28 Haziran 2013 Cuma

Geleceğini dövmek.

Çocuğa şiddet...





Akşam   çok sevdiğim bir ablamla kahve eşliğinde sohbet ediyorduk laf lafı açtı derler ya  bizde o hesap muhabbet  asker düğünleriydi biz lafı döndürüp dolaştırıp  aile ilişkilerine getirmişiz, derken  ''Kuğum bak biliyormusun yan komşumuz çocuğuna  çok kaba davranıyor bazen  gidip onu dövmek istiyorum'' dedi   ''ben dövmüştüm'' dedim bir an sessizlik sonrası bir kahkaha attı ''hadi canım senn! yapmazsın sen''   gözlerime bakıyor gayet ciddi olduğumu görünce şaşırdı ama nasıl? 

Canım benim  yıllar önceydi  marketten  geliyorum hava nasıl sıcak   neden bu sıcakta alışverişe çıktıysam! kaldırımda bezmiş bir halde  poşetlerle cebelleşiyorum. 
Karşıdan da   bir kadın  elinden tutmuş çocuğun çekeliyor ''hadi oğlum daha hızlı yürü,'' çocuk   o an ayağı takıldı sanırım dondurmayı üzerine   yapıştırdı üstü başı dondurma, komik gelmiş olacak ki  gülüyor.
 O an tüylerim resmen diken diken olan manzarayı gördüm görmez olaydım kadının tepkisi  hiç abartısız şrakk diye bir tokat  o an salavat getirdim  sıcaktan hayal görüyorum falan diye düşündüm  çocuk  şaşkın  kadın sinirli yaklaştım  sadece  sağ elimdeki poşetleri bırakıp kadına  bir tokat  patlattım  o  an kadının gözleri yuvalarından çıkacaktı  şaşkın bir halde  ''delimisin be  gerizekalı''  dedi  ''ne oldu şaşırdın mı acıdı mı hiç değilse sana vuran yabancı biri birde o çocuğu düşün  ona bu şaşkınlık korku ve paniği yaşatan insan annesi.... 

 hıkk pü diye birde yüzüne tükürdüm , hızla ilerledim ama elim ayağım nasıl titriyor  bende korktum, kadınla saç saça girebilirdik  içinden çıkılmaz bir hal alabilirdi, insan nasıl katil olur  sorusuna bir cevap o an  elinde bir şey olsa  bu kadar basit...
 Kadın arkamdan sesleniyor ben hızla devam dedim beni dövecek kesin.

 Poşetlerini al diye bağırınca döndüm tabi panikten yere bıraktığım poşetleri unutmuşum,  geri döndüğümde özür dilerim ama çocuğunuzun duygularını anlamanızı istemiştim dedim   kolumu tuttu   haklısın dedi  ve bana bir kaç cümle söyledi çok etkilendim aslında çocuğun hiç bir suçu yok  ailelerin geçimsizliği  , olan çocuklara oluyor her şey onlara yansıyor...

Çocuğa şiddet ile çocuğuna şiddet arasındaki fark birini herhangi birinin yapması   diğerini bizzat aile içinden ebeveynlerden birinin yapmasıdır, ikisi de kötü olsa da  bunu  kan bağı olan birinin yapması daha acı, özel bir çocuk olabilir  dayanması,sabretmesi güç olabilir ancak ne olursa olsun  savunmasız birine   el kaldırmak ,hatta su atmak,  itmek, kötü söz söylemek hepsi şiddete girer  çocuğunuza karşı böyle bir eğiliminiz varsa en kısa sürede  yardım almalısınız.




Hürriyet Aile İçi Şiddete Son logo




26 Haziran 2013 Çarşamba

25 Haziran 2013 Salı

Güller bırakıp










Baktığımda  kaybolurdum gözlerinde

aradığım hasretimdin

Gidiyorum   gözlerinin karasından uzağa!

Gelişlerin kadar gidişlerinde de bir mutluluk kaplardı içimi,

 Bir daha ki gelişinin heyecanı basardı her gidişinde...

Gidiyorum yürek yarasından ırağa!

Çok fırtınalar geçirdik   çok yangınlar

Çok şeyler verirken çok şeyler aldı bizden

Gidiyorum yangın yerinde küller bırakıp!

Her gelişin bir gidişi vardır

Sevdamı yaşamasını da bildim yaralarımı sarmasını da

Gidiyorum sana kucak  dolusu güller bırakıp!





23 Haziran 2013 Pazar

Berat kandili,Dualarda,Namazlarda buluşalım.


Nasıl yaşarsanız öyle öleceksiniz, Nasıl ölürseniz öyle dirileceksiniz.

- Hz Muhammed (S.a.v)




Üç ayların ikincisi olan Şabân ayının 14'ünü 15'ine bağlayan gecedir. Kur'ân-ı Kerîm, Levh-i Mahfûz'a bu gece indi. Allahu Teâlâ, ezelde hiçbir şey yaratmadan önce, her şeyi takdîr etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, bu gece meleklere bildirir. Rahmet kapılarının açılıp, duâların kabul olacağı dört geceden biridir.

Bu gece mahlukatın bir sene içindeki rızıklarına, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacaklarına, doğup öleceklerine, ecellerine ve hacıların adetlerine dair Allah tarafından meleklere malumat verileceği beyan olunmaktadır. (1)

Beraet, "iki şey arasında ilişki olmaması; kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması" anlamına gelir. Sahih hadîslerin beyanına göre: Şaban ayının on beşinci gecesi tövbe eden mü'minler, Allah'ın af ve mağfireti ile günahlarından ve dolayısıyla Cehennem'den Berat edecekler, kurtulacaklardır.

Şaban'ın ortasındaki geceye Berat isminin dışında; mâ'nen verimli, feyizli, bereketli ve kutsi bir gece olduğu için Mübarek Gece; iyi değerlendirildiği takdirde günahlardan arınma ve suçlardan temize çıkma imkânı taraf-ı İlâhî'den verildiği için ‘Sâk (Berat, Ferman, Kurtuluş Belgesi) Gecesi’; lütuf ve ihsanı aşkın, af ve merhameti engin olan Allah'ın ikram ve iltifatlarına erişildiği için de ‘Rahmet Gecesi’ de denilmiştir. (3)

Berat gecesinin hayırları ve hususiyeti hakkında sahih hadîs-i şerîflerden bir-ikisi şöyledir: "Allah Tealâ, Şaban ayının on beşinci gecesinde -rahmetiyle- dünya semasına iner, orada tecelli eder ve Kelb Kabîlesi'nin koyunlarının tüyleri sayısından daha çok sayıda günahkârı affeder." (4)

Başka bir rivayete göre de Hz. Peygamber: "Şaban'ın ortasındaki geceyi ibadetle ihya ediniz, gündüzünde de oruç tutunuz. Allah Tealâ o akşam güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, 'Yok mu benden af isteyen, onu affedeyim. Yok mu benden rızık isteyen, ona rızık vereyim. Yok mu bir musibete uğrayan, ona afiyet vereyim. Yok mu şöyle, yok mu böyle!' der." buyurmuştur. (5) Bir diğer hadiste ise, Berat Kandili’nde yapılacak duaların geri çevrilmeyeceği müjdesi verilmiştir. (6)

Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksa'dan Mekke'deki Kabe-i Muazzama yönüne çevrilmesinin Hicret'in ikinci yılında Berat Gecesi’nde vuku bulduğunu kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.

Bazı müfessirler, "Biz Onu (Kur'ân'ı) kutlu bir gecede indirdik. Çünkü biz haktan yüz çevirenleri uyarırız. O öyle bir gecedir ki, her hikmetli iş, tarafımızdan bir emir ile o zaman yazılıp belirlenir." (7) âyetinde belirtilen gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir.

İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre ise ayette kastedilen gece Kadir Gecesi’dir. Çünkü diğer âyetlerde Kur'ân'ın Ramazan ayında (8) ve Kadir Gecesi’nde (9) indiği açıkça bildirilmektedir. Bu takdirde Kur'ân'ın tamamının Berat gecesi Levh-i Mahfuz'dan dünya semasına indiği, Kadir Gecesin’de de görevli kâtipler tarafından istinsah edilip, âyetlerin Cebrail tarafından Efendimiz (sas)'e peyderpey indirilmeye başlandığı şeklinde bir yorum ortaya çıkmaktadır ki bazı müfessirler bu görüşü benimsemişlerdir. (10)

Bazı âlimlere göre; Berat Gecesi, emirlerin Levh-i Mahfuz'dan istinsahına başlanır, kâtip melekler bu geceden, gelecek seneye rastlayan aynı geceye kadar olacak olan olayları yazar ve bu işler, Kadir Gecesi bitirilir. Rızıklarla alâkalı defter Mikail (as)'e; harpler, zelzeleler, saikalar, çöküntülerle ilgili defter Cebrail (as)'e; amellerle alakalı defter, dünya göğünün görevlisi ve yine büyük melek olan İsrafil (as)'e; musibetlere ait nüsha da Azrail (as)'e teslim olunur. (11)

Resûlullah (sas): "Allah Tealâ tüm şeyleri Berat Gecesi’nde takdir eder. Kadir gecesi gelince de bu şeyleri sahiplerine teslim eder." buyurmuştur. Berat gecesinde eceller ve rızıklar; Kadir Gecesi’nde ise hayır, bereket ve selametle alâkalı işler takdir edilir. Kadir Gecesi’nde sayesinde dinin güç-kuvvet bulduğu şeylerin takdir edildiği; Berat Gecesi’nde ise o yıl ölecek olanların isimlerinin kaydedilip ölüm meleğinin teslim edildiği de söylenmiştir. (12)

İslâm Alimlerine göre Berat Gecesi’nin için de beş özellik bulunmaktadır:

1- Her önemli işin bu gecede hikmetli bir şekilde ayrımı ve seçimi yapılır.
2- Bu gece yapılan ibadetin (kılınan namazların, okunan Kur'ân'ların, yapılan dua ve zikirlerin, tevbe ve istiğfarların), gündüzünde tutulan oruçların fazileti çok büyüktür.
3- İlâhî ihsan, feyiz ve bereketle dopdolu bir gecedir.
4- Mağfiret (bağışlanma) gecesidir.
5- Resul-i Ekrem'e şefaat hakkının tamamı (şefaat-ı taamme) bu gece verilmiştir. (13)


Bazı hadis-i Şerifler de ise bu gece her tarafı kaplayan rahmet ve mağfiretten ve ayrıca aşağıdaki kimselerin tövbe etmezlerse affedilmeyecekleri ve Allah’ın rahmet ve sonsuz şefkatinden mahrum bırakılacakları haber verilmektedir.

1- Allah'a ortak koşanlar.
2- Kalpleri düşmanlık hisleriyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler.
3- Müslümanların arasına fitne sokanlar.
4- Akraba bağını koparanlar.
5- Gurur ve kibir sebebiyle elbiselerini yerde sürüyenler.
6- Anne ve babalarına isyanda devam edenler.
7- Devamlı içki içenler. (14)

Şayet, bu kimseler Allah’a tövbe eder ve günahlarından vazgeçerlerse, elbetteki ilahi rahmet onları da saracak ve şu ayetin müjdesi onlara da ulaşacaktır.

De ki: "Ey haddi aşarak nefislerine karşı zulmetmiş kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." (15)

Hz. Resulullah bu geceyi nasıl ihya etmiştir?

Hz. Peygamber'in Şaban ayına ve özellikle bu ayın içindeki Berat Gecesi’ne ayrı bir önem vererek onu ihya ettiğine dair diğer rivayetleri göz önüne alan çoğu âlimler; bu geceyi namaz kılarak, Kur'ân okuyarak ve dua ederek geçirmenin çok büyük sevaba vesile olacağını söylemişlerdir.

Hz. Aişe (ra) şöyle anlatmıştır: “Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz Şaban ayının on beşinci gecesi olan Beraat Gecesi’nde:
- Ya Aişe! Bu gece hangi gecedir? buyurdu. Ben de:
- Allah ve Resûlü en iyi bilir... dedim. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu:
- Bu gece Şaban'ın on beşinci gecesidir. Bu gecede dünya işleri ve kulların amelleri Allah-u Teâla'ya arz olunur. Bu gece Allah'ın Cehennem’den affettiği kimselerin adedi, Benî Kelb Kabîlesi’nin koyunlarının kılları miktarıncadır. (Bu gece rızıklar dağıtılır, bir sene içinde öleceklerin listesi Azrail'e verilir). buyurdu. Ve:
- Sen bu geceyi benim ibâdetle geçirmeme izin verir misin? dedi. Ben:
- Evet, buyurun, dedim.

Resulullah (sav) namaz kılmaya başladı. Fatiha ve küçük bir sûre okuyarak kıyâmını hafif tuttu. Secdesini ise gecenin yarısına kadar uzattı. Sonra ikinci rek'ata kalktı. Birinci rek'attaki kıraat gibi kıraatını hafif ettikten sonra, secdeye vardı. Ve sabaha kadar secdede kaldı. Ben Resulullah'ın o kadar uzun secdede kalmasından ve kendisinden geçmiş görünmesinden, ruhu kabz oldu sanmıştım. Bu endişe ile kendisine yaklaştım. Mûbarek ayaklarına dokununca vefat etmediğini anladım." (16)

Berat gecesi bu kadar kıymetli ve böyle fırsatı bol bir geceyken, şimdi soralım kendimize, ibadet ve hizmetlerde gaflet ve gevşekliğe pek hevesli olan nefsimizi bir hesaba çekelim. Mesela şöyle diyelim:

Ey Nefsim! Allah-u Zülcelal kullarını affetmek için bak Berat Gecesi’ni bir fırsat olarak vermiştir. Alemlerin Efendisi olmasına rağmen ve Allah-u Zülcelal’in kendisini günahlardan koruduğu halde, Peygamber Efendimiz bu gecede sabaha kadar ibadet ve taat etmiştir.

Ey Nefsim! Sen kendi halini bir düşün... Bu kadar hata ve günahın içerisinde ve bu kadar acizliğinle senin bu gecelere ve bu gibi fırsatlara daha çok ihtiyacın yok mu?

Bu gecede affedilen kulların arasına girmek ve Allah-u Zülcelal'in rızasını kazanmak istemez misin? Eğer istiyorsan, bu geceyi değerlendir, Allah-u Zülcelal'e yönel, affedilmen için gözyaşı dök, yalvar. Bilmiş ol ki kurtuluşun ancak Allah'ın yolundadır. (17)

Berat Kandili namazı:

Berat Kandili gecesinde 100 rekat namaz kılınır. Her rekatta fatihadan sonra 10 ihlas okunur.

Her kim o gecede 30 ihlas okuyarak 12 rekat namaz kılarsa cennetteki yerini görmeden ölmez.

14 rekat namaz kılar, namazdan sonra 14 fatiha, 14 felak, 14 nas sürelerini okursa ve 1 kerede tövbe süresinin sonunu (legad caeküm…) kendine 20 makbul Hac, 20 sene makbul oruç sevabı verilir. Ve yine o gece oruca niyet edilir.

Her kim 1 fatiha, 10 ihlasla 12 rekat namaz kılarsa günahları affedilir, ömrü bereketlenir.

Berat gecesi 2 gözün birine 3 kere, diğerine 2 kere sürme çekmek göz rahatsızlığından korur.
kaynak:http://gundem.bugun.com.tr/berat-kandilinde-affedilmeyecek

Hayırlı kandiller...


21 Haziran 2013 Cuma

Ben geldim...



 Selamun aleykum...
Zor bir kaç ayın ardından ben geldim,
şükür kavuşturana bu süre içinde  fikirlerim ,düşünce tarzım ve yaşam tarzım ister istemez o kadar  çok değişti ki ileri ki günlerde paylaşırım.
Düşünüyorum da insan bazen hasta olmalı o zaman daha iyi anlıyor elindekilerin kıymetini, ne kadar boş yere hırs yapıp ne kadar boş yere kalp kırdığını. Ya da ne kadar boş yere alınıp, kırıldığını ...

Aslında hiçte gerek yok kendimizi bu kadar parçalamaya illa buda olsun diye yıpratmaya...
Tabii salmamak gerek, ehh aman nasılsa olurlarla da geçmez hayat. Orta yolu bulmak gerek. öyle ben ölüyorum demekle ölünmüyor. Hastalığımda  daha doğrusu iyileşme dönemimde sık sık iç hesaplaşmalarım oldu, zaman zamanda dış hesaplaşmalar!

Hani derler ya Hayat'a ne verirseniz onu alırsınız, o öyle değil tabii ki bazen hayata vermediklerinizi alırsınız, bazen de alamadıklarınızdan öte üstüne bahşiş verirsiniz bir miktar hüzün olarak...
 Hani derler ya hasta iken bile seni düşündüm yalanmış o anladım. İnsan  büyük bir dert yada hastalığa düştüğünde kimseyi düşünemiyor o an sadece can havli ile kendini düşünüyor.  Haa ne zaman düşünmeye başlıyor onuda söyleyeyim ne zamanki biraz iyileşmeye  başlıyor o zaman her şeyin hesaplaşmasını yapıyor,her şey ve herkes daha bir kıymetli oluyor.

Düşmanı bile ayrı bir güzel geliyor,hele de zor döneminde yanında olan dostları işte onlar  kişiye ekmeğine katık gibi geliyor bazende katığına ekmek. İnsan hasta yada zor durumda iken bir tek kendi bu kadar acı çekiyor bu kadar zor durumda kalıyor onun kadar başkası yaşayamaz bu kadar çile çekemez diye düşünüyor.

Oysa belkide onun çektiklerinin elli katı zor durumda olan insanlar var hastalık yada  maddi manevi yoksunluk biraz bencilliği de getiriyor sanırım. ne güzel demiş Mevlana 
 '' onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım. mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur. aklın şaşar. dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur... öyle garip bir dünya; olmaz dediğin ne varsa hepsi olur... düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın. en garibi de budur ya, öldüm der durur, yine de yaşarsın. " 

(hz. mevlana)