27 Ocak 2013 Pazar

Blogum 1 yaşında...



Blogumu bir yıl önce  açtım, bir yaşında oldum.Benim için özel bir anlamı daha var.Çok sevdiğim Allah ne verdiyse blogunun sahibesinin  kızı, güzeller güzeli Azra'mında doğum günü.Nice güzel senelere.

 Bloğum bir yılda kendi büyürken beni de büyüttü, güzel dostluklar edindim.Başkalarının hüzünlerine, mutluluklarına ortak oldum tabi onlar da benim.
Sevgili Sinopee'min oğlu benim için yapmıştı.

 Bazen kahkahalar attırdı yüzünü görmediğim kişi bana
...

Bazen  gözyaşlarıyla hıçkırıklara boğdu...

Hastalıklarını, ailelerini, aslında  güzel yüreklerini açtılar.


Sizler hayal ettiğim kadardınız. Bazen hayallerden çıkıp gerçek oldunuz.

Bir kelimeden yakaladınız hüzünlerimi ,mutluluklarımı.
Bir kelimenizde yakaladım yaşadıklarınızı...


Sevginin paylaşıldıkça büyüdüğünü, sevgisini paylaştığımız insanın hüznünü içimizde hissettiğimizi, sevmek için görmek gerekmediğini,özlemek için tanımak gerekmediğini anladım.

Düşüncelerinizi  en içten duygularınızla paylaştınız, iyi ki buradasınız iyi ki doğmuş siyah kuğu.
Sizi seviyorum...



24 Ocak 2013 Perşembe

Kıymet


Bazen istediğimizi istediğimiz anda yapamayız bir olay yaşarız mani olur buna.
 Ben biliyorum her şey güzel olacak!
 Yağmurlar yağmasa  ardından gelen mis gibi toprak kokusunu duyabilirmiyiz?
 kara bulutlar sarmasa  gökyüzünü çıkan güneşin kıymetini bilirmiyiz?









Allah derki; Kimi benden çok seversen onu senden alırım... ve ekler, onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım... ve Mevsim geçer, Gölge veren ağaçların
dalları kurur, Sabır taşar, Canından saydığın yar
bile bir gün el olur... Aklın şaşar,
Dostun düşmana dönüşür,
Düşman kalkar dost olur, Öyle garip bir dünya...
Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur..Düşmem dersin düşersin, Şaşmam dersin şaşarsın...
En garibi de budur ya,
Öldüm der durur, yine de yaşarsın...
Mevlana...

Geçmiş Kandiliniz mübarek olsun...
Hayırlı kandiller, Rabbim  kul'u kul'a muhtaç etmesin, Rabbim kimseyi evladıyla sınamasın  güzel günler dilerim sevgilerimle.






7 Ocak 2013 Pazartesi

6 Ocak 2013 Pazar

Düşler ülkesinin düşesi de düşer...


Hayatta bir sen varmış gibi yaşayıp, hayatta bir sen yokmuşsun gibi davranmak. 


Dost olup uzak olmak, sevipte bu duyguyu kuytu köşelerde saklamak.
 Solmuş bir gül olup tomurcuk gibi kokmak.
Yalnız olup kalabalıklarda dolaşmak.
  
Deli gibi özlerken  umursamıyormuş gibi davranmak.

Yok oluşlarda var olduğunu, var oluşlarda yok olduğunu   hissetmek. 


Gözlerinde yaşlar sana bile tuhaf gelen attığın sahte gülüşler.

Neden var olduğunu sorguladığın anlar ve seni sevenleri neden seni sevdiklerini sorguladığın anlar.

 Öfke nöbetlerinde, kendine muhatap bulamayınca sürahiyle konuştuğun, bardağa  ''sende benim gibi olma  yoksa  senide kırarlar'' diye, nasihatler verdiğin...

 Kesin ben güzelim ondan bahtım yok , param yoksa da huzurum var diye kendini avuttuğun.

 Her gece yastığa başını koyduğunda illa düşünecek bir mevzu bulduğun , uyumak için değilde düşünmek için yatıyormuş gibi hissettiğin, beynini kemiren kurtçukla kanka olduğun...

 Bazen sana da olur mu?



4 Ocak 2013 Cuma

3 Ocak 2013 Perşembe

Senden önce ,Senden sonra # 25 # (FİNAL)


SENDEN ÖNCE, SENDEN SONRA...

Onur'un hastalanması  sebebiyle İkbal   evde yaptı yemekleri,
 ufak bir grip bile Onur  da biraz uzun sürüyormuş , demek ki daha dikkatli olmak gerekiyor.
Düğün tarihini  koyduk,  İkimizde çok heyecanlıyız , Salim'lerle hemen hemen her gece  görüşüyoruz bazen onlarda bazen  bizde bak artık biz diyorum kabullendim bile yeni evimi...

 İkbal biraz utanıyor ''bu yaştan sonra  saçma'' diyor Neval gülüyor  ''Gelin  işte, hem naz yapıyor hem gidiyor.''
 Düğün olmayacak! Bir türlü düğüne ikna edemedim nikah ve ailece bir yemek yeriz diyor , İkbal'in ailesinden  pek kimse kalmamış hayatta, uzak akrabaları var.

O an aklıma nikahı yapmak geldi tabi ikbalde  kabul ederse bu fikir onunda hoşuna gitti,  bütün işleri hızlandırdım  nikah tarihimiz bir hafta sonraya  bizim için özel bir anlamı var bir yıl öncesi ,piknik günü...
 Tanıştığımız gün olsun dedim  inatçı aşkımı   razı edemedim illa kafama kakacak ya neyse o mutluysa bende mutluyum.
 Bir hafta içinde o kadar çok yoruldum ki düğün günüm, ölüm günüm olacak diye endişelenmeye başladım.

 Bütün karmaşa içinde   dekorasyon bitti, İkbal kıyafetini seçti, Kıyafetlerimi almak için terziye gittik. Onur ve ben  çizgili takımlarımız hazır   ''kızlar hep bize bakacak değil mi? Onur''
 diyorum İkbal   bana bakıyor  ''henüz imzayı atmadım ona göre seç şakalarını bence'' Onur   gülüyor ben tedirgin ''şaka canım şaka''

 Ve düğün sabahı
 Restoranda her şey hazır biz hazırız  ama heyecandan  bayılacağım sanki, Suna da geldi , Annem ve bir kaç tanıdık, dostlarımız Salim ve Neval nikah şahitlerimiz, Neval benimle uğraşmadan içi rahat etmiyor sanırım...
'' Ediz'in sağı solu belli olmaz  ona şahit olmaya gelmez'' dediğinde bu defa Salim haklı olarak  ona çok sert baktı  İkbal zaten gergin ve fazla şakaya gelmeyen bir kişiliği var.
Kırık beyaz  elbisesinin içinde o kadar güzel ki, ve  restoranın  bir duvarına çizdirdiğim resmi henüz kimse  görmedi nikahtan sonra açacağım. Balonlar ,hediyeler  kalabalığı görenlerin gelip gidişi derken...
 İmzaları atarken  bizim şarkımız çalıyor bana kollarını uzatsan biraz sana kul olurum seven ne yapmaz... 
Ve  ben şu an dünyanın en mutlu adamıyım...
İkbal'i alnından öptüğümde en çok Annem ve Onur ağladı.
 Buda benim  İkbal için seçtiğim şarkı...
  Artık inandım ben şansıma 
Seni çıkardı karşıma 
Deli gibi aşığım sana 
Sen bir yana bu dünya bir yana. 

Çalsın artık durmadan çalsın sazlar 
Gelin dostlar, gelin dostlar 
Kalbimizde düğün var...

Herkes resmi merak ediyor ben etmiyorum ne olduğunu bildiğim için olsa gerek.
Resmi örttüğümüz kağıdı   özenle söktük çıkan  resmi görünce herkes şaşkınlıktan baka kaldı  Ressama  verdiğim para helal olsun dedim o an içimden.
 Ancak bu kadar olurdu, ben  bir tabak sarma ve onu uzatan bir el  çizmesini istemiştim ve benim için önemini anlatmıştım kısaca.
Duvara  bir beyaz tabak  ve içinde  sarmalar  istemiştim ressam   bir masa yapmış masanın yarısı  var tabi tabak ve sarmalarında,  yarısı ise  bambaşka  bir hayal dünyası birden yeşil çim, mavi gökyüzü belirmiş tam da benim hislerim gibi o akşam onu ilk gördüğümde dünyam öyle bir değişti ki ve bundan çok memnunum o gece geç saatlere kadar eğlendik.

Ve balayımıza  Pikniğe gittiğimiz Saklı cennete gittik tabi Onur da bizimle geldi.
İkbal Onur'un tekrar gribe yakalanması ve  küçük bir gribin bronşite çevirmesi Onur da daha da  büyük sorunlara yol açmaması  için Onur'la daha fazla ilgilenmek adına ikimizin ortak kararıyla işi bıraktı. Ufak tefek tartışmalar yaşıyoruz bu tartışmaları bile seviyorum  suskunluktan iyidir. Biz çok mutluyuz.

 Şimdi ben ve yedi elemanım Restoranın başındayım hiç bu kadar zevkli bir iş olacağını düşünmemiştim.
Hayat bana  İkbal ve Onur'u tanıma şansı verdi. onları tanımadan önce karamsar   ve kendi dünyamda her gece yarıları yalnızlığımla pençeleşen ben şimdi her şeyin değerini daha iyi anlıyorum. 

Mutluluk elimizle tutabileceğimiz bir şey değil ,Sevgi gözle görebileceğimiz bir şey değil  mantığımız ve hislerimize güvendiğimiz sürece bize yardımcı olur...

                                                  -SON-
VE gökten üç elma düşmüş biri Ediz ve İkbal'e biri  bu öyküyü okuyanlara biri de diğer öyküde lazım edecek, birini saklayalım, evet okuyanlardan bir dilim elma rica edebilirmiyim?




2 Ocak 2013 Çarşamba

Senden önce,Senden sonra # 24 #



EVLİLİK ZOR İŞ VESSELAM....

 Evet kelimesi iyiydi güzeldi de her şeyin bu kelimeyle başlayacağını  doğrusu bilmiyordum. Bir yandan iş yerimi devretmeye çalışıyorum bir yandan İkbal ile yaşayacağımız ev konusunda anlaşmaya çalışıyoruz.
 Hafta sonları Salim, Neval   ve biz toplanıyoruz hiç değilse karşıdan  bakılınca  daha mantıklı bir fikir gelir diye düşünüyoruz İkbal yıllardır yaşadığı  evinden vazgeçmek istemiyor her şey Onur için daha kolay hale getirilmiş evinde odalarında fazla halı yok  bütün eşyaları ona göre dekore ettirmiş.

O yönden haklı benim evim  baraka gibi Onur rahat edemez ama bende evimi çok seviyorum. Neval '' siz  en iyisi evlenin ayrı yaşayın'' deyip kahkahayı basıyor .Sorun sadece ev de değil ben kır düğünü istiyorum İkbal ''bu yaştan sonra ne düğünü ayıp,  kendime mi güldüreceğim'' diyor helede gelinlik asla giymem diyor.

 Ne zormuş bu evlilik  neyseki ortaklık konusunda anlaştık ve  bu gün iş yerimi iyi bir fiyata verdim .

İkbal'e  iyi bir fiyat karşılığı ortak oldum ve  restoranı ikimizin ortak düşüncelerine  sadık kalarak yeniden dekore edeceğim.
Gelinlik konusunda da uzlaşıyoruz sanırım.
krem  rengi yada beyaz bir  kıyafet almaya ikna ettim onu ancak düğün için olmaz da olmaz diyor.

 Restorana bir köşesine  el emeği bir resim çizdiriyorum tabi resim sürpriz  İkbal'i  bu kısma  sokmamak için bayağı mücadele veriyorum.    Bütün koltuklar, masalar hepsi değişecek yerleri yeniden   elden geçirtiyorum o yüzden  sadece dışarı yemek siparişi alıyor şimdilik.

 Restoran kısmı bitince mutfağa da el atacağım tabi, hayatım şu aralar çok yoğun ama çok ta güzel . Aslında aradığım huzur buydu diyemem  çünkü hiç aramadım ki! 

İnsan bilmediği bir şeyi aramıyor biri için üzülmeyi bilmiyordum biri için endişelenmenin ne olduğunu  birini kırmanın ne anlama geldiğini  ben her şeyi İkbal'i tanıdığımda öğrendim  onunla tanıştığım günden  bu güne  kadar düşünecek olursak  ne  kadar dolu yaşadım.  Artık geceleri yalnızlığımı düşünüp karamsarlığa kapılmak yerine yarın neler yapacağım  şimdi ne olacak diye düşünüyorum.
Ve  Annem, annemi aradım   bir sürü azar işittim yaş kırkı geçti halen anneden azar yiyorum varmıdır benim gibi başkalarıda! bu yaşta azar yiyen  acaba?

Hiç aramadığımdan tutun da evlenme kararı aldığımı en son öğrenen o olduğuna kadar bir güzel azar işittim neyseki gönlünü aldım anne işte hemen kanıyor...

Bu hafta başı Onur'u okula götürmek için evlerine gittiğimde Onur biraz hastalanmış ve okula gidecek durumda değilmiş bu durum İkbal'i çok üzmüş eve doktor çağırdık, sadece grip olmuş fakat İkbal kötü durumlarda hemen  hakimiyetini kaybediyor çok çabuk yıkılıyor. Ona teselli vermekten başka elimden gelen bir şey yok ki...


1 Ocak 2013 Salı

Senden önce, Senden sonra # 23 #

EVLEN BENİMLE...
 Hırs, çaba bu koşuşturma nereye kadar kime neyi ispatlıyorum ki!   Yeni projeler almıyorum elimdeki önceden aldığım işleri tamamladıktan sonra  yeni bir  başlangıç için adımlar atacağım , İkbal ortaklık için beni ciddiye almadı ama ben bu konuda çok ciddiyim.
 Birikimlerimim    çoğunu  boşanırken Gaye'ye bıraktığım  için elimde  bir iş yerim birde   yaşadığım barakadan bozma evim var, bende iş yerimi satışa çıkardım  yarım işlerim bitene kadar  iyi bir müşteri çıkar herhalde!
 Salim'in  Buralarda işi varmış banada uğramış Salim'e anlattım durumu
 '' dostum iş yerin şehir merkezinde  evin ise    merkeze çok uzak bence evini satışa çıkar hem bizlere daha yakın olursun''
 Başımı hafif soğa eğdim  gülümserken
  '' ben insanlardan uzaklaşmak için  oraya yerleştim neden satayım,
 evimi seviyorum''
''Tamam sen bilirsin, biliyorsun biz Neval ile eczaneyi 
büyütmek istiyoruz ama senin iş yerin bize uymaz neyse, hayırlısı  gideyim ben '' 
 Gideyim ben dedikten bir saat sonra kalktı tabi ona lafa tutan benim ...  
    Hafta sonu  Onur'u almaya gittim , yolda gelirken ona  düşüncelerimi açıkladım,ne tuhaf bir şey aslında kendimi garipsiyorum,annesini oğluna anlatmak biraz ayıbıma geliyor ama  şu aralar beni en iyi anlayan arkadaşım; Onur.
''Annem balonları çok sever'' dedi
'' ee ne yapacağız balonmu alacağız?'' dedim
'' evet bir sürü uçan balon onlardan birinin içine  yüzüğü koyarsın,   o balonu ona vevrirsin olmazmı?''derken Onur ben gözümde canlandırıyorum  olur ama mantık hataları var
'' nasıl olacak  patlatacakmıyız yüzüğü nasıl görecek,ayrıca   balonu  indirirsek bir saha uçmaz ki!''diyorum 

 Onur'la  bir alışveriş merkezine girdik  annesinin yüzüğünü o seçti çok şanslıyım Onur çok anlayışlı bir çocuk, bir zamanlar hasta olduğu için bize sorunlar çıkarabileceğini düşünüyordum ne kadarda yanılmışım  aksine   sağlıklı olsaydı bu kadar hayatı anlayamazdı onun ruhu bir çok insandan daha sağlıklı .

Hayat hatalarımızla yüzleşme ringinden başka bir şey değil kabullenmeyi bilmekte erdemdir diye kendimi avutuyorum .
Bir sürü uçan balonlar aldık ve bir tanede normal balon  onu şişirip içine yüzüğü koydum.
Onur için aldığımı söyleyecektim balonları...

 Onur'u  içeri  götürünce de   balonu ona verecektim,Onur'la eve gelince balonları İkbal'e verdim içeri götürmesi için  bende kucağımda onur içeri giriyorum  Karşımıza kapıya dikilmiş İkbal parmağında yüzük bize gülümsüyerek bakıyor  ben Onur kucağımda baka kalıyorum.
 Offf  meğerse  bütün balonlar uçan balon o balon sa yere sarkınca  Onur görüp üzülür diye düşünmüş ne alakaysa   kendi gibi uçamayan bir balon diye düşünürmüş, birde bilse planın çoğu onun başının altından çıktığını!
 Balonu eline alınca yüzüğü görmüş içinde ve biz ona sürpriz yapacakken o bize yaptı .
 '' Hadi geçin içeri bakalım  işbirlikçiler'' derken  kucağımdaki Onur'a bakıyorum ''yandık biz diyor sessizce!''
'' baştan bu yana siz iş birliğimi yapıyorsunuz?''
''İkbal istersen Onur'u bırakayım kanepeye  öyle cevap vereyim''  hayalimde böyle bir  evlilik teklifi yoktu kucağımda Onur  ben İkbale evlenme teklif ediyorum biraz  sıra dışı mı ne!

Ben hiç bir zaman böyle  sürprizleri beceremeyecekmiyim?

''Açıklayacağım'' derken o an parmağına gözüm takılıyor az önce kapıdada parmağındaydı  o an heyecandan farkına varamadım  ohh şükür...
 Ve nihayet söylüyorum  Bir ömür benim gibi   huysuz, ne kararlar vereceğini kendi bile kestiremeyen bir adamın kahrını çekermisin benimle evlenirmisin?
'' Sen huysuz ,kararsız değilsin ki...''
Eee der gibi gözlerinin içine bakarken  okula yeni  başlamış ve ilk derste tahtaya çıkmış  çocuklar gibi  heyecanlı ve tedirginim.

Ve aylardır çektiğim tüm üzüntülere değdi verdiği Cevap...

 '' sence  bu yüzüğü neden taktım hayır demek için değil herhalde tabi ki evlenirim yorgun aşık...'' dediğinde  biz onurla sarıldık  bize kahkahalarla gülüyor ah evet ya İkbal'e sarılmam lazımdı değil mi?
  Erkin Koray'ın bir şarkısı geldi aklıma  şimdi çalsaydı ya!
İnanki senden başka  hiç kimse yok içimde
 yüzüne bakmasam da başımı çevirsem de seni her gördüğümde 
seni her gördüğümde...

 Evleniyoruz  hem de hiç uzatmadan belki bir kır düğünü yaparız ...