31 Aralık 2012 Pazartesi

Senden önce,Senden sonra # 22 #


HAYALLERİM...
Sabah erken  kalktım her zaman ki gibi  tıraş olup   uzun zamandır aramadığım Annemi telefonla aradım, uykuluydu sesimi duyunca telaşlandı  ''oğlum neyin var?''
'' anne yok bir şeyim   insan annesini arayamaz mı?''
  ''arar tabi ama sabahın altısında ararsa anneler heyecan yapar''  deyince gülümsedim  ''ah annem daha öğrenemedin mi oğlunu  bana neredeyse öğlen olacak''  deyince sesinden rahatladığını anlıyorum.

 ''Ee söyle bakalım yinede neden aradın  durup dururken bana özlemin kabarmadı herhalde''
 Güldüm ''annem  sadece özledim o kadar''
 biraz konuşup kapadık. Annemi uzun yıllardır ilk  defa özlediğim için  arıyordum  şaşırmakta haklı.
 Doktora gidip muayene oldum  iş stresi,sigara ,kahve ve yaşıma göre fazla enerji harcamamdan dolayıymış hissettiğim yorgunluk ,göğüs ağrılarımda  uyarı veriyormuş kendime dikkat etmem için en basitinden ben öyle anladım.

 İşe giderken yoldan   döndüm Restorana gitmeye karar verdim  dönerken saptığım ara sokakta küçük bir dükkan gözüme çarptı, vitrinde  müzik kutuları ve taş plaklar var, hemen arabamı  kenara park edip dükkana girdim.
  Ben yaşlarda bir bey babasından kalan dükkanı anlatırken benim ilgimi bir  gramafon ve  plaklar çekti  fiyatını bile sormadan satın aldım, birazda bir an önce   hayatını bana anlatmaya çalışan  dükkan sahibinden kaçmak istedim dert yada hikayeler dinlemeyi severim ama bu gün değil!

 Restorana gittiğimde İkbal yoktu alışverişe gitmiş.

Miray'a yardım edebileceğimi söyledim  kabul etmedi ,aslında  akşam   zihnimde verdiğim kararı bu gün  İkbal'e de söyleyeceğim ve bekledim  sanki saatler asır gibi geçti geldiğinde  elleri poşet doluydu  gülümsedim sana bir hediye aldım dedim  gülümsedi bende  lahana ve pırasa aldım...

 Miray bize bakıp kıkırdarken  İkbal tek kaşını ona kaldırıp öyle bir bakış attı ki Miray hemen mutfağa  gitti.
İkbal yemeklere ve buraya  aynı anda zaman ayıramadığını söyledi  restoran kısmını kapatıp sadece dışarı servis yapmayı planlıyormuş. ''bende işi bırakmayı planlıyorum ortak olalım mı?'' dedim 

'' aman Ediz sen ne anlarsın yemekten?''
 ''anlarım tabi geçen gün çok hoşuma gitmişti mutfakta olmak ne var bende menemen yaparım.''
  Net bir cevap vermedi ama   bu fikir onunda hoşuna gitti.  ben konuşrken o da  hediyesini açıyor.
 Ortaklık bile teklif ettim ama henüz evlenme teklif edemedim korkuyorum alacağım cevaptan...
Gramafona plağı koydu ve 
Aşkın bahardı ümitler vardı 
sen gittin diye gönlüm karardı...
  O an hayal ettim
Şarkı devam ederken yanıma yaklaşsa  ''Ediz evlenelim mi artık?'' dese
 Galiba  ben kalp krizi falan geçirdim ölmeden önce hayallerimin gerçekleşmiş halini görüyorum  diye düşünüyorum...
Benim şaşkın şaşkın bakmamdan çekinmiş olacak ki 
''Hani sen bana aylar önce evlenme teklif etmiştin ya işte o halen geçerli değil mi yoksa''
'' değil ,yani geçerli  şaşırdığım o değil , ben  günlerdir nasıl  evlenme teklif etsem diye düşünüyordum?''
 Gülse ''Tuhaf bir şekilde tanıştık tuhaf bir şekilde ilerledik hatta  gerileyip te ilerledik bu da tuhaf olsun işte''
 İnanamıyorum ben  nihayet İkbal'imle evleniyorum...

Söylese bunları bana  ne olurdu sanki!
 İkbal'in  ''Ediz ne düşündün?'' demesiyle hayalden uyandım offf
Hayal işte ben bu gidişle evlenme teklifini edemeyeceğim!
 Son ümidim yine  Onur bu hafta sonu  ondan yardım isteyeceğim...



30 Aralık 2012 Pazar

Senden önce,Senden sonra # 21 #

ÖMÜR DEDİĞİMİZ ŞEY...
Yaşam neye göre belirlenir yada kader? Ömür dediğimiz şey ahengini  rüzgardan mı alıyor yoksa yağmurlardan mı, her yağmur sonrası çıkan gökkuşağı bize bir umutmudur, yaşadıklarımızdan sonra yaşayacaklarımıza dair...

 Bilemiyorum ama bildiğim şey bu hafta sonu yağan yağmur  bize sürpriz yaptı ve  pikniğe gideceğimize Salim'lere gittik.

Aile gibiydik ama henüz aile değiliz, biliyorum o da seviyor ama  gururu ve  gelecek kaygısı ona bu kelimeyi söyletmiyor bir türlü.
Salim ve Neval durmadan bana yüklenirken  küçük muhafızlarım sağolsun (Suna ve Onur) onlar  beni savunuyor.

 Önemli olan çocukların kalbini kazanmak büyükleri nasıl olsa ikna ederim zaman la.
 Bana  bir gün çok seveceksin deseydiler evet bir tek işimi severim derdim  şimdiyse çok farklı bir duygu yaşıyorum bana sevmeyi öğreten kadına minnettarım.

Neval  durmadan gülüyor Ediz ''hadi bakalım sen yakında yemekte yaparsın''
 ''O kadar da değil  beni Salim'le karıştırma''dedim.
 Salim   '' ah dostum bende yapmam derdim bir zamanlar şimdiyse  bulaşıkları bile yıkıyorum ee ne yapalım tuhaf bir durum değil hayat paylaştıkça güzel,en basitinden Neval öyle diyor yoksa yemek yapıp kendi yiyor bana vermiyor''
 Biz hepimiz gülmeye başladık tuhaf bir aile bunlar.

 Gece geç olunca İkbal ve Onur'u eve bıraktım  bende eve geldim   bu gece o kadar huzurlu yattım ki yatağıma .
Sabah Restorana gittiğimde  İkbal tek başınaydı bu gün restoranda kahvaltı servisi yokmuş ,Miray olmayınca yetiştirememiş'' ben yardım edeyim dedim''
Hemen kabul etti, mutfakta o kadar uyumluyduk ki, aklıma  rendelediği domatesi nasıl ellerimin arasına bırakıverdiği geldi.
Kendi kendime güldüm daha akşam ben yemek yapmam demiştim şimdiyse İkbal'le mutfakta yemek yapıyoruz onunla yakın olayım da ne isterse onu yaparım .

Mutfakta geçirdiğim saatler boyunca  çok keyif aldım yıllardır kendimi iş,kariyer ,para hırsıyla öyle çok daraltmışım ki küçücük kalmışım farkına bile varmamışım.

Son zamanlardaki  göğüs ağrılarım nefesimde ki değişiklerden şüpheye düşüp doktora gittim yarın sonuçlar gelecek.
Ve ben kesin kararımı verdim İkbal'e evlenme teklif edeceğim 




29 Aralık 2012 Cumartesi

Senden önce, Senden sonra # 20 #

BÜYÜDÜN MÜ?
Sonunda İkna ettim ya ohh Şükürler olsun. Gece eve gelince hemen  Salim'e telefon edip güzel haberi verdim ve onları da davet ettim  Salim bir yandan benimle konuşuyor bir yandan da   meraktan  Salim'i rahat bırakmayan Neval'e laf yetiştiriyor.

 ''yok dostum biz gelmeyelim son geldiğimizde olanları  unutamadık daha '!

'' off Salim sende mi  Daha az önce o lafı İkbalden yedim zaten sen başka bir şey söylesen!''
 Salim  bir kahkaha attı ''iyi o zaman  ben bir şey söylemedim  şaka bir yana gelemeyiz biz Ediz, Suna  gelecek bu hafta sonu onu karşılayacağız.
Anlaşılan bu piknik  benim sınavım olacak , piknikten çok piknik sonrası...
Son günlerde yorgunum,sabahları  beşte kalkan ben sekizde bile zor kalkar oldum.
Hayata çok mu yükleniyorum ne  iş hayatımda yoğunluk yaşadığım şu günlerde beni ayakta tutan tek şey  İkbal ile yaşayacağımız güzel günler.
Bu sabah yine sekizde kalktım kahvaltı için gitmiştim restorana , bu saatlerde boş olurmuş.  İkbal sabahın erken saatlerinde kalkıp yemekleri pişmeye hazır hale getiriyor, Miray  daha sonra gelip hem yemekleri pişiriyor hemde temizliği yapıyormuş bu arada  İkbal de dinleniyormuş.
  İkbal'le sohbete başlayana kadar  çok işim vardı  ancak onunla sohbete başlayınca  ben saatleri hiç anlamıyorum...

''Hafta sonu için Sılayı'da çağıralım'' dedim İkbal'e  
 Çok şaşırdı ''Onur sana  Sıla'yımı anlattı''  dedi  ''bana hiç anlatmaz Sıla'yı''  
''ona kızdığın ve onaylamadığın için olabilirmi?'' dedim 
'' evet ama düşün nereye kadar  çeker onun kahrını gençliğini hebamı etsin ben Sıla için üzülüyorum''
 Dediğinde  oturduğum koltuktan  kalkma gereği duydum sanki nefes almakta zorlanıyorum, biraz ayakta durup onun oturduğu  koltuğun kenarına oturdum gözlerine baktım
'' ah ikbal'im güzel gözlüm sen değilmiydin beni her defasında redden kadın sırf  Onur'u bana söylediğinde düşündüğüm için. oysa şimdi görüyorum ki içten içe sende  bu durumu kaldıramıyorsun çok büyük sorumluluk olduğunu  biliyorum  ama Onur çok sağlıklı sadece   vücudu onu dinlemiyor o kadar''

  Gözleri doluyor
 '' hiç bir anne istemez  yavrusunun böyle olmasını neden ben diye düşünmedim mi sanıyorsun?''
 derken elimle ağzını kapattım   kendime doğru çekip sarıldım
 ''sus  düşündükçe düşüncelerimiz karışır, hayat  bu, yaşamamız gerekiyormuş'' dedim 
Ona sarıldığımda  sanki  hayatımda bir  şeyler  başka  yönleriyle görünüyordu gözüme.  Açmaya uğraştığım kapının aslında    hiç olmadığını anladım , tek kapı kendimiz...

  Mutfaktan elinde tabaklar içeri giren Miray  bakışlarımız bir anda ona dönünce o da şaşkın  ben tabakları  getirecektim ama şimdi götüreyim bir ara getirim zile basın olurmu?  olur olur... '' diye kendi kendine  tuhaf bir durumdan tuhafça kurtulmaya çalıştı...  

 Her insanın sadece kendine itiraf ettiği  tuhaf düşünceleri olur bunu  kendimize itiraf ettiğimizde ,kendimizi yargılarken başkalarına asla anlatamayız.
 İkbal çok acılar çekmiş bir kadın, yüzüne baktığımda içindeki masum küçük çocuğun bana   bakışını seviyorum, masum hırçınlıklar yapmak için bir türlü ortamı olmamış  narin bir çiçek.  Kardelenim benim...
Hataları bile  çok masum geliyorsa   nedir bu duygunun adı? 
 Ona  aşığım   her yönüyle aşığım...



28 Aralık 2012 Cuma

Senden önce, Senden sonra # 19 #

İçimde başka bir ben varmış ve ben bunu daha yeni öğreniyorum.Onur ve ben çok farklı bir şekilde kaynaştık .İlk başlarda  onu sadece İkbal'i kazanmak adına okuldan gidip alıyor  ve okula götürüyordum şimdilerdeyse  hafta sonunu iple  çekiyorum.

Onur özel bir çocuk bu özellik onun hastalığıyla ilgili değil  hayatı sevişi,bana her gün başka bir ilham veriyor Onur'u yirmili yaşlarımda tanımış olsaydım sanırım şimdilerde işimde yeni bir çığır açmış olurdum.

Bir şeyi yapmak istiyorsan yapacaksın hiç bir şey için geç değildir, utanırsan yada yadırgarlar diye düşünürsen başkasının isteklerini yapmış olursun.Hayallerin gerçek olmayabilir  gerçek olmayacak diye hayal kurmaktan vazgeçemezsin!
Kendi isteklerini, kendin istediğin için yapmalısın.

Bunu Onur sayesinde anladım, bazen amacımın İkbal'in kalbini kazanmak  olduğunu unuttuğum anlar bile oluyor.
İkbal'e hafta sonu piknikten bahsettim'' ''olur, gider eğleniriz sen Onur'u sırtında taşırsın eve gelincede kapılarını kilitler telefonlarını kaparsın'' dedi...

 Offf off nedir bu  İkbal'in derdi daha ne yapayım Gün geliyor Onur bile  artık pes etti bence diyor bir bakıyorum ki halen inadı kırılmamış.
Oysa ki ben onu ilk gördüğümde yüzündeki masumiyeti  sevmiştim kırılganlığını hissetmiştim,bir söz söyleseler  gözlerinden akacak yaşları sevmiştim halende seviyorum.
Mışlı mişli  konuşuyorum diye vazgeçtim sayılmaz  ama sonuçta bende liseli bir delikanlı değilim ki bıkmadan usanmadan peşinden koşayım şimdi  affetmese de  ileride affeder diyeyim  yarına çıkacağım ne malum!

Masum ve kırılgan diye vurulduğum kadının gerekirse ne kadar güçlü olabileceğini gördüm, yani öyle basitmiş gibi gördüğümüz   kişilerin iç dünyasına girmeden basit olmadıklarını anlayamazmışız bunuda anlamış oldum.

Ne kadar bozulsam da bu duruma  pes etmedim. ''ben gelirsin diye alışverişi bile yapmıştım'' dedim ve  içindeki gelme isteğini anlamış oldum ''tamam o zaman  aldıkların ziyan olmasın geliriz'' İşte buu diye bağırmak istiyorum''   şimdi çıkıp masa üstünde dans ederdim ama bir iki gündür  göğsümde tuhaf bir ağrı var...
 Gelmeyi istemese o da beni sevmese aldıklarımın ziyanlığından ona ne ki değil mi?...





27 Aralık 2012 Perşembe

Senden önce,Senden sonra # 18 #

HANGİMİZ SUÇLU NE FARKEDER Kİ!

Onur  bana bu konuda yardım edebileceğini söyledi,  Onur bir şey bilmiyormuş gibi davranacak İkbalde onu üzmemek için bana bir şey diyemeyecek bende böylece  İkbal ile vakit geçirmiş olacağım ve kendimi ispatlayabileceğim tabi ki umarım!
Onur'u   eve getirdiğimde İkbal  çok şaşkın ve çok kızgındı fakat yüzüme bir şey söyleyemiyordu,tamda düşündüğümüz gibi...
 Ben her hafta sonunu kendime görev edindim Onur'u okuldan alıyorum eve getiriyorum onu içeri bırakıyorum o kadar.
  Beni gözleriyle kovuyor bunu anlayabiliyorum, bu inadını kırmaz sa sanırım pes edeceğim...
 Onur   hem düşündüğüm gibi biri;annesinin oğlu  şefkatli,anlayışlı hoşgörünün ne anlama geldiğini onu tanımadan önce yanlış biliyormuşum , hemde hiç düşünmediğim gibi biri; cesur  engellerin azimle aşılabileceğinin canlı kanıtı , hayata benden daha bağlı, kas hastalıklarının bir çok gurubu olduğunu, ve kendinin aslında bu konuda çok şanslı olduğunu  anlatırken, onun konuşmalarından etkileniyorum.

 Onur bana hastalığını anlatırken ben bunu  yaptığım iç dizaynlara yansıtıyorum ve başarılı sonuçlar alıyorum  her evde   hastalığa yakalanmış insanlar olmayabilir ama bu hiç başımıza gelmeyecek diye bir şey yok, Onur'un  arada istem dışı  ağzının suyu akıyor ama bunu dert etmiyor, bende o suları hayatımızda istemeden yaptığımız hatalardan daha sevimli buluyorum .

Hafta sonları yol arkadaşı oluyoruz, bana kız arkadaşını anlatıyor Sıla,onun yaşlarında  üniversite  çocuk gelişimi okuyan  genç  bir bayan. Çocuk gelişimi okuyor  özel çocuklara öğretmen olacakmış staj için geldiğinde tanışmışlar, ancak hem Onur'un annesi hemde Sıla'nın ailesi pek sevimli bakmıyor olaya.  Bunun aşk olduğuna onları ikna edemediklerini anlatırken neden bana bu kadar anlayışlı davrandığını anlıyorum.

İkbal bana kızarken aslında en çok ta kendi yadırganacak bir şeymiş gibi düşünüyor belkide bana durumu biraz farklı yansıtabilirdi bilmiyorum artık bu konuda ne desem boş yaşamamız gerekiyormuş böyle bir durumu.

Aslında  Onur'la birbirimizden çokta farklı değiliz  hatta benden fazla artıları var hayata bağlı ,o an başarılı olamasa da pes etmiyor bir daha deniyor, yardım istemeyi gurur haline getirmiyor!
 Anladım ki Ön yargı bizim genlerimizde var, ben İkbal'i her şeyi her haliyle kabul edeceğimi hissettirdiğimde o da Onur'u bana söyleme gereği duymamış ve  söylemesi için uygun bir ortamda yaratmamıştım ona ...
İkimizde suçluyuz  ama şu an benim suçluymuş durumuna düşmemin sebebi, sanırım ben biraz fazla kırıcı oldum!

Restorana her sabah ve akşam gidiyorum, sanki yumuşama var eskisi   kadar umursamaz değil bana karşı  artık servisi yine o yapıyor hatta, hapşırdığımda bana ''hastamısın?'' diye sordu, sorduğuna göre kesin yumuşamaya başladı ama bu defa bende temkinliyim  hemen evlenelim mi diye atlamayacağım...

 Her gün biraz daha yumuşuyor zaten kalbi pamuklar adar yumuşak,kin tutacak kadar gücü bile yok gerçekten sevilmeyi hak eden biri bunu onu ilk gördüğü anda anlamıştım.
Hafta sonları Onur'u eve götürürken bazen balonlar alıyoruz bazen pamuk şekerler,kalpli yastıklar, küçük ayıcıklar cabası  Onur'u içeri bırakıyorum şimdiye kadar liseli oğlanlardan daha yaratıcı fikirler bulmama rağmen henüz bana bir yorgunluk kahvesi bile teklif etmedi.
 Acaba sarma mı sarsam, yok o kadarda değil saramam ki, ben böyle şeyleri bilmem, bu hafta sonu onları pikniğe davet edeceğim artık her şey İkbal'in kararına bağlı, umarım kabul eder umarım!

26 Aralık 2012 Çarşamba

Senden önce, Senden sonra # 17 #



ONUR'LU HAYATIM...
 Haftalardır İkbal'e yaklaşamıyorum Ne zaman restorana adımımı atsam mutfağa gidiyor ve bana servisi Miray yapıyor, ne zaman mutfağa gitsem  yanına bile yaklaştırmıyor ona ulaşmam imkansız!
Şu an  İkbal'i kaybetmeye çok büyük bir adayım!

Tek şansım Suna'nın bana verdiği fikir  birazda ben geliştirdim , Onur'un hafta sonları getiriliş saatlerini öğrendim, bir sürü hata yapmama rağmen  desteklerini esirgemeyen Salim ve Neval yine yardım edecekti bu defa gerçekten son şansım!

 Neval  , İkbal'e Onur'un okulunun yanında bir işi olduğunu onun alacağını söyledi İkbal hiç kuşkulanmadı.
  Benim hakkımda  kötü bir şey anlatıp anlatmadığını sordu  '' Ediz'i sorarsa ne diyeyim''  dedi ''normal davran söylemedim'' demiş   Onur'a bir şey anlatmamış  şimdilik!
 Evet  Tek şansım Onur eğer Neval'in anlattığı gibi  zeki ve anlayışlı bir oğlansa beni anlayacaktır  ne de olsa  on dokuzuna girecekmiş yakında.
 Okula Neval ile birlikte gittik Onur beni gördüğünde  mutluluğunu gözlerinden anlamak mümkündü ,  ah bir bilse onu istemediğimi!

Onur'u benim arabama yerleştirdim Neval kendi arabasıyla bizi takip etti, yolda daha fazla dayanamayıp  aracımı kenara çektim her şeyi  Onur'a ben anlattım...
 Uzun zamandır ilk defa ağladım biraz utancımdan biraz kırdığım kalpler birazda kendim için...

Onur kas hastası  fakat çok  zeki bir çocuk benden zeki olduğu kesin  benim onu yadırgadığım gibi o da beni yadırgayabilirdi ama yapmadı,  aslında benimki de yadırgama değil sadece o an  verebileceğim en doğru karardı kimin için doğru,  tabi ki benim . 

Herkesin kararları kendine doğru gelir yoksa, pişmanım lafları o an yaptığının bir çok kişi tarafından yadırganmasını  hafifletmekten başka bir şey değildir.

 ''ikinizi de hayatımda istiyorum sadece bir anlık sesli düşünmem  bir ömür boyu sizi kaybetmeme sebep olmasın'' derken gözlerine bakmaya çalışıyorum  gözlerimdeki samimiyeti görmesini istiyorum.
  
 Beni bir tek Onur anladı  sanırım, yaşayan kadar kimse bilemez.
Bana kız arkadaşının  gayet sağlıklı biri olduğunu ve annesine ilk söylediğinde annesinin verdiği tepkiyi anlatırken   gülümsüyor du
 ''o zamanlarda annem de bana böyle tepki vermişti'' dediğinde bu iş olacak dedim içimden olacak...


25 Aralık 2012 Salı

Senden önce ,Senden sonra # 16 #


SADECE BİR ŞANS...
En acısı da  hiç çabalamadan  elde ettiğim bu mutluluğu  kendi ellerimle berbat ettim artık İkbal yüzümü görmek istemiyor. 

 Her sabah ve akşam restorana gitmeme rağmen  kapının zili çalınca  içeri gülümseyerek giren gözleri beni gördüğünde  gülümseyişi birden kayboldu güneşin önüne geçen bulutları yüzünde o kadar  net görebiliyorum ki, buna dayanamıyorum!

Anlayamadığım o buğulu  her an ağlayacakmış gibi bakan gözler nasıl bu kadar  sert bakabiliyor. 
Arkasından mutfağa gittim 
''bir anlık şaşkınlıktı neden anlamıyorsun?'' dediğimde bana öyle bir dönüşü var ki...
''Anlamayan benmiyim? Ediz, madem şaşkındın madem kararsızdın Onur'u gördüğün ilk anlarda Neval onu sana anlattıktan sonra çekip gitmek için şansın vardı yanına bile gelmedim, özellikle poşetleri taşımayı tercih ettim benden etkilenme diye''

Gözlerimin  içine bakıp devam etti 
''O an gidebilirdin, hadi çekip gitmek o an sana  tuhaf geldi  yada tutuldun, kıpırdayamadın diyelim neden o gün bir şey yokmuş gibi davrandın? 
 Bulunduğun ortamdan gayet mutluydun,  gün boyunca  bu yaşımıza rağmen ne ip ne top kaldı  Onur'u sırtında bile taşıdın. Günlerce mesaj attım merak ettim nasıl böyle duyarsız olabilirsin?

  Senin beklentin dışında biri olduğum için kaçtın, sen daha ilk tanıştığımız  andan itibaren tek istediğin şey sevilmekti   ah pardon sevilmeyi sen değil egoların istiyordu,  zihninde canlandırdığın bir portre vardı, sen beni  dekore ettiğin evlerle karıştırdın sanırım   sevgide plan proje olmaz çizdiğinle , yapıştırdığın  hiç bir zaman aynı olmaz.Bak bunu bilmek için mimarlık okumaya da gerek yok!

Zihninde canlandırdığın şeyleri bekledin, ben de zihnimde  canlandırdığım şeyleri yaşamayı isterim  sence çok mu mutluyum böyle söylermisin?
 Değilim, çünkü hep hayallerinin yıldırım hızıyla gerçeğe dönüşmesini isteyen insanlara verdim sıramı!
 Aşk mı arıyorsun yolun açık olsun burada bulamazsın artık!''

O an haklısın demek geldi içimden  konuşurken gözlerinden yanaklarına süzülen yaşları hırçınca siliyor elinin tersiyle o kadar içten ve masum ki  söyledikleri kalbimi kırmıyor ona dahada bağlanmama sebep oluyor.
 Mutfaktan çıkıp masalardan birine oturdum hepsi boş,  aklıma Sadri alışık filmleri geldi o filmlere
deki  avare aşıklara benziyorum şu an...  
  Ne olursun güzelim  biraz sevsen beni 
 yar deyip sinene sarsan beni 
bir gün öldüreceksin en sonunda sen beni 
 Dalgalandım da duruldum koştum peşinden de yoruldum binlerce güzel sev dim de en sonunda sana vuruldum...  



24 Aralık 2012 Pazartesi

Senden önce, Senden sonra # 15 #

KIRDIĞIM KALP BENİM MİŞ!
Kırdığım bir vazo olsaydı ne yapardım diye düşündüm.Büyük ihtimal alıp çöpe atardım!  ama atmamam gerekse  elimden geldiğince   eksik parçaları tamamlayıp ,güzelce yapıştırır üstüne de bir güzel dekupaj yapardım.

  Eskisinden daha güzel olurdu, tabi ki aslına benzemez ama en basitinden halletmiş olurdum. Peki ya ben  bu domatesten ne yapacağım menemen yapıp götürsem kesin İkbal bunu kafama atar salçamı yapılır? 
 Offf ne trajikomik bir haldeyim ben böyle üstelik Salim ve Neval de bana çok kızgın kendilerine göre onlarda haklı ancak benim açımdan hiç düşünmüyorlar sadece bir anlık sesli düşüncem nelere mal oldu, üstelik gömleğimden lekesini zor çıkardım.

Salim'i aradım ''müsaitseniz geleyim'' dedim   ''Sen ne zamandan bu yana  sorar oldun ki evdeyiz gel'' dedi. Aslında   halen çok kızgınlar mı ? diye nabız ölçmek için aradım ona göre  zırhlılarımı giyinipte gideyim!
 Evlerine gittiğimde Kapıyı Salim açtı , İçeriden gelen kahkaha seslerinden evde misafirleri olduğunu düşündüğüm için içeri girip girmemekte kararsız olduğumu anlayınca Salim ''gir dostum gir  Neval, Suna'yla konuşuyor'' 
içeri girdiğimde  bilgisayardan kamera açmışlar  aile saadeti yaşıyorlardı.
 Suna, Salim ve Neval'in tek kızı Amerika'da eğitim görüyor  yirmi bir yaşında   Suna benim için çok özel,  kendi kızım  olsa ancak bu kadar severdim  maddi manevi her zaman destek olmaya çalışırım o da beni  sever en basitinden ben sevdiğini düşünüyorum.
''  Neval'e yaklaşıp aile saadetinizi bölmeyeyim'' derken Suna'ya kameradan el salladım
 Halen kızgın olmasına rağmen gülümsedi '' Hoşgeldin  gel bakalım   asi aşık otur seni de görsün   menekşe kokulu kızım, bak kızım bu Ediz amcan var ya ah neler yaptı neler''  
Sohbetimize dörtlü olarak devam ederken oklar benim üstümdeydi.
 Tamam bir anlık boşluğuma denk geldi o an ama  ben İkbal'i gerçekten seviyorum ve şu an bana hiç açık kapı bırakmadı, Biliyorum  çok kırgın bana ilk konuştuğumuzda bana  ''benim yeterince yaram var sende bir yara açma'' demişti
Hiç benim açımdan düşünen biri yok mu içinizde  düşünmeden nasıl  dalabilirdim içine bu olayların.

 Salim ''iyide Ediz sen dalmıştın zaten haftalarca her gece  restorana seni biz zorla götürmedik ki, evlenme teklifini ederken başına silahı kim dayadı? Piknikte  elini tutsaydın  sonrada biz gitseydik   akşam güneşin batışını izleseydiniz yine aynı mı düşünecektin?'' 

''Tamam bir hata yaptım ama bu kadar basit kaybedemem'' dedim
Neval ''Ediz sen  gaye'yede aynı şeyi yaptın o senin için sadece zaman kaybı diyor! biliyorsun ayrıldıktan çok kısa bir süre sonra evlendi çünkü kaybettiği  zamanı geri alamaz ve biliyormusun?  bu kadar aceleci davranmasının tek sebebi   bir bebek sahibi olmaktı senin hep ertelediğin! ve o şimdi otuz dokuz yaşında bir anne adayı '' derken  içime  bir vincin girip içimde kazılar yaptığını hissettim...

 Nasıl bir   yaşamdı benim ki sadece kendimi mi düşündüm?
  Şu an bir suçlu arıyorum sadece vicdanımı biraz olsun rahatlatmak için belki de. Hiç geçim sıkıntısı çekmeden büyüyen bir çocuk olmamdı elimdekilerin kıymetini bilemememin sebebi , küçükken hep en sevileniydim ailenin büyüdüğümde kızların  popüleriydim  nereye kadar şimdiyse yapayalnızım!

Salim '' iyimisin?  '' deyince  ''evet iyiyim ama çaresizim bu defa kaybetmeyeceğim ama nasıl?''
Neval  kaşının birini kaldırıp ''ee artık sen,   herşey bitmiştir artık şarkısını dinleyip avunursun''
 Bizi pür dikkat dinleyen arada sohbete  katılan Suna  ''Ediz amca  harika bir  fikrim var  ama biraz zor olacak   ne dersin?''
dediğinde canım ne kadar zor olursa olsun razıyım yeter ki olabilecek bir şey olsun.
 Suna anlatırken ben onu dikkatlice dinliyorum o  ebeveyn ben ergen durumundayım!
'' Madem İkbal Hanım   sana kapılarını kapadı   bizde köstebekler gibi tüneller açacağız,  ama işini iyi ayarlaman lazım   ve  domates  ,cacık gibi kazalara hazırlıklı ol'' derken kahkahalara boğuluyorlar tabi benim hiç gülecek halim yok onlara da şamata çıktı.
 Ah yalnızlığım seni benim kadar hak eden varmıdır ki? 
 Aklımda Sunanın fikri evimin yolunu tuttum,
 Erol evginin bir şarkısı takıldı dilime  ''gel sen bir de neler çektiğimi bir de bana sor
 nerde nasıl yaşarım bir de bana sor
 evlerin ışıkları bir bir yenarken 
 ben deki karanlığı bir de bana sor!

  

23 Aralık 2012 Pazar

Senden önce,Senden sonra # 14 #

VAZO VE DOMATES!

Sabah uyanıp  işe gittim öğleye kadar işlerimi halledip eve döndüm. Evdeki bisküvilerden bir kaç tane ağzıma atıp kendimi yatağa attım.

Telefonum mesajlar ,cevapsız aramalar dolu .
Bir hafta boyunca kendimi toparlayamadım  küçük işleri iptal edip kendimi yatağıma gömdüm, eve ekmek almak için dahi dışarı çıkmadım.
Evde bulduğum kraker ,bisküvi ne varsa onu yedim.
Akşam üstü ısrarla çalan kapıyı açtığımda karşımdaki Salimden başkası değildi ''geç''   deyip içeri girip girmediğine bakmadan kendimi yatağıma attım.

Endişeli bakışlarla '' ödümüzü kopardın hastalandın sandık ne İkbal'in  ne bizim telefonlarımıza bakmadın işe de gitmemişsin neyin var dostum?''
 Salim'e doğru dönüp ''dostum hata yapmaktan korkuyorum, İkbal hayatımda görüp göreceğim en iyi insanlardan biri ancak Onur  bana çok büyük sürpriz oldu! yapamam ben,bunu hayal etmiyordum Onur'la anlaşamayız zaten ben sadece İkbal'le bir hayat düşündüm  oğlunun olduğunu biliyordum ama bu oğlan en çok asilikler yapar bu da İkbal'in bana daha çok bağlanmasına sebep olur diye düşünüyordum. Neden söylemediniz bana  neden?''

 Salim şimdi olup biteni anlamanın rahatlığıyla '' dostum Neval ve ben karışmak istemedik bunu senin öğrenmeni bekledik, sonuçta biz araya girmeseydik sen belkide  bu hızla evlenecektin ya saklasaydı oğlunu evlendikten sonra söyleseydi boşanacak mıydın?''

 ''İkbal öyle bir kadın değil saklamaz ki?''

 Salim ''Tabi ki saklamaz Ediz artık kendini toparlar mısın, saçmalama  İkbal'in oğlu yetişkin kendine bir şans ver ve kalbin sevilmeyi istiyorsa önce sevmeyi öğren!'' deyip ayaklandı kapıya yaklaştığında bana dönüp '' üstelik kokuyorsun  duş al dostum'' diyerek çıktı...
 Kendimi soğuk suyun altına attım, biraz kendime geldim tıraş olup  üzerimi giydim Restorana gittim İkbal oradaydı masada bir adam vardı ve İkbal ağlıyordu.
Restorana  girdiğimde içeridekinin Salim olduğunu   ve benim düşüncelerimi anlattığını anlıyorum bu çok kötü olamaz ya olamaz!
 İkbal beni görünce koşar adımlarla mutfağa gitti gözlerindeki yaşları gizleme gereği bile duymadan.
Salim'e dönüp  ''ne yapıyorsun sen! neden anlattın?''

Salim beni görünce şaşkın ''  Asıl sen ne yapıyorsun  dostum dalga mı geçiyorsun az önce bana yapamam diyordun, şimdi buradasın, İkbal'in bilmeye hakkı var diye düşündüğüm için gelip anlattım''
 Mutfağa girdim  İkbal  arkası dönük elinde rende  domatesleri rendeliyor '' Özür dilerim sadece  karar vermek istedim  şaşkındım Lütfen beni de anla ''
Bana yüzünü dönmedi, tonundan ağladığını   anlıyorum  ''' git buradan bu kadar hızlı koşarsan tökezleyeceğin belliydi rahat ol alışığım ben''
'' Salimin sana anlatacağını düşünemedim''
''anlatmasa anlamayacak mıydım?''  dedi
'' İkbal bak karar verdim buradayım işte önemli olan bu değil mi ?'' derken bana yüzünü döndü  rendelediği domatesi avuçlarımın içine bırakıverdi tamam hadi birleştir bunu  eski haline getirdiğin zaman karşıma gel!


 Nasıl yani  domates mi? Bir domatesi mimar değil bir sürü profesör bir araya gelse eski haline getiremez. Vazo falan kırmasını tercih ederdim, hiç değilse yapıştırmaya çalışırsın eskisi gibi olmasa da elinde bir şey var ama bu ne, elimde bile durmadı gömleğim üstüm başım domates  restorandan çıkarken bana  tuhaf gözle bakan bir kaç müşteri ve kendini gülmemek için zor tutan Miray'a dik dik baktım.
 Eve gelip üstümü değiştirdim  derin düşüncelere daldım,  ben bu domatesi nasıl birleştirebilirim ki?

22 Aralık 2012 Cumartesi

Senden önce, Senden sonra # 13 #

 ONUR SUZ HAYAT!

Neval gözlerime bakıyor ben şaşkınlığımı üzerimden atamadan,ne yapayım der gibi baktım Neval'e '' merhaba diyeyim mi?'' 
Güldü  ''başını onaylar şekilde salladı ,Onurcuğum Bak bu Ediz amcan, Edizciğim bu da İkbal'in biricik aşkısı Onur , Merhaba dedim tedirginim!  şimdiye kadar çevremde Engelli biriyle karşılaşmadım, yavaşça elini tuttum gülümsedi...
 ''Merhaba sizi anlayabiliyorum, dünyalıyım korkmayın!'' dedi 
 İkbal araçtan Onur için lazım edebilecek şeyleri getiriyordu ,gidip  poşetleri elinden aldım'' neyi var Onur'un?''

'' Onur Sp hastası doğumda yeterince oksijen alamamış olacağı söylendi, ilk aylarda anlamadık, babası hep bana onu iyi bakamadığım için böyle olduğunu söylerdi!  hareketlerini kontrol edemiyor, ama çok zeki bir çocuk o benim minik peltem'' derken gözlerinin içi gülüyor...
 Eski eşi İkbal'in durmadan Onur'a zaman ayırmasından bunalmış  araları soğumuş kendisine ilgi göstermediğini bahane bularak başka bir bayanla tanışmış kavgalar huzursuzluklar gün yüzüne çıktığında da boşanmışlar , o zamanlar Onur beş yaşındaymış.Gözleri doluyor anlatırken.
 Alkollü araba kullanırken kaza geçirmiş ve vefat etmiş. 

''Zor zamanlarımda  omzumda bir el istedim ama omzuma  tek dokunan şey hayatın  yükü oldu...''

Onur on sekiz yaşında yaşıtları kız peşinde koşarken o malesef böyle bir hastalıkla  savaşıyor,hani derler ya herkesin kaderi kendine ağır gelirmiş olmadık şeylerde bunalıma giren çocukların gözüne sokmalı bu çocuğu onun  günahı ne o mu seçti bu kaderi!
 Poşetleri alıp Neval ve Salim'in yanına geldik.
 Salim''Evet dostum balık malzemelerini aldım balıkları Onur tutacak biz yiyeceğiz'' dedi  göz kırparak.

Onur ılımlı bir çocuk bize sorun çıkarmıyor ,İkbal'in gözleri hep üzerimde ah! evet doğrusu böyle hayal etmemiştim ben Salim ve Neval'i bile   yanımızda düşünmezken birde Onur! 
Öğleye kadar balık tutmaya çalışıp pes ettik yakınlara tezgah kurmuş   balıkçılardan birini gözümüze kestirip hazır pişmiş balıklarımızla güzel bir sofra hazırladık.

 ''Hanımlar  masaya gelin isterseniz, ağzınıza da beslemeyeceğiz herhalde diye   feryat etti '' Salim.  Karnımız güzelce doyurduktan sonra  Onur için getirdikleri topla  oynadık kim görmezse Onur için oynuyoruz , maksat Onur mutlu olsun.
 Bir ara Onur'u sırtıma aldım çok zayıf görünmesine rağmen o kadar ağır ki   arkamızdan tekerlekli sandalyeyle koşan İkbalde olmasa halim duman,sanırım beni sevdi.

Hafta içleri  rehabilitasyon merkezinde kalıyormuş çok güzel eğitim veriliyormuş, İkbal çalıştığı  ve de  okul biraz şehir dışına kaldığı için sadece hafta sonları geliyormuş daha doğrusu özel  ücretsiz araçlarla getiriliyormuş.
Bu güne kadar böyle şeyleri hiç bilmiyordum meğerse Devlet  özel çocuklara özenle bakabiliyormuş!
Akşam üstü hava kararmadan  yola çıkmaya karar verdik,Onur bana  bir kitap hediye etti, eve giderken benim aracımla gelmeye karar verdiler.
Yolda da keyifli dakikalar yaşadık,arada istem dışı ağzının suyu akıyor ama bunu  dert etmiyor  ''kız arkadaşın var mı? Onur'' dedim gözlerinin parladığını görüyorum dikiz aynasından, utanıyor .
Eve  yaklaştığımızda önce onları evlerine bıraktım.
 Eve geldiğimde  telefonumda mesaj olduğunu fark ettim  '' bu gün yaptığın her şey için teşekkürler bu gün ben çok mutluydum'' yazıyordu.
 Cevap yazmadım kendimi yatağıma attım, Gerçekler pirinç hayallerde taşıysa  hadi ayıkla bakalım pirincin taşını...

 Hayallerimde   bile bu kadar iyi niyetli güzel yürekli ve masum bir kadın yoktu o karşımdaydı bana o kadar yakın ki.
 Ama ben  birlikte tatillere gideriz hafta sonları  piknikler  seyahatler, yürüyüşler neler hayal etmiştim neler Onur varken bir şey yapamayız ki!
 Hem biyolojik babası bile dayanamamış ilgisizliğe terk etmiş ben nasıl bana ait  olmayan bir çocuğa babalık yapabilirim üstelikte özel bir çocuk offf çok büyük sorumluluk!
 Kendi kendime hep düşünüyordum nasıl  İkbal bu güne kadar evlenmemiş diye sebebini şimdi anlıyorum.
Yapamam ben bunu yapamam  artık restorana gitmeyeceğim diyerek  sigaramı söndürüp  başımı yastığın altına gömdüm...




21 Aralık 2012 Cuma

Senden önce, Senden sonra #12#


GÖZLERİNDE Kİ  BUĞU SIRLARININ KİLİDİ Mİ?

Her şeyin bu kadar yolunda gitmesi beni çok mutlu ediyor.Eve gelip  ertesi gün yapmam gerek işlere göz atıp yattım.
Sabah olunca saatin sekiz olmasını bekledim her sabah beşte gidip kapalı bulduğum restorana bu sabah sekizde gittim.

Fazla kalabalık değildi İkbal beni gördüğünde gözleri parladı biliyorum o da benden hoşlanıyor ve bu beni dahada mutlu ediyor.
Beraber kahvaltı ettik aslında  yediklerim nereme gitti bilemiyorum,  onun yanında o kadar çok heyecanlanıyorum ki!

 Zaten maksadım  yemek ya da kahvaltı değil ki onun o güzel gözlerini biraz daha fazla görebilmek,gülümseyişi  ah o 
gülümseyiş işte bittiğim an!
''Hafta sonu Salim ve Neval de geliyor'' dedim
 İkbal biraz tedirgin ''yalnız hafta sonu olduğu için oğlum gelecek onu da getireceğim''
 ''Olur'' dedim
 ''İkbal bana telefon numaranı verirmisin?'' dedim
 hemen numarasını söyledi, bir insan bu kadar mı uysal olur, bu kadar gülümsek mi olur, işte o yüzden her an ona olan duygularım biraz daha fazla artıyor.
Son iki günüm Piknik planlarıyla geçti Salim ve Neval  bana liseli  aşık demeye başladı.
Kendimi İkbal siz düşünmemeye başladım sabahları kahvaltıya ,akşamları yemeğe  gidiyorum gece eve geldikten sonra da  telefonda  konuşuyoruz ,sesi beni büyülüyor.
Her şeyin böyle güzel ilerlemesi beni çok mutlu ediyor.
 Nihayet  diyerek uyandım her zaman ki gibi sabah beşte, piknikte lazım edebilecek her şeyi aldık, günde yirmi defa Neval'i aradığım oldu ''onuda alayım mı Neval bunu da alayım mı Neval...''

Gideceğimiz yer bir saatlik yol ben İkbal'in benim arabamda gelmesini istedim ancak oğluyla henüz tanışmadığımız için ''olmaz'' dedi ''eğer  oğlun beni severse giderken beraber gideriz  olurmu?'' dedim gülümsedi ''uysaldır benim oğlum''
 ''annesine benzemiş'' dedim  o an yüzüne dokunmak istedim ama çekindim, 
Bir saatlik yol bana hiç geçmedi, oğlu yanında olunca telefon etmeyede çekiniyorum, Neval'ler hep birlikte keyifleri oh yerinde ben tek başıma  içimi kararta kararta  piknik alanına gidiyoruz.

 Ya çok ters bir çocuk sa ,ya şımarık sa paylaşırmı ki annesini, sahi kaç yaşında bu çocuk? off  aşktan sarhoşa döndüğüm için hiç bir şey sormak aklıma gelmedi şimdi böyle düşünürüm işte.

Düşünceler içim iyice kararmıştı ki telefonum çalıyor arayan Salim kayıp cennete gelmişiz bile arabaları  nereye park edeceğimizi tarif ediyor.
Onlar daha önce gelmişti buraya , aslında İkbal ile başbaşa gelebilme imkanımız olsaydı çok farklı olurdu.
Araçlarımızı park ettiğimizde  gözlerim kapıdaydı evet nasıl bir velet çıkacak arabanın içinden diye.

Neval ve ikbal arabadan çıktı İkbal arabanın bagajına yönelirken Salim arabanın arkasından bohçaya benzer bir şeyi kucakladığını görüyorum yaklaştıkça Salim'in kucağına aldığı şey!  şey değil o bir insan!

Uzun boylu   cılız bir oğlanı kucağına almaya çalışırken, oğlan boynunu salimin omzuna dayamaya çalışıp düşen başı o an gözlerimle birleşiyor bana doğru gülümsüyor ağzının kenarından  akan sular Salimin gömleğine değiyor.
 İkbal seri hareketlerle tekerlekli sandalyeyi açtı  yavaşça koltuğuna oturttular . Ben halen şaşkın şaşkın bakarken,  Neval gülümseyerek ''evet Ediz amcası Onur'a merhaba demiyecekmisin?''




20 Aralık 2012 Perşembe

Senden önce, Senden sonra # 11 #

GÖZLERİMDE SEN VARSIN!

Eve giderken hayaller içine daldım , eve gelip garajdan arabamı aldım, Salim  evdemidir acaba ?
Telefonla anlatılacak bir şey değil ki hem bu güne kadar hep davet eden onlar olurdu.
Bende uygun bir dille hep reddederdim .Evlerine vardığımda  kapının ziline bastım  önce camdan bakan Salim şaşkınlıkla  gülümseyerek kapıyı açtı
''Oo dostum sen bizim evin yolunu da mi bilirdin?''
Ben biliyorum başıma gelecekleri Salim ve Neval'in dilinden kurtulamam, salona oturduğumda Neval gripli olduğu için kanepede yatıyordu beni görünce toparlandı 
'' vayy Ediz beyimiz bana geçmiş olsuna mı gelmiiş?''
 ''sırayla gelin Allah Allah dostlarımı özlemiş olamazmıyım'' derken   gülümsedim.
 Neval  bana bakarak
''bıyıklarında yokki çok belli oluyor pişkin pişkin gülüşünde bir şeyler var''
 Aslında onlarda bir derdim olduğunu anlamış durumda,  ikisi de pür dikkat gözlerime bakıp bir an önce anlatmamı bekliyor.
Salim'e dönüp biliyorsunuz ben sizden çok destek gördüm hayatımın her döneminde,Neval ve gaye iyi arkadaş olmalarına rağmen  aramız sizinle hiç bozulmadı '' Neval merağı artmış bir şekilde '' eh Ediz hadi  asıl  muhabbete gelsen diyorum''
 ''tamam Neval tamam''
''İkbal!''
 O an Salim  gözleri parlar bir şekilde ''ee''  derken  Neval hemen  dirseğiyle dürttü Salim'i ''ben sana dememişmiydim Ediz, İkbalden hoşlandı diye'' Salim, Neval'e dönüp
 '' Senin senaryolarına hayranım ama dur şimdi  sütümün çikolatası'' Ben bir kahkaha attım '' hayranım sizin bu atışmalarınıza'' Neval bana doğru dönüp ''Ediz bizi delirtmeden anlatırmısın derdini''

 ''Derdim belli ben İkbal hanımdan hoşlanıyorum ama ona yaklaştıkça o benden uzak durmaya dikkat ediyor,
çok çekici bir kadın ama bir o kadar da beni kendinden uzak tutmaya özen gösteriyor. Onu piknik için balık tutmaya davet edecektim hem daha yakından tanırım diye düşündüm ancak bana öyle bir baktı ki resmen  geri adım atmak zorunda kaldım. 
Ve sizi de davet edeceğimi söyledim kısacası arkadaşlarım  geleceğim bu hafta sonu sizinde bizimle pikniğe gelmenize bağlı.''
Neval  hemen atladı söze '' geliriz tabi  ama bir şartım var''
neymiş o  ileride düğün olursa şahitlerin biz oluruz'' kıkır kıkır gülüyor.
 Salim her zaman Neval den daha olgun düşünceli bir insandır.
 Neval'in kalbinde kötülük yok ancak  düşünceleri öyle olmasa da, daha yüzeysel konuşur.
Salim  Neval'in yanından kalkıp yanıma oturdu  sağ elini sırtıma koyarak ''Dostum biz hem senin hem Gayenin arkadaşıyız bu doğru ancak gaye kendine bir yol çizdi ufak tefek sorunlar yaşasa da Gaye mutlu biz senin de mutlu olmanı istiyoruz, tabi ki geliriz ,eğer istersen bir kaç saat sonra uygun bir bahaneyle  kalkarız ve başbaşa kalırsınız'' diyerek sırtımı sıvazlayıp kalktı '' ee dostumuz gelmiş hanım hasta kahve yapmak ta bana düşüyor ...''
 Kahvelerimizi içip  veda ettim,eve geldiğimde   kendimi yarın  için düşünmekten alıkoyamıyorum.
Umarım her şey yolunda gider ve Ben İkbal'in  çok merak ettiğim hayatına  bir  adımda olsa  yaklaşabilirim!
  Banyoya gidip aynaya baktım saçlarımı inceledim, yüzümdeki kırışıklara baktım çokta kırışık yok hem ne var en olgun dönemindeyim hayatın!



19 Aralık 2012 Çarşamba

Senden önce,Senden sonra #10#

 ZAMAN  BEN GÖZLERİNE BAKARKEN DURSUN!

Her akşam kalbim ve ayaklarım benden önce hazırlanıyor, Restorana gitmek benim için hava su kadar ihtiyaç! 
Orası benim için restoran, onun için dükkan.
 Kapıyı yavaşça ittim her zaman ki zil sesi,  kalbimde mi çalıyor yoksa bu aşkın zili mi?
 Evet başlıyoruz hızlı hızlı çarpmaya...

 Gülen bir çift göz, onunla karşılaştığım ilk an beni içine çekmişti gözleri, aslında gözleri değil gözlerindeki o derin bakış o kadar anlamlı ki ah bir görmeniz gerek, saçları uzun mu acaba bilemiyorum, arkadan topuz yapmış  bir bone takıyor sanırım  hijyen için, ellerine bakıyorum, her zamanki masama otururken tırnakları ne kadar kısa! oje de yok üstelik, boyu benden  on cm kısa olsa gerek belki de beş , ne kilolu ne de zayıf  ne derler bu  tip bayanlara orta mı bilemedim hiç daha önce birini böyle incelememiştim.
  O an göz göze geldik utandım sanki ayıp bir şey yapıyormuşum gibi hissettim kendimi sadece onu daha yakından tanımak istiyorum. '' Hoşgeldiniz, ne alırsınız?'' 
 ''her zamankinden lütfen '' yemeğimi yerken  küçük çocuklar gibi hissediyorum kendimi üstüne dökerse  annesi tarafından  azarlanacak! 
Fırsat bekliyorum konuşmak için, müşteriler yavaş yavaş gidiyor ,  Restoranda bir ben varım iç tarafta yanında çalışan kız.

Bekleyişim beş dakika içinde sona eriyor , o da yaşadıklarından şaşkın bunu hissediyorum titreyen ellerinde.
'' Oturmazmısınız?''
  Gülümsüyor hemen karşıma oturuyor, ah bu gülüş beni öldürüyor ''tartışırken de gülermisiniz?'' diyorum 
 ''gülerim ama farklı bir gülüştür bu  beni tanıyanlar böyle gülümsememden korkarlar anlarlar birazdan kötü bir fırtına kopacak''
Konuşma şekli beni çok etkiliyor hakkında her şeyi öğrenmek istiyorum da soramıyorum bir türlü sanki gözleri her an buğulanacakmış gibi bakıyor.
'' Neden siz bakıyorsunuz masalara? yanınızdaki kız bakmıyor sanırım'' gözlerine de bakıyorum  mimik hareketlerinden onu anlamaya çalışıyorum, sorgularmış gibi olmak istemiyorum.

Gülümseyerek   ''Miray'ın  zaten işleri çok, mutfakta yemekleri pişirmeye, bulaşıkları yıkayıp yerleştirmeye yardımcı oluyor,  bir de siparişleri o alıyor biliyorsunuz biz daha çok dışarıya yemek pişiriyoruz.
 burada ki her şey bana ait öyle tanıdı beni müşterilerim öyle seviyor, kiminin  teyzesiyim, kiminin ablası, evlerinden uzak olan öğrencilerin uğrak yeri burası, bir de evinde yemek pişmeyen yetişkinlerin.'' Bana bakarak gülümsüyor.

 Şimdi ben onu nasıl dışarıya davet edeceğim,hem utanıyorum hemde onun gözünde farklı düşüncelere sahip biri olmak istemiyorum, ''Balık yemeyi severmisiniz'' diyorum   ''evet severim''  o zaman müsaitseniz hafta sonu  sizi bir yere götüreceğim, yüzündeki değişimden tedirginliğini hissedip hemen  lafımı tamamlamak için hamle atıyorum Salim ve Neval'i de davet edeceğim hep birlikte gideriz''
'' olur'' deyip gülümsüyor  derin bir oh çekiyorum neredeyse hayır diyecekti bunu hissettim  duygularını  ne kadarda yalın ifade ediyor hemde sadece  vücut diliyle.

''Peki nereye gideceğiz'', gülümsüyorum  Salim ve Neval'in programı yoksa sizi  Gökçetepe de saklı cennete götüreceğim balığı yemek için önce tutmanız gerek!''
 Bu fikir hoşuna gitmiş olsa gerek gülümsüyor
'' daha önce hiç balık tutmamıştım merak ettim, ben bir şeylerde yaparım''
'' Ben size yarın gece haber veririm'' diyorum
 Her şey iyi güzel de umarım  Salim ve Neval'in başka planı yoktur.
Yemek ücretini yavaşça tepsinin altına  koyuyorum, tam kalkarken ''sahi sabahları neden kahvaltı vermiyorsunuz?''
''sabahları ,kahvaltı ve çorba veriyoruz''
'' sabahları kaçta açıyorsunuz?''
''6:30 da açıyoruz'' tamam diyorum    gülümsüyorum,  tamam tamam   ben biraz erken kalkıyorum ne yapayım  bunu hiç düşünememiştim her sabah beşte oraya uğruyordum ama ne yapayım ben işe erken gidiyorum. Onu görmek çok güzel bir  his ama şimdi önümde daha   belirsiz bir olay var Neval ve Salim'i hafta sonu benimle  pikniğe , balık tutmaya gelmeye ikna etmem lazım oysa ki hep ısrar eden onlar olurdu...


18 Aralık 2012 Salı

Senden önce, Senden sonra #9#

  
EY AKLIM SEN NERELERDE GEZİYORSUN?

 Eve geldiğimde Restorandaki hallerimi düşündüm ne  kadarda komiktim,  ben gibi kariyer sahibi bir adamın hallerine bakın.
 Çok başka bir duygu bu ,o an içinden geleni söyleyebilmek  gerçi ben söylemekten çok saçmalıyorum ama olsun.
Karşındakinin samimi ve dobralığını gözlerinde görüp içinde hissetmek.
Bu duygular beni kırk iki yaşında değilmişim gibi hissetmeme sebep oluyor. İkbal ve ben soyadı ne acaba?  Kendi soyadımla onun adını sayıklıyorum ne kadar da yakışıyor...

   Bu gece  evde çalışmam gerek   önce bir fincan kahve  almak için mutfağa gittim, daha önce mutfak bana bu kadar büyük mutluluk vermiyordu,fincan ,kaşık, şeker  her şey onu hatırlatıyor bana yanındayken aklıma ne iş ne  geçmiş ne gelecek kaygısı  hiç biri nedense  gelmiyor.

Nasıl bir şey ki bu yanındayken  ona söyleyecek hiç bir kelime bulamamıştım ,saçmalayıp durmuştum  off şimdiyse aklımda bir sürü güzel ve mantıklı cümleler var.

Aklıma Neval'i aramak geldi şimdi arasam beni soru yağmuruna tutacak en iyisi  hiç ses çıkarmamak.
Çiziyorum mavi beyaz koltuklar, duvarda  deniz manzarası,  yerlerde kum rengi taşlar  boydan boya cam  küçük bir hamakta olabilir off ne yapıyorum  ben!
 İş yeri  projesi çizmem lazım!  
Bir kahve daha aldım ama sanırım kendime mutfağa gitme yasağı koyacağım.  Düşüncelerimi  biraz dağıtmak için müzik açmaya karar verdim  aklıma Zeki Müren'in seven ne yapmaz şarkısı geldi ah! evet aman ne dağıldı ne dağıldı  düşüncelerim...

Seven ne yapmaz müzüği eşliğinde  bana kollarını uzatsan biraz,uğrunda bu gönül neye katlanmaz diyor ya ahh diyorum  neler oluyor bana  bu aşkmı, sevgimi yoksa  nedir bu biri yardım etsin!

Çokmu yorgunum belkide  her şeyden kaçıyorum şu an sadece bir çift gülen göze sığınmak istiyorum.
 Ruhum her savaşa girdi  sevabı da oldu günahı da, ancak böyle bir şeyi aramak aklıma bile gelmemişti hep başarılı oldum istediklerimi elde ettim kurallar, kararlar, kendi doğrularım boynuma geçmiş bir urgan gibiydiler, şimdi kendim için bir şey istiyorum sadece bu heyecanı yaşarken mutluyum önemli olanda an değilmidir?

  Geç vakte kadar çalıştım  aslında çalışmaya gayret ettim, kanepeye öylece uzandım sabah olduğunda  sırt ağrısına uyandım. 
Tıraşımı olup duş aldım, kahvaltı için restorana gittim, yine kapalı!

 Bu gece  İkbal'e neden kahvaltı vermediklerini soracağım, hmm belki bu hafta  benimle yemeğe çıkmasını teklif ederim ,yemeğe çıkmak mı? restoran sahibine yemek mi teklif edilir  sahi ben nereye davet edeceğim şimdi?



17 Aralık 2012 Pazartesi

Senden önce, Senden sonra # 8 #


AŞK BU BİLİYORUM...

Gülümseyerek konuşmaya başladı ''Neval sizden bahsetti dün,  arkadaşıymışsınız, bana hiç söylemediniz?'' dedi.

 O an çok şaşırdım ve Neval'e içimden teşekkür ettim demek ki o yüzden bu kadar yakın davrandı bana bende  masama gelip oturmasına şaşırmıştım, tersler diye korkmuştum.

 ''Konuşmaya çekindim'' dedim  onun gülümseyişini izleyerek.
 ''Neval benden hoşlandığınızı söyledi'' derken kulaklarımın uğuldadığını hissettim, off Neval ne yaptın sen! şu an tek düşündüğüm masadan kalkıp gitmek...
 Vücudum yapışmış gibi olduğum yere mıhlandım sanki yüzüm yanıyor utanıyorum. Ne demeliyim düşünüyorum daha doğrusu düşünmeye çalışıyorum .

Silkelenip '' evet'' dedim,  gülümsedi bu iyi bir şeymiydi
'' bu  doğal bir şey  ama sevemem ben'' dedi o an  utancımı unutup  yıktığım duvarları anımsadım biliyordum biliyordum  gülmeyecek yüzüm
 ''ama neden   ben sizinle bir günlük  macera istemiyorum ki    bir adı olsun istiyorum, sizi ilk gördüğüm gün çok etkilendim  hayatımda olmanızı istiyorum , evlenirmisin benimle?''
 Susuyor  aceleciliğimi anlamaya çalışyordu.

 Hem ne biçim bir evlenme teklifiydi bu ne yüzük var ne romantizm! 
  ''Çok şey kaybettim en çokta zaman,  hayat akıp gidiyor,geri alamayız zamanı  bir şans istiyorum sadece'' gözlerindeki gülümseyiş kaybolmuş   buğulu buğulu bakışı birazdan ağlayacağının habercisiydi. 
''Üzgünüm çok yara aldım  tekrar denemeye gücüm yok, yaralarımın izleri sızlarken yeni yaralara  yer açamam'' dedi   çok içten ve samimiydi  şu an hayatta sanki bir o bir ben vardım ...

 Aşk bir savaş sa ben bu savaşa girdim bir defa ve kolay kolay pes etmeye niyetim yok, söylediklerinden hayatında başka biri olmadığını anlıyorum sadece yaralı ve yıllar yaralarını saramamış bir kadın...
''Tamam evlenme teklifimi geri alıyorum'' dedim ama bana bir şans vermezseniz buradan çıkmayacağım'' birden gülümsedi ohh doğru yoldayım  ilk konuşmada , daha tanışmadan evlenme teklifimi edilir ne aptalım, ödünü koparmış olmalıyım!

 ''Tamam'' dedi ''ama çok ümide kapılmayın bu şansı da sadece Neval sizi çok anlattığı ve mutlaka size bir şans vermemi, ön yargılı olamamı istediği için veriyorum''
 Ahh Neval dedim içimden eve hele bir gideyim gör sen....

 Biraz daha oturdum masada  sessizdik, kalkmalıydım ama nasıl  onun yanında kalmak istiyorum, yavaşça ayağa kalktım ''gitmeliyim dedim'' faturayı tepsinin altından çıkarıp her zaman ki gibi meblağı ödemek için elimi cebime attım elini hafifçe kaldırıp

''hayır hayır'' dedi ''bu gece  kapalıyız ve ben geleceğinizi biliyordum sizin için pişirdim sarmayı'' dediğinde...
 İçimde ki az önceki kararmışlık gitmiş  yeniden kalp çarpıntılarım başlamıştı  ''o da bir şeyler hissediyor, ama cesareti yok'' dedim içimden  gözlerim  geceyi aydınlatacak  kadar parlayarak  teşekkür edip çıktım  restorandan.
 Yolda ıslık çalmak geldi içimden,  ayaklarımı birbirine vura vura  havalarda uçarak, koşar adımlarla eve gitmek istiyorum.
 Eve giderken şimdi ben Neval'e teşekkür mü etmeliyim yoksa onu azarlamalımıyım diye düşündüm?



16 Aralık 2012 Pazar

Senden önce, Senden sonra # 7 #


GİTTİĞİN YERİ BİLİYORMUSUN? EY  GÖKTEKİ UÇAN KUŞ!

Restorana yaklaştıkça kalbimdeki atış hızlanıyor  susadığımı hissediyorum, küçük çocuklar gibi annemi  istiyorum yanımda, gitmelimiyim?
 Gidip saatlerce onu izlemek bile yetiyor bana,  gözleri ne kadar güzel! yada bana  çok güzel geliyor hangisi  bilemiyorum  gülen iki göz  o gözlerin ardında ki hüznü görebiliyorum.
  Korku  var içimde ismini sayıklıyorum yolda İkbal ,o da hissettiklerimi hisseder mi?
 Yaşamak istediklerimi onunla yaşayabilirmiyim?   Ya bu defa da o,   benim Gayeyi anlayamadığım  gibi anlayamaz sa beni, korkularım ve ben yolda bütünleşip yürüyoruz, yüreğim külçe kadar ağır oldu...

 Restorana geldiğimde   yine  kapıyı yavaşça açtım kapının arkasında çalan zile bile alıştım,zili kapının arkasına takmalarının sebebi genelde iç tarafta mutfak bölümünde olmaları olduğunu anlatıyor masama koyarken sarma tabağını İkbal hanım.

  Bana  o kadar yakın ve candan gelirken bir o kadar da ulaşılmaz geliyor...
 sanırım bu gidişle yüz kilo olacağım, olsun yeter ki onu biraz daha fazla görebileyim.
 Bu gece masalar boş tek müşteri benim, yanında çalışan genç bayanda bu gece yok , cesaretimi toplayıp  masada duran zile bastım, gülen gözleriyle yanıma gelip ''buyurun'' dedi  kalbim ağzıma gelecek sanki elimdeki çataldan titrediğim çok belli olduğu için çatalı tabağın kenarına koyup ''lütfen siz buyurun'' dedim.

 Sanki bunu bekliyormuşçasına  koltuğa ilişti
'' bu gün kimse yok'' dedim evet bu gün pazar olduğun da olsa gerek deyip gülümsedi  ''bu gün pazar, ancak kendi işim olunca bir de yalnız pazarları da çalışırım'' dedim gülümsedi içimin  aktığını hissettim o an...
 ''İşkoliksiniz'' demek ki ''yo hayır, aslında evet, şey önceden öyleydim şimdi yalnızlıktan''  derken ona yalnız olduğumu vurgulamak istiyordum ancak o kadar terledim ki bu güne kadar bir çok bayanla çalıştım,  Gayeden ayrıldıktan sonra bir kaç bayanla   çıktım ama istediğim değildi onlar sadece Gayeye acı vermek içindi.

 O evlendiğinde  ben çok acı çekmiştim bu hissi onunda yaşayacağını düşünmüştüm ya da öyle ummuştum. Birini unutmadan başka bir ilişkiye başlamak  karşımızdaki insana da haksızlık olduğunu bile bile...
Ancak  bu bambaşka bir şey  aklımda ne Gaye ne başka bir kadın , sadece o (İkbal) ve onunla olduğum anlar, yaşayacaklarımız hayal ediyorum.
   Çocukça konuşuyorum saçmalıyorum hatta burnum akıyor karşısında güçlü bir erkek profili çizmek isterken gülünç duruma düşüyorum, ancak bu umurumda bile değil.


  

15 Aralık 2012 Cumartesi

Senden önce, Senden sonra # 6 #

KALBİMİN YELKENLERİ FORA!

Bluzunda ki ismi görünce  şakınlığımdan ne isteyeceğimide unuttum''isminiz İkbal mi?''
Gülümsedi'' evet ben İkbal buranın sahibiyim'' derin bir oh çektim güzel bir başlangıç utanmasam yemeğe davet edeceğimde , yemeğe gelen benim.
''Ne istersiniz'' dediğinde ''sizinle tanışmak'' demediğim için o kadar pişmanım ki.''Sarma alayım'' dedim ''tamam her zamankinden yani''  ah beni hatırlıyor...
 Sessiz sedasız yemeğimi yedim.Eve  küçük bir paket istedim aslında yemekle aram hiç iyi değil iki yıldır  sigara, çay ve kahveyi fazla içmem,düzensiz yemek yememden dolayı  mide rahatsızlığım var.
  Doktorum kendime dikkat etmem için sık sık beni uyarsa da ben fazla umursamam.
 Bir seksen boya  yetmiş kilo bir adamım işte, işimden dolayı   her gün tıraş olurum  ve düzgün giyinmeye özen gösteririm , genelde klasik.
 İkbal hakkında bir şeyler öğrenmem şart ama kimden? 
 Hesap yine tepsinin altındaydı   paketi bekledim, getirdiğinde ''ne kadar  güzel yemekler yapıyorsunuz eşiniz çok şanslı olmalı'' dedim  bu bir yemdi onun  evli olup olmadığını öğrenmenin basit bir yolu.

  Yüreğim yerinden çıkacaktı,cevabı duymadan kalp krizi geçireceğim sandım, o sadece gülümsedi   offf!  paketi aldım ve arkamdan çalan zilin eşiliğinde kapıdan çıktım  ben nasıl bir şeyler öğreneceğim hakkında diye düşünürken aklıma Neval geldi o kesin bir şeyler biliyordur,eve geldiğim gibi paltom üstümde Neval'i aradım yanılmamışım.

 Uzun yıllardır İkbal'i tanıyormuş, iyi arkadaşmışlar, kırk yaşındaymış evli değilmiş, uzun yıllar önce oda eşinden ayrılmış,ayrıldıktan kısa bir süre sonra  eski eşi ölmüş. bir oğlu varmış.
Şehir dışında okuyormuş, daha çok dışarı yemekler yapıyormuş bakmış ki  okuyan gençler ve  benim gibi yolu düşenler çok  evinin alt katını küçük bir restorana dönüştürmüş  koltukların sebebi o demek ki.  Hayatında ki tek erkek oğluymuş, zor bir rakibim var.

 Bunları anlattıktan sonra Neval bana  ''haydi şimdi sen anlat bakalım nedir bu merak'' dedi  pişmiş pişmiş güldüğünü telefondan anlayabiliyordum, hiç dedim  ''bir şeyler pişiyor galiba'' dedi  olabilir belki ''gül reçeli yaparız belkide güllaç'' güldü sen  sevmezsin ki bunları ''artık seviyorum'' dedim  Salime selamlarımı söyleyip telefonu kapadım.

Kendimi huzurla yatağa attım, artık  hayallerim dahada  fazla boyut kazandı.
Tek isteğim  nasıl kaybettiğimi bile anlamadığım  mutluluğu, huzuru bulmak,belki bir tas tarhana içeriz belkide birlikte yaprak sararız, yaparmıyım? 
Evet yaparım, eğer ki kaybetmiş biriyseniz  size  ikinci bir şans verilmesi için dua edersiniz ve bu şansı her yerde ararsınız acaba bu benim ikinci şansım mı diye. Bunu anlamak için büyük çabalar sarf etmek gerek ve ben bunun benim için ikinci şans olduğuna inanıyorum....

Sabah olduğunda yine kalktığım gibi Restorana gittim yine kapalıydı, iş yerime gittim yanımda çalışan  üç eleman var küçük bir iş yerim var, bütün mal varlığımı Gayeye bıraktığım için  eskisi  kadar zengin olmasam da maddi sıkıntım yok.

Bu akşam İkbale ne söylesem nasıl  sohbet etme şansı yakalasam diye düşünmekle geçti günüm, yavaş yavaş gün ağarıyor ve ayaklarım yine  onun yanına gitmeye hazırlanıyor...



14 Aralık 2012 Cuma

Senden önce, Senden sonra #5#

AŞK ARAMAK MIDIR YOKSA O MU BİZİ BULUR?
Aslında gitmeyecektim de yolumun üstünde olunca bir uğramaya karar verdim, gittiğimde  bunun doğru bir karar olmadığını anlamış oldum ''Kapalı!''
İnsan bir şeye kapılmak istiyor, yalnızlığını bölmek. Bunca işimin arasında ismini bile bilmediğim birini düşünmek, ne kadar da hoşmuş meğerse...
Belki avuntu belki kendimi biraz daha yaşama adapte etme duygusu ne olduğunu tam bilemiyorum ama bildiğim  tek şey  beni etkileyen bu güzel gözler hakkında  her şeyi öğrenmek istiyorum.

Akşam olduğunda  evime  dönerken, yemek  için  oraya uğramaya cesaret bile edemedim.eve geldiğimde içim içimi yedi neden Uğramadım ki?
 Ya oradaysa?
 Acaba dükkan onun mu?
 Evli mi? 
Beni sever mi? 
Offff düşünceler düşünceler karnım aç  ama  canım  bir şeyler yemek istemiyor...
 Yeniden mutlu olabilirmiyim ki? 
 Gaye ile de mutlu olabilirdik tek suçlu ben değilim bu evliliğin bitmesinde, sonuçta her şeyin aynı anda olmayacağını oda biliyordu  para, huzur, sağlık  hepsini aynı anda kim  bulmuş ki o da bunları biliyordu ama hepsini aynı anda istemekten vazgeçmedi. Herkesin küçük sorunları olur  değil mi?

Sonuçta bana kimseden miras kalmadı ki? o sabır etmek yerine kendine yeni bir hayat kurmayı tercih etti Neval'in dediğine göre de üstelik  yeni eşiyle de pek mutlu değilmiş!
Ne bekliyordu ki  hayat güllük gülistanlık değil gülü tutmak istiyorsak dikenide batabilir bazen.

 Uzun zamandır ilk defa Gayeyi suçladım !
 bu benim için büyük başarı demek ki yeni bir başlangıç için  hazırım, yoksa bana mı öyle geliyor.

Empati yaparak insanları anladığımı sanardım, ama  yaşadıklarım bana kimseyi hatta zaman zaman  kendimizi bile tanıyamadığımız anlar olduğunu öğretti, güvenmek mi? Güvendiğin an, en zayıf anındasın yaşamın... 

 Ertesi akşam  ayaklarım beni bu mekana götürdü, aslında ayaklarımdan çok  kalbim...
  Kendimi  on sekizinde  delikanlılar  gibi hissediyorum, belki de bir şansım vardır.
Kapıyı yavaşça açmamla  kapının arkasındaki zil yine çaldı  işte o an...Güzel yüzlü bayan karşımdaydı, ne kadar çocuksu hissediyorum kendimi...
Sakince  ilk akşam oturduğum masaya yöneldim , gülümseyen bir yüzle
''Hoşgeldiniz'' 
  Gözlerine  bakmak istedim  o an  bluzundaki isim dikkatimi çekti ahh nasılda geçen akşam farketmedim bunu ben, yoksa o gece yokmuydu?
 İsmi İkbal...