28 Eylül 2012 Cuma

Gölgede açan çiçekler # 24 #

 RUHUMDA Kİ ÇOCUĞUN RUH HALİ 

Büyük teyzem yemeklerle ilgileniyor bende anneannemle.Aysel yengem geleni gideni ağırlıyor.
Anneannem ağır  hasta olunca  duyan akrabaların hepsi geliyor. 

 Gündüzleri anneannemi,  burnundaki hortuma şırıngayla besledikten sonra  köşede ki kahve rengi koltuğa oturup geçmişi ,anneannemi  ve yaşamı düşünüyorum.

Dedem   memur muş,  anneannem  altı çocuğa bakabilmek için çalışmamış, fakat ev işlerine kendini o kadar çok kaptırmış ki onun için  yemek yapmak,  evi temizlemek artık takıntı haline gelmiş ev işi ve yemek yapmaktan  ne  bir düğüne ne hastaya ne cenazeye katılmaz olmuş.
O da kendine göre yaptığının çok mühim olduğunu düşünmüş, kendince haklı da.

  Anneannem sabahları el süpürgesini alıp kapı önünü süpürmeye başladığında,  komşularla ancak böyle  sohbet edermiş onun dışında pek  gelip gideni yokmuş, 


 Anneannem şu an  yatağında sessizce yatarken bunlar zihninden geçiyormu acaba... 

İnsanın  gençliğindeki kişilik ve karakter yapısı yaşlandığında içindeki gizli pıhtılar dışarı çıkıyor artık ne düşündüğünü saklayamıyor.

 Yaşlılar  çocuklara çok benziyor. Yaşlılarla çocukları birbirinden ayıran en büyük özellik, yaşlılar çocuklar kadar masum değil!

  Davranışları çocuksu olsa da halen içlerinde büyük bir insanın  mantık kırıntıları var. Yaşlılar bu günü pek hatırlamasa da geçmişi hiç unutmaz  hatta geçmişte yaşarlar.

  Gençliğinde  agresif bir insan yaşlılığında melaike olmuyor, hatta yaşlılığını kullanabiliyor, kalp kırıp sonrada ben yaşlıyım sende yaşlan da görürsün diyebiliyor.Gençliğinde mülayim olan insanlar yaşlandığında da  mülayim  oluyor ve artık  ebedi alemi kabulleniyor ötesi için ne yapabilirim bir gün gidersem arkamdan daha iyi anılmak için nasıl hayırlar işlerim diye düşünüyor.

  Diğer tür ise  eyvah! ben daha ölmemeliyim diye düşünüyor,  o da biliyor  yaptıklarının doğru olmadığını. Arkasında ne iyi bir anı nede anılacak bir hayır bırakmayacağını iyi biliyor.

Son çırpınışlarını yaparken daha fazla insan kırdığının farkına bile varmıyor.

Ruhumuzdaki çocuğun ruh hali hiç bir zaman değişmiyor,yedisinde ne ise yetmişinde de o oluyor.

 O yüzden ''yaşlandı da böyle oldu''  sözleri sadece   içinde olduğumuz durumu kurtarmak için söylenmiş bir yalandan ibaret...



  Düşününce  anneannem de anneme  sahip çıkmamış  annem babamdan yıllarca çekmiş. Babam alkol alıp eve sarhoş gelir bazen hiç gelmez,  ne tarla ne evle hiç ilgilenmez ve en acısı da bizden başka, kaç  kadından kaç çocuğu olduğu bile belli olmayan birine katlanmak zorunda kalmış annem. Üstelik bir de kayın valide dırdırı çekmiş.

  Yıllarca hep annem çalışmış. Tarla, hayvan bir de çocuk  şimdi düşünüyorum da hayat ne kadar tekerrürden ibaret. Anneannem, anneme sahip çıkmamış, yada çıkamamış. Aynı şeyi annem bana yaptı,yada yapmak zorunda kaldı. Suçlayamam,kendine sahip çıkamayan yavrusuna nasıl çıksın.

 Demek ki halkanın zincirini ben kırmasaydım yıllar sonra aynı mutsuz evliliği Minel de yaşayabilirdi ve ben ona  yardım edecek gücüm olmadığı için  ancak ''ALLAH yardım etsin kızım'' diyebilirdim ne acı... 
 Kimseyi suçlamıyorum,yaşamam gerekiyordu yaşadım ,yaşadıklarımdan ders aldım,hayata sımsıkı sarılmaya başladım...
Bir gün kitap olacak:)

27 Eylül 2012 Perşembe

Gölgede açan çiçekler # 23 #


İNCİR GİBİYMİŞ ÖMÜR 
Nadide  her zamanki gibi  hafta sonunu bende geçirip geri döndü. Onu daha gittiği gibi özlemeye  başlıyorum,o benim  en iyi dostum. 

Boşluktayım, sanki doğduğumdan bu yana hep evliydim! Kendi başıma kararlar almak bana tuhaf geliyor bir o kadarda hoş.
İki kişilik yemek yapmaya bir türlü alışamadım, yaptığım yemekleri  üç gün yiyoruz.

Beynim bana halen evli olduğum sinyallerini veriyor,hareketlerim, davranış şeklim,konuşmalarım, eşini çok seven kadınları aratmıyor.
Alışkanlıklarımı özlüyorum , her sabah  Erkan işe gittikten sonra Hilal ve Aynur'la  yaptığımız kahve sefalarını,bir araya gelip yaptığımız mantıları, balkonda oturup saçma sapan muhabbetlere attığımız kahkahaları özlüyorum.

 Yıllarca yaşadığım Şehir'e, o şehir demek ağırıma gidiyor.
O şehirde bıraktığım evimi,koltuğumu,tabağımı hatta kırık fincanımı bile özlüyorum.Göz yaşlarıma engel olamıyorum.

Yıllarca acıyla kavrulmuş hayatımın birden iyi yönlerini  görmeye başladım, geçmişi gömmediğim sürece geleceğe emin adımlarla ilerleyemem.

Geçmişi gömmek ,unutmak değildir, geçmişte yaşadığım sürece geçmişe takıldığım sürece sağlıklı kararlar alamam, böyle olması gerekiyordu, böyle oldu.
Kaybettiklerime ağlarsam şu anda neler kaybedeceğimin farkına asla varamam. 

İçime kapanık olmam, çoğu zaman, eşini seviyor ondan böyle davranıyor,bir gün barışırsa, bak ben sana hep sadıktım diyecek herhalde sözlerini söyletiyor  başkalarına.

 Başkalarının ne düşündüğünü umursamayı bırakalı çok oldu.
Ben sadece Minel'e iyi örnek olmaya çalışıyorum,o beni  kendine model olarak görüyor.

Evde belli kurallar koyduk buna ikimizde uymaya çalışıyoruz,  Minel arada kuralları esnetmeye çalışsada  hayır dediğimi kolay kolay evet yapamayacağını biliyor.

İş yerinde hayatım  gayet rutin bende bundan memnunum, hayatım az da olsa bir düzene girmesiyle kendimi daha sakin ve güler yüzlü  olmaya başladım , gerçi insan ne kadar sert durursa  o kadar az darbe alıyor .

 Yağmur yağacak  diye çok korkuyorum.En ufak sağanakta  akmaya başlayan damım, biten tüpüm ,bozulan prizlerim hepsi bana bakıyor artık kendimi kadın olarak hissetmiyorum!
Erkek gibi düşünmeye çalışıyorum,eğer erkekler yapıyorsa bende yapabilirim.

Kendimi başarmaya o kadar  çok adapte etmiş  durumdayım ki  çıkabilecek en ufak aksiliği bile gece yarılarına kadar oturup planlıyorum.
Sevdiklerimi düşünüyorum. Sevdiklerim benim onları sevdiğim kadar  sevmemiş meğer.

Bu aralar iş yerinde küçük bir kriz var,bizim bölümü  senelik izine çıkardılar ,ben gönüllü olarak başka bölümde çalışmaya başladım.
Sabah işe  başalayalı bir kaç saat oldu ,telefonum çaldı Zühre yengem hemen fakülteye gelmemi söylüyordu anneannem  evde  kendi kalkıp banyoya gitmeye çalışırken düşmüş kalp krizi ve beyin felci geçirmiş.

İzin aldım  Fakülte hastanesine gittiğimde anneannemin durumu hiç iç açıcı değildi,Şefi arayıp  bu bölümde aten gönüllü çalıştığımı  anneannemin durumu anlatıp senelik iznimi istediğimi söyledim ,konu hastalık olunca kabul etti.

Aysel yengem karşıdan bakıldığında çok ilgili çok hanım bir kadın gibi görünse de biraz vakit geçirdiğinde  ne kadar boş bir kalıba sahip olduğunu anlayabiliyorsun. 

Ona kızmamın en büyük sebebi anneannemi sadece para olarak görmesi  ,anneanneme dedemden maaş kaldı sırf o para için anneannemi yanına almasına rağmen   ben gelmeden önce  kışları sadece bir defa  banyo yaptıran bir insan,hoş kendide  her zaman banyo yapmaz bu yüzden dayım ona lahana der .

Tamam anneannem zor bir kadın ,titiz ve aksi yapacak bir şey yok bizde  günü gelince yaşlanacağız ,zaman zaman bana yaptığı aksilikleri düşünürsek banyo yapmak istemeyip sadece saçlarını yıkatır tam saçlarını örüp evime gideceğim malum benimde bir pazarım var.

''Hadi bakalım şimdi vazgeçtim  beni banyo yaptır''  der ''off anneanne'' diye diye  banyosunu yaptırırım  saçlarını örerim beğenmez tekrar ördürür. Yüzüne  bir şey diyemem ,bazen eve geldiğimde söylenirim aksi ihtiyar ne olacak  haftaya gitmeyeceğim yıkamaya derim hafta sonu gelince yine  tıpış tıpış giderim.


Anneannem  geçirdiği ilk felç olmadığından durumu ağır bir kaç gün hastanede kaldı  artık tıbben bir şey yapılamayacağından eve yollandı.Anneannemle daha iyi ilgilenebilmek için Minel ile dayımlarda kalmaya başladık.Bu durumdan Minel memnun olmasa da yapacak bir şey yok teyzemde benimle birlikte dayımlarda kalıyor.

Diğer teyzem Yurt dışında yaşadığından bir kaç güne kadar gelecek.
Anneannemin altını bezliyorum  ,burnuna takılı bir hortumdan şırıngayla besliyorum,teyzem ve yengelerim  anneannemin altını almaya hiç yanaşmıyor ama birileri  ziyarete geldiğinde  lafla çok bakıyorlar. Olsun ALLAH görüyor tabi komşular da görüyor.

Bir gün kitap olacak:)


26 Eylül 2012 Çarşamba

Gölgede açan çiçekler # 22 #




HAYAT, AYRINTILAR DA GİZLİDİR!

Hayat ikiye ayrılır hayatı düş olarak görenler ve hayatta  tutunamayıp yere düşenler!

Hafta sonları  anneannemi yıkamaya gidiyorum, hafta sonu onunla ilgileniyorum hafta içi Minel'le,
kendimiyse saldım  pek ilgim yok kendimle. 
Anneanneme  ''bak bebişim seni haftaya yıkamaya gelemem arkadaşım gelecek'' dedim.

 ''Tamam  o zaman hafta içi her gün yıkayacaksın beni yoksa evimden çıkarırım'' gülmeye başladım tamam tamam hafta içi, iş çıkışı her gün yıkarım  sen evden çıkarma beni.'' 

Aslında evden çıkaracağı yok. Yaşlı kadın  düşünmeden konuşuyor, ben ilgilenmezsem pis duracak  banyo yapmaya alıştı artık hiç yarası yok,  zaten kendi işini kendi yapabilse bana hiç  bu kadar ısrar edermi.
Onu şımartıyorum bazen saçlarını balık sırtı örgüsü bile yapıyorum.   Annemi kaybettikten sonra,  Anneanneme daha çok bağlandım ,asi ve titiz bir ihtiyar, yinede onu çok seviyorum.''

 Hafta sonu nu iple çekiyorum Nadide gelecek, Tek sırdaşım.Günlerim sessiz ve içime kapanık geçiyor.Suskunluğum iş yerinde  bir çok arkadaş edinmeme vesile oldu.

Arkadaşlarım beni evli olarak görüyor .  Neden se Dul olmamı  onlarda kabullenemiyor. Yeni işe girenlerle sohbet olduğunda evlimisin? sorusuna benden önce arkadaşlarım cevap veriyor''evli o bir kızı var'' korunmak ,kollanmak hoşuma gidiyor.
 Aslında  haklılar ben kızıyla evli bir Dul'um.

Düşenin üstüne basmayın lütfen! Kenara çekin orada yatsın!

  Ben,  arkadaşlarım beni  kolluyor diye düşünürken, demek ki hepsi aynı düşüncede değil, boşandığımı duymayan kalmamış iş yerinde.  Sabah yanıma işe yeni giren bir bayan geldi, ismi; Arzu    kulağıma eğildi ''biliyormusun bende  eşimden ayrılıyorum seninde yeni ayrıldığını duydum, çok sevindim''
 ben  şaşkınlıkla yüzüne baktım  ''niye sevindin ki bu kadar?''    şaşkınlığımı anlamış olacak
 ''yoo yanlış anlama   benim le aynı kaderi yaşayan birine rastladığım için sevindim birbirimize destek oluruz ondan sevindim bizi en iyi biz anlarız.'' 

 Kendimi   yeni arkadaşlık ilişkilerinden uzak tutuyorum, tabi çok iyi dost olma ihtimali olan insanlarada şans vermemiş oluyorum, bir nevi  bende kaybediyorum!

 Hafta sonu sabah erken saatler de Nadide geldi  onu Terminalden alıp eve geldik. Eve girdiğimiz an ona sarılıp ağlamaya başladım ''Çok yalnızım Nadide çook!''  şaşkınlıkla bana sarılıp  
''sakin ol Melek her şey geçti  her şey güzel olacak .''
İçeri , oturma odasına girdik, Minel henüz uyuyor. Minel'in odasının kapısını kapadım.

Nadide '' ben seni daha iyi görmeyi hayal ediyordum, anlat canım telefonda mahkemeyi hiç anlatmadın neler oldu?''
Anlatmak istemediğim hatta unutmak istediğim bir gün, günlerdir içime attım bunu kimseye anlatmadım ,yıllarca yaşadığım bir insanın bu kadar alçalacağını hiç düşünmemiştim.

 ''Biliyormusun nafaka istedi, 
 Hakim''sen nafaka isteyemezsin sen vereceksin, Minel'in velayetini anne istiyor '' dediğinde
 ''O zaman Kızımı istiyorum , o bana nafaka versin'' dedi
 Oysa Erkan'ın bilmediği bir şey var, ben mahkemeye boşanmaya dilekçesini verirken , bir de gizli şahit sundum ve o benden önce mahkemeye çıktı dilekçesi  buradaki mahkemeye yollandı.

 Gerekirse buradaki mahkemeye de  gelip yüzleşeceğini tanıklık yapacağının teminat verdi.
''Kim o Melek bana hiç bahsetmedin''
'' Tabi ki Hilal. Hilal   orada mahkemeye çıktı aynı Şehirde olmamıza gerek yokmuş, ben dilekçemde onu şahit  olarak yazdırmıştım.  Biz mahkemeye çıkmadan önce onu mahkemeye çağırmışlar   bildiklerini gördüklerini  anlatmış ve dilekçe olarak buraya gönderilmiş,altına  gerekirse isim açıklanacak,diye yazılmış.

 Biliyorsun ben rapor almadım, fakat  vücudumun görünen yerlerinde kalıcı çok fazla iz olması  ve Hilal bunları yapanın Erkan olduğunu teyid etmesi  yararıma oldu.

Erkan'ın bunlardan haberi yok tabi, Erkan'ın onlara da zarar vermesinden çekindim,ne de olsa halen kapı komşular.
 Hakim bunları bildiği için ona pek konuşma hakkı vermedi, Şizofren tanısı konulduğunu buna rağmen sadece bir kaç defa  doktora gittiğini  de  yazdım, hastaneye gittiği tarihleri ve doktor isimlerini belirttim dilekçe de , ve hiç bir şey istemediğimi sadece  Minel!in velayetini istediğimi  belirttim .

 Nadide şaşkınlıkla gülümseyerek '' Melek sende  maşAllahın var yani  bir de avukat tutamadım diye üzülüyordun, sen tek başına hem avukat hem dedektif olmuşsun senden de korkulurmuş yani ''

 ''ee ne yapalım baktım kimseden fayda yok . Düşmüşüm kaldıran  da yok tek çarem kangren olmuş  yeri kesip  tek başına ayağa kalkmak  bende onu yaptım acı yok mu ? var, ama  herşeyin bir bedeli varmış bunu öğrendim.''

Nadide heyecanla  '' bunları bana hiç anlatmadın  boşanıp boşanmadığını bile zor anladım,peki sonra ne oldu devam et.''


 Erkan  Minel'i istediğinde hem de  sırf benden nafaka almak için istediğinde bir an paniğe kapıldım . Hakim  işi hiç uzatmadı, Erkan'a sen de uzak yoldan geldin  karşı taraf boşanmakta ısrarcı  mahkemeyi anlaşmalı boşanmaya çevirelim yollarda gelip gitme'' dedi.

 Önümüze evrakları yolladı Erkan  düşünmeden imzayı attı boşandık  Minel'in velayeti bana verildi , yaşadığımız yer ve Erkan'ın yaşadığı yerin mesafesi olduğundan   ayda bir gün cumartesileri ve dini bayramlarda  birer gün alıp akşam üstü getirmesi ve eğer ben istersem Minel'in yanında başka birini  gözlemci olarak i yollayabileceğim, bunu bana bırakmış hakim.  ve Minel'e  150 lira nafaka bağlandı.''

''Çok az değilmi?''
 ''Maaşını öyle göstermiş yapacak bir şey yok canım baksana adam benden nafaka istiyor!''  Anlatırken  nefesim kesiliyor bazen ağlıyorum bazen gözlerimi silip ellerimi yumruk yapıyorum.

''Mahkemeden çıktığımızda  ellerime yapıştı ''ne olur beni bırakma diye   yaniden bir şans ver ben geleyim  yanınıza nasılsa evin işin var hiç karışmam size bir süre böyle deneyelim'' dedi 

 O an çıldıracaktım  neden şaşırıyordum ki aslında beklediğim bir şeydi  onun öylece sessizce alıp başını gitmesini zaten beklemiyordum, beni öldürebileceğini bile düşünmüştüm. kabullenmesi imkansız bir şey yaptım.

 Dayımlar beni aylarca anneannemin evine  yerleştirmemekte ki düşüncelerinde ne kadar haklıymış.

 ''peki sen ne yaptın?''
''ne yapayım karnım aç  bir şeyler yiyelim,dedim'' 
 ''ya Melek delimisin  niye böyle bir şey dedin?''
 O an ondan kurtulmanın en kolay yolu  ve kalabalık yerde daha güvenli olurum  orası pek işlek bir cadde değil korktum açıkçası.''

'' Tamam gel bir lokantaya gidelim.''  dedi  ''yok ekmek arası al ''dedim  bir büfeden  ekmek arası aldı.   Ne kadar fazla  İnsanların arasında olursam o kadar güvende hissediyorum kendimi.

  Bilirsin insan içinde  kendine çok dikkat eder  bana zarar veremez diye düşündüm.  ekmekleri  bir bankta oturup yedik.

Yerken durmadan ağlaştı şimdi bana kim yemek yapacak ,benim maaşım yetmez ,ben  Minel'e nafaka veremem.   Ekmekleri de aldırdım yemeden kalksam tepki verir, mecburen  hızlı bir şekilde yedim, tabi ekmekler nereme gitti diye sorma sanki hepsi boğazımda  düğüm düğüm oldular.

 ''İşe gitmem lazım  fazla izin alamadım deyip  arabaya bindim o da benimle geldi  iş yerine kadar ben arabadan inerken beni kendine doğru çekip sarıldı kendine iyi bak görüşürüz!'' dedi  

''yuhh ya   tabi sen korkudan patates!''
'' sen ne diyorsun  korkudan   hani ekmek almış tı ya ben onu  paketini açmadan  paketle yemişim, içimden bir hafta paket çıktı''

 Biz Nadide ile  sinirlerimiz  boşanmış gülmekten   kahkahalarımıza  engel olamıyoruz, sesimize Minel uyandı  ''bu ne saadet hanımlar  niye gülüyorsunuz bu kadar bana da anlatın bakalım!''

 Hemen sohbeti değiştirdik   Nadide gülümseyerek  Minel'e  ''insan bir hoşgeldin der  kız cadı'' Minel uykulu gözlerle  gülümsedi sarılırken 
''ee bayağı bir hoş gelmişsin, baksana  kıkır kıkırsınız''
Bir de bilse  neye güldüğümüzü kesin bize deli der!...

 Minel'i olaylardan  uzak tutmaya çalışıyorum.  O henüz on üç yaşında . Ondan yeterince çocukluğunu çaldım!

 Bir gün kitap olacak:)


25 Eylül 2012 Salı

Gölgede açan çiçekler # 21 #


BUNLAR DA GEÇER!
Ben artık Dul bir kadınım mahkemeden çıktığım andan itibaren , Nedense kendimi ne özgür ne de kuşlar kadar hafif hissediyorum!  yıllarca Erkan'a katlanmamın en büyük sebebi de bu değilmiydi zaten,  artık fişlenmiştim Dul!

Artık  ağzımdan çıkan sözlere daha  fazla dikkat ediyorum en ufak  şaka da bile   farkında olmadan rencide edildiğim zamanlar oluyor.

 Bu gün bir iş  arkadaşım eşiyle tartışmış  molada bize anlattı  , bende  olur aile içöinde böyle şeyler akşama unutur  bence alttan al dedim demez olsaydım  bana dönüp
 ''tabi sana demesi kolay   madem sen niye boşadın ? '' 

Diğer arkadaşlar beni kenara çekip ''boş ver Melek onun canı sıkkın ondan öyle ne dediğini düşünemiyor'' dediler   evet düşünemiyor ama  kocamı boşadığımı kafama kakmayı düşünebiliyor. Keyiften yaptığım bir şeymiş gibi davranmaları zoruma gidiyor.

Aslında haklı ona akıl vermek bana mı düşmüş, madem o kadar akıllıydım  neden bunca acıyı yaşarken bu aklı kullanmadım, sorarlar tabi adama...

Ne evlilerin yanına yakışıyorum ne bekarların   benimle aynı kaderi paylaşanları da ben istemiyorum . Dul olmayı kabullenemiyorum ben Dul değilim Ben Anneyim neden bunu kimse anlamak istemiyor.

Türkiye de Dul'un tanımı;  artık boşta erkek arayan  hiç bir şey umrunda olmayan gel keyfim gel yaşayan kadın mı?  uzun zamandır takmadığım Küpelerimi taktım
''oo Melek sende açılmaya başladın'' laf mı şimdi bu her gün bir laf duyuyorum.

Akşam üstü  Ayşe'yle   bana geldik, iş yerinde başka sevgilileri olan  kadınlar var onlar hakkında   sohbet açtı ''aman boşver eşleri düşünsün'' dedim Ayşe'' bak sen bile eşleri düşünsün diyorsun ama  dul olsaydı  kesin konuşurduk değilmi ? ''
 cevabım galiba  evet...
  
Anladığım tek şey düşenin dostu olmaz, zaman gelir kendi kendine bile düşman olursun neden düştüm! diye...
Kendi kendinden nefret edersin neden kendimi böyle bir duruma düşürdüm diye.

Ne ağlamaların fayda eder  ne de  çırpınışların.
Tek çare yine  sensin kendin tırmanacaksın  düştüğün çukurdan.Ya kurtulacaksın, ya da çukurda oturup,  üstünün toprakla örtülmesini bekleyeceksin , ikinci şıkkı seçersen emin ol  çok beklemezsin, anladım ki hayatta   ölüden çok diri gömmeye meraklı insanlar var... 

Önceden Minel'e ve bana herkes bir şeyler söylüyor du    artık bize   hiç kimse üzerimizde hakları varmış gibi emirler ve  sözüm ona akıllar veremeyecek.


 Çevrenizdeki insanlar  Çocuğunuzun, çocuk olduğunu  hatalar yapabileceğini kabullenemez.  Hep büyük  gibi davranmasını beklerler. Anneler ise  çocuğunun büyüdüğünü kendi kanatlarıyla uçabileceğini kabullenemez...


Karşıdan bazı şeyleri söylemek ne kadar da basit, kendini üste çıkarmak için  başkasını batırmak  ne kadar kolay.
 İşim şimdi daha zor kendimi ispatlamaya çalışmak! oysa dul kadın ne yapsa kendini ispatlayabilir mi?

Ne iş yerinde ne de komşu ziyaretlerinde hiç konuşmuyorum , söylediğim her söz bana dönecek diye.Daha boşanalı kısa bir süre olmasına rağmen hemen evlenmem konusunda ısrar eden  çevrem,bir kaç gün sonra ise evlilik senin neyine kız çocuğun var yakışmaz diyebiliyor. Sanki ben evliliği düşünüyorum da .

Tek amacım ayakta kalabilmek,kimseye muhtaç olmadan Mineli büyütebilmek.Suskunluğum kendimi eve kapamam  insanlardan kopmama neden oldu.

 Kimseye güvenim kalmadı,hayatımda bir sessizlik oluştu şu sıralar ne işte ne evde herhangi bir sorunum yok, birazda olsa maddi  durumumu düzelttim, her gün hesap kitap yapıp,  ne kadar harcarsak ne kadar paramız kalır hasaplıyorum.

Hayatımın birden düzene girmesi beni boşluğa itti .Çok korkuyorum neden hiç bir şey olmuyor? neden hayatım bu kadar iyi gidiyor?  sanki fırtına öncesi sessizlik. Fırtına, beni nereden vuracak?

bir gün kitap olacak:)



22 Eylül 2012 Cumartesi

Gölgede açan çiçekler # 20 #


 AYRILIK...

  Nadide hafta sonu geldi bir gece kaldı  biraz odun,kömür  adlı tüp aldı bir miktar da para bıraktı aslında utanıyorum 
 neredeyse tüm maaşını bize harcadı  ondan başka tutunacak dalım yok  iyi ki var...
 Evimizi terkedeli  neredeyse sekiz ay oluyor yavaş yavaş hayatım düzene giriyor ,  o kadar çok zayıfladım ki   kırk sekiz kiloya düştüm ,boyumda bir yetmişten fazla olunca   elektirik direkleri gibi oldum.

 Nihayet mahkeme günü geldi  bu defa kıyafetlerim ütülü, saçlarım belime kadar balık sırtı örgülüydü
  mahkeme salonuna girdiğimde  aynı Hakim var, bana döndü 

''annen ölmüştü senin değilmi?''
beni, tanımasına çok şaşırdım oysa  günde  kimbilir  ne çok insan görüyor....

 Şaşkınlıkla ''evet  annem ölmüştü'' 

 ''şimdi daha iyi görünüyorsun '' sadece başımı aşağı yukarı salayarak onayladım.

 Bu defa Erkan da geldi, Hakim   ''verdiğiniz dilekçeyi doğruluyormusunuz?'' 
''evet'' dedim ''boşanmak istiyormusun'' ''evet''  Erkana döndü  Erkan'a da aynı soruları sordu 

 ''Hakim hanım ben eşi,mi seviyorum'' 

 ''Eşiniz annesi öldüğü gün mahkemedeydi  sevilen bir kadın o gün burada olmazdı,  davayı anlaşmalı boşanmaya 
çeviriyorum siz de onca yoldan gelip gitmeyin,  yıllarca sürer sizin paranıza yazık''   deyip 

Bize  görevliyle kağıtları yolladı erkan süt dökmüş kedi, hadi çemkirsene  bakalım hakime de  o da kadın! 

Ama o benim gibi zavallı değil, değilmi? 
  Nafaka istiyormusunuz dediğinde Erkan sözü aldı ''isterim''  
 Hakim  ''sen almayacaksın sen  nafaka vereceksin''

Ama hakim hanım benim  maddi imkanım yok  bunu biz  kararlaştıracağız  Minel için belirli bir nafaka  belirlendi.
 Ben kendim için  nafaka istemedim...

Mahkemeden çıktığımızda  bana doğru döndü'' bu kadar güçlü olabileceğini hiç tahmin etmemiştim!''

 O gün işe gittim neden  o gün için  tam gün izin almamamın sebebi  param kesilmesin, gerçi pişman oldum.

   Günümün geri kalanı ağlayarak geçti, bir ara yanıma o da yıllar önce eşinden boşanmış bir kadın geldi  aynı yerde çalışmamıza rağmen  hiç sohbetim yok   alaycı bir gülümsemeyle 
''madem o kadar ağlayacaktın boşanmasaydın ne de  meraklıymışsın kocana oo ben hiç ağlamadım , ağlamam da  bana erkek çook.''
  
Başımı kaldırdım zaten ağlamaktan kan çanağı olmuş gözlerimi   ona diktim
 ''Biz evliliği kutsal bilenlerdeniz,  şimdi  ciğeri beş kuruş etmeyen,  eşini sırf  kendi egoları için boşamış, günü gün eden tek dertleri hayattan bir gün fazla zevk almak olan  bazı kadınlar var, onlarla aynı kefeye konulacağım,
ağlayışım ondan!''


Bir gün kitap olacak:)



21 Eylül 2012 Cuma

Gölgede açan çiçekler #19#


MÜKEMELİ İSTİYORSAN BEDELİNE HAZIR OL!

Eğer siz kararsız sanız  karşınızdaki insanlarda kararsızdır, siz ne istediğinizi bilmezseniz karşınıza çıkan insanlar size ne vereceğini nasıl bilsin? 

 Hep yanlış insanlarla karşılaşmak   birazda kendi elimizde.
 Bir şeyi yapmaya karar vermek kadar ,istediğimiz şeyin olabilirliğini de bilmek gerekmekte, her mücadele eden neden kazanamaz?

Her mücadele eden doğru mücadele ediyor diye bir şey yok!  madem ki  hayat bir arena sen de savaştasın önce düşmanını iyi tanıman gerek diyerek kendime  uzandığım yatakta telkinler verdim. Ben kararsız ve çaresiz bir izlenim çizerek ne kendime ne de Minel'e yardımcı olamam  kızımı daha da kötü bir psikolojiye sürüklemekten başka bir şey yapmıyorum.

 Bir söz duymuştum ''mükemmeli istiyorsan bedelini ödemeye hazır ol''
 Benim bedelim de bu demek ki  sırtımı eğmeyi kesmezsem  sırtıma  daha çok dert ve sorun  binecek ...
 Sabah yataktan kalktım alt kata indim ''dayı bu gün beni annenemin evine yerleştirin yada kiraya çıkacağım ve çıktığım evi kimseye söylemeyeceğim haberiniz olsun...''
 ''tamam yeğenim  Hamdi dayına sorayım''
 ''dayı sorma artık, bir bana yer bulamıyorsunuz  daha ne diyeyim ben  sonuçta annemin de hakkı var bu evde'' sustu...

 Üst kata çıktı bir kaç dakika sonra  iki dayımda  yanıma geldi ''tamam Melek   toparla eşyalarını   anneannenin evine gidiyoruz...''
Anneannemin evi bir mahalle   ötede

 Sanki ne eşyamız var ki Minel ben yengemler  bir kaç saat içinde  anneannemin evine  yerleştirdik bile eşyalarımızı,anneannemin evi eşyalı fakat yorgan, yastık yok  büyük dayım bize iki yastık getirdi  komşularda  çarşaf battaniye falan, komşuların çoğu annemin  çocukluk arkadaşları annemin emaneti gibi görüyorlar bizi.

 Hayatın cilvesi işte  kapı komşum annemin gençlik aşkı 
Haşim  ağabey o da annem gibi evlenmiş üç kızı var ve çok mutlu ah annem diyorum sen kendi kaderini kendin çizmişsin şimdi de ben çizmeye çalışıyorum yüreğimi titretirsem  yalnış çizerim her şey berbat olur...

 Evimize eşyaları yerleştirdikten sonra   dayımlara gittik vedalaşmak için ne de olsa artık buraya sadece misafir olarak geleceğiz en çok anneannem ağladı
 '' Melek bak unutma beni yıkamaya geleceksin''
 ''tamam anneanne söz''

Minel ve benim,  bizim diyebileceğimiz evimizdeki ilk gecemiz ,  babamlara gelirken hiç eşya almadım  zaten beni istemediler de eşyaları nereye koyacaktım  biraz eşyamız olsa iyi olurdu...

 tuhafız  ocağım var  ,tüpüm yok olsun o da olur,  mutfakta bulduğumuz küçük bir tepsiye alel acele hazırladığım  peynir zeytin bize o kadar tatlı geliyor ki , gece koynuma girip uyuyuşu  sanki ilk  defa nefes alıyoruz...

 Tek sorun  buraya bu kadar çabuk taşınacağımız tahmin etmiyordum maaşımı eve harcaması için yengeme vermiştim buraya gelincede geri almak ayıbıma geldi zaten  buraya  taşındık diye bana çok kızdı benimle vedalaşmadı bile çok ta tın!

 Minel'in okul  harçlığı ve yol parasını ayırmıştım , Bir kaç günümüz böyle geçti Nadideyi arayıp haber verdim o da çok sevindi hafta sonu güzel evime gelecek....

 Akşam işten geldiğimde bizi büyük bir sorun bekliyordu, cebimde param   yine bitti sadece yirmi beş kuruşum var onunla da ekmek bile alamam Minel'e söyleyemedim  .

 Minel ''anne karnım acıktı hadi ekmek alalım yiyelim'' demeye başladı tamam kızım  deyip cebimde yirmi beş kuruşla evden çıktım  markete giderken gözüme  çöp konteynerinin  yanına konulmuş bir poşet ekmek gözüme çarptı.

  İçimdem ey ALLAHIM biz şu an bir parça ekmeğe muhtacız millet poşetle çöpe atıyor, markete varınca tüm  rafları gezdim bir ekmek çalıp hırkamın  içine soksam belkide kimse farketmez ya vicdanım!
 Markette kasada duran   yaşlı  kadın ''aa kızım sen bizim  seniyenin kızımızsın'' dedi ''evet efendim'' ''bilirim anneni, rahmetli elimizde büyüdü ahh gencecik gitti''   sadece başımı salladım  ''bir şey lazım ederse bize gel yardımcı oluruz sen de mahallemizin kızısın'' dedi aslında o an cesaretimi toplayıp ''bir ekmek alabilirmiyim?'' diyecektim,   diyemedim...

 Marketten çıktım eve gelirken gözüm çöp konteynerinin yanındaki ekmekleri aradı, oradaydılar  ilk önce etrafı kolaçan ettim  evlerin çoğunun perdesi çekili ışıkları yanıyordu  , perdeleri  açık olanlar ise   karanlıktı  hızlıdan çöpün yanından geçerken  poşeti kaptığım gibi eve yürümeye başladım, kalbim  yerinden çıkacaktı   sanki, kuyumcu soymuş gibi hissediyorum...

 Eve girdim   hiç bir şey olmamış gibi mutfağa girip   evde olan   domates ve peyniri sofraya koydum   poşeti açıp içine baktım iki ekmek ve birazda bisküvi var ekmekler küflü değil,   tezgahın altını karıştırıp yağsız bir tava buldum biraz ısıttım. sofrayı  içeri götürdüm yemeye başladık Minel ''anne ekmek  sıcacıkmış!''
 evet canım  içimden  gülsemmi, ağlasammı karar veremedim.

   Amann ne var bunda ben  sevaba bile girdim  ziyan olmadı ekmekler işte midemize gitti..
 Ertesi gün işten geldiğimde yine ne para var ne ekmek var diye düşünürken kapım çaldı  evime bir kaç ev ötedeki komşum elinde  iki poşet le, ben buyur demeden kendini içeri attı '' kızım mahallemize hoşgeldin demeye geldim bizim beyi'in iş yerinden bir arkadaşının adağı varmış, dileği olmuş oda bir kaç şey yollamış bizim de aklımıza sen geldin  sana getirdim  afiyetle ye'' deyip ben daha  teşekkür bile edemeden  yine gelirim deyip evden çıktı...

   Kapıyı ardından kapadığım gibi poşetleri açtım birinin içinde  beş ekmek var diğerinde  salçasından tut ta  kıymasına kadar her şey, ben poşetlere bakarken Minel de yanıma geldi ''anne bu bir mucizee ''bu akşam yaşadık gülücükler atıp boynuma sarıldı , yiyecekleri mutfağa yerleştirdim , mutfakta yemek yapmaya başladım aklıma takılan bu mucize bu kadar zamanlı nasıl olabilir ...

 Tabi yaa  ekmekler... Kadın beş ekmek getirmiş  dün akşam beni  ekmekleri alırken görmüş olmalı  demek ki bütün gece o da düşündü nasıl yardım yaparım diye  gelip bana dün seni gördüm al bunları deseydi  kesinlikle almayacağımı biliyordu üstelik gururumu incitmiş olurdu. Gidipte beni gördün mü diyemem ki !

 Minel çöpten ekmek yediğini asla bilmeyecek annesini çöpten ekmek alırken gördükleri için yardım ettiklerini  hiç bilmeyecek....
bir gün kitap olacak:)

20 Eylül 2012 Perşembe

Gölgede açan çiçekler #18#



  GÜLMEYEN KADER'İM

Mutsuz ve çaresizim  hiç kimse destek olmuyor Minel'i  karşıma aldım'' bak yavrum ne olursa olsun ben kafaya taktım dönmeyeceğim gerekirse ölüme giderim  yine de dönmem sende benimle varmısın?''

'' sonuna kadar annem  ölümse ölürüz''
 Gece yatağıma yatınca bu  konu hakkında çok düşündüm  başaramazsak önce Minel'i sonra kendimi öldüreceğim! 

 Ben arkamda  acı çeken bir  çocuk bırakmak istemiyorum ya kendimi öldürmeyi beceremezsem  bir ömür evlat katili olarak mı yaşayacağım! ne kadar mantıksız bir düşünce bu   başarmaktan başka çarem yok bunu kendim için değil Minel için yapmak zorundayım...

 Minel'i ertesi gün okula yollayacak param bile yok ,  Gurur yapıyorum dayımlara söylemiyorum söylesem verirler biliyorum  tabi bir sürüde nasihat verirler...

İşe gittim  yemek molasında herkes  kantinden bir şeyler alıyor arkadaşlar bana 
''sende alsana sen hiç bir şey almıyorsun
''diyor'' ben yemem bana dokunuyor'' 
diyorum   param yok diyemem ki  mola bitip işe başladık 
 Demet bile umrumda değil ne de diğer çalışanlar  gözlerimden yaşlar sicim gibi akıyor  kimseyi görecek halim yok!

Karşı masada  çalışan Demet yanıma geldi''sorun ne''
sorun mu ne   söyleyeyim sorun her şey  çok kötü yere düştüm herkes üstüme basıyor  ben se halen  nefes almak için   çaba veriyorum''

Gözleri doldu  '' bir şeye ihtiyacın varmı?''

 O an samimiyetinden hiç şüphe duymadım

'' hiç param kalmadı, yarın Minel'i okula göndermeyeceğim''

 kendi masasına döndü bir kaç tane mal alıp yanıma geldi  elimi tuttu  elini çektiğinde avucumun içinde bir miktar para vardı 

''bu bir sır , paran olunca ödersin  bu benim gün param eşimin haberi yok tamam mı ''

 Garipsedim  oysa aylardır bana yapmadığı kalmamıştı o an ona sarılmak geldi içimden...

 Eve geldiğimde Minel'e anlattım o da benim kadar şaşırdı ''nasıl yani çiyan dediğin kadın mı eminmisin  bak  arkandan söylemesin'' ''yok kızım o da ağladı bu kadar da rol yapmaz herhalde.''

 Minel ''biliyormusun herkes iş yerinde  bir şeyler alıyor bana sende al diyorlar ben de bana dokunuyor'' diyorum 
gülümsedi 
''anne  var ya bana da hep sende cips al, çikolata alsana biz yiyoruz sen bakıyorsun tatmıyorsun da diyorlar ben de, ben çikolata sevmiyorum diyorum ısır bir defa diyorlar yok sevmem ki diyorum''
 Annesinin kızı ne olacak...

 Bir gün sonra mahkemem var  mahkeme  gündüz  saat on da olduğu için izin aldım ,işten çıkmamıza  beş dakika kala telefonum çaldı telefonu açtığım da kız kardeşimin eşi ''abla hemen gel annem  çok hastalandı''

 Yüreğim sıkıştı  annem  yıllardır hastaydı son zamanlarda  yaşadığımız olaylar onu iyice yıprattı hastaneye iş arkadaşım Ayşe ile gittim   hastanenin dış kapısına yaklaştığımda hastaneden bir ambulans çıktı.

  Sirenin sesi içimde bağırıyordu sanki yaklaştıkça ambulansın ön koltuğunda oturanın kardeşim olduğunu fark ettim Bir an Ayşe'nin elini tuttum  bu annem!  

Kız kardeşim eliyle  arkayı  işaret ediyor,  koşarak hastanenin bahçesine girdik  tüm akrabalar ben gibi yeni gelmiş annemi fakülteye sevk etmişler.

Annem sabah rutin kontroller için gelmiş  zavallım evde  sabah salça yapmış yemek yapmış akşama hazır olsun diye , bakalım akşama yemek kısmet olacakmı diye hiç aklına gelmemiştir eminim!

 Fakülteye gittiğimizde annemi acilden yoğun bakıma alıyorlar, annemi  uzun zamandır ilk kez görüyorum ve bunun son görüşüm olacağını o an anlamıştım ! 

  Ağzı açıktı, sedyenin üzerine bir sandalye konulmuş ayaklarını dikmişler  annemin gözlerini ve ağzını hiç o kadar açık görmemiştim. 

Yoğun bakımın kapısında beklerken annemin eşyalarını getirdiler  rahat etsin diye çıkarıldığı söylendi.

 Kız kardeşim annemin eşyalarını koklayıp bana doğru  uzattı ''kokla bak abla mis gibi annem kokuyor''  kokuyu içime çektim annemin eşyaları idrar kokuyordu, sanırım annem  son nefesini vermeye çalışıyor. 

Kız kardeşime bir şey söylemedim  gece saat iki sıraları annemi kaybettik  o an onu o kadar suçladım ki  beni yapa yalnız bıraktı bencilce düşünüyorum farkındayım, herkes ağlıyor benimse gözlerimden yaş gelmiyor beyaz beyaz bir şeyler akıyor sanki gözlerimden kar yağıyor!

 Sabah olduğunda bize güneş doğmadı  , Annemin cenazesini alıp köye gittik öğleden sonra  defnedilecek, Hoca ''merhumu nasıl bilirdiniz?'' diye sorduğunda kız kardeşim bayıldı.

  Yengem ağıtlar yakıyor ''annem şimdi benim kızımı kim bakacak şimdi ben işe de gidemem'' diye   ağlıyor  annesi  ''kızım böyle sözler deme kınarlar seni'' deyince sustu...

Ben ise odun oldum galiba   gözlerimden sadece karlar  düşüyor! anneme son  defa baktım, dün kü görüntüsü hiç gözümün önünden gitmiyor...

 Annemin çok kalabalık bir cenazesi oldu ,annemi ebedi yerine yerleştirdikten sonra  kalabalık dağıldı  gece okunacak dua için  helva yapmaya başladım...

 Erkanda cenazeye geldi ve ağabeyimle   hep omuz omuzalar   bana destek olacaklarına ona destek oluyorlar.

 Akşam Ezanı  okunurken  sanki bu gün annemi gömmemişiz tüm oklar bana döndü  babam, ağabeyim  geri döneceksin evine demeye başladılar 
 '' sabah boşanacağım geç kaldınız'' 
 demedikleri hakaret  kalmadı   ezan okunurken Minel çığlıklarla ''anne gel şuraya bu çocuk beni rahat bırakmıyor!''
'' hangi çocuk  yavrum'' 
 ''işte bak  tam karşımda''
 baştan dalga geçiyor diye düşündüm sonraki saniyelerde de çocuğum kafayı yedi diye düşünmeye başladım, çocuk falan yok!

 Minel'' anne  baksanaaa  işte bak elimi tutuyor bırakmıyor  beyaz  namaz takkesi var başında   altı yaşındaymış,
 annee  var diyorum  söyle anneme o benimde annem hepsi geçecek sabredin diyor''
  Bende ağlamaya başladım 
'' Minel yavrum çocuk yok diyorum sana''
'' anne  adı Ömer miş...''
  Dizlerimin üstüne çöktüm yıllar önce  kaybettiğim  bebeklerden biri bu,  rüyamda adını söylemişlerdi Ömer  Minel'e sarıldım ''doğru  canım o kardeşin  hani ikiz bebeklerim ölmüş tü ya onlardan birinin adını  rüyamda Ömer olduğunu söylemişlerdi bana''
 Basit bir rüya değilmiş...

  Sarıldık geçecek bunlar  da geçecek...


  Annemin duası oldu  komşular evine gittiğinde   babam ve bir kaç akraba halen ısrar ediyor   Erkan, ağabeyimle içeride paşalar gibi  oturuyor...
 Dayımları  eve uğurlarken Minel'i de  dayımlarla yolladım ben yalnız kaldım.
  Komşu ve akrabalar Cenaze evinde kalmamın doğru olacağını söyledi  .

Aslında yalnız değilim kız kardeşim,eşi  ve bir çok akraba vardı fakat  herkes Erkanın tarafında...


Zühre yengeme sabah bana eşya getirmesini söyledim'' çarşıya eşya getir bana  üzerimi değişir mahkemeye gideriz...''

 Erkanda babamlarda kaldı  sabah ben erkenden kimseye ses çıkarmadan evden çıktım  çarşıya geldim yengemle buluştuk, getirdiği eşyalar poşette olunca kırış buruşlar ,  üzerimi  caminin tuvaletlerinde değiştirip mahkemeye gittik...

  Sıram geldiğinde ismim okundu içeri girdim nüfus kağıdımı alıp işlemlere başladılar  Hakim kadındın dı içeri girdiğin de bana  şöyle bir baktı belime kadar uzun ve taranmamış saçlarım  ağlamaktan şiş iki gözüm ve kırış buruş kıyafetlerimle    ona itici gelmiş olmam gerek ki  tavrından anlayabiliyorum  açıklama yapma gereği duydum...

 ''Kusura bakmayın  dün annem öldü hiç uyumadan geldim  kıyafetlerimde yanımda yoktu'' gözlerini  iri iri açtı  şaşkın bir tavırla  ''başın sağ olsun   anneniz öldü ve siz boşanmaya mı geldiniz''

 Bir nevi, seni boşanmamı tuttu der gibiydi, ''evet'' dedim 
 ''bu kadar çok istiyorsun''  dedi '' evet'' dedim  gözlerim de karlar Erkanın ismini defalarca  söylediler  o gün Erkan  cenazeye gelmesine rağmen mahkemeye gelmedi.

  Hakim on üç gün sonraya erteledi  dışarı çıktığımızda kapıda Erkan la karşılaştık.

  Sabah uyanamamış, onu uyandırmamı beklemiş ALLAHIM Yarabbim  keşke kahvaltı da hazırlasaydım el ele  mahkemeye  gelirdik... 

Kız kardeşimi kandırmış  bir kafede bizi bekliyormuş Minel de geldi  kafeye gittik.
  Kız kardeşim ''abla yalnış yapıyorsun annem nasıl çekti babamı yıllarca, sende çekeceksin  ve geri döneceksin''

 ''neee  kuzum senin dediklerini kulağın duyor mu? annem yıllarca çekti de ne oldu farkındamısın dün annemi  gencecik toprağa verdik,  ben demi toprağa gireyim?''

'' Gerekiyorsa gireceksin'' 
 ''tamam kuzum senden bir dilim ekmek istersem verme''
   Minel'in elini tutup oradan  kalktım,   artık hiç bir şey hiç kimse umrumda değil benim için bir tek Minel var ...

 Üç gün izinliydim  bana ziyarete gelen arkadaşlarımla konuşurken onlarda gözlerimden kar yağdığını farkettiler 
''sen bir Doktoro gitsene  bu ne böyle?  tuz gibi akıyor.''

 Ertesi  gün doktora gittim  meğerse gözlerimden akanlar kar değilmiş sadece göz pınarlarım kurumuş, suni göz yaşı ve bir kaç damla verdi.

  Ben kendime güvenmezsem  bana kimse güvenmez  ben başaracağım...

Gece dayımı kenara çektim dayı ben  artık anneannemin evine geçmek istiyorum  bak ben adımı attım '' tamam yeğenim   sabret''
 Bu yıl ağladığım kadar hiç ağlamadım,  Biliyorum bu günler geçecek  , ben bu günleri asla  ama asla unutmayacağım!
bir gün kitap olacak:)

19 Eylül 2012 Çarşamba

Gölgede açan çiçekler #17#



BEN NE YAPACAĞIM?
Şimdi  ailelerine sığınıp ta geri dönen kadınları çok iyi anlıyorum, şu sıralar Erkan gelip diz çökse bir daha olmayacak dese koşa koşa gidecek durumdayım ama o da benim dizlerimin üstünde sürünerek geri dönmemi 
 ''ben ettim Erkan sen etme bir daha  böyle maceralara çıkmayacağım'' dememi bekliyor.

Ne yapacağımı bilemez haldeyim  çaresizim, Minel yengemlerde husursuz ben gelene kadar eve yirmi metre uzaklıkta ki
 okul bahçesinde Hamit dayımın kızı  Nur la beni bekliyor.
Bu duruma Aysel yengem çok bozuluyor

 '' bütün gün sokaklarda başı boş itler gibi gezilmez ki ''diyor.
  
Ne yapacağım ben  Minel ''işe gitme anne parada istemem'' diyor  imkanı varmı çalışmazssam bizi kim ister.

 Ne yapacağım ben! 

 Minel'i beni evde beklemesi için  uyardım ama dinlemiyor  delireceğim .  Mineli karşıma alıp Minel ''ben sana demedim mi evden çıkmayacaksın''

''ama anne'' aması yok  burası bizim evimiz değil  bu deveyi güdeceğiz başka çare yok!''

Şu  an ona bir tokat atsam Erkandan ne farkım olur?
  Saçımı başımı çekelemeye başladım

 ''dayanamıyorum çaresizim hemde iliklerime kadar anla Minel anla bir de sen üzme beni'' 
Minel  çığlıklarla ağlayarak
 ''tamam anne söz ama  ağlama  bırak saçlarını artık'', ellerimi saçlarımdan çektiğimde  yerde bir kucak saç olduğunu farkettim   saçımı başımı da yolsam   çıkış yolu bulamıyorum!

 Minel bu duruma çok üzüldü küçük bir rahatsızlık geçirdi  yavrumu da üzüyorum   ama  kendimi kapana kısılmış hissediyorum...

 İş yerinde sorunlar hiç bitmiyor, geri dönsem hayatımız daha da berbat olacak ki gel diyen de yok zaten Erkan burnumun sürtüp döneceğimden emin .

 Hafta içi çalışıyorum hafta sonu sadece pazarları evdeyim o günde anneannemi  banyo ettiriyorum,saçlarını tarayıp örüyorum evde biriken işleri yapıyorum , ev üstüne ev kurmak ne kadar zor!

  Yengemlere geleli neredeyse altı ay olacak, altı aydır  buradayız  halen eşyalarımız  çanta ve poşetlerde   dolabımız yok o yüzden poşetten alıp  yıkadıktan sonra yine poşete koyuyoruz istediğimiz eşyayı bulması kolay olsun diye  iç çamaşırlarını yeşil bir poşete  çorapları başka renkteki bir poşete  kıyafetleri başka bir renkteki  poşete koyuyoruz. Göçebe gibiyiz resmen.

 Minel  Sucuk istiyor alsam  ona değmez bile,  Semih aç kediler gibi hep mutfakta....

  İşten gelince  banyo yapmak bile istemiyorum Semih hep evde sülük gibi, dayım ek işte çalışıyor, o  ise koskocaman adam yattığı yerden yiyor insan bir utanır  iş arar...

 Bu durumu alt kattaki dayıma anlattım  , dayıma  akrabalar akıl vermiş anneannemin  kullanmadığı eve geçirseniz onu hem orada bekar dayısı var o dayısına bakar dayısı da ona demişler  bunu  üst kata gelip  büyük dayıma anlattı anneannem izin vermez diye düşünüyorlar.
 Anneanneme sordular  ,anneannem  ''olur ama tek şartım var'' 

 Ben heyecanla  ''nedir anneanne kabul ederim'' dedim
'' beni yine her hafta yıkamaya geleceksin söz mü?'' 
''sözzzz''  ama  bir sorun daha var  dayımlar, Erkan'ı boşamadan bu eve geçmemi istemiyorlar  

''ya boşanmaktan vazgeçer de Erkanı da bu eve getirse, git te diyemeyiz, bir de adam bizi zıt beller sahip çıktık diye kendi evimize bizi sokmaz bir şeyde yapamayız   ''  diye düşünüyorlar  onlarda haklı.

  
Nadideyi aradım bana biraz borç yollayıp yollayamayacağını sordum  ertesi gün Postaneden  bana para yolladı, parayı alıp mahkemeyi açtım , borç parayla boşanmakta  komik geliyor...


Minel sabret bebeğim bir gün feraha ereceğiz desem de daha çocuk  gerçi bu söze kendim bile inanmıyorum.
Önceden kızkadeşim her hafta arardı  gel ''abla çekme boşuna biz sana destek oluruz'' derdi şimdilerde ise ne arıyor nede soruyor! 

 Erkan bana o kadar çok şiddet gösterdi rencide etti aşağıladı  bunlar şu anki yaşadıklarımın yanında hiç kalır durumda.

Minel ''anne  bıyıkların çıkmış'' deyip gülmeye başladı 
''ah kızım bu gidişle sakallarım bile çıkacak ama  sakal bile bıraksam  çevremden beni anlayan biri çıkarmı? bilemiyorum''
 dudaklarını buruşturdu .

 Çaresizliğin bile kokusu varmış bunu yeni anlıyorum  üstümde  çaresizliğin can acıtan kokusunu hissedebiliyorum....

Kendime bakmıyorum çünkü kaşımı alsam  üstüme güzel bir şey alsam bakışlar hemen değişecek, insanlardan çok ürküyorum hep ellerim titriyor  bir psikoloğa gittim.

  Yaşadıklarımı anlattım  bana
 ''şu anda  yaşamaktan  bıkmış yada  yaşamına son verme isteği duyuyormusun?'' diye sordu
  hiç düşünmeden

 ''  bir zamanlar düşünmüştüm hatta denemiştim de şu an grip olacağım diye bile çok korkuyorum , ben olmazsam kızım yalnız kalır bana bile zor gelen hayatı o bensiz taşyamaz, onun sonu da benim gibi olur ve biliyorum zavallı annelerin güçlü kızları olmaz!''

 Doktor bana  kartını uzattı  beni ara benim senden terapi almam lazım! 
Güldüm sanırım  özel yerine  çağırıyor  ''

''peki ilaç vermeyecekmisiniz?''  

Bayan doktor  bana bakıp gülümseyerek

  '' bir kaç vitamin  verebilirim zira yüzün çok solgun'' deyip çekmecesinden bir kaç ilaç verip konuşmaya devam etti 
'' eczaneye gitmeye uğraşma bunlar numune kullanabilirsin, emin ol ki psikolojin çok sağlam şu an benden daha sağlamsın,  anlattıklarına göre sadece  güvensiz ve sahipsizsin  istiyorsan tek yapabileceğim sana  iyi bir sığınma evi ayarlayabilirim.'' 

 Kibarca reddedip çıktım  gerçekten de moral oldu bu bana   cesaretim biraz daha yerine geldi, başaracağım hmm sanırım ,umarım...

bir gün kitap olacak:)

18 Eylül 2012 Salı

Gölgede açan çiçekler #16#





DALLARIM KIRIK


Sonbahar da yaprakları uçuşan ağaçlar gibiyim,  ilkbahar  gelecekmi diye beklemekten başka çarem yok.

Aysel yengemlerin yanında kalmaktan başka çaremiz yok, Minel mutsuz ben mutsuz kendimi işe o kadar çok kaptırmış durumdayım ki Minel'in mutsuzluğuna ve sabırsızlığına kızdığım dönemler oluyor burayı da beğenmezsek  herkes  kötü de bir siz mi iyisiniz diyecekler!

 Semih ten rahatsızım o bizden hiç rahatsız değil, aynı evde yabancı bir erkek.

 Mineli her akşam odamıza çekildiğimide uyarıyorum'' bak Minel Semih ten uzak dur şakalaşma onun bize kan bağı yok''
''tamam anne''

 Mert ağabey iş çıkışı  bana niyetini açıkladığında Nadide ne kadar da haklıymış diyorum.

''çok güzlesin Melek sende sevilmeyi hak ediyorsun   ben beklerim  benimle evlenirmisin?''

 O an midemin resmen bulandığını hissettim  üstüne kusmak istiyorum ''nasıl bukadar tiksinç olabiliyorsun ben akrabasın diye sana yakın davranırken sen bana farklı gözle nasıl bakarsın'' 
  Suradına tükürüğü attığım gibi  dayısına gittim.

 ''bak dayı kendi dayılarıma söylesem sorun çıkar Mert bana evlenme teklif etti üstelik daha evliyim,  ağabey dedim ben ona  benim için ağabey yada  bir akraba sıfatı taşımıyor artık sadece   aşşağılık bir insan''

  Emin dayı şöyle bir durduktan sonra 
''bak Melek   sana değer vermiş sadece amacı sahip çıkmak''

 '' çıkmasın sahip çıkmak koynuna almaksa ben sahipsiz kalmayı tercih ederim''

 ''Biz sizi yakıştırdık''
midemdeki bulantı iyice arttı demek ki zaten bu konu konuşulmuş ve ben hariç  çoğu kişinin haberi var.

Emin dayının yanından çıkıp eve geldim anneanneme anlattım  o da Emin dayı gibi düşünüyor  nasıl bir şey bu anlayamıyorum Mert'e artık ağabey demiyorum.

''  bana yaklaşırsan seni savcılığa veririm'' dedim akrabayız ya telefon numaram  onda var mesaj üstüne mesaj atıyor   seviyor muşşş! insanlar bu kadar düştümü sevgi kelimesi bu kadar düştümü? 

Artık erkeklerden uzak duruyorum akraba falan umrum değil İçime sığdıramayıp iş yerinde bir arkadaşa anlattım.
  
''bak Melekçiğim  bende sana anlatayım benim annem  babamla evlenmeden önce başka biriyle evlenmiş eşi üstüne
 kuma getirmiş o adamı boşadıktan sonra    babamla  tanışmış  babam delikanlıymış o zamanlar annemle evlenmiş  ilk eşiymiş çok mutlu olmuşlar.
 sonra ben olmuşum fakat babam ben iki yaşındayken ölmüş... 
 annem hep ağlar anlatırken, babamın en samimi arkadaşı bile annemi istemeye gelmiş, bakmış ki dedem baş edemeyecek,
 başka bir köye tekrar gelin vermiş annemi .... işte böyle kadının çilesi bitmez gülüm  bir defa başlarsan arkası gelir
 diren derim ben''

 Böyle olaylara alışmam uzun sürmedi  Erkan'ı  henüz mahkemeye vermedim,  fakat  görücü kadınlar kapımıza gelip gitmeye başladı  anlamadığım bu kadar çok insan benim Erkan'ı bırakmamı mı bekliyormuş  eyvah! ben Erkanı bırakmasam eşsiz kalacakmışlar...

Hayat ta hiç kimseye güvenim kalmadı, kimseyle konuşmuyorum  sadece konuşan insanları dinliyorum.

Çalışırken  eve gelirken  başımı , boynumu o kadar çok eğiyorum ki bu gidişle kambur kalacağım, aslında başımı eğecek bir durumum yok ama hayat bana o kadar ağır geliyor ki sırtım ağrıyor belimi doğrultamıyorum!
                 Bir gün kitap olacak:)



17 Eylül 2012 Pazartesi

Gölgede açan çiçekler #15#


ÇIĞLIKLARIM ÜŞÜYOR

İnsana karşıdan kolay gelen şeyler yaşarken  hiç te kolay olmadığını anlıyor.

Umutlarım kırılmış durumda,ne düşüneceğimi ne de ne hissedeceğimi bilmez durumdayım.

İş yerindeki eski eleman; Demet bana bir türlü alışamadı..eğer malım olmazsa üretim veremem ,işten çıkarılırım.
 içimden günde en az elli defa ona çiyan diyorum...

 Bu gün  yine  bana   çalışmam için mal vermedi bende sandalyede oturdum bir ara postabaşı farkedip yanıma geldi
'' Melek sen ne yapıyorsun? ''
''oturuyorumm''
'' buraya oturmaya mı geldin?''
  ''ama Demet bana mal vermiyor söyleseniz olmaz mı malım olmadan ben nasıl iş yapayım''

''sen de gömme başını deve kuşu gibi kuma gerekirse elinden çek al, ne demek vermiyorum babasının malı mı, aç gözünü yoksa açarlar...''
 ''tamam''
 Ağlamamak için kendimi zor tutuyorum  karşıdan Demet  gözlerini kısmış bana bakıyor , daha çok beklersin ağlamamı edasıyla  gülümsedim.


  Diğer elemanların  diktiği kıyafetleri biz toplayıp biz  iplerini temziliyoruz üzerinde  etiket  varsa onları alıyoruz demiştim ya meydancı...
.
Baktım  yeni Mallar çıkıyor, Demet  benden daha yakın olduğu için gidip  hepsini kucakladı,
 sakince yanına yaklaştım kucağımı açtım   ''yarısı benim eğer bana  şimdi yarısını vermezsen bir tane mal bulamazsın kendine''

 Güldü umursamadı bile, öğlen yemeği molas geldiğinde herkes çıktı  çok karnım açtı  , çıkmadım bütün dikilmemiş malları temizledim.

     Yemek molası bittiğinde  tüm arkadaşlarım ve en çok ta Demet şoktaydı, ben ukala bir tavırla ''yaptığım  işin yarısını kendi üretimine yazabilirsin'' dedim sustu ve aynen öyle yaptı posta başım  masasından keyifle bana gülümseyip göz kırptı.

 Ee madem öyle hak edene  hak ettiğini vermek lazım ...


Demet benim  bu işe ihtiyacımın olduğunu ve   gerekirse aç kalacağımın farkına varmış  durumda ...

 Anneannemlerin  yaşadığı muhit  kırsala kalıyor yıllar önce Dedem bağ evi olarak yapmış yazları gelip bağda ilgilenirken  kalıyorlarmış. 

Dayımlar büyüyünce onlarda orada kendilerine ev yapmış ve Dedemler böylece buraya yerleşmişler.

 Roman ve göçmenler çok fazla var.

   Dayımların mahalle  de genelde yıllar önce  bağ evi  yapıp yerleşenler var.
 Beni böyle bir yer de yaşamaya mahkum ettiği için   Erkan dan öyle nefret ediyorum ki bir zamanlar onu nasıl bu kadar çok sevmişim anlam veremiyorum.

 Bu sevgi değil di sadece  muhtaçlıktan kaynaklanan bir sempati  ne kadar zavallıymışım...

Anneannem  felçli kendi işini tam anlamıyla kendi yapamıyor,  sık yıkanmadığı ve kişisel bakımı olmadığı için sırtı hep  yara içinde.
 Yengemde yıllardır bakmaktan  yorulmuş  anneannem ter ve kir kokuyor.

 Yaraları  birazda bu yüzden yengeme mana vermiyorum  yıllardır bakıyor  bir zaman sonra insana  , insan ağır gelir...

 Ben devamlı çalıştığım için yengemlerin yanında göze batmıyorum fakat Minel gün geçtikçe yengemin gözüne batmaya başladı her gün bana Minel'i şikayet ediyor.

  Yemek yapmadığından , iş yapmadığından  ben evde yokken gezdiğinden yakınıyor.

 Maaşımın çoğunu  eve vermek zorunda kalıyorum Okullar açıldı Minel iki araçla okula gidiyor  maaşım zar zor yetiyor Erkanı mahkemeye vermek için harç parasını yatıracak  param bile yok...

 Her akşam işten gelip anneannemi  banyo yaptırıyorum  saçlarını tarayıp örüyorum , yaraları azaldı. Anneannem bu durumdan çok memnun.   biraz uykusuz kalıyorum olsun o mutlu ya...

Aysel yengemin ağabeyinin oğlu da yengemlerde kalmaya başladı Hamdi dayım ''Semih iyi çocuktur, zararı olmaz'' dedi. Bu durum beni biraz rahatsız ediyor  ,Semih benden bir kaç yaş küçük endişelendiğim kendim değil, ben nasılsa günümün çoğunu işte geçiriyorum , Minel ise okul sonrası hep evde...



 Alt kattaki dayım da kalsam Hamit dayım  çok alkol kullanıyor, kızı Minel ile  aynı yaşta  Zühre yengemin de hiç huzuru yok!


 Bu işler kolay olsaydı dünyada çok az evli insan kalırdı gibime geliyor , çevremde hep mutsuz insanlar var.

Buraya geldikten sonra Dayımların evine yakın bir akrabamız var  dedelerimizin babaları kardeşmiş.

 Mert ağabey benimle çok ilgileniyor  aynı iş yerinde çalışıyoruz.
 Kırk altı yaşında olmasına rağmen evlenmemiş ,onu çocukluğumdan da hatırlıyorum bizi sırtında gezdirirdi elma şekeri alırdı.

 Nadide beni aradığında ona anlattım
   ''bu adam sana asılır dikkat et'' dedi   ''bizde akrabayı bırak komşuya bile yan gözle bakılmaz'' ''hıı sen öyle san'' 
  ''saçmalama Nadide ya zaten bir sürü sorunum var birde  böyle şeylerle beni yorma   akrabayız ve bütün gün dayımlarla takılıyor  olurmu hiç!''



Eve geldiğimde başımı yastığa hiç huzurla koyamayacakmıyım!

 bir gün kitap olacak:)




16 Eylül 2012 Pazar

Gölgede açan çiçekler #14#




YÜREĞİM KANIYOR

Erkan kazanacak pes etmemek için zor sabır ediyorum! İş yerine alışamadım insanlar  çok kaba çevreme alışamadım .

 Doğduğum  ,büyüdüğüm yer olmasına rağmen bu köy bana çok yabancı yıllardır ziyarete bile bir ya da iki defa gelmiştim...
Herkes kendince akıl veriyor gitmemin en doğrusu olacağını söylüyor. Babamlar benimle konuşmuyor. 

 Erkan Minel'in bisikletini yollamış  tatildeyiz ya!

 Minel ve ben sofrada fazlalık olduğumuzu hissedebiliyoruz, Bir kaç günlüğüne anneanneme gitme kararı aldım.

 Anneannem buna çok sevindi, zaten yatalak ona yardımcı olurum diye yüzünde güller açtı  kendi evinde  kalamıyor.

Anneannem Şehirde büyük dayımın yanında kalıyor ,dayımın eşi  Aysel yengem  konuşkan bir kadın hayatta hiç bir şeyi umursamaz.

 Bütün ev işlerini dayım yapar,  dayım emekli olmasına rağmen  ek işlerde çalışır, gitmesine gittik  ama gece bir farkedeyim ki paralarımı köyde unutmuşum.

   Dayım '' bir kaç gün köye gitme ben veririm para'' dedi
 ''ben en iyisi yarın iş sonrası gidip alayım dayı'' dedim
 ''tamam'' dedi iş çıkışı köye gittim.

 Babam ''anneannen de kalamazsın  Minel'i de al köye gel'' 
dedi
 '' hayır kalacağım,  üstüme gelirseniz Şehir de ev tutarım'' 
'' öylem''i dedi ve bana bir tokat attı ardından bir kaç tane daha  ve ağabeyime seslendi 
''Ara Erkanı hemen gelip alıyor  bunlarla uğraşamam''
 Ben ''öylemi gitmiyorum''  kaç tokat vurdu bilmiyorum  babamı ittim, annem kalp hastası kalbini tuttu ona kıyamıyorum ama ben geri dön me ye ce ğimm...
  Babam  odamın kapısını kilitledi 
 bu güne kadar rezillik çıkmasın diye  bir defa bile baba evine gelmedim.

  Bunu onlar istedi  155 Polis'i aradım
  köylere
 Jandarma bakıyormuş  156 jandarmaya yönlendirdiler  derdimi anlattım  adresi verdim sadece beş dakika da geldiler.

    Gelirken muhtarı da almışlar  babam jandarmayı görünce  odamın kapısını açtı  Babamın savunması   ''Komutanım çok iyi bir eşi var 
 haber vermeden alıp başını gelmiş kızınıda yok etti!
  yaşadığından emin değiliz''  ağzım açık kaldı  babamdan yediğim en büyük  darbe...

 Bir insan evladına böyle iftiralar atarmı kendini kurtarmak için bile olsa...

 Komutan  dı her halde yetkili olduğunu ve ünüformasındaki yıldızları görüyorum da güvenim artıyor
'' Kızınız nerede?''
 ''dayısında''
 Babama bakıp ''dayısı varmı?''
'' evet var komutanım''  
 ''dayısının telefon numarasını verin''
 babam  cebinden çıkardığı kağıtlara bakıp bir tanesini  görevliye verdi ,  görevli telefon numarasını çevirdi sesliye alıp önce kendini tanıttı, daha sonra isim sordu.

 Dayım adını soyadını söyledi,    dayıma  '' şu an evinizde olan herkesin ismini verebilirmisiniz?'' dedi dayım herkesi sırayla söyledi ''bir de evimde ablamın torunu var annesi köye gitti'' dedi   görevli   adını sordu ''adı Minel  telefona çağırayımmı?'' diye sordu dayım  görevli ''hayır'' dedi.

  Telefonu kapadı, babama döndü ''ee dayı çocuk orada amacın ne söyle bakalım bak şimdi ben tutanak tutmak zorundayım sen bu kıza zarar vermişsin aile içi şiddet altı aydan başlar ne diyorsun''
 Babam sustu  
''özür dilerim komutanım  ben eşiyle barışsın diye böyle yaptım dayı benden değil kızından özür dile, yakışıyormu sana hiç! bir de iftira atıyorsun utanmıyormusun?''

'' babam  durmadan özür diliyor kendini acındırıyor.  Görevli bana dönüp'' şikayetçimisin?'' dedi ''ben  şikayetçi olmayacağım ama  beni alıp bu köyden çıkarırmısınız ?burada kalamam sabaha kadar''  dedim.
  
 Tamam topla bütün eşyalarını.  zaten fazla eşyamız yok hepsini aldım bir tek Minel'in bisikletini unuttum yolda aklıma geldi. Sanki çok ta lazım, insan zaten morali bozukken saçma sapan şeyleri kafasına takıyor.

  Görevli  dayımı arayıp  adresi istedi, dayım adresi verdi.
 Yarım saat içinde  oraya vardık bana   ''ihtiyacınız olduğu her an arayabilirsiniz dedi, şikayet etmeye karar verirseniz sabah  en yakın hastaneden rapor alıp bize başvurun'' dedi.

 Dayımlar araçtan eşyalarımı alırken  Minel'le göz göze geldik  ağlamaya başladı ''biliyordum,  biliyordum anne istemediler bizi değilmi?''
 Aysel yengem söylememiş ona ama akşam yemek yememiş ''anneme şimdi köyde kimbilir neler yapıyorlardır'' demiş hep yavurumun içine doğmuş. 

    Aysel ve zühre yengem  iki elti ve alt katta Zühre yengem, üst katta Aysel yengem kalıyor  anneannem Aysel yengemin yanında kalıyor,yapacak bir şey yok bir süreliğine Aysel yengemlerin yanında kalacağız en basitinden küçükte olsa bir ev kiralayabiliriz belki. 
  Nadide yi  telefonla arayıp  ağlamaya başladım, başıma gelenleri anlattıkça telefonun karşısında o da ağlıyor. Dayanamadı  ilk otobüse bindiği gibi yanıma geldi. Arkadaşım bir göz yaşıma 350kilometre yol geliyor ailemin ise yaptığına bak!

Nadide de prim paralarım vardı az da olsa onları  da verdi bana onu öyle çok özlemişim  Nadide ve Hilal  desteklerini hiç üzerimden eksik etmiyorlar ,iyi ki varlar...

  kalacak yer olmadığından akşam üstü döndü benim bile kalacak yerim yok ki onu nerede misafir edeyim!
 bir gün kitap olacak:)