Evinizde baktığınız hayvanlarınızın resmini  yayınlamamızı istiyorsanız , onlarla alakalı öykülerinizi de  mail atabilirsiniz .

 One.black.svvan@gmail.com 
 sizi sevimli dostlarımızla baş başa bırakıyorum sevgiler...






   
















































































































26 Şubat 2016 Cuma

Bizim Hikayemiz # 3 #


 Karmakarışık

 Hüsniye ile her gün iş çıkışı görüşmeye başladık oda   bize yakın bir yerde hukuk bürosunda sekreter olarak çalışıyor, babası ve annesi çok tatlı insanlar  buda ona yansımış neşeli sevimli bir ara yalnız yaşamayı denemiş beceremeyip geri dönmüş  ailesinin yanına, aslında  Orhan'la rahat vakit geçirmek içinmiş bütün amaç , tabi Orhan onu   terkedince hayalleri  hayalden öteye geçememiş .

 Orhan onu  hiç biri sebebi yokken   terketmiş , tıpkı ben gibi oda evlilik hayalleri kuruyormuş tüm parasını çeyize yatırıyormuş iki yıldır  erkek arkadaşı ne dediyse   vahiy inmiş gibi dinlemiş sevmiş çok sevmiş ama adam onu sevmemiş anlaşılan...

 Kader arkadaşı olmuştuk birden ,  sık sık görüşüyor dertleşiyor    bizi terk eden sevgililerimize  barışmaları için attığımız mesajları aramalarımız gösterip  dertleşiyorduk. Günler günleri kovaladı ve üç ay geçti ne benim aşkım ne onun aşkı geri dönmek bilmiyordu üstüne üstelik ben savcılığa verildim hemde  biricik aşkım tarafından sebebi de neymiş rahatsız ediyormuşum, can güvenliğinden  endişe ediyormuş!
 Ben ona tapıyorum nasıl zarar verebilirim ki...
 Neymiş gündeyüz mesajmı atılırmış ,içinde tehditler varmış abartıı...
  Bir akşam iş dönüşü  her zaman rutin oynadığım sayısalıma bakınca  gözlerime inanamadım, şansım geri dönmüştü   sayısal kuponum tutmuştu. Soluğu Hüsniyenin  kapısında aldım, arabamdan inmeden   mesaj attım  saniyeler içinde aşağı indi ve biz dün  iki yabancıyken şimdi sarılıyorduk. Kısa bir şaşkınlıktan sonra ,hadi yemeğe gidiyoruz diyerek  arabamı çalıştırdım.  Hüsniye gülmeye başladı  ,'' böyle mi gidiyoruz ? üzerime bak polar pijama örgülü saç ponponlu pembe hırka, evettt böyle biz zenginiz   vintage  , vintage yürü hadii ...

 Vintage zenginlerin uydurması sanıyordum deyip gülümseyerek  annesini aradı  , annesi anında cama çıkıp bana   sert ama  gülümseyerek  geç kalmayın  , dedi   tabi  pijamalarla  gitmemesi için ikna etmeye çalıştığı süre gidip değişseydi daha az zaman kaybımız olurdu . 
Şehrin en lüks lokantasında Hüsniye ve ben yemek yiyorduk üstelik   Hüsniye çok tatlı ve doğaldı çevredekilerin tuhaf bakışlarını umursamıyorduk bir süre sonra kimse umursamadı zaten .

 Pijamalı kedi diye dalga geçmeye başladığımda yanakları pespembe kesilmişti .Yemekte uzun ,uzun sohbet ettik bu para ikimizin dedim şaşırdı  ''neden ki '' dedi ,  nedenini bilmiyorum senden başka kimsem yok belki ondandır , gülümsedi .

Ben kendi payım için planlarımı anlattım  ,gülümsemeyi , kahkahaya bıraktı .  İcra ve dost'a kefil olup mağdur olan tüm mahkumları en azından paramın yettiğini çıkarıp  onlarla  bir şirket kuracağımı  söyledim çok şaşırdı . tamam o zamana bende kendi payımla Orhan ve Deryayı kaçırıp bizi sevmelerini sağlayacağım ! bir an panik oldum bu bir suç Hüsniye ve sen  melek gibi bir kızsın bunu yapamayız, evet yaparız dedi ..

21 Şubat 2016 Pazar

Yaşlı Kırık , bir adam





Yaş(lı) kır(ı)k , bir adam...

Derin bir of çekerek atıyorum kendimi yollara, ayakkabılarıma hızlıdan düşen yağmur taneleri değil gözyaşlarım, off leke yapar mı ki, çıkarıyorum kırışık ceketimden bir sigara çakmağımda yok  , bakıyorum telaşlı etrafıma martılar bile yok.

uyumuşlar mı ne!
Yürüyorum ağır ağır iskelenin kenarında olduğum yere çöküyorum , sarkıtıyorum ayaklarımı, suya değmek üzere ayakkabılarımı yanıma koymuşum bir şarkı geliyor dilime'' kim derdi ki birtanem bir gün ayrılacağız'' ofss bak yine aklıma sigaram geldi nasılda evde unuttum!

Ne olur şimdi birileri geçse arkamdan. mümkünse sigara içen birileri... Oysa yalnızlığı ne kadarda çok severim...

Demek ki her zaman yalnızlıkta iyi değilmiş ,uzanıveriyorum olduğum yere gözlerimi dikiyorum gökyüzüne , sırtım acıyor biraz. Küçük bir taş parçası batıyor haince sırtıma hiç kalkmadan sağ elimle çekiveriyorum taşı bakışıyoruz , ne kadar küçüksün ama çok canımı yaktın diyorum.

Bakıyor taş gibi ,ee taş nede olsa.Gökyüzü kapkara hafiften griye dönmeye başlıyor saatler oldu aynı yerdeyim aslında yıllardır aynı yerdeyim neyse...
Ahh ne kadarda boş yaşamışım diyorum dolu olsaydı ellerim yüreğimde dolu olurdu...
Yaş kırk elde var sıfır yine elim cebimde aranıyorum ah çakmak eve giderken bir kutu alacağım diyorum ,alsam ne olur ki yine unuturum.
Kızım geliyor aklıma ne yapıyor şimdi acaba ne yapacak bu saate uyur ne çabuk büyüdü daha dün değilmiydi , şu sahilde peşinden koşturduğum '' şş yavaş ol bakalım suya düşersen balıklar yer seni'' bir kahkaha patlatırdı ''aman babişşş'' ah be güzelim çok özledim bak şimdi , yada hep özlüyorum da şimdi içime oturdu.

Çok özlüyorum! yavaşça kalkıyorum uzandığım yerden.

Havada kırmızı gri bir renk almış uzaktan halk otobüslerinin sesleri geliyor.
Nerede benim kıymetli ayakkabılarım onları kızım aldı çok titizim ya hemen ceketimin yeniyle siliveriyorum üstlerini ,geçirdiğim gibi ayağıma bir çorbacıda çoktan alıverdim soluğu.

Gülümseyerek bakıyor çorbacı bana bıyık altı gülüyor sanki içinden demiştir kesin'' ya geceden kalma ya evden atılan bir müşteri daha'' hiçte değil koca göbek ben özgürüm diyorum içimden aynı şekil bıyık altı gülümsemeyle.

''Ne içersiniz'' diyor ''sigara'' diyorum bakıyor şaşkın şaşkın ''tamam be adam çorba içeceğim merak etme'' diyorum , ''ama bana birde çakmak getiriver hadi ağam bir zahmet''
Beş dakika oluyor ben söyleyeli eski bir çakmak yanar mı yanmaz mı belli değil yanında mis gibi kokan bir çorba.

Ne olurdu bu çorbayı yapan sen olsaydın !diyorum gözyaşlarım yine akıyor çorbama katık oluyor ...
Çorbacıdan çoktan çıkmışım sigaramı da içmişim artık hatıralar konağına geri dönüyorum uyku vakti.

Kapımı kilitlememe gerek yok usulca itiyorum kapımı gacırtt diye acılıyor kapı  , konak demiştim ya damı akıyor hem de tam yatağıma zaten  , ya göz yaşlarım yada yağan yağmur illa ıslatır yatağımı.

Uzanıveriyorum yatağıma bir sigara daha yakıyorum çorbacıdan kayırdığım çakmakla ellerimi kavuşturuyorum göğsümde sigaramı sıkı sıkı tutuyorum iki parmağımın arasında göğsüm acıyor derinden nefes alıyorum uykum mu var ne!

Gözbebeklerim küçülüyor, söndürmüş müydüm sigaramı bir duman mı var odada yorgun bedenim kaldıramam hiç başımı nedense ağırlık bastı zaten , öğlene doğru gelir kızım nasılsa diyorum... A
rtık zorlanıyormuyum  ne nefes almakta bir bırakamadım şu sigarayı ''bir gün ecelin olacak'' derler di hep ve uyuyorum...


 Not: yıllar önce yazdığım  bir hikaye  istek üzerine  tekrar  yayınlıyayım dedim ve  nette o kadar çok almışlar ki bu yazıyı   takdir ettim kendimi , ne kadarda çok beğenilmişim  nezaketen insan bloğun adını yazar  diyecektim ki malesef kendileri yazmış gibi göstermişler  , sağlık olsun:) sevgilerimle.


18 Şubat 2016 Perşembe

An(kara) kapkara



 ''Bir yerlerde katledilmezsek , muhtemelen kahrımızından öleceğiz''
 Elim varmıyor  yazmaya  o bir yerlerde ,  canı için ağlarken ,  Yiyemediği yemeği , sevemediği yüreği  ,öpemediği anneyi düşününce nasıl olur diyor insan, küçük  bir çocuğunda ağır yaralı olduğunu  öğrendim, doktoru yaptığı basın açıklamasında bir gözünde  görme kaybı olduğunu söyledi Ankara onun için artık An(kara) .
Onlar birilerinin kızı , oğlu , kardeşi,komşusu , akrabası.
 Çok üzgünüm. Haberleri , o güzel insanların hayat hikayelerini gördükçe içim dağlandı ya ! annesi , babası  ne durumdadır. Sabırlar diliyorum.  Bizim bir kaç hafta sonra  aklımıza arada bir gelecek ama  onların içi hep yanacak 28i Ankara olmak üzere toplam  bu günkü şehidimiz 36 Bu gece  Cuma gecesi  dualarımızda unutmayalım.

10 Şubat 2016 Çarşamba

Herşey aşktan İzledim - Okudum








 
Uzun zamandır izlediğim en mükemmel romantik komedi filmlerden biri oldu. Üstelik Türk yapımı.
 Herşey aşktan 

Bir ara ümidi kesmiştim  Türk sineması hep ctrl+c sonrada ctrl+V 

  kısaca kopyala yapıştır , yapıyor  diye düşünürken  Sevgili 

 Beyazıt Öztürk'ün programında Mithat Can'ın "sevgili  adayı 

olanların özellikle  o adayla gitmesini tavsiye ediyorum" demesi 

birde   yakışıklılığı beni mest etti ki  onu ayrıca anlatırım   bu 
yazıya sığmaz.   Oyuncuların hepsi  şahaneydi  .  
  İyi ki gitmişim iyi ki ...
  Tavsiye ediyorum . Bazı olaylar  gerçekte böyle olmaz dediğimiz yerler varsa da zaten film bu , yabancı  filmlerde öyle değil mi ? İzlerken büyüsüne kapılıyorsunuz hatta  arada bile çıkmadık hatta  hiç kimse çıkmadı filmi çabuk başlattılar. Birr kaç sahnede   filmi izleyen erkeklerin  vuuvv demesi yokmuydu  film kadar hoştu...  


 Şükrü Özyıldız, Hande Doğandemir ve Mithat Can Özer´i buluşturan Her Şey Aşktan'ın yönetmen koltuğunda Andaç Haznedaroğlu oturuyor. Ayrıca  Özcan Deniz medyum Kado 
 Gerçek hayatta  medyum olsaydı , eminim ki kızlar sıraya girerdi.

 Filme gidenlerden ve gitmeyi düşünenlerden de  yorum bekliyorum  Kuğucanlar...









Kız arkadaşlaına bayıldım  bende de  var bu delilerden:))









Bana çok etkileyici gelen sahnelerdendi...











Bir Medyum ancak bu kadar yakışıklı olur , Haydi kızlar Medyumaaa:)))





İçimin aktığı yer:)








Tebrik ediyorum ve umarım  ikincisi de gelir...
 

Ve nihayet biten bir kitap...



Bana ikimizi anlat...
 Bir  gece sohbet sırasında , arkadaşımın tavsiyesiyle , ertesi sabah  koşa koşa gidip aldığım bir kitap.



"Soğuk Kahve" ve "Sabah Uykum" yazarından "Yaşanması mümkünken yaşanmayan her aşk gün gelir bizden bunun hesabını sorar."

Adamlık, bir kadını bir ömür sevmekten geçer. Kadınlık da kendini bir ömür sevecek adamın değerini bilmektir. Kimin için yaratıldığını bilmiyorsun elbette ama bu hikâyenin başrolü sensin. Aşkı senin, acısı senin. Kimse içinde kopan fırtınaları anlamaz, anlamak zorunda da değil zaten. İnsanlar hep konuşur çünkü hayat senin, tasası onlarındır.

Her şeye rağmen bilmediğim bir hikâyenin başrolünü oynuyorum. Sonu nereye gider belli değil, seveceğim kaç şarkı kaldı bilmiyorum. Herkes gibi, her şeyden habersiz yaşıyorum. Ne zaman karşıma çıkarsın, hangi şarkıda ilk dansımızı ederiz hiçbir fikrim yok. Ayrıntılara takılmaya gerek yok belki de... Hikâyeme katıldığın gün sarılır konuşuruz bunları.

 Kitabın arka kapağı...



Kitabın başından sonuna kadar ağladım , belki ağlamak istiyordum belkide  çok duygusaldı bilemiyorum  ,kişiden kişiye değişir kitap analizleri.  








6 Şubat 2016 Cumartesi

Bakarmısın ?


Blog tanıtımları...

 Tık tık Tediş

Merhabalar aslında   şimdiye kadar hiç blog tanıtmadım , tanıtmayı yapamam diye hiç bulaşmadım. Herkesin bir  işi vardır kimi güzel yazamaz , kimiz güzel biçemez kimi  falan kimi  pişman :)) Allah utandırmasın diyorum  . Bu gün bir yorumuma cevaben  bana  yazan arkadaşımın kelimelerinden sonra  bencil olduğumu hissettim ve bu güzel insanı herkesin tanımasını istedim.

 O bir anne hemde çok özel bir anne  , sizi gelip her yazınızı okuyamayabilir , her yazınıza yorum yapamayabilir.
 Dedim ya o çok özel bir anne  yazdıklarından çok bilgiler öğrenebilirsiniz, ben   face'de blogcanlar grubunda görmüştüm yazısını ve resim ilgimi çekmişti Sevgili  Tediş ,  bloğuna girip  bir solukta tüm yazılarını okudum ziyaret etmenizi tavsiye ederim o benim    blog kardeşim ....

 Zaten huyumdur , bir bloğa ilk defa gidiyorsam okuyabildiğim kadarını mutlaka okurum , Mevlüdenin bloğuna ilk girdiğimde bazı paylaşımlarında,   yüz felci geçiriyorum dedim  gülmekten,  Mevlüde demişken araya onuda katmazsam olmaz :)
 Nasıl güzel şeyler biçip dikiyor  mutlaka görmelisiniz , helede anlatımı  müthiş...


 tık tık Mevlüde 
  

Ve Can dostum Melek yaz gelsede  yine sarılsam diyorum:)) özledimmmm:)
 O benim can dostum her gün elli defa  konuşup yazıştığım  dert ortağım, sırdaşım  ablam herbişeyim işte:))


tık tık  Allah-ne-verdiyse 


 Vee o ilk  okuduğumda hayran olduğum annelerden bir diğeri, iki çocukla her şeye zaman bulabilen  genç bir anne , çocuklar konusunda bir çok  bilgiye ulaşabilirsiniz. 
 İlk anne çocuk bloğu olarak eklediğim blogtu  hemen hemen her yazısını okumuşumdur , çocuklar konusunda bir şey kafanıza takılıyorsa mutlaka uğramalısınız... 


Tık tık 2 çocukla hayat




Not:  Umarım yapabildim , Tanıtımını isteyen arkadaşları seve seve tanıtırım umarım yüzüme gözüme bulaştırmam:)



5 Şubat 2016 Cuma

Bizim Hikayemiz # 3 #


Kalp ağrıları...

O bensiz mutluydu böyle istiyordu varlığım onu rahatsız ediyordu. Hayatıma devam etmek zorundayım Derya ile evleniriz diye kenara attığım paraları umarsızca harcıyorum. Bütün kadınlar bayılırken o pembe rengi sevmezdi , gidip kendime pembe kanepe takımı ve onu tamamlayacak sehpalar ve objeler aldım. Evime gelen erkek arkadaşlarımın alaylarına maruz kalsam da çok memnundum, kızlar bayılıyor, sonuçta yeni kızlar yeni ilişkiler kuruyordum , ancak uzun soluklu olmuyor, hiç bir ilişkiyi ciddiye almıyor, çoğu zaman bu ilişkiler günlük oluyordu , tabii buna gönül ilişkisi denirse... 

Uzun soluklu bir Günlük ilişkiler yaşıyordum, insanların aciz olduğunu düşünüyorum, çıkar ilişkisi , bende neyi bulamadım , düşünmeden edemiyorum eksik olan neydi, her istediği oluyordu hatta fazlası ,aklıma tek gelen şey dış görünüşümü beğenmedi daha yakışıklı birini arıyordu.

 Her hafta sonu gizli gizli iş yerinin önüne gidiyor saatlerce karşıdan onu izliyorum , dükkanlarının önü boydan boya camekan olduğu için aklıma onu arayıp telefonda benim numaramı gördüğündeki yüz ifadesini görmek istemiştim .  

Telefonumdan numarasını bulup aramaya bastım telefonu kapalıydı ,karşıdan görüyordum telefonuyla oynuyor bir yerlere bakıyordu. sanırım hattını değiştirmişti, kısacası aramamı istemiyordu. benim ise ondan kolay kolay vazgeçmeye niyetim yoktu.

Aradan sekiz ay geçmişti , pazar günü ben ve yalnızlığım bir hafta sonu pembe kanepe takımının en büyük olanına uzanmış kitap okuyordum cep telefonum çaldı hemen baktım , belki odur diye hala umut var içimde. Nasıl bir duygu bu hiç bir zaman aramayacağını bile bile...

Yabancı bir numaraydı önemsemedim, biraz çalıp durdu. Ve tekrar çalmaya başladı arama düşene kadar ısrarla çaldırışlarına dayanamayıp açtım 

''alo alo deniz hanımla görüşecektim'' 

kızmıştım Deniz hanım kalmadı , bey verelim.

''ah pardon Deniz bey özür dilerim , ben Hüsniye bakın nasıl söyleyeceğim bilmiyorum ama başınız sağ olsun anlamadım neyi oluyorsunuz bilmiyorum ama bir akrabanız sanırım , vefat etti belediye kimsesizler mezarlığına gömecekti ama ben cüzdanında numaranızı buldum , verdiğim adrese lütfen gelir misiniz''

Dolandırıcı olunur da bu kadarına da pes kardeşim 

deyip yüzüne kapadım .

Israrla arıyor açmayınca adresi mesaj olarak atıp ayıp be defin parasından mı kaçıyorsun ben öderim mezarına su dökmeye git bari su dökmekten de başka şey anlarsın şimdi odun...

Odun mu , merakımdan aracıma binip adrese uzaktan bakmaya karar verdim ...

Adrese yaklaştığımda kalabalık fazlalaşmıştı bir şeylerin olduğu belliydi aracımı bir kenara park edip adrese gittim. Telefondaki ses doğru söylemişti bir cenaze vardı fakat ben tanımıyordum bilmediğim bir akrabam mıydı acaba...

müstakil bahçeli bir evdi komşular toplanmış kimi bahçede kimi içeride laflıyorlar , beni yabancı görünce bir kaç kadın. Bana gözlerini dikti hemen konuşmaya başladım , pardon beni bu adresten Hüsniye diye bir hanım aradı, kadınlardan olaya vakıf olduğu belli olan şişmanca başına taktığı beyaz örtüyle , beyaz yüzü ortaya çıkan uzun elbiseli bir kadın ''Hüsniye bak kızım , Didarın oğlu geldi'' dediğinde şok geçiriyordum bir annem mi vardı yıllardır anne sandığım insan annem değildi ,o öldü diye üzülürken ikinci anneyi kaybetme acısını yaşayacaktım . 

Bir anda sudan çıkmış balık gibi oldum kapıdan yirmili yaşlarda ince uzun , esmer tenli bir kadın ''efendim anne ''dedi Annesi olduğunu anladığım kadın yüzüme tiksinir gibi bakarak ''bak aradığın adam geldi'' , kızgın kızgın yüzüme baktı ve arkasını dönüp dışarı çıktı.

Hüsniye Hanım içeri girerken bende onu takip ediyordum, tur rehberi edasındaydı , onu takip ediyor şaşkınlığımdan ne diyeceğimi bilemiyordum bir şeyler dediğimde duruyor yüzüme dönüp cevap veriyor sonra yine umursamaz hareketlerle işine devam ediyordu arada o durup bana dönüyor ben yürümeye devam ettiğimden çarpışır gibi oluyor istersen öp diye tersliyordu ne tuhaf biri . olayın böyle saçma hal almasından sıkılıp arkası dönükken kolundan tuttum ve Hüsniye hanım bakın ben bir annem olduğunu bile bilmiyordum .

'' o da çok gururluydu hiç bir zaman sizden bahsetmedi'' diyor ancak gözlerime hiç bakmıyordu , bahsetmediyse peki siz nasıl biliyorsunuz o zaman , taziyeye gelenlere ikramda bulunuyor ,bende peşinde bir bahçeye bir içeri geziyor , hemde anlamaya çalışıyordum tepsi elinde durdu ve birden sırtına yapıştım utandım, bana dönüp '' bana bak didar teyze on beş yıldır burada oturuyor ev sahibi kirayı bile arttırmaz çok iyi biriydi ve çok fakir üç aylık maaşıyla geçinirdi,gururundan söylememiş aramamış sizi besbelli bir derdi vardı ama hiç birimiz bilemedik.''

Tamam ama ben bilmiyordum peşinde gezerken birden salonda çerçeveli bir resim gözüme çarptı hey dur dur biraz , bu kadın annem olamaz ki ''ne oldu aşağılıyormusun! çok kabasın'' , iyide bu kadını ben bir gün moralim bozuktu benimle konuştu ve çocuğum olmayacak diye illa numaramı istedi bende verdim hepsi bu ''hmm çocuğunuz olmuyor demek '' yok yanlış anladınız sizde , evli değilim ben .Başka bir şey kastetmiştim... Yani kız arkadaşım benimle evlenmediği için yani , şey hani evlenmezse nasıl olur , işte saçmalamaya başlamış yüzüm kıpkırmızı olmuştu.

Gülümsedi birden ''tövbe yarabbi cenaze evinde güldürdünüz beni , hiç bir alakanız yok, zaten biz komşular kendi aramızda para topladık duası için sizden umudu kesmiştik .''

Öderim dedim karşılıklı itirazlardan sonra ödemek istediğimi içimden gelerek yaptığımı kabul ettirdim duası ve ikramları derken saat geç olmuştu komşular bir bir ayrılırken Hüsniye ve annesi kaldı sadece.

Hüsniye madem bir bağınız yok eşyalarını ikinci el satın alan yerlere , anahtarı da ev sahibine biz teslim ederiz ... 

bütün gün peşinde gezdiğim kadını merak etmiştim . Eşiniz gelmedi dedim sırf vereceği cevabı merakımdan acaba Didar hanım teyzenin şu doktoru bulan komşusumuydu yoksa , sesini çıkarmadı o ara annesine emirler yağdırıyordu durmadan '' camlarını kapadın mı , ocağı kontrol ettin mi?'' Yaşlı kadında uslu küçük bir çocuk gibi uyguluyordu .İşleri bitince , bahçe kapısına kadar birlikte çıktık , ben karşıya geçip aracıma binip tam çalıştırdığımda karşıdan bana el hareketiyle aracın camını aç diye işaret yaptı, camı açtım benimde hiç çocuğum olmayacak deyip koşarak , kendi evlerine ilerlemekte olan annesinin koluna girip karanlığa karıştılar , arkasından öylece baka kaldım eve gelip duş, traş ikilisinden sonra kendimi yatağa attım ne gündü ve Hüsniye beni anlamıştı ne demek istediğimi anlamıştı demekki o da yaralıydı... Sabah uyandım aklımda Hüsniye , neyi mazeret edip görüşebiliriz diye bütün gün teoriler ürettim.