14 Ocak 2014 Salı

Teen wolf



Teen wolf  dizisinde  en gıcık olduğum, ancak gücünden    etkilendiğim hatundur. Kali , Hastaneye ,okula ve bir çok yere  yalın ayak gider,  ayak tırnaklarını büyük ihtimal en son bebekken kesmiş bir hatun,   her yerde böyle gezmesine rağmen kimse vamp olduğunu anlamaz . Ayak tırnaklarıyla rahat  3 dönüm tarla kazabilme  potansiyeli olan bu hatun  geçtiğimiz sezonda  mefta oldu  , yaad edeyim dedim.
 Diziyi seven izleyen varsa yorumları bekliyorum  benim favorim,Tyler Hoechlin,  





12 Ocak 2014 Pazar

Mevlüt Kandiliniz Mübarek Olsun…





 Bugün Mevlid Kandili, bugün Peygamber Efendimiz 
Hz. Muhammed (sav)'in doğum günü... 
ALLAH’ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, 
Gönül güneşiniz hiç solmasın,,,,
GÜLLERDEN DE GÜZEL BİRGÜN DİLİYORUM....
YÜZÜNÜZ,GÖNLÜNÜZ VE GÜNÜNÜZ AYDIN ,
KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN..


5 Ocak 2014 Pazar

Ruhumda ki sen



 Sarmaşık

Bazen tutunmak istersin, tutunmaya çalıştığın dalları, biri senden çok zaman önce tutup kırmıştır, sen tutunmak  istediğinde  elinde ufalanır.
 O dal parçası kuruyalı  uzun zaman olmuştur.
Sana kalan,  birinin  parçalayıp kenara attığıdır , tamir etmeye çalışırsın yorulursun ....
 Pes edersen  ah işte sende  çekip gittin  diye suçlanırsın.

Tutunacaksan sarmaşıklara tutun. onlar pes etmez.  
Yüzsüzdür  sarmaşıklar der kimileri...
Sıkılırsın  her zaman yeşildir ,bazen  kahverengi olmalı  derler ya... 
Hem neden  kurutmaya çalışalım zaten hiç anlamam.
 Önce  karşımıza biri çıksın  isteriz , bize su gibi aşık olsun, bizden 
başka düşüncesi derdi olmasın, isteriz.
Böyle birini bulduğumuzda da ''Aman  benden uzak dursun'' deriz ... 


Her saniye ah kırdım ah kıracağım diye düşünmektense , yine yeşerir diye düşünmek daha iyidir. 

Uzandığım çimenlerin üzerinde ben bunları düşünürken,   etrafta piknik yapan insanları.  yüzümün üzerine güneşten korunmak için koyduğum şapkanın aralığından izliyorum. 

Kendi kendime kararlar aldım. Artık aşk yok sevmek yok bende diğerleri gibi olacağım . madem ki sevince acı çekiyorum sevilen olacağım  tıpkı  denizde ki dalga gibi vurup kaçacağım. 

 Hani kadınlar su gibidir kabına göre şekil alır derler ya . ben bu suyu bir türlü bulamadım. 
Demekki  her kadın su gibi olmuyor. 
Bazılarıda hamur gibi pişmediği sürece  şekli kalıcı değildir, her an değişmeye müsait...
Kırk beş yıllık hayatımda ne öğrendin derseniz; çok şey...

 Tam öğrendim derken tüm bildiklerim yanlış olduğunu  söyleyen beni ters düz eden biri çıksın istiyorum karşıma .
 Yalnızmıyım? 
 Hayır...
 Ben yalnızlığı kendim seçtim, aslında kalabalık bir ailem var,bana göre sakin sessiz kimseye akmaz kokmaz biriyim başkalarına göre kendi halinde...
 Severmi insan   her daim, tutarmı sevdiği ellerinden ,yine sarılıp gezermiyiz yollarda, kimseyi umursamadan , yada kimse umursarmı bizi.
 Sonuçta yaşım   ilerliyor  ama ruhum o kadar büyümedi,  benim seveceğim  insan,  ruhumdaki ben gibi olmalı...

Güneşin kaybolmasıyla  sırtım üşümeye başladı, uzandığım çimenlerde doğrulup, şapkamı başıma koyup yine insanları izlemeye devam ettim.

  Biraz önce keyifle yemek yiyen insanlar şimdi toplanma telaşına girmişlerdi, kimisi çocuğunun üzerine bir şeyler giydirme telaşında, ufak çocuk bunu oyun sanıp koşuyor, annesi olduğunu düşündüğüm hanım  muziplik yapan çocuğu azarlıyor.
''Şimdi ne yapıyordur acaba?''
 Bir anlık bu soru ''aman boş ver o beni düşünüyor mu?''   düşüncesiyle beynimden silindi.

 Yavaşça yerimden kalkıp evimin yolunu tuttum. her gün geçtiğim bu yolları seviyorum ben gibi kaç kişi geçmiştir kim bilir, kaç anı, kaç hayat , kaç hikaye gizlidir bu kaldırım taşlarında  Mahalleye yaklaşırken bir markete girip mahallenin çocuklarına gofret aldım, alıştı keratalar bekliyorlar.

Mahalle kadınları bile bana karşı sevecen .

 Çevrem iş arkadaşlarım tarafından sevilen sayılan biriyim,   kendimi seven biriyim ama bir türlü  gerçek  mutluluğu yakalayamadım.
http://www.youtube.com/watch?feature=endscreen&NR=1&v=wSuicJxsRsY



  

Aşkım sanadır


Yalnızlığımda sığındığım limanım...
 Sıkıntılarımda, geri çevirmeyeceğini bilipte koştuğum
Sırlarımı    söylemesemde bildiğin...
 Dostumu ,düşmanımı  en olmadık zamanlarda  belli ettiğin...
Ne kadar hata yaparsam yapayım ,her pişmalığımda  tövbemle geldiğim.
 

Ben aşk diye sana sarıldım, sana sığındım kapından çevirme beni,  ya Rabb


3 Ocak 2014 Cuma

Güzel sözler



Kişinin değeri nedir? 
- Aradığı şeydir! 
Eğer sen can konağını arıyorsan bil ki sen cansın. 
Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan sen bir ekmeksin. 
Bu gizli bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen anlarsın ki 
Aradığın ancak sensin sen. 

Sen dua edersin; ama kabul olmuyor sanırsın!
Ekmek almak için bir fırına gidersin Beklerken fırıncı ile bir sohbet başlar Ve fırıncının hoşuna gidersin, hoşsohbetsin ya…
Fırıncı başkalarına istediğini verip acele ile gönderir Bu arada sen istediğini alamadığın için sıkılmaya başlarsın ..
Ama bilmezsin ki Fırıncı daha yeni pişmiş en güzel ekmeği verecek… 

Ne kadar az yüksekten uçarsan, düştüğün zaman o kadar az incinirsin.. Kibiri bırak, alçak gönüllü ol..

Ağlayıp inlemek, sağlam ve sarsılmayan büyük bir sermâyedir. Allâh’ın tüm rahmeti ise çok kuvvetli bir dayanaktır. Ey gülüp duran gâfil! Gülmenin zevkini tattın, bir de ağlamanın zevkini tat, tecrübe et ki, o şeker madenidir. Allâh için ağlayan göz, ne mübârek bir gözdür. Allâh için ağlayan bir kalb, ne mübârek bir kalbdir. Ağlama ve inlemeye muhakkak merhamet edilir. Rabbin, lutuf ve merhamet deryâsı, ağlayanlar için taşar.

Kur’ân-ı Kerîm’in zâhirini bir miktar mürekkep ile yazmak mümkündür. Sırlarına ise, misilsiz deryâlar, sâhilsiz denizler kifâyet etmez!..

İki parmağının ucunu gözüne koy, bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değil!

Çaresizlik "ALLAH'tan" gelen en güzel işarettir..
Dua'nın vaktinin geldiğini gösterir..
Süzülüyorsa gözünden yaşlar, hüzünlüyse güzel yüzün..
RABBİN seni özlemiş, sesini duymak istemiş demektir..

Sözünü öyle bir izah et ki havas da avam da istifade etsin.
Herkesin aklının ereceği, fikrinin anlayacağı bir tarzda anlat.
Söz söyleyen kemal sahibi olursa, (mağfiret ve hakikat) sofrasını yaydı mı, o sofrada her türlü aş bulunur.
Hiçbir misafir aç kalmaz, herkes o sofrada kendi gıdasını bulur.

Şunu iyi bil ki, bu dünyadaki fânî ve yalancı dostlar, sahte sevgililer, sonunda hepsi sana düşman olacaktır. Baş kesen düşman kesilecektir.”
Hâlbuki sen, feryatlar içinde mezarda: «Ya Rabbi, beni yalnız bırakma!» diye Allâh’a yalvaracaksın.

Ey gâfil insan! Madem ki peygamber değilsin, ötelerden haber alamıyorsun, sana uyanlar da yok; bu yolda haddini bil, kendi safında kal; ileri gitme! Yürüdüğün hakîkat yolunda da büyük bir velînin arkasından yürü ki, bir gün nefsaniyet kuyusundan çıkıp Hazret-i Yûsuf gibi bir mânâ padişahı olasın.

Selîm akıl, bir başka selîm akılla, yani vahiyle terbiye edilmiş akılla birleşince güçlenir, nûru çoğalır, yolunu iyi görür.
Nefs ise bunun aksine, bir başka nefsle sırf nefsânî tatminkârlık arzusuyla dost olmaktan hoşlanır, böyle olunca o yolda karanlık artar; hakîkat görünmez olur.

İnsanın asıl hüviyeti, dilinin altında gizlidir. Şu dil, insanın iç âleminin sergisidir. 

Bir rüzgâr perdeyi kaldırınca, evin içerisi görünür. Yâni, tanımadığımız bir kimse, durum îcâbı bir iki söz söyleyince, rûhunu örtmüş olan perde açılır da, onun iç yüzü, gönül âlemi âşikar olur ve onun nasıl bir şahsiyet ve karakter sâhibi olduğu sergilenir. O gönül âlemi inci ile mi, yoksa buğdayla mı dolu? Orası, gönle ferahlık bahşeden bir gülistan mı, yoksa sadece bir enkaz mezbeleliği mi? Orası bir mücevher hazînesi mi, yoksa yılan ve akrep yuvası mı, meydana çıkar.

Ey kendine bakmayıp, kendi kusurlarını görmeyip de, başka insanların iyisine kötüsüne bakıp kalan zavallı! Allah senin yardımcın olsun!

Buda Geçer Yâ Hû..
- Ey İnsan! Sana gelen gamlar, kederler sende misafirdir. Sakın onları daimi olduğunu zannetme. Gelen fani gamlara üzülme çünkü onlar gidicidir.

Dün dünde kaldı cancağazım, şimdi yeni şeyler söylemek lazım...
Kötülük yaptın mı kork , çünkü o bir tohumdur , ALLAH yeşertir karşına çıkartır..
 Mevlana celaleddin rumi

2 Ocak 2014 Perşembe

Kelebekler uyurken Son bölüm

Kelebekler uyurken 16. bölüm için tıkla

Aşk

 Bilmeli herkes  aşk varsa ,her şeye boğun eğilirmiş, boyun eğersen zorluklar  dize gelirmiş.

 Sevdim seni buğulu gözlüm  her anımı sana adayamam  ama her  anımı seni düşünürek geçirebilirim. 
Çok başkaymış, iki ayrı bedende tek ruh olmak .
 Uzun bir yolculuktu  tanışmamız evlenmemiz iki yıl sürdü banaysa bir asır, onsuz geçen her saniyem kayıp.

 işimden   bir aylığına izin almıştım , günlerin nasıl geçtiğini anlamadım bile. Her günümüz dolu dolu geçiyor, işten eve geldiğimde çok yorgun oluyorum tabi annem yok artık  hazır sofraya oturamıyorum.  Düğün tebriği için arkadaşlarımız akrabalarımız geliyor  onlara ikramlar derken her günümüz tatlı bir telaş ve yorgunlukla geçiyor. Annemler hafta sonları geliyor,  Dünürlerine alıştılar , ah bu annem çok alem kadın  kayınvalideme  Kur'an,  seccade, baş örtüsü  ve tesbih hediye etmiş...

 Kayınvalidem çok beğenmiş hemen başını örtmüş göstermiş , bir dua öğretirseniz okuyabilirim demiş bak dedim gördünmü kadını sana  incil'i hediye etseydi sen kadına demediğini bırakmazdın ne kadar anlayışlı kadın söylediğimde kızıyorsun.
 Ailelerimizin kaynaşması ikimizinde hoşuna gidiyor annemde babamda kimsenin onlar hakkında eleştiri yapmasına izin vermiyor.
  . Bir yıllık evliyiz ve bir aylık hamileyim hayatımızın en güzel günlerini yaşıyoruz. Hamileliğim  çok rahat geçti  doğuma kadar bebeğimizin cinsiyetini öğrenmedik. annemler ve kayınvalidemler  başımızın etini yedi yinede dayandık...
 Ve nihayet  bebeğimizi kucağımıza aldık bir kızımız oldu  Sinan kucağına aldığı an çok ağladı, ben ondan daha  fazla ...

Sabaha kadar uyumadı  ben arada uyumuşum her uyandığımda kızımızla konuşuyordu,
 Belkide son görüşümdür bebeğim seni, belkide bu minik elleri bir daha göremeyeceğim, korkuyorum uyumaktan korkuyorum seni bir daha görememek içimi acıtıyor.
 Gülüşlerini, göz yaşlarının yanaklarından akışını seyretmek istiyorum , uyurken masumiyetini görmek istiyorum sana dokunurken dudaklarını büzüştürmelerini görmek istiyorum.
  Onun kızıyla konuşmasını dinlerken arkam dönük, Sessiz sessiz ağladım. Evimize geldiğimizde  annemde bizimle geldi  bir kaç hafta bizde kaldı  atışmalarımız hiç bitmedi.  Annemi çok seviyorumda şu çenesi yokmu deli ediyor beni , giydir çocuğu , ört çocuğu yok yüzüne sarı ört, yok şu yok bu of çatlayacağım sandım.  
 bebeğimizn adını Eslem koyduk.
 Bir  kaç ay sonra  be işe geri döndüm  kızımızı anneanneye teslim ettik, arada babaannede bakıyor. Özlem iki yaşına geldiğinde  tekrar hamile  kaldım  son aylarımda Sinan rahatsızlandı gözleri çok ağrıyor ve her gün görüşü biraz daha azalıyor Doğuma bir hafta kala Sinan  gözlerini kaybetti  bu bizim için yıkımdı ben üzüntüden erken doğum yaptım .
 Gözyaşlarımız sel oldu tüm aile üzgün sanki bebek ölü doğdu o kadar yıkıldık. 

Kızımızın adını Özlem koyduk . Canım sevgilim hiç bir zaman Özlem'in yüzünü göremedi.  Zorluklar yaşadık.  gün geldi  tartıştığımızda oldu ama birbirimize aşkımız hiç azalmadı, ve en önemlisi ailelerimiz hep destek oldu  onların desteği olmasa belkide  bu kadar güçlü bir sevgimiz olmazdı. 
 Ben çalışmaya devam ediyorum  kızları, annelerimiz bakıyor. Sinan heykel yapıyor ve çok güzelde getirisi var  tek  üzüntümüz Gözleri, İnşallah bir gün ona uygun donör bulunur.
 Biz insanlara, iki ayrı din'in iki ayrı insanın nasıl tek yürek olacağını gösterdik ve ailelerin eğer isterlerse  evlatlarına huzur verebileceklerini gösterdik .
 Eğer ailem bana destek  olmasaydı arkamda olmasaydı ben çok zor günler yaşayacaktım Aşk sadece  karşı cinse duyulan bir şey değildir ailem bana aşık olmasaydı beni kırardı kendi istedikleri gibi bir hayat kurmamı sağlarlardı, belki  bu kadar üzüntü yaşamazdım ama o zaman aşkı bu kadar doruktada yaşamazdım, bir yerde seni seven birileri varsa peşinden git ne olursa olsun karşılıklı ise emin ol mutluluk  sizinle olacak...
 Her şeye rağmen  yaşadığımız tüm zorluklara rağmen hiç pişman değilim, Sinan seni çok seviyorum

Son...
 Not:  Yaşanmış  bir hayattan  alıntı yaptım , kendi kurgularımı kattım. bu öyküye başlayacağım dönemde yazılarımda olsun  sohbetlerimde olsun arkadaşlarıma aşk nedir neye göre seversin ne zaman pes edersin diye soruyordum bir arkadaşıma  sevdiğin kör olsa severmiydin dedim, ben sevsemde vazgeçerdim bir ömür  çekemezdim ağır gelirdi ama öyle bir çifti tanıyorum dedi   Ben hikayeye başladım üçüncü bölümdü O arkadaşım bana  konuştunmu  Serpille dedi, neden dedim onun eşi kör işte sana bahsetmiştimya dedi  , gidip konuşma şansım olmadı  işten çıkmış. Hayat mücadelesini bildiği kadarıyla anlattı ve hayran kaldım . 

Evet  bütün eleştirilerinizi ,yorumlarınızı,düşüncelerinizi merakla bekliyorum öpücükler:))

1 Ocak 2014 Çarşamba

Kelebekler uyurken # 16#

Kelebekler uyurken 15. bölüm için tıkla
  Gözlerim, gözlerindir...

 Bu ayrılık bize yaradı  ellerinden bitişik ikizler gibi olduk  , Hiç kimse umrumuzda değil ne söylenen sözler ne tepkiler  bu hayat bizim birlikte geçirdiğimiz bir gün bile çok özel . Doktoruna tekrar gittik belki ileride göz nakli olabilirmiş ama  şu an için başka gelişme yok .
 Mademki  görme yetisini  kaybediyor   her an değerli bizim için. İstediğimiz gibi bir ev bulduk hem annemlere yakın,   ailesi söz verdiği gibi, bizim için evi aldı,  Sinan'ın ilerideki günlerde rahat edebilmesi,  her şeyi kolay bulabilmesi için özel dizayn ettirdik.

 Sinan için ailesi, küçükken  hayat sigortası yaptırmış bu ileride işimize çok yarayacak. Camlara, kapılara çocuk kilidi yaptırdık, prizlerden tuvalete, banyoya kadar  uğraştık,  Her gece evimizde sabahlıyoruz neredeyse  şimdilik tek fark bizimle annemler ve annesi ve kardeşleride yanımızda , gündüzleri yorgun yorgun işe gidiyorum ne zormuş evlenmek, yuva kurmak... 
 Babam,dayımlar pek onaylamasada her daim yanımızda maddi destek oldular Annemde manevi olarak  destek olmaya başladı, ilk başlardfa Sinan'dan nefret ediyordu. Sinan  ben işteyken bile gidip anneme yardım ediyor  bulaşıkları makinaya bile atmış  ''anne süpürge açayım demiş bir gün   anlatırken gülüyor annem kız baban tuhaf karşılar  böyle şeyleri bu oğlan deli kız''    dün gavur dediği oğlanın başını okşuyor  alem bu kadın...
 Sinan  düğüne az bir zaman kala  evde çalışabilmek için  kendine çalışma odası yaptırdı Seramiği çok sevdiği için  yıllarca kurs almış bu işe yönelecek evde   seramik heykel yapacak.
 Kına gecem evimizde oldu bütün arkadaşlarım geldi , kına vurulurken annem  iki defa fenalaştı ara verdik kıyamam  içim acıyor ama Sinan!ı çok seviyorum hem ağlar hem giderim ben...
 Kızlar bizde yattı  komşular gidince biz eğlenmeye devam ettik  gecenin geç saatlerine kadar  yatmadık , yattığımızda uzun bir süre yatakta fısıldaşıp , gülüştük ...
 Sabah erkenden kalktık düğün salonuna gitmeden önce, kızlar hepsi tek tek isimlerini yazdılar ayakkabılarımın altına.

 Düğün günüm geldiğinde  heyecandan  düğünümü anlayamadım bile  , Babam belime kuşağı takarken, tekbirler getirildi Sinan'ın anne, babası bile ağladı. Düğün salonuna girerken ayakkabımın topuğu kırıldı, takı savaşı vardı düğünde o kadar kalabalık ki, komşuların çoğu meraktan gelmiş, olsun takıya çıktılar...

 Buğulu gözlüm  nihayet artık gelini oldum. Düğünümüz çok güzel oldu  korktuğumuz kadar olmadı biz aileler arası  sorun yaşarız diye düşünüyorduk iki ailede kendi adetlerini yapmak istiyor haklı olarak evlatları evleniyor . Birde oynarken çocuklar gelinliğime basmasaydı daha güzel olacaktı.

 Neyseki ufak tefek sorunlarla  düğün bitti. Evimizde ilk yalnız gecemiz biz balayına gitmek istemedik evimiz,  bizim dünyamız...



Kelebekler uyurken #15#



Kelebekler uyurken 14. bölüm için tıkla

Aşk cesur işidir...
 İnsanın hayatta bitirmediği ,aşktan daha kuvvetli bir duygusu varsa oda umut etmektir , şu an böyle düşünüyorum.
 Elçin ablanın oğlu hastaneden çıktı oğluyla ilgilenebilmek için ücretsiz izine çıktı o kadar yoğunum  ki bu aralar  yorgunluktan ölüyorum.

 Eve geldiğimde henüz hava kararmamıştı  duş alıp odama geçtim  üzerimi değiştim, saçlarımı tararken odamın camına biri tıkladı ah Sinan bu  şalımı başıma öylece gelişi güzel örtüp cama yaklaştım  pamuk şekeri satan bir adam şaşırdım  bahçeye nasıl girmişti!

 İlkay'ı gördüm  dışarı gel diye eliyle işaret ediyor. Şalımı düzeltip dışarı çıktım , kardeşim Ender benden önce çıkmış İlkay'la bir şeyler konuşuyor. İlkay '' abla bunları Sinan ağabeyim yolladı çok utanıyor gelemedi seni bekliyor '' dedi telefona sarıldım Kardeşim  Ender arama  şimdi git hadi  şanslı günündesin, ben idare ederim seni'' deyince   yoldan bir taksi çevirdik  beş dakikada onlardayım. Kapıyı çaldığımda, Annesi  açtı kapıyı kısa bir hoş beşten sonra  Sinan'ın odasında olduğunu söyledi yorgunmuş...

 Odasına girdiğimde cam kenarındaki yatağında yarı oturur şekilde cama dönük  yatıyordu, yavaşça yanına yaklaştım uyuya kalmış bahtsız aşkım , yavaşça yatağa  ,yanına oturup arkasından omuzlarına dolanıp  gözlerine bir öpücük kondurdum ,'' seviyorum seni hemde çok''  uyandı şaşkın şaşkın  bana bakıp  başını yana doğru salladı  bende şaşırdım  tabii ya hiç bir şeyden haberi yoktu ikimizin kardeşlerinin oyunuydu bu , utandım   o an sevgimden şüphe ettim oturduğum yerden kalkıp uzaklaşmak isterken ,kolumdan yakaladı sarıldık ve öylece  dakikalarca ağladık...

 Kaderine ,kaderimize  yaşadıklarımıza ,yaşayacaklarımıza ağladık, gözlerim kan çanağı oldu şalımın ucuyla burnumu sildim gülmeye başladı ''yeşil gözlüm ben  ömür boyu görmek istiyorum şalınla burnunu silişlerini pamuk helvasının dudağının kenarında kaldığında dilinle  yemeye çalışmanı''  o konuştukça duramıyorum ağlıyorum . ''omzuna hafif sert  bir tokat patlattım
 ''bir daha yapma yoksa  çok küserim'' dedim , ''şapşal'' dedi bana .
-'' o kardeşini ve kardeşimi öldüreceğim, beni oyuna getirdiler'' 
- '' hiçte bir şey yapamazsın küçük hanım onlar  mimar''

-''anlamadım!'' 
-''aşkımızı ikinci kata yükselttiler '' Ah bu sözleri beni mahfediyor  , seni seviyorum Sinan'ım  adı gibi mızrak ucu kalplim yüreğim senindir...  Karar aldık  ileride yaşayacağımız sorunlar için bu günümüzü mahfetmeyeceğiz , bir birimize zor günlerimizde destek olacağız kaçmak yerine  savaşacağız....

Kelebekler uyurken # 14#


Yaralandım...
 Günlerdir ne yerdeyim ne gökte ne yapacağım ben şimdi ,annemlere nasıl söylerim ayrıldık diye aylarca kafamın etini yediler  olmaz bu iş diye şimdi onları haklı çıkaracağım biz demiştik diyecekler.
Ya kendim , yaralandı kalbim...
 Bu acı beni yer bitirir, şu an içimi yarsalar Sinan çıkacak. Neden böyle oldu neden ?...
O kadar bedbahtım ki  işe gidiyorum ağlıyorum eve  geliyorum  zordan gülümsemeye bir şey yokmuş gibi davranmaya çalışıyorum evdekiler öğrenmemeli son ana kadar susacağım Sinan beni sevmediği için değil ilerisi için kaygılandığı için birden boşluğa düştü öyle olduğunu umuyorum kendimi öyle teselli ediyorum.

Kardeşim Ender'e anlattım her şeyi dayanamıyorum   birilerine anlatmam lazım  böyle bitemez, onca mücadelemiz herkesi karşımıza almamız ya  sahildeki gemiden edilen evlenme teklifi  .

 Her şarkı her kelime onu hatırlatmazmı bana.  Ah nasıl biter ,her şeyden öte gururum sudan çıkmış balık sözü bile bu durumu açıklamıyor, kolum kanadım kırılmış durumda Çok çaresizim çok... 

 Bir ay böyle devam etti bu durum, beni çıldırtı düğünümüze sadece  üç ay kaldı. Yemek yemiyorum gizli gizli ağlıyorum buna bünyem daha fazla dayanamayacak diye korkuyorum. 
 Aynı işyerinde çalıştığımız Elçin ablanın, oğlu kaza geçirdi . Her gün hastaneye gidiyoruz durumu çok kötü değil iki ayağı kırılmış, ama çok küçük daha henüz dört yaşında anneannesi  bakıyordu alışverişten gelirken kadıncağız  çocuğu kucağına almış merdivenlerde başı dönüp düşmüş  Elçin ablanın oğlu Barışta anneannesinin altında kalış iki kat yuvarlanmışlar, kadıncağızında  bir kolu kırılmış  ve başında sekiz dikiş var o halde bile  torununun yanından hiç ayrılmadı hastanede. Görünmez kaza işte.
 Annemle çeyiz alışverişi yapıyoruz ,Sinan'ın annesi Anna  anne ile eksiklerimizi tamamlıyoruz  onlarında haberi yok ayrılıktan ben nor hayatıma devam ediyor gizli gizli ağlıyorum. eninde sonunda anlayacaklar.Gelinlik provalarına gidiyorum kendimi aklını kaçırmış takıntılı kızlar gibi hissediyorum biz ayrıldık ....

Kelebekler uyurken #13#


Kelebekler uyurken 12.bölüm tıkla
Hüzün Günlerim.

 Düğün için hazırlıklar devam ederken  Sinan ve beni derinden yaralayan bir haber aldık doktorundan, gözleri gün geçtikçe  görme yetisini iyice kaybedecek, belkide bir kaç yıl içerisinde hiç göremeyecekmiş.
Düğün üzeri aldığımız bu haber Sinan için bir yıkımdı, ilk defa ağlıyordu ilk defa umudunu yitirmişti.  Hastane çıkışı her zaman gittiğimiz sahildeki  meşhur bankımıza gittik, ikimizde suskun bir süre  omzuna başımı yasladım, denizi izledik, içimizdeki sıkıntı denize vurmuş sanki bu gün öyle hırçın ki  dalgalar hızla  vuruyor sahile.
 Ellerini ''sımsıkı tuttum aşkım ne olursa olsun ben yanındayım''
'' biliyorum aşkım yanımdasın ama sana yük olacağım , gözlerim iyice görmeyecek artık buğulu bile göremeyeceğim ,her zaman yanımda olamazsın,yapamazsın nereye kadar dayanabilirsin gece tuvaletim gelince sabaha kadar bekleyecekmiyim sen uyan diye yada tatlı uykundanmı uyandıracağım''.  İşaret parmağımı dudağına koyup susturdum ama birtanem bebeğimiz olunca onun için kalkmayacakmıyım bu  bana ağır gelmez ki '' 

Sinan; ''Anlamıyorsun yeşil gözlüm anlamıyorsun bebeğin için kalkarsın o bebeğin can parçan ama ben ileride ağır geleceğim, akşam dışarı çıkmak isteyeceksin aile toplantılarına katılmak isteyeceksin , sahilde kör bir adamımı gezdireceksin sana yapamam bunu yapamam ayrılalım!'' 
 Şu an beynimden aşağı dökülen kaynar suları hissedebiliyorum , hep söylerdiler bu cümleyide anlamını bilmezmişim meğerse böyle bir duyguymuş...
 Ayağa kalktım  yüzüne  doğru bakıyor, gözyaşlarıma engel olamıyorum ,''şaka  bu değil mi?''
 ''Üzgünüm kafam karışık yapamam senin sevdiğim için bitsin istiyorum anla lütfen zaten din konusundan dolayı ailende razı değil kimseyi yıpratmayalım.''  
 lafını kestim '' aşkım çıldırdınmı sen  düğün gününü bile aldık davetiyeler ,gelinliğim ,ya aşkımız bu kadar basit bir şeydemi bitiyor''
 yüzü asıldı oda gerildi '' basit mi Göksu bu basit bir şey mi ben  kör oluyorum hiç görmeyeceğim farkındamısın  ve sen basit bir şey diyorsun, evet basit ama sana göre çünkü sen her rengi tonunda görüyorsun bense gri ve yakında hiç göremeyeceğim''.
 Onu orada öylece bırakıp koştum koşabildiğim kadar tıpkı onu görebilmek için ilk gün onunla karşılaşabilmek için koştuğum gibi  ,çılgınlar gibi ağlıyor ve koşuyorum insanların bana tuhaf bakışları arasında sanki yalnız ve çok çaresizim.
 eve gelip  odama girdim kapımı kilitledim ve kapı arkasına çöküp saatlerce ağladım. Akşam çoktan olmuş annem ''yemek hazır yardım edeyim demezsin  gel ye bari'' diye sesleniyor her şeyden habersiz.
 Sofraya gittim ailece yemek yedik hiç sesimi çıkarmadım ne oldu diye sormalarına rağmen yemeğimi yeyip odama çekildim bitemez böyle bitemez.  
Sian'ı aradım telefonu açtı, eve nasıl döndüğünü sordum , çok kızmıştı'' bak işte en ufak bir şeyde beni tek başına yol ortasında bırakabiliyorsun yarın bir günde aynısını yapacaksın,tek başıma kalacağım baştan bitsin ne sen ne ben daha fazla üzülmeyelim'' telefonu kapadı.
 Günlerce aradım yalvardım inadını bir türlü kırmıyor ben ise haklıyken haksız duruma düşmenin üzüntüsü bir yandan, düğün günü yaklaşıyor gururum bir yandan ailem bir yandan ne yapacağımı bilemiyorum , üstelik henüz annemlere Sinan'ın beni bıraktığını söylemedim bile . gerçi onlar çok sevinecek bu kesin..