30 Nisan 2013 Salı

Gömdüm ben onu...

  Hastanede yatarken oda arkadaşlarım seçsem bu kadar olmaz denilecek kadar hoş insanlardı. Şükran abla, kırklı yaşlarda, iki gelin sahibi ve çok meraklı bir kadın, onu tanıdığımda  şahsımın hiç meraklı olmadığını anladım. dışarıda biri hapşırsa bile hiç üşenmeden çıkıp bakan biri.
 Diğeri ise Ayşe teyze, Ayşe teyze ile on gün aynı odada kaldık daha sonra  onun yerine yine aynı ismi taşıyan Ayşe abla geldi .Aile gibi olduk.
Hemşire odası da yanımızda olunca   bütün hastalar ,hasta yakınları ve işlemler  hemen odamızın dışında olunca, odamızın kapısı hiç kapanmadı ben çareyi kendi perdemi yatağım görünmeyecek şekilde çekmekte buldum.

Birileri ameliyata girer iken yada çıkarılıp yatağına getirilirken   normal  seslerden daha fazla ses olduğu için dikkatimizi çekiyor.
 Bir süre sonra   oda arkadaşlarım meraklı olduğu için  gidip  ne ameliyatı olduğunu  hatta aile soy ağacını bile öğrenir. 

 Ameliyattan çıkan bir hasta koridoru inleterek getirilip yatağına yatırıldıktan bir süre sonra.
   Şükran abla  ''ben gidip  koridorda biraz dolaşayım'' dedi.
  Tabi ben  muzip bir bakış attım ,  iki omuzunu küçük çocuklar gibi kısarak ''yok kız hastaya bakmayacağım'' dedi 
''Tamam canım ben bir şey demedim'' dedim tabi halen muzip bakışım üstümde...
Geri geldiğinde  daha kapıyı kaparken Ayşe teyze'' ee öğrendin mi ?'' demeye başladı.
 ''Şeker hastasıymış, oğlu ve eşi başında ,bakacak kimseleri yokmuş kadının  bacağını kesmişler!''
O an içim acıdı , nasıl alışacak bedeninde ki bu büyük eksikliğe.

Ertesi sabah hemşirenin ''amca o bacağı nasıl gömersin kime sordun? diye  yüksek sesle konuşmasına uyandım.
İmzalar olmadan  eşinin bacağını alıp, köye götürüp, gömmüş.
 İzinleri daha sonra hallettiler sanırım. Artık  hiç bir şey eskisi gibi olmayacak ne o kadın için nede ailesi için.
 Şükran ablaya   bacağı kesilen ablanın hiç bir ilacını  kullanmadığı , doktorun tüm  ikazlarına rağmen  diyet yapmadığını anlatmış eşi.

 Bana biraz tuhaf geliyor, eşini hiç tanımadığı bir bayana  suçlar gibi anlatıyor...
    Yeme içmesine dikkat etmediği, ilaçlarını almadığı için bu kadar ağır bir bedel ödeyeceğini tahmin etmeyeceğini düşünüyorum.

 Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak aile içinde de büyük sorunlara yol açacak  . Çektiği acılar bir yana.
Zaman gelecek bu durum ona çok ağır gelecek  ağlayıp  şikayet edecek halinden bu defa da eşi yada aile fertleri ona ''sende ilaçlarını kullansaydın, löp löp yemeseydin zamanında diyecek''.

 Aslında o sadece eşinin bacağını gömmedi!
 Neleri gömdüğünü ilerideki günlerde anlayacaklar.

Sabır ve anlayış bir yerde mutlaka bitiyor.







29 Nisan 2013 Pazartesi

Sahi beni yüreğinde hangi köşeye gömdün!




Hani derdin ya seni her gördüğümde içimde kelebekler uçuyor...

Nereden bilirdim  kelebekler en çok  ölü toprağını severmiş!
 
Nereden bilirdim   kalbinde toplu mezarlar olduğunu...

Sahi beni yüreğinde hangi köşeye gömdün?
http://www.youtube.com/watch?NR=1&v=eNK7u7Hvyj8&feature=endscreen

Döndüm de dönemiyorum!

Normal yaşam alanıma geri dönmemle birlikte bloğumla iç savaşa girmiş durumdayım bilgisayarıma format atmama rağmen  bloğumun içine girip yorumları cevaplamak çok zor , hatta imkansız gibi.
 Bu sorunu nasıl çözeceğimi henüz bilmiyorum. Daha fazla kendimi bununla oyalamaktansa  içimdekileri bir bir döküp paylaşmam gerektiğine karar verdim.
İnsan elindekilerinin değerini başına kötü bir şey geldiğinde anlıyor . Her ne kadar aa ben her zaman şükür ederim desek te bu aslında  kendimizi kandırmaktır.
 Narnia günlükleri olur da benim hastane günlüğüm olmaz mı?
 Tabiki olur...  önümüzde ki  günlerde uzun uzun ayrıntılara girerim. 




27 Nisan 2013 Cumartesi

Selam Ey Dost







Her gidişin bir dönüşü  vardır, olmalıdır da değil mi?
 Arayıp ,soran ,numaram ,adresim olmadığı için arayamayıp merakta kalan, tüm dostlarıma çok teşekkür ederim, minnetlerimi sunarım.
 Şükür kavuşturana,  biri ağzımda biri boğazımda,  çuvallar dolusu kelimelerimle ben geldim. 
Zona ile başlayan hastalık maceram  başka  hastalıkların nüksetmesiyle beni sizlerden  ayırdı. Uzun bir süre hastane de yattım ve dün çıktım. Yeni Hayatlar,  hikayeler, öykülerle geldim. Hepinize kocaman öpücükler...