26 Kasım 2012 Pazartesi

Nil'i yaşatabilirmisin?

Sevgili Sinope'min bloğuna uğrayanlarınız bilir. Arkadaşının oğlu bir anda hepimizin oğlu oluverdi Küçük Doğukan Organ nakliyle  hayata geri döndü.
 Ailesi kadar sevinmemiz mümkün değil ancak o sevinci bizde paylaşmaya çalıştık.
O günden bu yana düşündüğüm, Doğukan iyiydi artık ya o organı bağışlayan aile, iç acısını evladını kaybetmeyen biri ne kadar anlamaya da çalışsa bilemez değil mi?
Şahsım adına  üstüne kötü düşünmeyi bile konduramadığım kızımın   başına bir şey gelse, Allah korusun hayalini bile kuramadığım bir durum, hangi anne  böyle bir hayal kurar ki!

 Her anne evladını beyaz gelinlikle hayal eder beyaz kefenle değil.

Bu gün  Sevgili Kalbegdenyol bloğunun sahibesi arkadaşım bana Nil'in hikayesini anlattığında  ,okuyup geçebilirdim,Annesine sabırlar dileyip yaptığını takdir etmekle yetinebilirdim,Bu Nil olmayabilirdi bu benim kızım, sizin kızınızda olabilir!


O zaman yine böylemi olurduk.Ateş düştüğü yeri yakar çevresindeki ateş zamanla söner  ateşin yakıp kuruttuğu toprağı hiç gördünüz mü orası çoraktır ve her zaman belli olur.

 Bir grup insan amaçları sadece Nil'in anısına bir orman kurmak ve bunu şu an başarmış durumdalar ,Bizde destek olalım mı?


KİTAPSIZ OKULUMUZ KALMASIN! (BLOGLARINIZDA PAYLAŞIRSANIZ ÇOK SEVİNİRİZ)

NİL ANGEL KÜTÜPHANELERİ
NİL BUKET GÜLERGİN 24 ARALIKTA ARKADASININ KULLANDIGI ARABADA COK FAZLA HIZ NEDENİYLE TRAFIK KAZASI GECİRDİ. BEYIN KANAMASINDAN DOLAYI O NESE DOLU HAYATI SEVEN HERKES TARFINDAN COK SEVILEN BU YUZDEN ANGEL LAKABI TAKILAN 19 YASINDAKI NİLİMİZ HAYATA VEDA ETTİ.ORGAN BAGISIYLA 7 KİŞİNİN HAYATINI KURTARDI. DAHA SONRA  İZMİR'E 17.000 FİDANLIK ORMAN KAZANDIRDI. BEN ANNESI OLARAK KIZIMIN YAŞARKEN YAPMAK ISTEDIKLERINI AMA COK ERKEN HAYATA VEDA ETTIGI İÇİN YAPAMADIGI ISTEKLERINI HAYATA GECIRMEYE CALISIYORUM. ŞİMDİ DE KÖY OKULLARIMIZA NİL ANGEL KÜTÜPHANELERİ PROJESİ ADI ALTINDA SİZLERİN DE DESTEKLERİYLE KİTAP YARDIMINDA BULUNACAĞIZ.

 KARGOLARINIZ ÖNCE 152/1 SOK. YALI MAH.  ALKAN APT. NO: 4  DAİRE:1 GÜZELBAHÇE/ İZMİR ŞENNAZ ŞENGÜL ADRESİNE YOLLANACAK. BURADA KI GRUP GÖNDERİLENLERI İHTİYACI OLAN OKULLARA GÖRE AYIRIP DÜZENLEYECEK VE İLÇEDEKİ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNE KARGOLANACAK. ORADANDA İLGİLİ KİŞİ ÖĞRETMEN, MÜDÜR VEYA MUHTAR ALICAK VE GEREKLİ KURUMLARA İLETECEK. ŞİMDİDEN NİL ANGEL KÜTÜPHANELERI ADINA COK TESEKKUR EDİYORUZ. BÜTÜN YARDIMSEVERLERIN İSİMLERİ TEK TEK YAYINLANACAKTIR. FACEBOOK TAKİ GRUBUMUZDAN http://www.facebook.com/groups/nilbuketgulerginormani/  ÜYE OLURSANIZ GEREKLİ BİLGİLERE ULAŞABİLİRSİNİZ. 
NOT: LÜTFEN KARGOLARINIZIN ÜZERINE NİL ANGEL YAZMAYI UNUTMAYIN.






Nil'in Annesi tarafından yazılan  yazı.





BU YAZIYI YENI GELEN ARKADASLARIMIZ ICIN YAZIYORUM SU AN ....
BIR GECE EVDE KARDESIMLE BERABER OTURUYORDUK SONRA ZAFERE BIR TELEFON GELDI YUZU DEGISTI NOLDU ABLAM DEDIM BIR SEY YOK ABLA BENIM CIKMAM LAZIM MERAK ETME DEDI SONRA CIKTI SANIRIM BIR SAAT SONRA FIILANDI ZAFERIN ARKADSI YILMAZ GELDI SENNAZ HAZIRLAN DEDI HASTAHANEYE GIDIYORUZ NE OLDU DEDIM AKLIMA ZAFER GELDI BIR SEYMI OLDU YOK DEDI BIR SEY YOK ZAFERIN NIL HASTANEDE NE OLMUS NILE DEDIM DISARDA BIR SEYLER YEMISTE ZEHIRLENMIS SERUM TAKTILAR SIMDI AMA BI SEYI YOK DEDI YOLA CIKTIK YOLDA SOLENIYORUM AH KIZIM NE YEDIN NERDE YEDIN DIE 9 EYLUL HASTAHANESININ ACIL KISMINA GELDIK BIR BAKTIM HEMEN HERKES ORDA ŞAŞIRDIM SIZ NEDEN GELDINIZ ALT TARAFI SERUMU BITINCE CIKICAZ AMA HERKES BENDEN UZAK DURUO YANIMA GELEMIYORLAR KIMISI AGLIYOR HIC BIR ANLAM VEREMIYORUM OTURDUM ORDA BI TASIN USTUNE BI BAKTIM ABLMLAR O ZAMN DANK ETTI BIRDEN DEDIM ONEMLI BIR SEY VAR YOKSA BORNOVADAN BU HALDE GELMEZDINIZ YINE CEVAP YOK BIR ARA BACAK KIRIK GIBI SOZLER DUYDUM NASIL DEDIM BACAGI NEDEN KIRIK O ZAMN SOLEDILER TRAFIK KAZASI GECIRDİGİNİ SADECE BACAGIMI KIRIK DIYORUM KIMSE BANA CVP VERMIYOR AMA BUTUN HER KES PERISAN ORDA ACIL KAPISINDA OTURURKEN DOKTOR ANANS ETTI NIL BUKET GULERGIN YAKINLARI DIE HEMEN ICERI KOSTUK AMA HERKES ONE YIGILDI BENI ARKAYA ATMAYA CALSIYORLAR BENDE ARALRDAN SIYRILIP ONE GECMEYE CALISIYORUM DOKTORU BASLADI KONUSMAYA 4. DERECEDEN BEYIN KANAMASI BUTUN BEYIN ZARININ ALTI KANLA DOLMUS KANAMA AYNI SIDDETIYLE DEVAM EDIYOR AYRICA BEYINDE BALONCUK OLUSMUS HER AN HAZIRLIKLI OLUN DEDI BEN KENDIMI KAYBETMISIM DISARI CIKARDILAR YALVARDIM ALLAHIMA NOLUR BANA BAGISLA KIZIMI ONUN YERINE BENI AL BENDEN ONCE KIZIM OLEMEZ BENDEN ONCE TOPRAGA GIREMEZ DIE SABAHA KADAR BEKLEDIK ACILIN ONUNDE SAG OLSUN DOKTOR ARKADAŞLARIMIZ NİLİMİ ACILDEN YOGUN BAKIMA ALDIRABILDILER MAKINEYE BAGLANDI BEBEGIM KANAMASI DURMASI BEKLENIODU SONRA ERTESI GUN YADA BIR SONRAKI GUN KANAMA DURDU HABERI GELDI O ANDA DUNYALAR BANA BAGISLANMISTI SANKI KIZIM TUM GUCUYLE MUCADELE EDIYORDU ADLI VAKA OLDUGU ICINDE ZIYARET GUNLERI HARICINDE GOREMIODUK ODA BIR IKI DAKIKA BEBEGIMI KAYBEDECEGIM AKLIMIN UCUNDAN DAHI GECMIODU DUZELICEK O DIYORDUM SAVASACAK BENIM ICIN ZIYARET GUNLERINDE SADECE IKI KISI ALINIODU KANAMA DURDUKTAN SONRA DAYISINA UFAK UFAK TEPKILER VERMEYE BASLADI SADECE ONA VERIODU AMA... O YUZDEN HER ZIYERETTE ZAFERI MUTLAKA SOKUYORDUK BIR GUN OKSURDU DUNYALAR BENIM OLDU ONCEDEN OKSURDUGUNDE OYSA KIZARDIM INCE GIYORSUN KENDINE DIKKAT ETMIOSUN DIE DAYISININ ELINI SIKMAYA BASLADI SONRA GOZLERIYLE GOZLERINI SIKARAK CVPLIODU SONRA AYAKLARINI GIDIKLADIGIMIZDA DIZLERIYLE BERABER KIVIRIODU YANI ANLIYACAGINIZ HER GUN GUZEL BIR SEY OLUODU BIZIM ICIN BU SURE 15 GUN KADAR SURDU EN SON KAN DGERLERI YUKSELMIS KENDI BIRAZ BIRAZ MAKINA OLMADAN NEFES BILE ALMAYA BASLAMISTI SON GUN DOKTOR HASTANE MIKROBU KAPTIGINI SOYLEDI ANTIBIYOTIGE BASLANMIS AMA VUCUT CVP VERMIYORMUS YENI BIRI DENENCEKMIS BELKI BOGAZINDAN DELIK ACABILIRIZ DIE UYARDI O BILE CANIMI NASIL YAKTI... BEN ONUN EN UFACIK BIR YERINE BIR SEY OLSA KIYAMAZDIM O SADECE BENIM KIZIM DEIL HERSEYIMDI SEKIZ YASINDAN SONRA BIZ IKIMIZ BERABERDIK IKIMIZ YASADIK HAYATA BERABER GOGUS GERDIK HEM DOSTUM HEM SIRDASIM BAZEN ANNEM BAZEN ARKADASIMDI KISACASI DUNYADA HERSEYIM OLAN TEK VARLIKTI... BU GUN ILACLARI KESTIK NORMAL OLARAK GOZLERINI ACMASI GEREKIR DEDI DOKTORU.. TABIKI SEVINDIM DAYISI YALVARDI NILIM BIZIM ICIN AC GOZLERINI DIE ERTESI GUN ACACAK INSALLAH DIODUK EVET O SON GUN... ERTESI GUN BEN YATAKTAN KALKTIM DEDIM BUGUN KIZIM GOZLERINI ACACAK...YILBASINI BILE ARKADSLLARIYLA ONUN PASTASIYLA KULAGINA MUZIK DINLETERK HASTAHANEDE GIRDIK.KALKTIM BAKTIM EVDE TELAS VAR HADI CABUK SENNAZ DIE.. YA NOLUOSUNUZ DAHA COK VAR ZIYARET SAATINE DIYRUM OLSUN CABUK HAZIRLAN DIOLAR EVDEN APAR TOPAR CIKTIK GITTIK KANTINE OTURDUK O SIRADA BURÇİN GELDI KIZIMIN ARKADASI ZAFERIN KULAGINA BIR SEYLER SOLEDI DIŞARI CIKTILAR TABI BEN HUYLANDIM KOŞARAK GITTIM YANLARINA OYSA BIR GUN ONCE BEBEGIM DE BEYIN FITIGI OLUSMUS TEKRAR BIR BEYIN KANAMASI OLMUS BOYNUNUN ARKASINDAN BOSALTTMAYA CALISMISLAR AMA NİLİM GİTMİŞ.... MAKINEYE BASLANMIS... KAC KERE SORDUM HATIRLAMIYORUM YANI ÖLDÜMÜ ŞİMDİ DİE... CÜNKÜ BEYNİM TEK COCUGUMUN DAHA 19 YAŞINDA ÖLMÜŞ OLMASINI ASLA KABUL ETMIYORDU.. FENALASTIM IGENELER FILAN YAPILDI ZOR İZİN ALDIK IKI KI GORUCEZ DEDILER... SON KERE YUKARIYA CIKTIK BABASI BEN TEYZESI ŞENNUR BIZI DOKTOR ODAYA ALDI SANIRIM ZAFERDE ORDAYDI CUNKU HAYAL ALEMINDEYDIM YANI ŞOKA GIRMIŞTIM ...SONRA BIZE ORGAN BAGISI YAPACAKMISINIZ DEDILER BABA IMZALADI GERCEKLESMESI ICIN BENIMDE IMZALAMM GEREKIYORDU DOKTORA SORDUM HICMI UMUT YOK HICMI MUCIZE OLAMAZ HANI OLUO YA BAZEN AYLARCA MAKINAYA BAGLI KALIP MUCIZE OLUYOR GOZLERINI ACAIYORLAR OYLE BIR SEY OLBILIR BELKIDE OLAMAZMI DIE SORDUM... HAYIR DEDI DOKTOR BEYIN OLUMU GERCEKLESELI 12 SAAT OLDU HIC BIR MUCIZE OLAMAZ O ZAMN IMZAYI ATTIM AMA O IMZAYI ATTIGIMDA KESINLIKLE 7 KISININ HAYATINI KURTARACAGI VE BU YEDISINDEDE ORGANLARININ UYUM SAGLIYACAGI AKLIMDAN BILE GECMEZDI SADECE YAPMAM GEREKENI YAPIODUM O AN SONRA ZUZUMUN YANINA GITTIM SICACIKTI HER YERINI OPTUM OKSADIM OKSADIM KOKUSUNU SUREKLI ICIME CEKTIMKI O KOKUSU HEP KALABILSIN BENDE DIE BEN HEP ONUN ELINI ALIR NORMALDE ZORLA SACIMI OKSATIRDIM ODA BANA GEL GEL SENIN OKSANMA VAKTIN GELMIS DERDI YINE OYLE YAPTIM ELINI ALDIM YANAGIMI OKSATTIM OKSATTIM... BIR TEK CANIM VARDI ONUDA ORADA BIRAKTIM... FACETE ISMI NİL ANGEL DI SIMDI GERCEKETEN MELEK OLDU KORUYUCU MELEGIMIZ ACIMI ANLATAMM BUNA KELIME YOK HANI ZAMN DIOLAR YA ZAMN GECTIKCE ACIMDA OZLEMIMDE COGALIO HELE O OZLEM VARYA AH O OZLEM MAF OLUOSUN OLECEK KADAR OZLUOSUN GORMEK DOKUNMA ISTIOSUN RESIMLERINE DOKUNUP KONUSUYORUM OPUYORUM AMA YETMIYOR AKLIMI YITIRMEMEK ICIN AGIR ILACLAR KULLANIYRUM BOYNU BUKUK YETIM GIBIYIM SADECE NEFES ALIP VEREN AMA YASAMAYAN... SONRA ARKADASLARI O HASTAHANEDE KIZIMLA BERABER 15 GUN BOYUNCA SABAHLAYAN ARKADASLARI BIZ NILIMIZ ICIN KORU OLUSTURMAK ISTIYORUZ DEDILER TAMM DEDIM NILIN COK HOŞUNA GIDECEĞINI DUSUNDUM BOYLECE BASLAMIS OLDUK SONRA BENIM ARKADASLARIM KATILDI SONRA SIZLER YENI DOSTLARIM YANI BENIM KIZIM GERCEKTEN KOCAMAN BIR ORMANI HAK EDIO ONU ARKADASLARININ HANGISINE SORARSANIZ SORUN HAYAT DOLU CIVIL CIVIL KOTU GUNUMUZDE SUREKLI YANIMZDA OLAN SON DERECE YARDIM SEVER SEVGI DOLU BIRIYDI DIE TANIMLARLAR.... ANNEMMM MELEGIMMM SENI COK SEVIYORUM BEBEGIMMM VE SENI COK OZLEDIM BI TANEM BENIM SENINLE KAVUSANA KADAR SENIN ISTEKLERINI YAPMAYA CALISACAGIM CUNKU YÜZUNUN GULMESI BİZİM ICIN HER SEYDEN ONEMLI
Annesi Sennaz Şengül









25 Kasım 2012 Pazar

Elmada ki kurtlar!




 Elma ağacında, çürümeye yüz tutmuş bir elmanın içini  kurtlar sarmış, küçük kurtçuk yanında  elmayı kemiren büyük kurtçuğa  merakla sormuş.



-Herkes elmanın yuvarlak olduğunu söylüyor, sence yaşadığımız bu yer yuvarlak mı?



 -Bende bilmiyorum demiş büyük kurt 

Küçük kurdun kafası karışıkmış duyduklarından, merak ediyormuş!

- Yaşadığımız bu yerden başka yerler ve bizden başka canlılar varmış diye söylüyorlar.


 -Bizim elmamız dan başka elmalarda varmış ve onlarda da hayatlar, yaşayanlar varmış, hatta  dünya diye bir yer varmış orada , bizden büyük ve bizden çok zeki, tuhaf yaratıklar varmış bunlar kendilerine insan diyormuş, bizden daha fazla gelişmişler, insanların araçları varmış, tuhaf bir dilleri varmış.

Bu insanlar bizi kaçırıp üstümüzde deneyler yapıyormuş.


 Büyük kurt:

 -Bende duydum  ancak  buralarda  gören olmamış, kimi kaçırmışlar da geri getirmişler ki?


Diğer kurtçuk:

-  Bir gün yaşadığımız bu elmanın sonu gelecekmiş diyorlar.


 Çürüyen elma rüzgarlarda sallanıyormuş, sallandıkça korku ve panik oluyormuş.



 Elma çürüdükçe  içinde yaşayan kurtların sayısı dahada artıyormuş sayıları arttıkça elma dahada çok çürüyormuş.



Bunu  kurtlar bir türlü anlayamıyormuş  biraz daha fazla yaşayabilmek için durmadan elmayı kemirmeye devam ediyorlarmış.



  Küçük kurtçuk merakla sormaya devam etmiş büyük kurda:

- Peki  sen  bir gün bu elmanın sonu geleceğine hatta  elmamız yere düşeceğine çimenlerde parçalanıp , bir çoğumuzun öleceğine inanıyormusun?


Büyük kurt :

-Bende duyduğum kadar biliyorum,  kurtulanlarda olacakmış diyorlar. Kurtulanlar kendilerine yeni hayatlar kurmaya çalışacakmış ,kıyamet kopacakmış.


 Küçük kurt :

 -Bu elmada mutluyum ben başka hayat istemiyorum.


 Büyük kurt yaşlıymış, artık kalmak yada gitmek onun için bir şey ifade etmiyormuş.

 Küçük kurda sakince ''evlat her şey olacağına varır'' demiş.


 Rüzgarın hızlanmasıyla  elma büyük bir gürültüyle sallanmış ve kopmuş.Yere düşerken büyük  kurt, küçük kurtçuğa sarılmış '' bir gün başka bir yer varsa orada görüşürüz''...




24 Kasım 2012 Cumartesi

Öğretmenim.



Atatürk`ün dünyada `başöğretmen` sıfatlı tek lider olduğunu

Bir geometri kitabı yazdığını. Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (Türkçe) isim babasını bu yazdığı kitapla bizzat Mustafa Kemal olduğunu


Yıl 1938, Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiir`den alıntı : "Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir"

Norveççe`de `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu



`Atatürk çiçeği`nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landın`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada bu isimle üretilip satıldığını öğrendim.

 Öğretmen olmak  herkesin harcı olmasa gerek,  bazı ebevynler gün gelip  öz ve biricik evladına dayanamazken,  Öğretmenlerimiz  bir sürü çocuğa sabırla  bilgi öğretmeye çalışıyor.

 Bütün Öğretmenlerimizin  günü kutlu olsun...



21 Kasım 2012 Çarşamba

Migren



 Günlerdir  istenmeyen bir sevgili gibi beni terk etmeyen baş ağrıma sesleniyorum, Seven insanın gözü kör olurmuş derler ya .
Bu sevmeyen içinde geçerliymiş  anladım.

  Senin yüzünden artık gözlerim görmüyor bu sevgiden değil  verdiğin acıdandır.
  
Bu kadar mı can yakılır bu kadar mı ısrar edilir? Sevilmediğini bile bile bir insanın üstüne bu kadar mı  ısrarla  gelinir!

Seni sevmiyorum ,sevmediğimi anla diye araya hatırı sayılır insanları(Doktor) koydum, baktım anlamıyorsun aramıza mesafeler, engeller koydum(ilaç) neden halen anlamıyorsun seni istemiyorum.

Baktım halen anlamıyorsun, yaşlı teyzelere okutup üflettim , sende hiç geri adım yok, nasıl bir şeysin sen?

 Bana acı acı veriyorsun, anladım sen bana aşıksın fakat ben seni sevmiyorum lütfen bırak peşimi .

Aşk iki kişiliktir, bir taraf istemezse bunun adı aşk olmaz,  hem bana  hem kendine acı veriyorsun,  bırak artık beni, sen sorunlusun kimseye aşık olamazsın, kendine bir dünya çiz ve benden uzak dur...


16 Kasım 2012 Cuma

Ne kadar?


 Çok okumuş olabilirsin ancak, hayatın kitaplardaki gibi sonunu çözemeyiz, sıkıldığımız an elimizden bırakıp daha sonra başlayamayız.

Çok gezersin her yeri görmüş olabilirsin, ancak gezdiğin yerleri bir gezmek vardır ,birde gezmek vardır, gezersin hiç bir tarihi özelliği seni ilgilendirmez, o yerin geçmişi, sen gitmeden önce orada kimlerin nasıl hayatlar yaşadığı değilde sana cazip gelen sadece değişik bir gün geçirmektir.

Yada çok biliyorsundur, ancak karşındaki kişi sana derdini anlatmaya başladığında bir an önce  sözü bitirip sıranın sana gelmesini bekliyor olabilirsiniz.

 Hatta düşüncelerini bir an önce aktarabilmek için sözün sonunu beklemediğinizden  ,tam olarak anlatılanı anlamayabilirsiniz.
Karşınızdaki kişide  sözünün kesileceğini anladığı anda aranızda bir yarış olur ,o anlatıp içini rahatlatmak isterken siz bir an önce deneyimlerinizi paylaşmak istersiniz, aslında  karşınızdaki kişinin amacı sadece biraz rahatlamaktır.

Çok bilen biri nerede susacağını da bilmesi gerekir.


Yaşadığın hayatta, Ne kadar okuduğun, ne kadar gezdiğin, ne kadar duyup, bildiğin  önemli değil!
 Sadece kendin değil, başkalarının hayatlarından kendine çıkardığın pay önemlidir.



14 Kasım 2012 Çarşamba

Mavi




Kadın o sabah saçlarını her sabahki gibi özenle toplamak istemedi, aynaya baktı ,bu gün kendine güzel gelmiyordu,uzun uzun kaşının üstündeki sivilceye baktı iç geçirdi, içinde bir sıkıntı vardı.

 Özensizce saçlarını elleriyle düzeltti, tişörtünü burnuna doğru çekip kokladı,üstünü değiştirmek  zor geldi,parfümünü  üstüne sıkıp ,çantasını alıp evden çıktı.
 Telefonundaki mesajlara baktı, ''hadi neredesin!!'' diye yazılmış bir sürü mesaj  dudağını kıvırdı, ''hep ben bekledim birazda sen bekle''bu bir isyandı sanki.
Sevdiğiyle bulıuşacaktı,sevdiği! 
Buluşma noktasına geldiğinde, tedirgin ve beklemekten sıkılmış sevgili bilmem kaçıncı sigarasını içiyordu, yaklaştı, masaya geldiğinde ayaklanan adam yaklaşıp yanağından öptü.
Kadın'' sigara kokuyorsun'' dedi.Adam tuhaf olmuştu, oysa onunla tanıştığından bu yana sigara içiyordu fakat böyle bir kelimeyi ilk kez söylemişti .


Şaşkınlığını üstünden atan adam sordu'' koku seni rahatsız mı etti?''

Kadın umursamaz ve bütün kırıcılığıyla ''evet rahatsız oldum bu koku benim içimi kaldırıyor!''
 Adam şaşkındı ''bugüne kadar hiç söylemedin ?''
Kadın ''Sende bu güne kadar beni sevdiğini hiç söylemedin ben şaşırıyor muyum?
 O an her şeyi anladı adam, kadın ona çok kırgındı, duymak istediği şeyleri söylememişti ona, Hesabı ödeyip, sahile doğru yürümeye başladılar.
Kadının yüzündeki gerginlik ürkütüyordu adamı, adam deniz kenarındaki bankı göstererek'' ilişelim mi şuraya?'' dedi.
Kadın  onaylarcasına başını salladı.Bankın kenarına otururken,''ben hayata hep iliştim zaten'' dedi,adam üşüdü, fakat denizden vuran rüzgar değildi onu üşüten, olacakları az çok kestiriyor olmasıydı.
Kadın bir şeylere  karar veripte gelmiş gibiydi.
Adam denizi gösterdi''bak sen deniz gibisin; masmavi..seyrettikçe içimi huzur kaplıyor,olmadık zamanlarda hırçınlaşan, ne zaman ne yapacağı belli olmayan..bir bakıyorum fırtınalar koparıyorsun bir bakıyorum o kadar sakinsin ki'' 
Kadının gözlerine baktı tepkisini anlamak için, kadın derin derin bakıyordu devam etti ''bak işte denizler kadar derinsin'' kadın ,adama dönüp ''ya sen?'' dedi
Adam ''bende gökyüzüyüm  ne zaman denizde fırtınalar çıksa rengi değişen,ne zaman yağmurlar yağsa ardından gökkuşağını çıkaran'' Kadın gülümsedi ''madem o kadar biliyorsun neden söylemiyorsun?''
 Adam bir an sustu  derin nefes çekip ''konu seni sevdiğimi söylememem değilmi?'' 
''Evet'' dedi kadın ''seviyorsan neden söylemiyorsun ?''
Adam ''söylemem mi gerek davranışlarım yetmiyor mu?''  
''Yetmiyor'' dedi kadın gözleri dolarak,''sen bana seni seviyorum demediğin gibi hiç bir ümit vermiyorsun.Sev beni de demiyorsun..Ben  sana her seni çok seviyorum deyişimde,  senin tarafından çok sevilmek istiyorum diye haykırıyorum da sen anlamıyorsun.


 Bir gün karşına başkası çıktığında sen ona bir şeyler hissettiğinde arkana bakmadan  gideceksin ve ben sana ümit mi verdim, seni seviyorum mu dedimdediğinde ben ne diyeceğim söylermisin ne diyeceğim?

 Ah sevmek için karşılık beklemek gerekmez mi diyeceğim..
Ya ümitlerim,ya hayallerim nerede benim, kızarmış ekmek kokularıyla uyandıracağım eşim, gülmekten gözlerimizden  yaş gelen sevdiğim ,  çubuk makarnanın  bir ucunu onun ağzına bir ucunu kendi ağzıma alıp  makarna savaşı yaptığım sevdiğim,sevildiğimi ve kaybetmek istemediğini anlatmak için çabalayan sevdiğim nerede?
 Ben bu hayallerle kendimi avutursam sen bir gün çekip gittiğinde  ben  ne olmuş olacağım, kim tarafından yıkıldığı belli olmayan gecekondulardan farkım ne olacak söyler misin bana?''


Adam şaşkın bir o kadar da tedirgindi artık, aslında o da bilmiyordu  bu kadını isteyip istemediğini..tek bildiği kadının onu istediği kadar o kadını istemiyordu ancak ilgi o kadar hoşuna gidiyordu ki, böyle bir şeyi beklemiyordu , aslında kadın haklıydı , haklısında diyemiyordu!



 Kadın oturduğu banktan kalktı  adama doğru döndü ''evet söyle lütfen ben neyim senin için?'' Adam ''sen denizimsin'' dedi, kadın   içini çeke çeke ağlamaya başladı  adam bugüne kadar onu bu kadar ağlarken görmemişti .



Kadın  ''görüşürüz'' dedi, uzaklaşırken mırıldanıyordu  ''anlamıyorsun  ikimizde maviyiz,ben deniz sen gökyüzü...anlamadığın denizler şeffaftır, rengini gökyüzünden alır....''



10 Kasım 2012 Cumartesi

Bulmak




Hayatınızda tanıdığınız  en mutlu insan her zaman mutlu değildir,  mutlu insanlarında kötü günleri, düş kırıklıkları, tartışmaları , kayıpları,unutamadığı sevdikleri, geçmişe baktığında pişmanlıkları elbette vardır.
Onları mutsuz insanlardan ayıran özellik bu sorunları başarılı bir şekilde aşabilmeleri.
 Mutlu insanların davranış şekillerini incelediğimizde  kendilerine  öz hayat metabolizması kurmuşlardır, sanırım mutlu ve mutsuz insan arasındaki farkta budur  önemli olan mutsuzlukları yaşamak değil  o dönemi kolayca atlatabilmektir.
 Şu an içinde bulunduğumuz durumun daim olmayacağını bilmek çok önemli, çoğumuzun yaptığı,moralimizin bozuk olduğu anlarda , o anlara şahit olan ,ebeveyn, arkadaş, çocuklarımızı kırmaktan geri kalmayız.
O an sorunu çözmeye çalışmak en büyük yanlışlardan biridir böyle yaparak  sorunu iki katlarız,karamsarlığa kapıldığımız anlarda  yaşananlara suçlu aramak en büyük yanlışlardan biridir.
 Nasıl ki mutluluğu  kendi içimizde bulacağımızı biliyorsak, çoğu sorunda aslında kendi içimizde,yanlış insanlar yanlış çevre diye bir şey yok bunları büyüttüğümüz sürece mutluluğu yakalamak bir yana yanından geçemeyiz.
Nasıl ki  zaman her şeyin ilacı diyorsak, mutsuz olduğumuz anlarda derin nefes alıp kendimizle baş başa kalmayı denemeliyiz.
Nefes egzersizleri  çok işe yarar ve benim yıllardır yaptığım bir yöntem benim için çok işe yarar. En mutsuz olduğum anlarda  ben doğduğumda ailede kaç kişiydik  aklımdan onları sayarım ,her defasında  birinde takılır, değişik özellikleri gelir aklıma, şu anda kaç kişi kaldığımızı düşündüğümde ise artık  mutsuz olmadığımı farkederim, beyin bir anlık odaklandığı konudan uzaklaşınca, sorunlar çokta büyümemiş olur.
Nekadar çabalasakta bazı olayları engelleyemeyeceğimizi  unutmamak lazım. 




9 Kasım 2012 Cuma

Bazen


Mutluluk bazen  bir gülüşte saklıdır, bazen suskunlukta, bazen çok konuşmakta.
  Aslında mutluluk bir arayıştır kimin nerede bulacağı belli olmaz ki!
 aklımızdan çıkarmamız gereken  tek şey
Bazen bir sivilce sonumuz olur. Bazen verdiğimiz bir bardak su, hayat olur...




8 Kasım 2012 Perşembe

7 Kasım 2012 Çarşamba

Ya sende varsa


Mutlu olmak için çok sebep var, elimizdekilerle yetinmeyi bilmek en güzel motive şeklidir.
 Yeni ayakkabı, temiz kıyafet, sıcak bir tas çorba, bazen dostça bir sarılma yeter, ya bunların hepsi sizde varsa?

 işte o zaman saçınızın istediğiniz şekle girmemesi bile yaşamdan soğuma sebebiniz olabilir!

6 Kasım 2012 Salı

5 Kasım 2012 Pazartesi

Ama



Bir işe başlarken, yaparken, düşünceleriniz,  Ama, içimden bir ses le başlıyorsa  ,yapıyorum ancak iyi şeyler  hissetmiyorum la devam ediyorsa tam da hissettiğiniz gibidir.  
içinizdeki sese kulak verin
Sağduyunuz hayatın gürültüsünden sağır 
 kirliliğinden de kör olmuş olabilir!


4 Kasım 2012 Pazar

Anahtar sensin



Sevmek insana acı vermez ,beklemediği tepkileri görüp,aynı karşılığı bulamayan insan acı çeker.Birden pişmanlık sarar.Neden peki? Ben neden bu kadar özveride bulunabilirken, o aynısını yapmıyor?
Sorguladıkça dibe batar...

Aslında çevremizdeki insanlar; dost,arkadaş bunları sorgulamak yerine, önce kendimizi sorgulamalıyız.
Mutluluk, paramız varsa  istediğimizde hemen sahip olabileceğimiz marketten alınan bir şey değildir,
bu bizim elimizde.

Örnek verecek olursak hiç düşündünüz mü?  

Hayatınıza giren insanların huyları ne kadar birbirine benziyor.
Sevmek istiyorum  diye bir ilişkiye başladığınızda sizce  sevilecek misiniz? 
Bence hayır...

Sevilmek uğruna bedel ödemeniz gerektiğini düşündüğünüz için, tüm sevginizi  karşınızdaki insana  verip,hayatınızı onun etrafında odaklarsınız ,sevilmek için sevmenin şart olduğuna kendinizi  şartlandırdığınızdan sadece kendinizi dinlersiniz.

İnsanlar ikiye ayrılır.
Derin düşüneneler, yüzeysel düşünenler.

Derin düşünen biri yüzeysel düşünen birini sevemez, ona sempati duyar o kadar.

Yüzeysel düşünen insan, derin düşünen insanı sevebilir, ona aşık olabilir , onun düşünceleri yüzeysel düşünen insanın hayalleridir.
Derin düşünen insan için sevmek ; her şeyi, herkesi sorgusuzca sevmektir.

Karşılık beklemez, illa onun olması gerekmez sevmek için, ruhunda  umursamazlık vardır, herşeye  çok yakın bir o kadar da uzaktır.

Kendisini düşünecek kadar çok zamanı yoktur, sınırlamaz kendini.Ne inancının sınırı vardır, ne de bir engel vardır onun için.Her şeyin kendinde başlayıp bittiğini çözmüştür.

Yüzeysel düşünen insan herkese aşık olmaz herkesi sevmez ,sevdiğinin ona ait olmasını ister.

Sabit odaklanır.Sadece sevdikleri değerlidir ,en ufak hadiseyi büyütüp hem kendini hemde çevresindekileri mutsuz eder.

Sorgulamayı sever,  yapılan bir şeyin illa nedeni olmalıdır.İlla sonuç ister ,sebep sonuç ilişkisini iki dakikada yazar, neden benlerle dolu bir hayatı vardır. 
Huzuru kendi içinde ararken,sevdiği insanların içinde de bunu arar,  acı çekmekten korkar, bilinç altına yerleştirdiği tabular ve karşısındakinden çok beynindeki  sesleri dinlediğinde zaman zaman acı çekmesi kaçınılmazdır.

Ne olursa olsun insan önce hayal etmeli, sonra hissetmeli, sonrada söylemelidir diye düşünenlerdenim.Beklentilerimizi yüksek tutarken  olmayacak hayaller kurmak bize sadece mutsuzluk verir.

Anne, baba, eş, çocuk, arkadaş ve iş ilişkilerimizde  önce kırılırız, sonra kırarız.

Kırılmamızın sebebi  beklentilerimizi karşı taraftakine doğru aktaramadığımızdan olur. Biz bunu kabullenmek istemeyiz, bu bütün insanlarda aynıdır.Düşüncelerimiz farklı olduğu için, onun söylediği kelimeden bizim çıkardığımız anlamlar farklı olduğu için,   önce biz kırılırız sonrada kırarız.

Mutluluğun en büyük anahtarının kendimizde olduğunu kabullendiğimizde,hayatı akışına bıraktığımızda, her şey kendiliğinden düzelmeye başlar.

Bunu sabırla bekleyip görmekte bize kalır.


3 Kasım 2012 Cumartesi

Tahta oyuncak (Kısa hikaye)


 Nafiye 40 lı yaşlarda   kısa boylu,esmer tıknaz, iri gözlü  içe kapanık bir kadındı, hastane kapısında  hasta bakıcılar sedyeye yatırırken   gıkını bile çıkarmamıştı, başkası olsa çoktan bu acıya çığlığı basardı.

Birazda alışkanlık vardı  7. bebeğini kucağına alacaktı . Doğum odasına girdiğinde ebe  Nafiye den daha heyecanlıydı, çünkü ebenin o gün  ilk doğumu olacaktı. 

Nafiye bile  bu konuda ondan daha deneyimliydi, bu yüzden   ebenin işi çok kolaydı ve  doğum beklediğinden   kolay olmuştu. 

 Ebe heyecanla  nafiye'ye seslendi ''bayan çocuğunuza ne isim koyacaksınız?''
Nafiye umursamaz bir tavırla  ''ne bileyim  istersen  sen koy adını'' dediğinde,  ebenin gözleri parlamıştı  beklediği şeydi ,ilk doğurttuğu  bebekti, ''benim ismim olabilir mi?'' dedi heyecanla. 

 Nafiye, olur dedi. İsmini bile sormamıştı ebeye.
 Zehra bebek ve nafiye  ertesi gün  hastaneden ayrılırken  , Nafiye ,Zehra  ebeye teşekkür bile etmeden çıkmıştı  ...

Zehra yedinci çocuktu o yüzden  pekte özenle büyütülmüyordu,  ablaları  durmadan kavga ediyorlardı. Nafiye  7 çocuğa birden ilgi vermesi mümkün değildi, o da bu kadar çok çocuk istememişti fakat bir türlü eşinin erkek çocuk sevdasından vaz geçiremiyordu.Ev işleri yemek bulaşık birde çamaşırlar derken gün yetmiyordu ona.

Yine öyle bir gündü  Nuriye ablası elindeki  tahta oyuncağı ,Necla ablasına  fırlatırken  tahta oyuncak Zehra bebeğin başına öyle şiddetli vurmuştu ki,   Zehra bebeğin çığlığı, mutfakta bulaşık yıkayan  Nafiye'yi   elinde  tabakla içeri girmesine sebep olmuştu.

 Nafiye  ''ne oluyor başımın belaları  ne yaptınız yine  çocuğa?'' 
derken  beşikteki bebeği  kanlar içinde görünce porselen tabağı yere fırlattı,  bebeği kucakladığı gibi soluğu  50 metre aşağıdaki sağlık ocağında aldı , akşam saatlerinde devlet hastanesine  oradan da fakülteye sevkedilmişti, Zehra bebek beyninde  zedelenmeden dolayı  artık normal bir çocuk değildi.

  Üstüne üstlük  gözlerindeki ışık  o gün yok olacaktı, görme duyusunu   kaybedecekti.  Zehra 13   yaşına geldiğinde artık hastanelere gitmiyordu, bu yaşa kadar dört defa ameliyat olmuştu yine de tam olarak iyileşememişti .

 Küçük kız için tutsaklık günleri böylece başlamış olmuştu, gözleri görmediği için  Nafiye onu ayağından bir bez parçasıyla bağlıyor ,ipin ucunuda yatağın başına bağlıyordu   ,  evlerinin bahçesindeyse   babası Zehra için büyük bir kafes yapmıştı. Kafesin içinde oynuyordu ,başka türlü Nafiye ona sahip çıkamıyordu.  evden çıkıyor,  gözleri görmeyince   yolunu kaybediyordu defalarca çiğnenme tehlikesi geçirmişti, sokaklar da aç gecelemişti , hayvanları elliyor ısırılma tehlikesi geçiriyordu.

 O gün   ablasının Öğretmeni , velileri tanıma projesi için evleri gezmeye gelmişti .İki odalı evin  büyük odasında çaylarını içtiler  öğrenci hakkında bilgiler aldılar yan odadan durmadan anne ,anne diye ses geliyordu, Bülent Öğretmen  sesin sahibini merak etti.

   Zehra'nın öyküsünü dinlediğinde ve  yatağında bağlı  halini görünce  içi acımıştı ,aklına biricik  kızı Sude gelmişti,    Bülent öğretmen o gece eve gittiğinde hiç uyumadı sabaha kadar  bu masum kız ve çaresiz aile için ne yapabileceğini düşündü ... 

Sabah olduğunda  ,bütün gece uyumadığı için başında şiddetli bir ağrı vardı,neyse ki yapacağı şeyi biliyordu,  derse öğleden sonra girdiği için doğruca sosyal hizmetlere gitti , Zehra ve ailesini anlattı . Sosyal hizmetler öğle olmadan küçük kızın evine varmıştı  aileye  maddi yardımda bulunuldu.

  Ve  Zehra için  o gün özgürlüğüne kavuşacağı   günün başlangıcıydı...  Zehra  engelliler okuluna başladı servisle sabah alınıp geceleri eve getiriliyor ve aileye de  yardım yapılıyor du .
  Zehra çok azimli bir kızdı. 

    Böylece yıllar  su gibi akıp geçiyordu, Zehra  ona sunulan imkanları güzel değerlendirmiş, azimle çalışıp, çok çabalamıştı ,artık genç bir kadındı, gözlerinden biri çok bulanıkta olsa görebiliyor du.

 Engelliler okulunda  Öğretmen olmuş yıllar önce onun durumunda olan minik kız ve oğlanlara okuma yazma öğretiyordu   ve her zaman Bülent öğretmene minnet duyuyordu....



2 Kasım 2012 Cuma

Aslında




Aslında hayat;
 yaşamak istediklerinizle, yaşadıklarınız arasında ikiye ayrılır.
Yaşadıklarınızı içinize sindirmek için büyük çabalar sarfedersiniz.
  Ümit eder üzülür, ağlar, sevinir, gülümser kararsız olduğumuz anlarda  düşünür,  karar verir, zaman zaman büyük mücadeleler verirsiniz...
  Yaşamak istedikleriniz için  sadece hayal etmek yeterli.... 



1 Kasım 2012 Perşembe

Bilmek isterdim


 Yine aylardan Kasım...
Senin de canın acıyor mu?

Avuçlarının arasından kayanların  yaprak değil bir ömre ait kırıntılar olduğunu bilmek  sana ne düşündürüyor?

 Senide  kavuruyor mu hasret,  ya gururun kırılmışlıkları  cam misali batıyor mu seninde yüreğine?

Her dikiş attığında  izinin geçmesini bekliyormusun sabırla?
 Yarası kapandığında, izini gördükçe mi anıyorsun yoksa en olmadık anlarda sızlıyor mu?