27 Ağustos 2013 Salı

Anılarda beni hatırlar mı? # 10 #




ZORLUKLAR, ZOR DEĞİLDİR BAZEN...

Kayınvalidem üç gün yoğun bakımda kaldıktan sonra normal odaya geçti sanırım en zor zamanlarım bunlar. Sol kolu ve bacağı tutmuyor üstelik beyindede hasar olmuş bunu kendine geldikçe iyice anlıyoruz.

Bir haftalık hastane sürecinden sonra nihayet evdeyiz annem  çocuklarla ilgilendi, hepimiz perişan olduk fizik tedaviye götüreceğiz böylece zor bir süreç bizi bekliyor,  aklında git geller başladığı için evde artık dört çocuğum oldu!

Kararlarını sağlıklı veremiyor, eltim ise misafir gibi geçmiş olsun ziyaretine gelip gidiyor ,komşular ,akrabalar derken ev hiç boş kalmıyor.
Anneme artık Emin'e dayanamadığımı vurdum duymazlığı yüzünden  zahmet çektiğimi ve boşanmak istediğimi söylediğimde Annem yüzüme öyle bir baktı ki neredeyse küçük bir çocuk gibi evire çevire dövecekmiş gibi hissetim ve annemin vaazı başlamış oldu.

'' Kızım delirdin mi sen  bak şimdi kayınvalidende hastalandı millet ne der?
Herkes kadıncağıza bakmak zor geldi de evden kaçtı der  bir de üç çocukla...  Boyunca çocukların var utanmayacakmısın yarın öbür gün kızın evlenecek el aleme laf mı söyleteceksin kızına anası kırkından sonra adamı bıraktı  hasta kaynanasını bakmak zor geldi derler, öyle ananın kızından ne hayır gelir derler en küçük şeyde laf söylerler ona göre, saçma saçma  konuşma git uyu biraz kendine gel, ne yapalım sanki baban farklı mı?

 Sen küçükken  ağaçtan düşüp başını yarmıştın  başında yedi dikiş var geçen gün babana anlatıyorum da 'aa benim haberim yok' diyor gerisini sen anla.
 Hepimizin hayatı aynı....
Kadın olamak budur işte ana kapısına benzer mi hiç!''

 Annemin vaazı bittiğinde  zaten düşüncelerimden çoktan vaz geçmiştim bile.

Eda'nın bir anlık düşüncesizlikle yaptığı hata ondan çok bana zarar verdi, kayınvalidemi bezliyorum ama ne zaman mutfağa gitsem  döndüğümde beni her defasında tuhaf sürprizler bekliyor.

 Bu sabah çocuklara kahvaltı hazırlayıp okula yolcu ettim Emin de işe gitti biraz mutfağı toparladım kayınvalidemin  kahvaltısını hazırladım.
 Odaya girdiğimde  ağır bir koku burnumun direği kırılacak !
 Bir de ne göreyim kayınvalidem altına kakasını yapmış ve bezini  sağlam eliyle çıkarıp katlamaya çalışıyor! '' anne ne yapıyorsun sen?''
 Çocuksu gülümsemesiyle ''çamaşırları katlıyorum bak sana yardım ediyorum''
''Off anne o pis bez neden açtın altını sen ?'' ne yorgan kalmış ne çarşaf hepsi  kirlenmiş üstü başı da cabası çekyatta halen uyuyan Edaya seslendim ''kalk artık kızım kalk''   Gözlerini yarı açıp bana doğru baktı ''iğğğ anne lağım mı patladı?''
''patladı ya babaannenin lağımı patlamış, kalk üstünü değiştirelim kadınıncağızın ıslanmış günah.''

Kayınvalidem bezine bir türlü alışamıyor ne zaman yalnız kalsa hemen çıkarıyor  bazende kakasını duvarlara sürüyor.
 ''Bak evi boyadım'' diyor kendini geçmişte  sanıyor  beyni ona oyunlar oynuyor, oynuyor da olan bana oluyor  çamaşır suyuyla  ne kadar silsem evi havalandırsam da  evde bir koku kalıyor.

 Söyleneniyorum ama kendime  elimden başka bir şey gelmiyor çocuk kadar bile aklı yok artık tamda iyi anlaşmaya başlamıştık,atsan atılmaz satsan satılmaz...
 Emin'i razı edip  Eda'yı psikoloğa götürdük, önce bizimle sonra Eda ile konuştu  en son bizi çağırıp, aşılmayacak bir sorun olmadığını Eda'nın sadece ilk  hayal kırıklığı olduğu için kendini birden boşlukta hissettiğini  kendini küçük duruma düşmüş hissettiğini anlatırken biz doktorun ağzına düşecektik neredeyse okumuş insan bir başka işte...
 Eda o doktorun kızı olmuş olsaydı belki de   böyle şeyler yapmayacaktı diye düşündüm içimden.
Allah korusun, Dönüşü olmayan hatalar da yapabilirdi, hatta evladımızdan bile olabilirdik.
 Evde bana çok yardım ediyor, günümün çoğu kayınvalidemle geçiyor  Derya ve Oğuzcan okuldan eve evden okula  gidip geliyor.
Derya bu sene lise sınavlarına girecek evde olunca genelde odasında kerdeşiyle ders çalışıyor...
 Eda  bu aralar elim, kolum gibi  yemeğe bulaşığa yardımcı oluyor, eskisi gibi el işi yapamıyoruz ama olsun...
 Gece tam yatacaktık Teyzem aradı ''Eda'ya bir kısmet çıktı  ne dersiniz sor bakalım Emin'e  hem kızın bir ağzını ara''  dedi...


26 Ağustos 2013 Pazartesi

Anılarda beni hatırlar mı? # 9 #



KÜÇÜK KIYAMET...
Bu aralar  evdeki durumlar iyi gibi, tabii Emin hep aynı Emin vurdum duymaz kör ayvaz misali adam bu dünyada var mı yok mu? hiç belli değil işe gidiyor geliyor yemeğini yiyor bazen  kanepeye bazende hemen yatak odasına gidip yatıyor.

 Yatması bir şey değil bir de hemen uyumuyor mu deli oluyorum.Kaynana gelin soba kenarında  el işlerimizi alıp örüyoruz, Eda da bizden aşağı kalmıyor dönerci çocuğu görecek diye neredeyse bir gecede  bir şal örüyor deli bu kız.

Derya'm la Oğuzcan'ım sessiz sedasız okula gidip geliyor onların daha bir kaç senesi var farkındayım onlarda yavaş yavaş sorunlar çıkarmaya başlarlar.

Derya derslerine çok tutunuyor ve çok çalışıyor, bu hırsı hoşuma gidiyor.
 Teyzem hastalanmış bir kaç günlüğüne çocukları kayınvalideme emanet edip   hastaneye yanına refakatçi olarak gittim.
Mide kanaması geçirdi  Kimsesi yok annemle  ortaklaşa kalacağız.

 İki gün yanında kaldım eve geldiğimde  Eda  kanepede, üzerinde battaniye yatıyor daha selam vermeden başladım söylenmeye
'' evden sadece iki gün ayrı kaldım ne oldu sana böyle sapsarısın?''
 Kayınvalidem  de tuhaf bir tedirginlik var hemen lafa atlayıp '' bir şeyi yok, üşütmüş ben dün  hastaneye götürdüm onu Emin'in haberi yok!''

 ''haberi yok mu neden ama ''
 ''gerek duymadık güzel kızım şimdi endişelendirmeyelim çocuğu boş yere ona da üşüttü dedik''
''onada mı?'' var sizde bir şey '' deyip Eda'nın ayak ucuna oturdum.
''bana her şeyi anlatırmısınız?''
 Bu kadın bana  yıllardır hiç güzel kızım dememişti kesin bir şeyler var!

Eda ağlamaya başladı yüreğime inecek sandım  dönerci çocuk sana bir şey mi yaptı? söylesene kızım delirtme beni...''
 Kapının zili çalıyor ben söyleniyorum kapıya hızlandım çocuklar okuldan gelmiş.

 Mutfağa gidip yemek hazırlarken  bir yandanda sesli düşünüyorum bu işin aslını öğreneceğim ve Emin artık ipleri eline alsa iyi olacak yemek pişmeden Emin işten geldi  Derya ve Oğuzcan'a ''hemen   odanıza gidip kapıyı kapatıyorsunuz'' dedim çocuklar ses tonumdan irkilip neden diye bile sormadan doğru odalarına gittiler .

Emin '' daha geldiğin gibi terör estiriyorsun ne  oluyor''
 demesiyle zaten  saatlerdir içime attığım öfkeyi dışarı çıkarıp yüksek sesle bağırmaya başladım
'' size sormalı Emin bey size sormalı iki gün yoktum ve kızımıza bir şey olmuş ama sen bundan bi habersin''
''üşütmüş işte çocuk''
 ''üşütmüş mü sor bakalım üşütmüş mü? sen uyu daha ''
 Eda yatağında ağlıyor...
 Kayınvalidem  Eda'nın yattığı kanepenin karşısındaki çekyata oturmuş bize bakıyor Eda ağlayarak  '' yok bir şey dedim ya''
 Emin Eda'yı kolundan tuttuğu gibi yataktan kaldırdı  '' ne oluyor delirtmeyin beni hani üşütmüştün ben üşüteceğim sizin yüzünüzden'' 

Biz birbirimizle didişirken  kayınvalidem gülmeye başladı ona doğru döndüğümüzde gülmediğini  tuhaf tuhaf bir şeyler yaptığını ve altına  yaptığını fark ettik neye uğradığımızı şaşırdık ,Ambulans'tı hastane'ydi derken  kadına felç indirmişiz...

 Hastanede de kavgaya devam ettik.Emin bana ''her şey senin çenen yüzünden'' diye bağırıp durdu.
 Ben bile doktor gelene kadar kendimi suçladım doktorla konuşmaya girdik  kayınvalidem   tansiyon ilaçlarını içmediği için felç geçirmiş , sol tarafındaki beyin damarları tıkanmış...

 Ama nasıl olur  ilaçlarını hiç aksatmazdı, Annemi aradım çocukların yanına gitsin diye yarım saat sonra annem beni aradı ''Zahide sakin ol ve beni dinle kızım Eda bana bir şey anlattı bilmeniz gerek diye düşündüm '' 
''Anne Eda'nın başına bir şey geldi sanırım ama söylemiyor zaten kavga kıyamet derken kadına felç indirdik''

''Kızım dönerci çocuk başka bir kızı kaçırmış Eda'da  kayınvalidenin tansiyon ilaçlarını içmiş kadıncağız onu hastaneye götürüp midesini yıkatmış   ve bu olay sen  hastaneye teyzenin yanına geldiğin ilk gün olmuş, size söylemeye korkmuşlar kayınvaliden söylemeyelim demiş,  yeni ilaçta da  alamadı herhalde, sanırım ondan  hastalandı''

''Harika işte bu dönerci çocuğun kız kaçırması bize nelere mal oldu ben bu adamı  boşayacağım anne boşayacağım....''



22 Ağustos 2013 Perşembe

Anılarda beni hatırlar mı? # 8 #




KENDİNDE ARAMAK

Geçmişe baktığımda ne kadar basit hatalar yapmışım, diyorum bazı söylediğim sözler ne kadar da saçma geliyor.
Şimdi bir şansım daha olsa aynı hataları yapmazdım diyorum şimdiki aklımla on yıl öncede yaşamayı o kadar çok isterdim ki.

 Eltim buradan taşındığından bu yana kayınvelidemle sanki daha bir yakınız her zaman onu suçlardım ya kendime hiç pay çıkarmadığımı anlıyorum.
Onun oğlunu benimle paylaşamadığını düşünürdüm neyi ,kimi kiminle paylaşamıyorum ki.

 Ben böyle bencil davrandıkça çevremdeki herkesi uzaklaştırıyorum Emin'le aynı evde iki yabancıyız sanki!
Paylaşacak ne çok şeyimiz varken  bir bakıyorum paylaşacak bir şey bırakmamışım ,gece eve geldiğinde Eda'nın durumunu anlattım bana
'' ana değilmisin evde bütün gün ne yapıyorsun ilgilensene'' dedi. Bu sadece benim ilgileneceğim halledebileceğim bir şey değil ki.
 Kızımız göz göre göre arayışlar içine giriyor  ve çıkış yolunu yalnış sokakalartda arıyor ve ben bir şey yapamıyorum pasif kalıyorum.
 Aklıma  annemin bir sözü geldi  ''düşmanı yenemezsen dost olacaksın.''

 Madem ben kayınvalidemi düşman gibi görüyorum ama bunu bir tek ben görüyorum ve onunla didişerek elime bir şey geçmiyor daha çok kaybediyorum ,
 ona iyi davranıp yanında olmaya karar verdim, onun tecrübelerinden yararlanırsam karlı çıkan ben olacağım.
Emin gece işten geldiğinde sofra her zamanki gibi hazırdı yemekte çocuklar bir biriyle didişirken Emin'e döndüm'' annemi yanımıza alalım mı ?'
''Annemi yanımıza alalım mı?'' Şaşkınlıkla
'' hangi annemi''  Kaç annen var Emin senin anneni işte böyle zor oluyor  aynı bahçede git gel odanın birini anneme ayıralı ben küçük odayı düşündüm ne dersin?''
Elinde kaşık şaşkın şaşkın bakıyor'' ne geçiyor senin aklından, sen annemi hiç sevmezsin ki''

''Artık seviyorum , olamaz mı alla alla ne var bu kadar şaşıracak çok yaşlandı ve yanımızda olunca hem bana fikir verir iyi olmazmı?''
'' dur bakalım acele karar vermeyelim gel demek kolay , aklına esti gel dedin aklına esince git diyemezsin, hem o gelmek istermi bakalım'' dedi

Gece yatağa yattığımızda  Emin  bana '' sen ciddimisin '' dedi.
 '' hangi konuda?''dedim.
 ''Annemi yanımıza alma konusunda neden böyle bir şey istiyorsun?'' dedi

 '' Çocuklar annemi çok seviyor hem  düşününce kendimde de kabahat buluyorum, merak etme saygıda kusur etmem'' dedim sustu
Bütün gece yatakta dönüşüne uyandım, uyuyamadı anlıyorum, aslında annesini yanımıza almayı çok istiyor ama anlaşamazsak git denmezki , diye düşünüyor...

Sonunda benim dediğim oldu ve Anneme bizimle yaşamasını onun oturduğu eve kira vermeyi teklif ettik.
 Annem yanımıza gelmeyi hemen kabul etti ama evi kiraya vermem dur bakalım ben çocuk değilim ya anlaşamazsak aynı evde kiracıya çık mı diyeceğim '' dedi
Uzun zamandır ilk defa ona arkasından kayınvalidem yerine annem diyordum.
 bir şeyleri düzelteceksem işe kendimden başlamalıydım.
Annem evdeki odasına yerleştiğinde çocuklar çok sevindi .
Eda'yla çok yakın olması benim işime geliyor, ve Eda'ya aynı şeyleri ben dediğimde  Eda'dan tepki alırken babaannesi söylediğinde  daha farklı tepkiler veriyor.

Ne de olsa gün görmüş kadın  onun zihnine girmeyi iyi biliyor. Eltimler annemi yanımıza aldığımızı duyduğunda çok şaşırdılar.
Aradan geçen bir kaç ayda  sorun  öyle göze batan bir sorun yaşamadık ve  annem  evini kiraya verdi babamdan kalan maaşı ve kirayı bize vermiyor...
  
Bütün  torunlarına hesap açtı hepsine  para yatırıyor hiç değilse eskisi gibi ayırım yapmıyor demek ki o da bazı şeyleri anladı.

 Ve anladığım çok önemli bir şey var ki oda bakış açısı ona kaynana gözüyle baktığım için yıllarca didiştik ama anne gözüyle baktığım anda her şey değişti tabi ki zaman zaman sorunlar yaşayacağız  aynı havayı soluyoruz,
 Anlayış, ve sağduyu kadar güzel bir duygu yokmuş.




21 Ağustos 2013 Çarşamba

Anılarda beni hatırlar mı ? # 7 #

ÇOCUKLAR BÜYÜYOR DERTLER BÜYÜYOR...

Ne zormuş kız çocuklar büyüdükçe dertleri de büyüyormuş. Bunu yaşadıkça anlıyorum Eda evde dizimin dibinde olmasına rağmen her gün bir şeyleri bahane edip dışarı çıkıyor.

 Bir işler çeviriyor ve ben buna  müdahale edecek kadar güçlü bir anne değilim. Deryanın dersleri iyi okumayı ve okulu seviyor.

Eltim kızlarının okulunu bahane edip  Merkezden ev aldı ve oraya taşındılar giderken kayınvalidemi almadılar ,tabi kayınvalideme sorarsanız hiç toz kondurmuyor ''ben kendim gitmedim yapamam oralarda'' diyor.

 Aynı bahçe içinde olunca evlerimiz...
Anlayacağınız başıma kaldı. Sanki bu aralar bana karşı  daha ılımlı ee eninde sonunda anladı başına gelecekleri ...
 Bende ona karşı eskisi gibi nefret dolu değilim yaşım ilerledikçe ürküyorum bende bir gün kayınvalide olacağım Oğuzcan'ın gözünün içine bakıyorum gün gelip te  evlenecek ve evlendiği kadınında bana  kötü davranmasını istemem... 
 Eda'nın neden bu kadar çok  yün almaya gittiğini anladım  yün dükkanının yanındaki dönerci çocukla çıkıyormuş.
Komşudan al haberi zaten anneler en son duyuyor. Eda evde el işini almış örüyordu 
 ''kızım  dönerciyle çıkıyormuşsun nası bir gelecek bekliyorsun kendine?'' dedim

 ''Anne benim hayatım, her çıktığımla evlenecekmiyim hemen kendi kendine  kuruyorsun!'' dedi

Ben hiç ikna olmadım'' ne demek her çıktığımla evlenecekmiyim? böyle laf mı olur Eda ne yapacaksın  her önüne gelenle çıkacakmısın? tüpçü, sütçü  hepsiyle çık o zaman okumadın da olacağı buydu  gidipte amir ,memurla bulacak halin yokya onlara yün lazım edecekte, gelecekler seninle orada rastlaşacaklar''

Eda elindeki örgüyü  divana fırlatıp dışarı çıkarken söyleniyor
'' yedin beni yedin anne  senin döneminde yaşamıyoruz anla artık''
 ''nereye gidiyorsun?''
''Babaanneme hiç değilse  o senden daha anlayışlı...''
 Şuraya bak babaannesi bile biliyor demekki ama bana söylemiyor ben bu kadar kötü bir annemiyim nerede yanlış yapıyorum anlamıyorum... 

20 Ağustos 2013 Salı

Anılarda beni hatırlar mı? # 6 #


GEÇEN YILLARIM....
Günler hızlı geçiyor, çocuklar gözümü her kapatıp açışımda  büyüyor.Aradan geçen on yılda değişen hiç bir şey olmadı.

 Aynı kayınvalide aynı elti hatta aynı Emin, ufak tefek değişimler oldu tabi Eda artık  on sekizinde genç bir kız  Liseyi okumadı benimle evde  el işi yapıp dışarı satıyoruz.

 Kayınvalidem Eda okumadığı ,için beni suçluyor eltimin kızı Esra  üniversiteye gidiyor . Bak bu defa kayınvalidem haklı  ee ön teker nereye giderse arka tekerde oraya gidermiş ben kayınvalidemle kendimi yemekten çocuklarıma ilgi veremedim.  Gece olunca da Emin'le kavga, adam alıp başını ya  kahveye gidiyor yada yatak odasına...
   Ailede huzur olmayan çocuktan nasıl bir gelecek beklersin
 Oda   devamsızlıktan sınıfta kaldı  baba baba değil ki bu çocuk  nerede geziyor peşine düşsün, anneler ilk çocuklarında çok cahil oluyor, deneme yanılma gibi bir şey oluyor sanırım ,olan Eda'ya oldu Derya'da aynı hataları yapmamaya çalışıyorum.

 Oğuzcan  hafta sonları babasıyla sanayide çalışıyor  ,Aslında Oğuzcan'ımı hiç kıyamıyorum  daha on bir yaşında sanayide çalışıp yoruluyor ama bir şey söylesem Emin'le kavga ediyoruz, eli alışsın mış... eli bile yakışmıyor çocuk o çocuk.

Kendi kendime düşünüyorum da  aslında  çocuk yetiştirmek çok büyük bir sorumluluk ve önüne gelen  üç çocuk doğurursa ,ziyan olacak hayatlara can veriyorlar, kişi kendine bir şey veremiyorsa çocuklarına nasıl bir  gelecek verecek ki!

 Tam da böyle  hissettiğim  dönemdeyim  şimdiki aklım olsaydı  üç çocuk  getirmezdim dünyaya , onları  hak ettikleri gibi yetiştiremiyorum.  Rabbim yazdı diyorum da neyi Rabbim yazdı!

  Ben kayınvalidemle ,eltimle  yelekler ve yemeklerle kafayı bozarken  bana muhtaç olan çocuklarına ilgi vermene gerek yok sen  eltinle kayınvalidenle uğraşmı dedi?


19 Ağustos 2013 Pazartesi

Anılarda beni hatırlar mı? # 5 #


ONLAR GİBİ OLURMUYUM?

İki gündür Eda'yı okula göndermedim iyice kendini toplasın diye ama rahat durur mu hiç  çocuklar , bahçede oynayıp daha çok üşütüyorlar içeri girince de terliyor,birde durmadan kavga ediyorlar!


 Üçünü de bağlayıp karşıların da kahve keyfi yapacağım az kaldı  ne dur dan anlıyorlar nede sus tan, gece olunca da yorgunluktan bitap düşüyorlar tabi Eda'mın ateşi çıkıyor. Çocuk işte yarın bir gün  isteseler de  böyle güzel günleri olmayacak.

 Bu günkü aklım yıllar önce olsaydı kesinlikle evlenmezdim   ,ama evlenmezsem bu bıcırıklarım olmazdı ki yada evlenirdim ama kayınvalidemin yanına gelmezdim,  hem oyuncakları toplayıp hemde kendi kendime konuşuyorum. Emin şimdi  beni kendi kendime konuşurken  görse kesin delirdi der.
 Ama öyle ne yapayım...
 Sabah erkenden pazara gittim  ördüğüm yeleklerin parasıyla kızlara ayakkabı oğlanada  atletleri küçülmüştü atlet aldım, Emin'in verdiği paraylada  yemeklik aldım .
Kendi kendime güldüm sanki onun, benim param varda nasılsa hepsi evin içine harcanıyor.
 Komşu uğradı daha oturur oturmaz  ''kayınvaliden nerede?'' demez mi sanki çok lazımmış gibi, Elaleme de laf lazım... 
 ''Bu aralar kayınvalidem gelemiyor bana  hastalanmış ohh  canıma değsin''
''A ayıptır, günahtır güzelim deme öyle'' deyince anladım ki gidip yetiştirecek söylediklerimi çünkü ne zaman biri sizi onaylamaz da üstüne onu koruyorsa, sizin söylediklerinizi  karşıdakine  söyleme ihtimali çok yüksek, eltimden biliyorum.

Birde burasının insanları böyle ama bende hiç çenemi tutamam ne geldiyse başıma çenemden geldi zaten...
 '' Şerife yenge hiç bana aa ayıptır günahtır deme  küçücük çocuk hastalandı bir kapıdan bakmadı ne yaptınız doktora götürdünüz mü ,paranız var mı diye sormaz mı insan ?

 Böyle olur işte yatsın şimdi  oda anlar bakalım, hem bende biraz kafamı dinleyeyim...''
 Gitsin  söylesin bunları da belki biraz vicdanı sızlar kayınvalidemin tabi vicdanı varsa....
Her günümüz aynı çocuklar ev kayınvalide,eltim  o kadar aynı ki hayat, helede bir araya toplanınca eltimin kızları ve benimkiler  bir birlerini yiyor  arada anlaşıyor tan bir curcuna...

Bir de eltimin çocukları kıyaslaması yok mu beni deli ediyor sanki her çocuk aynı olmak zorunda.
  Esra ve tuba eltimin kızları  illa benimle yarışacak, Edayla, Esra'nın arasında sadece  iki ay var,  iki ay Eda büyük  kıskançlıktan çocuk doğurur mu insan.
  Yüzüme demişti Zahide bile doğuruyor bende çocuk istiyorum Zahide bile mi?
 Ben neyim acaba ne kadar aşağılıyorlar, beni ben ilkokul mezunuyum ya ondan   Üniversiteyi bitirmiş ana sınıfında öğretmelik yapıyordu  önceden,  çocuklar olunca bıraktı.
Kayınvalidem o yüzden hep onu tutuyor biz cahiliz ya  önemli olan yürek ,vicdan.Yarın bir gün kayınvalidem hastalanınca duvardaki diplomalar bakacak ya onu...! 




Anılarda beni hatırlar mı? # 4 #


BEN YAPMAM.
Bir gün gelipte ben de böyle mi olacağım?
 Asla!  ben  ne gelinime ne damatlarıma ne de  evlatlarıma karışmam!

İnsanın canından  can geliyor dünyaya onun gözünün içine bakıyorsun, büyütüyorsun  onu üzenleri ellerinle parçalayasın geliyor ama gün geliyor  o parçanı en çok sen üzüyorsun.

 Madem oğluna bu kadar değer veriyor, neden  bizi huzursuz ediyor.
 Eline ne geçiyor ki   bana yaptıklarının bedelini en çok ta Emin ödüyor.
  Annnemlere yakın olmama rağmen  her zaman gidemiyorum bir yandan çocuklar bir yandan ev işleri, el işlerim derken zamanı anlamıyorum bile ,  hani derler ya  anne evladına, evlatta, evladına kıyamaz mış o hesap benimkide.

Bu gün Eda okulda hastalanmış ,kıyamam yavruma eve   kucağımda getirdim  kollarım koptu  Sekiz yaşında  ama kıyamadım yürütmeye koca kız kucağımda,  diğer ikiside yapıştı  eteklerime elimi tutmak istiyorlar  bir ara daral geldi,  çocuklar beni çekeledikçe  canım içimden çıkacak sandım.

 Bahçeye girer girmez Eda kusmaya başladı eltime seslendim hemen koştu geldi  su getirdi elini yüzünü yıkadık kucakladı içeri aldık yatırdık.
Kadın  bizi gördü de  gelip bakmadı bile nasıl bir insan bu anlamış değilim canının canı !

 Akşam için yemek yapamadım Eda'yla uğraşırken, üşütmüş ateşlendi ,akşama doğru eltim  yemek getirdi ,pilav getirdi.

 ''Annem ne gelmiyor görmedimi sanki'' dedim
 ''Bırak canım bilmiyormusun onu''
 '' bu günümde gelmiyor gün gelir bu çocukların eline düşerse o zaman göreceğim ben onu benim elime düşerse   yandı zaten ,benden ırak cennete direk olsun'' dedim

''Takma kafana sen edayla ilgilen'' derken bu iyiliğinin  bana bedavaya gelmeyeceğini anlamam lazımdı  akşam Emin gelir gelmez kayınvalidem geldi eltim herşeyi anlatmış ona tabi üstüne ekleye ekleye.

 Yazıklar olsun ona  getirdiği yemekleri ne kendim yedim nede çocuklara yedirdim  salçalı suya kırdım  iki yumurta birde tarhana yaptım yedik.
   

18 Ağustos 2013 Pazar

Anılarda beni hatırlar mı? # 3 #



BIKTIM BU KAYNANADAN!
Bazen kimseyi sevmiyorum  hatta kendimi bile, ama en sevgisiz anımda bile çocuklarımı çok seviyorum,Onlar benim yaşamak isteyipte yaşayamadığım hayatı yaşadıkları gün ben onlardan daha mutlu olacağım.


Tabi umarım benim hayallerimdeki ile onların istediği hayatta aynıdır, aynı olmak zorunda, ben yavrularım için ölürüm.

Bütün gün  evde   çocuklar    yarım saatte bir ziyarete gelen kayınvalidem,yetiştirmem gereken el işleri derken akşamı zor ediyorum .

Çocukları uyuttuğum gibi  el işimi alıyorum Emin başlıyor söylenmeye bir gece de beraber yatsak diyorum günler çuvalamı girdi?''
'' gündüz fazla öremiyorum,  ne yapayım bu yeleği  yetiştirmem lazım.''
 ''Bütün gün ne iş yapıyorsun sen,sanki benim gibi  sanayi köşelerinde çalışıyorsun ben ne yapayım.'' işte bu cümle beni deli ediyor,sanki ben evde bütün gün bacak bacak üstüne atıp yatıyorum da...

''Sen evde kal da görelim bütün gün çocuklar birde annen kolay mı bakalım'' diyorum da alta kalmıyor her zamanki gibi kavga saatimiz gelmiş.
 ''off Zahide off illa lafı anneme getireceksin, nedir senin derdin bu kadıncağızla sesi bile çıkmıyor'' dedi ve  gidip yattı zaten  başka ne bilir ki...

 Sesi çıkmıyormuş maşAllah iyiki de çıkmıyor birde çıksa ne olacak, daha bu  sabah eltimle bana geldiler eltimin sırtında yeşil bir elbise vardı, yenimi aldın dedim, kayınvalideme baktı   kayınvalidem hemen  göz kaş yapıyor sanki anlamadım elbiseyi o almış besbelli 
Eltimin kızları var iki tane onlara tokalar elbiseler alıyor benimkilere yok. nasıl kızmayayım ben biz üvey evlat sanki.

 Bende kızları tembihliyorum  ''evdeki her şeyi anlatmayın babaannene'' diye.
Akşam üstü komşular geldi tabi hemen kayınvalidem de geldi görmüş geldiklerini, bir rahat bırakmaz iki sohbet edelim her lafa gençliğini överek giriyor o gençken çok çalışkanmış ta  iki elle yapmış bu evleri de biz şimdi onun sayesinde rahat ediyormuşuz da, duyanda bize şato yaptırmış falan sanacak.

  Gelin geldiğimde  tuğlaydı bu ev tuğla,  düğün masraflarını bile sonradan takı paralarıyla ödedik ama yüzüne vuramıyorum ki!

Komşular  fazla oturmadı ama kayınvalidem   gitmek bilmedi,arkalarından konuşup durdu...

'' Her gün gezmek mi olur  canım  evlerinde otursunlar bir günde, ah ah bizim zamanımızda yoktu böyle şeyler''
 İç sesim; ''Hı eminim yoktu,insan içine çıkmaya çıkmaya  böyle tuhaf bir şey olmuşsun işte''





16 Ağustos 2013 Cuma

Anılar da beni hatırlar mı? # 2 #




İKİ ARADA...
Çocuklar günümün çoğunu alıyor, her sabahki gibi erken kalktım, Emin'le kahvaltı ettik Emin işe gittiği gibi sobayı temizleyip sobanın üstüne kuru fasulye tenceresini oturttum.
 Çocuklar henüz uyurken hemen elime çok sevdiğim el işimi alıyorum sobanın arkasında yumakla oynayan kediler gibi hissediyorum kendimi.
Dışarı el işleri yapıyorum yelekler, kazaklar, çetikler böylece hem eve katkıda bulunuyorum hemde elime belirli bir para geçiyor ördüğüm yeleklerin örneklerini eltime bile vermiyorum zaten o benim yaptıklarım kadar güzel yapamaz ki!

Öğleye kadar perdeleri açmıyorum, kayınvalidem görürse perdelerin açıldığını hemen gelir başlar ''Ay Zahide ayaklarım ağrıyor,ay Zahide şu çocukları iyi giydir, ay zahide ay Zahide'' adımı mı değiştirsem ne yapsam, bütün gün kafamın etini yiyecek bir şeyler illa buluyor.

Neden bir türlü anlaşamadık anlayamıyorum oysa ki  rahmetlik kayın babamla beni istemeye geldiklerinde, Anneme ''Dünürüm  senin kızın benim kızım olacak benim kızım yok, iki oğlum var iki kızım olacak soğuk suyu bırak soğuk kelimesinin anlamını unutacak'' derken ağzı kulaklarına varıyordu.
 İlk zamanlar  büyük gelinim de büyük gelinim diyordu ne olduysa eltim geldikten sonra oldu onunla bir olup bütün gün dedi kodumu yapar oldular tabi onlar aynı evde yaşıyor ya.
 hiç belli olmaz elime düşerse sorarım ben ona!
Öğleden sonra Eda'yı okula bıraktım   çocuklarda yanımda eve dönerken  yakın komşum ve arkadaşım olan  Cahide'ye uğradım el işimi de aldım ama  pazara giden bir komşum da gelince  çıkarmadım çantamdan .
 Evine yeni tül almış onu gösterdi, biraz oturup gitti Cahide arkasından koltuğa oturduğu gibi ''görüyormusun Zahide  akşama yemeye ekmekleri yok tül almış bizim tüllere baksana dökülüyorlar''
'' haklısın canım bende alacağım  oturma odasına benim neyim eksik ki'' 

Vakit su gibi geçmiş çocukların acıktık biz anne diye kulağıma fısıldamaya başlamasıyla kalkıp eve geldim.
 Çocuklara yemek koydum,ve beklenen  olay gelmese şaşarım zaten elinde bir tas turşu kayınvalidem geldi sanki bu küçük tas turşu bunca insana yetecekte, eltimde kavanoz kavonoz yapıyorlar bizim payımıza düşen de  bir tas ,sanki kendi cebinden çıkıyor Kayın babamın maaşı sağolsun.
Mutsuzum ve bu evde yaşamak istemiyorum,akşam olupta Emin geldiğinde onada söyledim ''böyle iç içe koloniler gibi yaşamak bana ters geliyor  özlemek istiyorum anneni'' laf aramızda  on yıl görmesem özlemem ya neyse.
 Başlama yine Zahide ne olur bir gece huzurla oturt beni şu evde her gün bir icat çıkarıyorsun be kadın''
Bu kelimeler  kavganın habercisi olduğunu anladığımdan sustum yemeğini yiyip yattı.
Ben de çocukları yatırıp,sobanın arkasına yeleğimi örmeye başladım her ilmek atışımda aklıma  bu ev geliyor kapana kısılmış gibi hissediyorum kendimi, Cahide ne kadar rahat bir eli yağda bir eli balda ne istese oluyor ben Emin'e ne söylesem  ''of Zahide''  başka bir şey yok.

Herkes gibi rahat bir hayat istiyorum çok mu şey istiyorum?



15 Ağustos 2013 Perşembe

Anılarda beni hatırlar mı ? #1 #




GEÇMİŞİM...
 Geçmişim hemde çok geçmişim bu sokaklardan da bilememişim kıymetini,çektiğim nefeste dumanı çekmiş, yanan ateşte hep külü görmüşüm.
Tüm yaşadıklarım, heves ettiklerim için yaptığım inatlaşmalar, kırdığım insanlar ve beni kıran insanlara verdiğim tepkiler ne kadar da boşmuş, anlıyorum ki yaşanan an geri gelmiyor.


 Şimdilerde beni ölüm korkutmuyor  yaşamak kadar.Yetmiş beş seneyi ne çabuk geride bıraktım, sevdiklerimi ne ara mezara koydum anlayamadım! 
Heveslerim vardı tutkularım, ideallerim kimin yok ki! 
Gece böyle düşünerek uyuya kalmışım, sabahın erken saatlerinde oğlum işe gitmeden önce  yanıma uğradı, her sabah ve her akşam bunu yapar
 ''Annem günaydın nasılsın bu sabah?''
Başımı salladım iyiyim anlamında  gözlerimden  sicim gibi akan yaşları silerken oğlum '' ağlama annem ,akşama görüşürüz, Hatice kahvaltını hazırlıyor birazdan getirir'' deyip odadan çıktı.

 Arkasından  peltek dilimle bir şeyler geveledim, ama anladı mı bilmiyorum?
Ellerimle yataktan güç alarak oturmaya çalıştım,yastığımı düzeltmeye çalıştım  zor iş!  iki yıldır bu yatakta yatmak ne kadar zor bilemezsin, havalı yatağım benim sofram, tuvaletim, salonum, yatak odam kısacası benim yaşam merkezim bu yatak...

İyi yönünden bakmak lazım,evin en güzel köşesi bana ait cam kenarında yatağım gündüzleri bol bol pencerenin önünden
gelip geçeni izliyorum,Oğlum ve Hatice'nin kapıdaki Konuşmalarını duyuyorum,Hatice akşama eve gelirken alması gerekenleri sıralıyordu,bir ara sesler kesildi, sanırım oğlum gitti.

Camdan onu görebilirmiyim diye perdeyi  titrek ellerimle yavaşça araladım, o anda  gözümün önüne yıllar önce eşimi işe giderken her sabah arkasından baktığım anlar geldi aklıma  birden o anlara daldım, Sanki  araladığım perde değilde anılar dı, yıllar yeniden gözümde akıyordu...

 Otuz üç yaşındaydım; Emin bey diye seslendiğim an geldi aklıma eskiden yoktu öyle aşkımlar, canımlar helede kayınvalide ,elti aynı bahçe içinde yaşıyorsanız ayıptı.

Çocuklar öyle  özgürce konuşamaz her şeye karışamaz,  bilmişlikler yapamazlar  hemen ''sen mi öğrettin çocukları bana karşı şişiriyorsun'' derdi.
 Bu da yetmez  gece olunca eşime şikayet ederdi, az kavgalarımızın çoğu annesi yüzünden.
 Önce annesinin yanına uğramış günlük  dolduruşunu alıp eve geldi tam  da yemek öncesi başladık tartışmaya...

Emin bana''Yaşlı o ne olur alttan alsan'' dedi
'' beni annen için mi kırıyorsun,benim yaptığım yemekleri yiyorsun? '' diye sesimi yükseltirken çocuklar ağlıyor, Emin'' zamanında onun yaptıklarını yedim'' deyip   bana kızıyor akşam yemeği bile yemeden kapıyı vurduğu gibi kahveye gidiyor.

Bir yandan çocuklar bir yandan  kayınvalidem  o da yetmezmiş gibi bir de eltim var ki düşman başına  sen sabır ver Rabbim.

 Büyük kızım Eda sekiz yaşında, ortanca Derya dört, biricik oğlum Oğuzcan  bir yaşında ben onlar için her şeye katlanırım  her şeye...

Nerede kalmıştık!

Evet nerede kalmıştık, bu kendi hit şarkısını unutup mikrofonu çevresindeki insanlara uzatan, sanatçılara  benzer havamı üzerimden  attıktan sonra, çok uzun zaman oldu hikayemi yarım  bırakalı.
 Hiç beklemediğim bir anda, beklemediğim bir hastalığa yakalanınca ,sudan çıkmış balığa dönmüştüm. Çok zor dönemler yaşadım diye kimsenin canını sıkmak istemiyorum, çünkü herkesin kendine göre sorunları var biliyorum, herkese kendi derdi ağır gelir, şükür atlattım ve buradayım.

  Bu hastalık  benim için iyi oldu , aynanın öteki yüzünü gördüm daha doğrusu kendimi görmek için illa aynaya bakmam gerekmediğini öğrendim.
Yarım kalmış bir hikayem vardı şimdi onu kaldığım yerden devam ediyorum Allah'ın  izniyle.
 İlk bölümden başlıyorum , okuyamayanlar ve  okuyup unutanlar için:) malum çok uzun zaman oldu:) sevgilerimle .

10 Ağustos 2013 Cumartesi

Beni tanımak istermisin? Güzel bir Mim:)

Sağolsun  Canım Seyyah'ım beni Mimlemişti fakat bilgisayarım bozulunca   hemen cevaplayamadım affına sığınıyorum.
Hemen başlıyorum.

BEN KİMİM?
Doğrusunu isterseniz bazen bende çok düşünüyorum bu soruyu ben kimim? 
 Kelimelerle dans etmeyi seven, düşler ülkesinin düşesi, gözlemleme gücümün yüksek olduğuna inanırım,  bir insanı gözlemliyorsam onun ağrıyan midesine kadar anlarım, çok kişi fal bakarmısın bana diye sormuştur:) Alakası yok sadece çok iyi gözlemciyim, bazen bir kelime bazen gülüş bazen  vücut dilinden hatta öksürüğünden bile tahlil ederim insanları:))) tabii herkesi çözmeme imkan yok   dünyada çeşit çeşit insan var.

BLOĞUMUN ADI NERDEN GELİYOR?

 Bloğumun adı izlediğim bir filmden geliyor Black swan
Kendimi o filmdeki Nina'yla özdeşleştirdim resmen kendimi buldum gerçi  biraz farklı hayatlarımız olsada, filmin özü, ayakta durma hırsı, içinde yaşadığı savaş, istediğini elde etmek için ödediği bedel müthişti...










BLOG AÇMAYA NASIL KARAR VERDİN?

 önceden  blogcuydum  aynı isimle, fakat blogcu durmadan değişikliğe gidiyor. Yazılarımızı  okuyucuya sağlıklı ulaştıramıyorduk bir çok arkadaşım aynı gece blogspota geldik, o gün bu gündür burada yazılarımı sevenlerime ulaştırmaya çalışıyorum.


KİŞİLİĞİM
Acı ,hüzün yada bir sorunu yaşarken dile getiremem kimselere anlatamam, içimden yaşarım  sorunlarım bitince  yeri gelirse lafı açılırsa söylerim ,  çok şaşırırlar neden söylemedin delimisin sen diye:))
Yaşarken ağır geliyor sonradan acısıyla tatlısıyla bir anı, sorunlarımla başkasını daraltmayı sevmem sonuçta herkesin kendine göre bir derdi vardır ve kişiye kendi derdi hep en ağır, en zor gelir.

Yengeç burcuyum evcimen ,sert bir kişiliğim var tanımayanlar soğuk, tanıyanlar çatlak der):)) 
Sevdiklerimi sahiplenirim , yaşadığımız sorunlarda yada , unutulan bir doğum günü,  geçmiş olsun dileği  bunlar beni çok yaralamaz.
  Her insanın kendine göre sorunları olduğunu   dünyanın  benim etrafımda dönmediğini bilirim belkide o an onun benden daha çok ilgiye ihtiyacı vardır.
 Hırslıyım ama imkansızın ne anlama geldiğini bilirim,  olmuyorsa olmuyordur. Yaşadığımız acı şeylerin hayatımıza kişiliğimize çok şey kattığını inananlardanım. yaşanması gerekiyorsa  , kaçmak olmaz.

Bebekliğimden bu güne bütün arkadaşlarım durur::) küs olduğum insan yok, tabii bazıları küs ise benim haberim yoksa bilemeyeceğim:)))
 Haksız da olsam özür dilerim, küs kalmam ama sonra muhabbeti keserim selamdan ötesi olmaz .
  İnsanlar beni yıllar sonra bile karşılaşsam  hatırlarlar hatta bir anım var ki  paylaşmam lazım:) 
26 yaşındayım  o zamanlar:) bir arkadaşımla markete gidiyoruz, bir kadın,  bahçeli evinin önü süpürüyor bizi görünce elini beline koyup , bir elinde süpürge saç baş tülermiş bizi izledi, biraz garipsedik biraz ilerleyip,  arkamıza baktık, halen bize bakıyor tabi biz hemen '' süpürgeli cadı bize büyümü yapacak ne'' kahkahalar  koptu alışveriş yaptık geri dönüyoruz aynı yoldan ve kadın orada sanki bizi bekliyor  biz ürktük doğrusu  hızlı hızlı yanından geçtik  , çok fazla ilerlemeden   ''kuğuu'' diye seslendi  döndüm
'' beni tanıdınmı ''dedi  baktım tülüş kafalı bir kadın nereden tanıyayım '' hayır''dedim
'' kuğu ben senin ebenim'' dedi tabi biz arkadaşla  kahkahalara boğulduk  bir anda ciddileşip küfürmü bu der gibi baktık, ''canım tanımadınmı beni ben Sevdiye ebe''  düşündüm düşündüm '' çıksss tanımadım''
''Semih'i tanıdınmı hani  kum havuzu vardı  sağlık ocağında''  deyince sanki biraz anımsadım  meğerse ben  6 yaşlarındayken taşınmışlar köyden  başka yere tayini çıkmış şimdi  küçük oğlu üniversiteyi kazanmış o yüzden bu küçük evi tutmuşlar oğlunun evine temizliğe gelmiş.
 Eskiden bize her akşam gelirmiş annem ona köy ekmeği , yumurta ve süt verirmiş,  arada gündüzleri gelip beni  alırmış Oğlu ile oynamam için.
 Peki ''beni nasıl tanıdınız'' dedim  ''gözlerinden tanıdım hiç değişmemişler helede o muzip gülüşün:))''
 Bu benim hayatımın en önemli anılarından biri olmuştur.

HOŞLANDIKLARIM
 Her şeyi severim  ben:)



HOŞLANMADIKLARIM
 Allah yaratmış derim, her şeyden hoşnut olmaya çalışırım.
Çok üzülürsem ağlarım:))

EN COK SEVDİĞİM MAKYAJ MALZEMEM
 çilekli parlatıcı:)) çok severim o kokuyu duymak  beni rahatlatıyor.


ÇANTAMDA OLMAZSA OLMAZIM

Çantamın içi tam anlamıyla küçük bir    dükkan:)
 içinde  dijital tesbihim, küçük dua kitabım,  bisküvi, su, cüzdan, anahtarlık, defter, kalem, peçete, ıslak mendil  çorap,ağrı kesici , ayna bunlar  bütün çantalarımda   hazır durur  , üstüne başka şeylerde koyduğumda bildiğin valiz oluyor neden boyun fıtığı olduğumu çok düşünmemek gerek:))

EN SON OKUDUĞUN KİTAP
 Son üç aydır Kuranı kerimin açıklamasını okuyorum.  yavaş ilerliyorum.



KİMLERİ MİMLİYORUM.
 Vuslat,  ,Yaren33(Hanife Mert),Nursalkımı , Birincisin,Gönül kalemi,Düşüstüsiyahlar malikanesi,Saliş butik pasta,  Olur gider,Maviye iz süren,Kardeşler nikah şekeri(bağnu Taşer),Küçük kırmızı pabuçlar,Eda (ipecik böcecik), Kitap cumhuriyetim, Bakır tencerem.Mutluluklar sokağı, Dost bahçesinden lezzetler, İstanbul İstanbul olalı(A, Bolat) ,Festigan(İlhan ucer),.  diğer arkadaşlarımı unuttum sanmayın onlarıda bir 
dahaki mimde inşAllah 
öpüyorum sizi):))


8 Ağustos 2013 Perşembe

Hayırlı bayramlar

 
Bu gün  dünyaya gözlerini yeni açmış bebeklerin ilk bayramı ,  her çocuğun bayramlığı varmıdır? ,
sabah kalkmak için hevesi varmıdır?
 Yalnızlığı geçer mi bayram gelince insanın?.
  sabahı en acı karşılayacak olanlar  evlatlarını toprakları öperek  kokusunu duymaya çalışanlar, Anne yada Babasını genç yaşta,  beklemediği anda kaybedenler
.
 Benim eskisi gibi bayram hevesim yok , çocukken çok başkaydı  kuş orucu tutardık çok büyük sevap işledik diye huzurla yatağa atardık kendimizi öyle sanardık,  bayrama bir hafta kala bayramlıklarımızı alırdı halam ,  her gece yatmadan bir defa giyer sonra uyurduk kız kardeşim bir defasında çorabını giyerken delmiş  sonrada saklamış halam çok kızmıştı , o kızmıştı da biz umursamamıştık bile.
 Mutluyduk o zamanlar başkaydı, çevremde mutlu insanları görmek bile yetiyordu ben onları hep çok mutlu sanıyordum ! 

Büyüdüm, aslında herkesin kendine göre ağır olan sorunları olduğunu algılamaya başladığımda, insanların çokta mutlu olmadığını anlamaya başladım.  İşte o gün ben gülümseyen gözlerimi bir yerlerde bıraktım...

  Bir aydır tuttuğumuz oruçların kabul olmasını temenni ediyorum Hepimizin Oruçlarını ALLAH kabul etsin ,
 Sevgilerimle büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden  öpüyorum sarıldım sımsıkı..