29 Aralık 2015 Salı

Güne nasıl başladınız?




Güne sıcak bir çay eşliğinde başladım , Arkadaşımın ısrarıyla yakınımızdaki ormanda kısa bir yürüyüş , temiz hava biraz baş ağrısı yaptı ve ardından sıcak çikolata ...

Mutlu et kendini:)

 Ya siz güne nasıl başladınız?


28 Aralık 2015 Pazartesi

27 Aralık 2015 Pazar

Hint filmi deyince Ghajini

Beni yakından tanıyan arkadaşlarım nasıl bir Hint filmi delisi olduğumu iyi bilirler , ee madem  hep en kaliteli en güzel filmleri izliyorum paylaşmalıyım dedim hem Bolywood'un ne kadar geliştiğini görsünler hem gözleri gönülleri açılsın:)

 İlk filmim tabii ki Aamir Khan Filmi
Ghajini
 2008 yapımı tam bir aşk filmi Olan Ghajini beni benden alan bir filmdi    havlu rulosunu bitirdim sonlarına doğru , Aamir Khan ve kadrosunun oyunculuğu  mükemmel ötesi ,filmi en baştan sona kadar  aynı heyecanla izleyeceksiniz dersem yalan olur...

  Film ikinci parttan sonra  özellikle sonlara doğru öyle bir değişiyor ki  resmen kan basıncınız artıyor, boynumdaki damarların  sesini duydum bir ara...


 Tam bir aşk filmi    içeriği hakkında bilgi vermek istemiyorum aslında ,biri bana anlattığında hevesim kaçıyor ama kısaca  söylemek gerekirse  masum genç bir kız  fakir ve çok borcu vardır  reklam şirketinde çalışır ve biraz fazla para kazanmak için  bir şirketinin adını kullanır bundan sonra  yakışıklı genç  iş adamıyla hayatları bir anda kesişir fakat kız bunu hiç bir zaman öğrenemiyor 

 yazarken bile gözlerim doldu ...
 Duygusal ,aksiyonlu ,dramatik  ve çok romantik...
   Önce kahvenizi için ,  bir rulo  peçeteyi alıp arkanıza dayanın ve kendinizi aşkın hazin sonuna bırakın...






25 Aralık 2015 Cuma

Telefonumun İMEİ Numarası Klonlanmış






Gece telefonuma bu mesaj geldi ve  Koskoca google'de bununla alakalı bir şey bulamadım ,  herkes sormuş bir cevap veren yok.


    Öncelikle telefonumun arka iç yüzünde İmei numarası yazıyor , yinede emin olmak için
 telefonunuzun arama  kısmından  *#06# yapın ve arama tuşuna basın .
İmei numarası karşınıza çıkacaktır mesajdaki İMEİ ile  telefonunuzdaki tutmuyorsa sorun yok  bu mesajın gelme sebebi birisi yada siz telefonunuza farklı bir hat takmış olabilrsiniz .   kartınızı  her zaman kullandığınız telefondan başka bir telefona takmış olabilirsiniz. aslında mesaj x zamanda kullanılmış olan telefon yüzünden... 
Rahat bir nefes alabilirsiniz sorun yok...
 İMEİ numarası tutuyorsa hiç vakit kaybetmeden telefonu aldığınız bayiye  fişleriyle başvurun , size yardımcı olmazlarsa heyet hakem kuruluna  dilekçe verin ...
 umarım faydam olmuştur...

 Benim    mesaj almamın sebebi    telefonum  Eniştem vefat ettiği gün bozulmuştu ,  tamire bıraktığım yer bana   mağdur olmamam için bir telefon vermişti o telefon  yüzünden :(  daha çok mağdur  olacakmışım haberim yok. 

Telefonum  tamir olunca geri aldım verilen telefonu da
 iade ettim.
 Kendi telefonuma hattımı taktıktan bir kaç gün sonrada bu mesaj geldi  tamire verdiğim yere gidip  sorun olmadığını öğrenince rahatladım ama siz siz olun artık   '' al  bu telefonu kullan idare eder seni deyince ''  İmei yasal mı diye sorun yoksa çok büyük sorunlarla karşılaşabilirsiniz ucuz atlattım şükür...


23 Aralık 2015 Çarşamba

22 Aralık 2015 Salı

Kandiliniz Mübarek olsun

Mevlid Kandili...

Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (sas) kutlu doğumu olan Mevlid Kandilimiz Mübarek ve hayırlara vesile olsun  efendim... 



Rahmetli Büyük Annem Kandillerde gündüzleri  ne çamaşır yıkardı ne bulaşık genelde kuru fasulye yapardı kolay yemek diye zamanı kalsın bol dua istiğfar etsin diye, ''iş her gün oluyor da her gün kandil olmuyor'' derdi...

Oturur bol bol tesbih çekerdi geceleri de gücü yettiğince kaza namazı kılar Kur'an okurdu...

 Eski türkçe bilmezdi  , yeni türkçeden okurdu ''Aaa olurmu hiç öyle  İlla Arapça öğren'' diyenlere de
  ''yaşım  seksen öğrenemem istesem de almıyor aklım artık  yan gelip yatmaktan iyidir'' derdi...

 Nur içinde yatsın. 







Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih "Estağfirullah" demeliyiz.


Dualarda buluşmak üzere hayırlı kandiller...



20 Aralık 2015 Pazar

İzleyici Gadgeti sorunu!!

Benden başkasında bu sorun var mı merak ediyorum izleyicilerim dakika başı  siliniyor !
 906 üyeden şu an  863 teyim :)
 bir ara  700,dü acaba borsaya mı endeksli oldu benim blog 
bir düşüyor bir çıkıyor:))


 Baştan belki kendileri sildi diye düşündüm bir baktım silinen üye  on dakikada  yüz elli  yani on dakikada yüz elli giriş olmamış...

Telofondan da sorun yaratıyor  illa gireceğim diye  telefon hep parmak izi ,  cinayet bürodan gelecekler az kaldı:)

 Blogger izleyicilerimi geri verrrr....
 Okutulmamış  anılarımız var olmaz ki! 



19 Aralık 2015 Cumartesi

Ölümün izleri...

Ölümün İzleri...


Ölüm zor mu? 

Bilemem daha önce hiç ölmedim  , arkasından baka  kalmak çok zor defalarca yaşadım , en acısı da yine gel diyememek  bir daha gelmeyeceğini bilmek...
  Ölenin acısı dışında birde arkasından miras  merağı olan , hayır için alınan hediyeleri yağmalayıp  günaha çeviren ,  dua için değilde gıybet için yapılan toplantılar haline getiren akrabalar var .
 Bir ara acaba sadece bize özgü
mü diye düşündüm
  , hangi cenazeye gitsem hiç görmedim böyle bir şey yada  dört duvar arası olunca karşıdan göremiyoruz.


 O öyle olsun bu böyle olsun  yedinci gecesi için dua olacak salı gecesi şimdiden resmen   şirket toplantısı gibi toplanıp herkes  ayrı kafadan bir şeyler söylüyor , yok pilavıydı , hediyesiydi o diyor öyle olsun bu diyor böyle olsun , Halam çok yaşlı  aklı bir geliyor bir gidiyor ,  bir ağlıyor bir  ölmedi o  gelecek diyor , paralarımı harcamak için yapıyorsunuz diyor, gülüyoruz kızıyor . 

 Her  konuşması tuhaf
 kaç senedir yaşattım da artık bitti demez mi!
 hönk  nasıl yani!   meğerse çok paraları var ya  tedavileri  özel hastanelerde olduğu için paraya dayandığı için  o vermiş ömrü Allah değil! acaba o malı mülkü onlara kim verdi halamı çok severim de bu huyları utanç veriyor bana  herkesin içinde söylüyor...


 Yaşı seksene geliyor halen  böyle şeylerin   parayla olmadığını  anlayamamış  herkesle küslerdi herkesle kavgalı  Almanya'dan kızları damatları  geldi onlardan başkada sadece kendi akrabalarımız ve bizim çevrelerimiz geldi  , her şey insanla oluyor vesselam...
 kafam kazan gibi oldu .

 Cenazemiz Almanya'dan  gece yarısı geldi o yüzden kalabalıktık evde , köy evi  olunca  kaloriferli değil tabii herkes bir yere kıvrıldı   yattı ben ve yengem  kapı önünde halı üstüne kaldık altımıza koymaya minder bile kalmadı montla uzun süre uyumamak için mücadele ettik en sonunda kapı önüne yayılmışız  iki seksen...
 Tabii  kuru yerde ,sobada  yok  ikimizde şifayı kapmışız.
 Keşke hiç uyumasaydım ...

 Cenazede düğün gibi herkese para verildi ibrikçiye  tabutu tutana mezar açana 
yürüyene
 ağlayana 
ehhh utandım  bir ara yeterin ayıp yahu  Allah rızası için  geliyorlar
  herkesi parayla satın alır gibi olmaz diyecektim de baktım herkes memnun  , kimsede parayı yere atıp biz Allah rızası için yapıyoruz demedi. Yirmi bin lira harcamışlar daha yedinci gecesi var ne olur bilemiyorum yılbaşı yaklaşıyor duaya dansözdemi çağırsak dedim   yengeme ,  gülmeye başladı tövbe de deliii...



15 Aralık 2015 Salı

Hüzün sardı dört bir yanımı...


Hep çok konuşurum ya aslında içimde rüzgarlar eser, belli olmasın diye  hep buruk bir gülüş takılıdır  dudaklarımda,  an gelirde rüzgarlar fırtınaya döner. İşte o zaman sadece içimdeki fırtınayı dinler ve duyarım.
 Sessizliğin sesini,  yüreğimin çığlığı bozar 
o sesi sadece gözyaşlarım duyar!...

 Eniştem vefat etmiş  köye gidiyorum:(


14 Aralık 2015 Pazartesi

Anılarda beni hatırlarmı # final#



 Hayat , hayat ey hayat!



 Bu yaşadıklarımı  bana izletseler yine de bu hayata gelirmiydin? diye sorsalar?
 Sırf çocuklarıma olan aşkımdan yine gelirdim, yine  bunca zorluğu yaşardım.

Çocuklarıma aşığım da bunu  bu aralar gösterebiliyormuyum?   Malesef gösteremiyorum. Hatta onlardan nefret ettiğimi bana yük olduklarını düşündürdüğüm anlar oluyor.



 Komşular kayınvalidem için hasta ziyaretine geldiler  ,komşulardan biri eltimin  akrabası  ayağını halının altına bile soktu sanki anlamadım güya ev temiz mi bakacak!
   Eda yaptığı çayı ikram ederken  hemen gözlerini kızıma diktiler  ''ay maşAllah tam evlenecek yaşa gelmiş  , hamaratta kız evlendir bunu artık'' deyince
''kısmet işi bunlar '' dedim
 Diğer komşu ''aa hamarattır benim kızım bak  diğer kızlara hiç benzemez ne  gezdiğini  gördük nede bir erkekle  duyduk Allah için hanım kız'' Deyince '' öyledir sağ olsun hiç yüzümü kara çıkarmadı çok dinler beni '' dedim .

 İçimden güldüm ne diyeyim şimdi  el aleme kendi kızımı şikayet edecek değilim ya. 
 hiç sesimi çıkarmadım küçükken çocuğunu kimse görmüyor, biraz  büyüyünce nasılda göze batıyor...ah gelin birde bana sorun siz onu tabi dışarıdan kim ne bilir evin halini .



 Kayınvalidem komşuların yanında altına   yaptı nasıl kokuyor  komşular da  kokuyu duydular 
  ''Zahide annen altına yaptı'' dedi eltimin akrabası 
 ''evet  temizlerim şimdi ben sizi salona alayım kusura bakmayın '' 
 gerek yok kız salona geçmemize,  bizde kalkıyorduk dediler ve on dakika daha oturdular nihayet gittiler.



   Altını temizledim mızıldanmaya başladı  başı ses götürmüyor insanlardan, kimse gelsin istemiyor  bazen  her şeyi hatırlıyor bazende  hiç kimseyi tanımıyor  Emin'e geçen gün baba dedi  çocuklarla gülmekten öldük Ya Rabbim  gülermisin, ağlarmısın?
Gece eltim geldi yarım saat oturup gitti kızların çok dersi varmış ta dersaneye gidiyorlarmışta arabası altında ne olacak  bizi beğenmiyor hanımefendi.

 Anlayamadığım   kaynımla Emin  aynı işte çalışıyor ,aynı maaşı alıyor, eltim aldı başını merkeze taşındı ,ev aldı yeni eşyalar aldı  hep ileri gitti kızlar dersaneye gidiyor , biz ise maşaAllah. daha gelinlik koltuklarımı kullanıyorum. besmelesi bol diyeceğim ama  o da yok kadında , Emin bana 'sen çok fesatsın, fesatlıktan barımıyoruz'' diyor...

Bazen haklılık payı veriyorum ama  şuda bir gerçek eltimin ailesi ona çok destek çıkıyor maddi açıdan , bizimkiler kendilerini zor bakıyor, çocuklara beş lira vermezler. bir gün anneme  '' anne bari  çocuklara bir lira ver  '' dedim
 ''kızım birine versem diğeri gücenir bende hiç birine vermiyorum  yok işte elde avuçta anca kendimizi geçindiriyoruz'' dedi. o da  haklı.
 Bu akşam Emin eve suratı beş karış geldi kaynım  ona   sitem etmiş, müşterilerin yanında  ''bir anama bakamıyorsanız alayım'' demiş   ''beynimden kaynar sular döküldü'' diyor.

 Komşular   eltime beni söylemiş kayınvalideme iyi bakamıyormuşum  ev leş gibiymiş te ben biliyorum kimin söylediğini eltimin o akrabası yok mu o işte geldiler,çayımı kahvemi içtiler utanmadan bir de dedikodumu yapıyorlar. kolaysa alsın eltim baksın dedim , madem o kadar kolay hasta bakmak gelip on dakika oturup kaçmakla olmuyor.
Dedikoducu karılar işleri güçleri kapı kapı gezmek, aylak kalıyorlar ya ne yapsınlar.



Ne biçim insan bunlar anca sinirlerimi bozuyorlar  Teyzeme onca laf söylemem rağmen bana kırılmamış zor günlerime  vermiş arada gelip gidiyor Allah razı olsun çok yardım  ediyor.
 Bu aralar Eda'da bir değişim var okuyacağım ben diye tutturdu babasının aklına da girmiş dışarıdan liseyi bitirmeye karar verdi okula yazıldı hafta üç gün okula gidiyor sınavlara giriyor bu durum Emin'i ve beni mutlu ediyor.

 Çok geçmeden Eda'nın neden böyle birden okumaya heveslendiğini anladım. Teyzem benden gizli  o çocukla aralarını yapmış oğlan üniversite de okuyormuş  mühendis olacakmış. Eda'yı çok beğenmiş ama illa okuman lazım yoksa bu iş olmaz demiş.

 Bizim  bin tembihle yaptıramadığımızı  oğlan bir sözüyle yaptırmış ve okumaya karar vermiş.
Bir yandan seviniyorum bir yandan da teyzeme kızıyorum kocaman kadının yaptığına bak! 

Derya ve Oğuzcan yapışık ikizler gibi hiç ayrılmıyorlar aralarındaki üç yaşa rağmen çok iyi anlaşıyorlar.
 Günler o kadar hızlı geçiyor ki geçen beş yılda    çok şeyler değişti ama bazı şeyler hiç değişmedi. 
Eda yirmi üç  yaşında oldu liseyi bitirip iki yıllık üniversite okudu.  El sanatları bölümünü okudu  o çocukla yani Münin'le nişanlandı 
Derya üniversiteyi kazandı hemde zor bir bölümü Hukuk.

  Bize rağmen...
  Sanırım o evin  huzursuzluğunu okuyarak yok saydı, kendini hep okumaya verdi  Oğuzcan liseye devam ama bir türlü arabalara merakı bitmedi. Hafta sonları babasının yanına sanayiye gidiyor kayınvalidem ise halen yatalak  çok zayıfladı yatağın içinde kayboluyor.
  Rabbim yaşayacaksın deyince  nefesi içinde durduğu sürece yaşıyor  işte ne desek boş bana ağır geldiği zamanlar oluyor da ona bu hayat hafif mi geliyor  sanki bazen her şeyi hatırlıyor ağlıyor  eskiden ona çok kızardı  sağlıklıydı her şeyi kendi yapardı bana muhtaç değildi. Zaman zaman kavga ederdik  şimdi ise bana o kadar muhtaç ki bir bebekten daha fazla.
 Bebek bile altını pislediğinde rahatsız olur ağlar o  ise bazen altına yaptığının  farkına bile varmıyor   duvarları boyamaya devam ediyor bezini çıkarıp atmaya da ama ben buna pratik bir yol buldum  duvarlara, duvar kağıdı yaptık, onun erebileceği yerlere folyo yapıştırdım  o batırsa da arkasından siliyorum hiç değilse.

Bu gece  yatağa yattığımda Emin'i düşündüm ,kayınvalidemi düşündüm aklıma bir şey takıldı
Elmadaki tırtıldan iğrenirizde kelebeği neden bu kadar çok severiz?





Günlerdir telaş içindeyim Eda'yı gelin ediyorum. Nihayet yavrularımdan biri yuvasını kuracak,  eskiden o kadar çok çeyiz yapardım ki.
 Kayınvalidem hastalandıktan sonra hiç bir şey yapamaz oldum.
 Birde hasetlik yapar kimselere örnek vermezdim sanki kim bilir ne ey Allahım eskiden yaptığım şeyler o zamanlar bana çok mantıklı gelirdi şimdi ise  çok saçma geliyor .
 Ne olacak sanki o örneği versem herkesin üzerinde farklı duruyor. her kesin elinden ayrı çıkıyor. 
Yavrumun öyle fazla çeyizi yok,  yinede  maddi gücümüzün yettiği kadar her şeyini aldık.
Huzuru bol olur inşAllah.Eda'yı istemeye geldiklerinde kayınvalidem çok hastalandı düğün üzeri bize oyun yapacak gibi duruyor, diye düşünmemin üstünden çok zaman geçmedi.
 Eda'nın çeyizinin gittiği gün kayınvalidem çok ağırlaştı o gece vefat etti.
Meğer ne kadarda çok alışmışım ona, içime nasılda büyük bir acı çöktü, yıllarca benim için çocuk gibiydi kızdığım anlarda oldu, ölsün artık kurtulayım dediğim anlarda ama Rabbimde biliyor ben kötü niyetten söylemedim hiç bir zaman yüzüne vurmadım.
Bana neler etti, hepsini unuttum.
 Benim için ölüm demek içimden göçmen kuşların  gitmesi.

 Onun için ölüm demek bu dünyadan, bu dünyadaki acılarından kurtuluş demek. Emin annesinin tabutun başında öyle bir ağlıyordu ki içi dağlanmış gibi ,kaç yaşında olursa olsun ana işte.

Ölüm ve düğün bir insanın evinin en kalabalık olduğu anlar.
biz iki duyguyu bir anda yaşıyoruz, Annem yaklaşıp sırtımı sıvazladı
'' iki yavrunu da gelin ettin'' dedi annem ben şaşkın şaşkın bakarken devam etti
'' ee kızım genç kızın düğünü telli duvaklı olur bizim gibi ihtiyarların düğünü de kefenle olur, ikisine de Yeni yuvalarında Rabbim huzurlar versin''
 Bu sözler  zor günler yaşadığım şu anada bana kamçı gibi geliyor  ağlamaktan kendimi alı koyamıyorum.

Çocuğumun düğünü istediğimiz gibi olmadı. Buruk gitti güzel yavrum.
Emin Eda'nın beline kuşağı bağlarken  göz yaşları sicim gibi döküldü. Kayınvalidem ve Eda'nın gitmesiyle ev o kadar sessiz kaldı ki sanki uçsuz bucaksız bir denizin ortasındayım ama ne su var ne güneş sadece tuz var yakıyor bedenimi.


Tuhaf bir duygu  kendimi yeni evli gibi hissediyorum  bütün zaman bana ait fakat çok canım sıkılıyor.


Yeni bir hayata başlar gibi hissediyorum kendimi.  Sabah kahvaltı sofrasında yaptığım patetesli yumurtayı herkese servis yapıp yerime otururken  Derya'nın başını okşayıp Oğuzcan'la ikisinin  saçlarına birer öpücük kondurdum... Derya- şükür aklına geldik,hep merak ediyordum iki çocuğun daha olduğunu ne zaman hatırlayacaksın diye.... 

Salak salak konuşup canımı sıkma  sabahın köründe Derya  neyinizi eksik yaptım  üç kardeş birbirinizi çekemiyorsunuz daha yarın eli nasıl çekeceksiniz bilmem. Emin bir şey desene . ne diyeyim hanım çocuk bir laf dedi yerin dibine soktun yarım saattir söyleniyorsun.  Ağlamaya başladım ben sabahın köründe kalktım size kahvaltı hazırladım ...

Kimi doydu kimi  doymadı hepsi kahvaltı sofrasından kalktı. Okula,işe dağıldılar... 
Oğuzcan  liseyi bitirmeden bıraktı sanayide babasıyla çalışmaya başladı.laf dinlemiyor ki evlatlar o kadar çok yalvardık yakardık olmadı... 
Gerçi Derya okuyor da ne oluyor bizi beğenmiyor hanım,  kabuğunu beğenmiyor  yumurta.
 Bana karşı hiç sevgisi yok yada ben öyle hissediyorum. Eltim merkezde oturduğundan fazla görüşemiyoruz. İki kızı da evlendirdi kızlar çalışmıyor zengin yerlere evlendiler.
 Boşu boşuna dershanelere yolladı  kafa almayınca profesörden ders alsa nafile...
  Eltim çok  rahat evler ,arabalar  beş yıl geçmeden değişen koltuklar , biz ise hep aynı harabelikte  ...

  Derya ile her gün her saniye didişmelerim  bitmiyor edanın derdi bitti derken  derya çıktı  ne desem laf
söylüyor küçükte değil ağzının ortasına terliği geçireceğim az kaldı . ben bu kadar analık yapıyorum kendi  daha iyisini yapsın ilerde.  Eda'yla ilgilenmişim hep onu sevmişim hep onu düşünürmüşüm aaa yeter içimi kim bilebilir ki.   Oğuzcan'ım askerde ne zormuş evlat yolu beklemek....


 Derya üniversiteden sonra  bir avukatın yanında çalışmaya başladı babası adamı gördü tanıştı baştan çok sevdik  deryada sevmiş hemde biraz fazla  ...

 Aralarındaki on beş yaşa rağmen bizi dinlemedi  kendi başına buyruk arkasına kuyruk gidip adamla nikahlanmış bir gelinlik bile giymeden .
 Asi olunur da bu kadar mı olunur. Babası affetmem eve sokmam dedi . yine  ana yüreği ikna
Ettim üç beş bir şeyler yaptık. 
 Ailesiyle tanıştık  kokteyl mi neymiş onu yaptılar sosyetik bunlar. Eda ile ayni ay hamile olduklarını ögrendiler.
 Emin beyim can parem akşam çok hastalandı   hemen hastaneye attık  . 
 Kalp damarlarından ikisi tıkanmış


anjio oldu ama fayda etmedi  stent taktılar  zor kalkıyor,nefesi bile yarım yarım alıp veriyor.



İki hafta hastanede yattı  Oğuzcan teskereyi aldığı hafta Emin beyde , Bu dünyadan teskereyi aldı , annesine kavuştu bizi terk etti .., 

Beni terk etti .. 
Ne yalan bir dünya bu  , anan şöyle,  halan böyle , yok koltuk eskidi, yok halı eskidi derken biz eskimişiz.
 Farkına varmadan  nasılda yalan bir dünya   Oğuzcan'la baş başa kaldık bir kızı istiyormuş resmini gösterdi, bet bu çocuğum, kız mı kalmadı dedim gülümsedi sırtımı sıvazladı hemen...

 Güzelini bulurum aney dedi şımarık evlat. 
Benim lafımla bakmadı tabii ki . Benim yılardır öğrenemediğim bir şeyi o iyi biliyordu. Güzellik yüzde olmuyor , yüz güzelliği makyajla estetikle bir şekilde hal oluyor ancak ruha estetik işlemiyor...

    Haticeymiş  kızın ismi. Sevmedim gitti resminden hoşlanmadım birde eve gelmeye başlamaz mı , daha söz yok nişan yok ne biçim kız böyle hafta yedi o sekiz bizde. Oğuzcan   askerden geldikten sonra  oto parçaları üzerine açtığı dükkanı iyice büyüttü.  bütün itirazlarıma rağmen o kızla  evlendi ...

 Bir annesi var cadııı hep akıl veriyor kızına.,
Hatice ile aynı evde oturuyoruz.

  Bir  sabah deryayı gördüm başucumda  daha uyanmadı mı diyor gözleri şişmiş. uyandım diyecektim ki , dilim ağzımdan çıktı sanki.  meğer gece felç geçirmişim beni hastaneye getirmişler.  ne dargınlık ne kırgınlık nede gelecek kaygım kalmıştı ağzım bile dönmüyordu ,  hastaneden eve geldiğimizde zor zahmet  konuşmaya çalıştım edanın bakmasını istedim ama Oğuzcan bırakmam dedi , Hatice beni bakmazdı aylardır ona yapmadığım kalmadı.  ve  iki yıldır beni utandırdı her gün gelinim. bana çok iyi davrandı ,
 Geçmişim hemde çok geçmişim bu sokaklardan da bilememişim kıymetini,çektiğim nefeste dumanı çekmiş, yanan ateşte hep külü görmüşüm.

Tüm yaşadıklarım, heves ettiklerim için yaptığım inatlaşmalar, kırdığım insanlar ve beni kıran insanlara verdiğim tepkiler ne kadar da boşmuş, anlıyorum ki yaşanan an geri gelmiyor.



 Şimdilerde beni ölüm korkutmuyor  yaşamak kadar.Yetmiş beş seneyi ne çabuk geride bıraktım, sevdiklerimi ne ara mezara koydum anlayamadım! 

Heveslerim vardı tutkularım, ideallerim kimin yok ki! 
Gece böyle düşünerek uyuya kalmışım, sabahın erken saatlerinde oğlum işe gitmeden önce  yanıma uğradı, her sabah ve her akşam bunu yapar
 ''Annem günaydın nasılsın bu sabah?''
Başımı salladım iyiyim anlamında  gözlerimden  sicim gibi akan yaşları silerken oğlum '' ağlama annem ,akşama görüşürüz, Hatice kahvaltını hazırlıyor birazdan getirir'' deyip odadan çıktı.


 Arkasından  peltek dilimle bir şeyler geveledim, ama anladı mı bilmiyorum?

Ellerimle yataktan güç alarak oturmaya çalıştım,yastığımı düzeltmeye çalıştım  zor iş!  iki yıldır bu yatakta yatmak ne kadar zor bilemezsin, havalı yatağım benim sofram, tuvaletim, salonum, yatak odam kısacası benim yaşam merkezim bu yatak...


İyi yönünden bakmak lazım,evin en güzel köşesi bana ait cam kenarında yatağım gündüzleri bol bol pencerenin önünden

gelip geçeni izliyorum,Oğlum ve Hatice'nin kapıdaki Konuşmalarını duyuyorum,Hatice akşama eve gelirken alması gerekenleri sıralıyordu,bir ara sesler kesildi, sanırım oğlum gitti.

Camdan onu görebilirmiyim diye perdeyi  titrek ellerimle yavaşça araladım, o anda  gözümün önüne yıllar önce eşimi işe giderken her sabah arkasından baktığım anlar geldi aklıma  birden o anlara daldım, Sanki  araladığım perde değilde anılardı , yıllar yeniden gözümde akıyordu... 
                                          Son...

 Not: Hikayeyi baştan okumak isteyen yan tarafta  Kategoriler bölümünden okuyabilir , gecikmiş bir son oldu  keyifli okumalar...




13 Aralık 2015 Pazar

Takıntılarım Mim: Merak Ediyorum....?


 Sağolsun   biposetkitap  beni mimlemiş :) 

“Merak ediyorum! Demiş? 
 Başlayalım o halde.

''Takıntılarınızı, sevdiğiniz ya da sevmediğiniz genel şeyleri.''

Sanırım duyacağınız takıntılardan sonra psikolojimden şüpheleneceksiniz hiç yazmasam mı:)


Çarşaf takıntım vardır ,  çok sık değiştiririm gece uyku tutmadı  ,yatakta çok döndüm o çarşaf kokmaya başlar bana , kalkıp değiştiririm ,  duş aldıysam  zaten illa değişir , gece üzerimde çarşaf olmazsa uyuyamam , çarşafa dolanırım :) 
Kısaca çarşaflar dile gelse benden nefretini dile getirir...


Koklama takıntım var
her şeyi herkesi koklarım  tabii çaktırmadan , en sık yaptığım parmak uçlarımı koklarım , saçlarımın uçlarını koklarım  ,biri sarıldıysa onu koklarım , yemeği , tatlıyı ,salatayı önce koklarım :) Çamaşırları katlarken koklarım güzel kokmayanları tekrar kirliye...

 

 Her sabah  okuduğum belirli dualarım vardır , Dularımı okumadığım günün çok kötü geçeceğini düşünüp  , o günü kötü geçiririm ...

 Her sabah sirkeli su içerim  , kudret narı ve bal yerim yemediğim gün midemin ağrıyacağını düşünürüm hatta bazen  yemediğim halde aa  sabah yemiştim deyip beynimi ve midemi kandırmaya çalışırım , başarılı olduğum bile olmuştur...:)

 Doktor bey korkmayın  henüz en büyük takıntımı söylemedim :)

 Fotoğraflarımı çekerim hemde her gün  , ne var bunda diyeceksiniz  , şöyle ki  eğer  fotoğraf çekip orada duruyorsa normal , ben  eski fotoğraflarımla karşılaştırma yapıp dış görünüşümün   değişikliklerini saptarım kriminal incelemeci siyah kuğu :)




 Yeter efendim yeterince saydım sanırım :))
 Mimlediklerim 

Gönderini bilinmiyor Melek Bahar
Kar tanesi  Kübra
ipekbocegi-eda. Eda



11 Aralık 2015 Cuma

10 Aralık 2015 Perşembe

Torku ,Yerli malı Yurdum malı


 İlkokula giderken yerli malı haftası en sevdiğim haftaydı  her yıl aynı şey  meyve  olup şiirler okurduk ben istemeye istemeye  Ayva olmuştum  illa fıstık olacağım kabuklu fıstık diye tutturmuştum...
Yerli malı yurdum malı herkes onu kullanmalı deyip ayva göbekten önümü göremeyip yerde öyle bir yuvarlanışım vardı ki halen ayva yemem...
illa fıstık götürürdüm çok sevdiğimden olsa gerek hatta sırf bu yüzden ağlaya ağlaya fıstık ektirmişliğim vardır babama , Kızım yetişmez burada demesine rağmen...
  

 Şimdilerde ise yerli mallarını almamak için bahaneler üretiyoruz ,yabancı markalar çok çekici geliyor nedendir?
Bu akşam biraz araştırma yaptım yediklerimiz , içtiklerimiz hakkında ve yediğimiz içtiğimiz şeyleri biz onlardan alınca kar edenler , bizim sayemizde her gün ceplerini doldurup ta bizi aşağılayanlar.
 Aslına bakarsanız şimdiye kadar  markasını pek umursamazdım tanınıyorsa  ve çoğunluk memnunsa  alırdım  ama öyle değilmiş işin aslı...
 medya ,reklamlar  bizi yanıltabiliyormuş  menşei denen bir şey varmış ve ben artık menşei Türkiye (türkey) yazmayan bir gıda , temizlik ürünü  ve başka bir şey kullanmak istemiyorum . 

Neden hep dış Ülkeler kazansın ki benim Güzel Ülkemin Güzel Çiftçisine , Mühendisine şans vermezsek kucak açmazsak bu nasıl olacak  araştırma yaparken ben bir kaç yerli marka buldum ve denedim hatta  birini  gönüllü reklamını yapmaya karar verdim aynı şeyi sizde yapabilirsiniz  kullandığınız yerli marka ürünleri  tanıtabilirsiniz değil mi?
Şimdilik gıda olarak Torku'yu buldum Kullandıkça düşüncelerimi paylaşacağım...
 Şimdilik sadece  Torku Çikolatamı denedim bu gece ve  çok lezzetli üstelik Glikoz şurubu içermiyor...

 Giyecekler, temizlik malzemeleri , özel ürünler  bildiğiniz ve kullandığınız Türk mallarını  paylaşırmısınız ?
 Ben Torku'yu seçtim  ve hakkında araştırmalar yaptım biraz yüzde yüz yerli   bir çok ürünü var sütten  süt ürünlerine , bisküviden  şekere 
 

Biz, Konya Şeker’iz

Biz, Anadolu’nun verimli topraklarını işleyen, doğal üretim yapan 900 bin çiftçiyiz ve kendi ürettiğimizi yine kendi fabrikalarımızda işleyerek kendi markamızla sizlere ulaştırıyoruz. Markamız Torku ile evlerinize, sofralarınıza geliyoruz.

Üreticimizin emeğini tarladan sofranıza getiriyoruz.

Tohumumuzu kendimiz üretiyoruz, gübremizi yemimizi kendimiz üretiyoruz. Güvenle tüketin diye araya kimseyi sokmadan kendi fabrikalarımızda doğallığı, sağlığı ve kaliteyi her şeyin üzerinde tutarak Anadolu toprağının bereketini, emeğimizi sizlere ulaştırıyoruz.

Bereketli toprağımız bizim en kıymetli hazinemiz. Sadece bugünü düşünerek hareket etmiyor, bu hazineyi yarınlara, çocuklarımıza daha da güzelleştirerek bırakmayı amaçlıyoruz. Bu amaçla hem tohumumuzu hem toprağımızı koruyoruz. Yarını da düşünerek Konya Ovası’na 18 milyon ağaç diktik dikmeye devam ediyoruz.
Lütfen yerli Mallarımıza sahip çıkalım... 
 Resim ve tanıtımları ,Sitelerinden alıntıdır

 Siz  bu konuda neler düşünüyorsunuz?


9 Aralık 2015 Çarşamba

Eskici

Hayırlı akşamlar efendim , mektubuma başlarken küçüklerin gözlerinden büyüklerin ellerinden öperim , yoksa mektubu bitirirken mi öpülürdü  , çok zaman oldu mektup yazmayalı o yüzden unuttum ...
Oysa eskiden ne çok mektup yazardım  , hatta bir mektup arkadaşım vardı yıllarca mektuplaşmıştık , sonra ne oldu  hatırlamıyorum büyüdük , adresimiz değişti , yada biz değiştik...

  Hani deriz ya , yani illa demişizdir hayatımızın bir anında ,  ''şimdiki aklım olsaydı böyle yapardım keşke beş yıl önce bu aklım olsaydı!''  
Merak ettim şimdi  siz hiç  dediniz mi ?
Burada bir incelik var  aslında o akıl değil yaşanmışlık , tecrübe  ve yaşananlardan alınan derstir, tabii bu arada şimdiki aklımızı  yıllar önceki bedenimizi isteriz , bedenimizde bir elbise  yıllar geçtikçe eskiyor yenik düşüyor zamana... 
 Ne anlatacaktım ne anlattım misali oldu artık döndüm , her  gün yazma kararı aldım ,bazen abuk sabuk bazen  oradan bazen buradan ama  bana ihtiyacı olan ve her gün okumak isteyenler varmış   hay hay efendim yazın dersinizde yazmam mı ?
 seve seve
 Bu arada çok mail alıyorum ''Fahri bey çıkmazı''  hikayemi devam etmemi isteyenleri burada da bir göreyim yorumlarınıza göre devam  yada tamam kararı alacağım.

Eskileri özleriz de nedense eskileri çöpe atar  ,yakar ,yıkar ,üstünü örteriz...