31 Ağustos 2012 Cuma

Gölgede açan çiçekler #4#




Erkanla tanıştığımda başım kapalıydı  evlendikten sonra ısrarı ve rencide edişlerine dayanamayıp başımı açtım, gerçi onun hayatıma girmesinden sonra  inancımda kırılmalar oldu . Madem ki hayat bir sınav neden hep ben  zorla sınanıyorum.

  Rabbim bende varlıkla sınanmak istiyorum. Bende rahat ve huzurla sınanmak istiyorum benim suçum ne, Zenginlik , ferahlık ve huzurla sınanan biri tabiki daha kolay geçecektir bu sınavı, onun şükür etmesi için bir çok şey var ya ben  yarına sağ çıkacağımın bile garantisi yok  !

 Her dilediği elinin altında olan  biri kıymetini bilecek mi? diye sınav olurken ben  başıma yumruğu yeyip şükür edecekmiyim diye sınanıyorum! Yine de   durmadan dua edip  beni de duyması için  Yaradan'a yalvarmaktan vazgeçmiyorum.

Kızım sağlıklı  şükür ediyorum ama  bu bana yetiyor ama beynimdeki düşünceleri de atamıyorum.

 Sabah erken kalktım  Erkan işe gitmeden önce her sabah traş olur.
  Bir firmada  Teknisyen,  Kahvaltıyı  oturma odasına hazırladım bir yandanda tavada halen   keçi patileri kızarıyor, en sevdiğimiz hamur işi ve kolay oluyor, tek başına  çalıştığı için bütçemize de dikkat etmemiz lazım bazen zorlanıyoruz , onun hayır severliği yüzünden. 

Bir insan yardımı sever de evdekileri  zor durumda  bırakır mı?neysee sağlık olsun. Ben bu düşüncelerle bir odaya bir mutfağa giderken yine Minel oturmuş sofraya ben  sert bir ses tonuyla 

''Minel  dokunma onlara bıktım tişörtlerinin etekleri hep yağ nasıl yapıyorsun onları'' mutfaktan aldığım bir havluyu  dizlerinin üzerine koymak istedim
 Minel'in  karnından  , tişörtünün altından bir sürü keçi patisi  sofra bezine döküldü minicik parmaklarını burnuna götürüp kısık sesle '' şşş sus anne babama söyleme  eğer tespiyi (tepsiyi) duvara atarsa  yeriz diye sakladım  hem söylemessen sana da veririm!'' benim için daha acı bir şey olamaz o da benim kadar korkuyor ama karnı doymadığı için bu yöntemi bulmuş  uzun zamandır da yapıyormuş  yağlı ekmek reçelli ekmek ne olursa  sofra bezinin altından    kıyafetlerinin altına saklıyormuş ! ben bunu hiç düşünmemiştim!

 Erkan bir kaç gündür işyerindeki sorunlara takılıyor tabiki korktuğumuz başımıza geldi  çay soğuk sen suratsızsın ne yapsam  somurtuyorsun deyip  tepsiyi alabora etti ya ey Müslüman sen evde böyle terör estirirken nasıl güleyim biliyorum ki gülümsesem bu defada  benim bir sürü derdim var sen sırıtıyorsun diyeceksin  biliyoruz yaşadığımız şeyler...

Gece Erkan eve geldiğinde hiç bir şey olmamış gibi yemeğini yeyip yattı, ben mutfakta bulaşıklarla uğraşırken sesini duydum
''Melek''
''efendim''
 '' yatağa gelmiyor musun?''
 Gelmeyipte ne yapacağım başka çaremmi var ama  cesaretin varsa  iç sesinle değilde  dış sesinle söyle bakalım.
 ''Geliyorum birazdan, minel'i yatırayım''
'' tamam''
  Minel'i yatağına yatırdım bir süre başında oturdum.

Ömrümden bir gün  daha bitiyor,
 yüreğime   bir  ip bağlayıp  salıyorum rüzgarlara  ,

Rüzgar lar  uçuşturuyor onu çok yükseklere,  yırtıldığıda oluyor yıprandığıda bazen ıslanıyor yağan yağmurlarda bazen güneş altında fazla kaldığından  yanıyor,  koruyucu kremler yok sürmeye  ,kızım için sabrediyorum.
 Her ağlayanı kendim gibi saflıktan ağladığını,  her gülenin mutluluktan güldüğünü sanıyorum ...
 Hırstan ağlayıp , alay dan  gülenleri ben hiç anlayamadım, anlayamadığım için hepsini sevdim
büyümedi  yüreğim.

 Eskiden günlük yazardım şimdilerdeyse yazdıklarımı hemen yırtıp yakıyorum .


 Çünkü bir kaç  defa da günlük  dayağı yedim, nereye saklasam buluyor,  sonrada neden orasını öyle yazdın, neden beni bu kadar kötü  yazdın? orayı sil, burayı düzelt bir de güzel dayak...

Tamam ben buradaki defteri silerim bakalım sen ALLAH katındaki defterini nasıl sildireceksin ? 

 Defalarca hastaneye gittim rapor almak için, rapor alsam ne olur  ben  sığınma evlerinde yapamam , yapsam bile 
''eğer beni mahkemeye verirsen Minel'i öldürürüm ömür boyu vicdan azabı çekersin.'' diyor 
 yapamaz bunu  biliyorum ama  kızımı riske atamam... 

Ya yaparsa!

 Zaten hala oğlu polis  ona  söylesem  biraz nasihat verir tabiki bana da nasihat verir ,böyle şeyleri uzatmayın  büyütmeyin diye.
Üstelik kendide eşine çok kibar değilki! 
 görmüyorlarmı?
 Herkes biliyor ama herkes bilmemezlikten geliyor, aile içine karışılmaz ya. 

Polise gitmek çare değil benim için çünkü eninde sonunda eve geleceğim,  evden uzaklaştırma alması onu dahada hırçın yapar ,    orada  uysal duracak biliyorum ve şizofrenler çok akıllı hastalar, zekalarına hayran olmamak mümkün değil.

Hep elimi tutarak gezeriz çarşıda aşkım bebeğim diye konuşur , bazen komşu kızları  ''ayy Erkan ağabey harika biri  ALLAH bana da nasip etsin böyle birini derler '' bende içimden gülerim nasip etsinde gör   bakalım, farkında olmadan kendine ne kadar kötü dua ediyorlar diye gülerim. 

Bir olaya sinirlenince elimi büker yada içini çimdirir en çok acıtan ise  koltuk altımı  çimdirmesi, bazen onu öldürmek istiyorum.En büyük acıyı çekmemin sebebiyse onu çok seviyor olmam bana bunca yaptıklarına rağmen!


 Eğer ki dövmek istiyorsa  sessizleşir,  düşünür illa bir şeyler bulur, öyle karşıdan kaç kurtul demek çok kolay gelir ya  o kadar kolay değildir kaçmak...

 Sığınma evine gidersem her şey çok değişir  hayatım dağılır, kızım belkide sorunlu olur, bir tek ben olmayacağım orada bir sürü aynı sorunu yaşayan kadın ve çocukları, şiddet yaşayan insanlar genelde gergin ve kavgaya meyilli olur, saldırganlık elinde değil  ,gittiğim zaman ortama ayak uyduramam.

 Kısacası   ben sığınma evi yada karakola gidersem  hayatımızda şi,ddetin olduğunu kabullenmiş ve herkese ilan etmiş olurum, hiç bir şey eskisi gibi olmaz acınılan zavallı çaresiz bir kadın olurum , fişlenmiş olurum  Hem Minel hem ben  bu etiketle ömür boyu yaşamak zorunda kalırız, kimsenin bana yardım edebileceğini sanmıyorum.


Araştırdığım bir çok yerde bazılarının kendine ait odası var bazıları da ikişerli odalarda  kalıyor, Erkandan kurtulayım derken   oradaki birinin bana şiddet uygulamayacağı ne malum üstelik Minel var yanımda kalabalık ortamda  ikimizi koruyamam, malum çocuklar kavga eder orada bir çocukla kavga etse anne zaten hırçın  kendimden biliyorum, saldırmaya yer arıyor birbirimize gireriz...


 Gece yatağa yattığım zaman  durmadan beynimde planlar yapıyorum.
 Ev tutmam lazım kızım ve ben olmalıyız, ama Minel doğduğundan bu yana çalışmama izin vermiyor, onu bir şekilde çalışmam gerektiğine ikna etmem lazım.

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Gölgede açan çiçekler #3#


 

Annem çok güzel bir kadındı,babamda ona keza çok yakışıklı.Zamanında ikisininde farklı sevgilileri varmış .


 Annem kapı komşularının oğluna aşıkmış,hemde öyle böyle değil ,gece yarılarına kadar kapı önlerinde otururlarmış, hiç olmayacak çocuklarının hayalini kurup, sohbet ederlermiş.Çocukluk aşkları anneannemin   ''eğer sizin kızı  da bizim oğlana vermezseniz olmaz''demesiyle ,büyük bir aile savaşına dönmüş ve çıkmazlara girmiş büyük aşk , annem  ben annemin sözünden çıkmam demesiyle imkansız olmuş...

 Babam da köyde  güzeller güzeli  kapı komşusu  Zeynebe aşıkmış , ninem   o zamanlar köyde her evde çeşme olmadığı için  köy çeşmesinde su doldururken  Zeynebin annesine ''senin kızın beni oğluma bu su gibi akıyor'' deyince  , Zeynebin annesi , Zeynebi apar topar başka köye gelin vermiş,babamın payınada  Zeynebin düğününde kendi evinin bahçesinde  pikabı ağaca asıp ''cezvenin sapı sarı aldılar elimden yarı ağlarım zarı zarı''yı dinlemek düşmüş...

 Babam o günden sonra  hayatı boşlamış sevememiş kimseyi ta ki annemin  onun çalıştığı fabrikaya girmesine kadar.

 Tanışmışlar ve ailelerine zamanında yapamadıkları dayatmayı ,  evlilikleri konusunda yapmışlar.

 Amca ve halamın almanyada olmasından dolayı belki babamı da yanlarına alırlar diye  annanem   razı gelmiş bu evliliğe, dedem altı çocuğa ekmek parası getireceğim diye çalışmaktan evdeki dönen olaylardan bi haber.
Anne ve babamın düğününde  Hasan düğüne gelip anneme defalarca yalvarmasına rağmen annem , Anneannemi üzmemek adına kaderine  bir çizik atmamış...

 İlk günlerde mutlu olsalarda sonraları  cicim ayları bitmiş.Annem şehirden köye gelmenin ezikliği altında birde kötü kayınvalide sayesinde ezildikçe ezilmiş,babamsa kendine başka  küçük dünyalar kurmuş.

 Aklım ermeye başladığında  odamın  penceresinin altındaki alkol şişeleri beni rahatsız etmeye başlamıştı.
 Babam hayatını içki sofralarında meze olarak harcarken,annemde küçücük dünyasında kayboluvermiş ve kendini aramayıda aklına hiç getirmemiş....


Babam  yer ,içer , gezer; annemse tarla, bahçe , hayvan derken, hayallerini  hangi fidenin altına gömdüğünü unutmuş....

 Çocukluğum bamya tarlalarında geçti, annem  sabahın beşinde kalkar  kardeşim bebek olduğundan nineme bırakır beni yanına aldığı gibi  soluğu bamya tarlasında alırdı.Tarla uzaktı yürüyerek giderdik,ben  sopamı at yapardım atımla gittiğimden fazla yorulmazdım, bamya tarlalarını hiç sevmezdim,bamyayı da..Çünkü kazarken hep kaşındırırdı beni,birde toplarken ellerimize çorap geçirirdik yinede ellerimiz yemyeşil olurdu...

 Bamya tarlası ve   domates , patlıcan bahçelerinde ne oyuncaklarım olabilirdi ki...

Oyuncaklarım  patlıcana  dört çubuk takıp mor inekler yapmaktı aa  yoksa milka yı ben mi icat ettim...



Annelerin yaşayamadığı  hayalleri vardır, kendileri başaramazsa kızlarının  yaşaması  için ümit ederler.
Yarınlar  için hayaller kurarlar, ya annenizin hiç hayali yoksa!

Doğduğum köyde annemin yarınlar için hayaller kurmaya hiç fırsatı olmamıştı, belkide başlarda vardı  sonraları  hayallerini  bir yerlerde kaybetmiş bir annenin kızıydım...

 Ağabeyim ve kardeşimin yükü ağır gelmiş olacak ki beni dört yaşlarındayken  dedem öldüğü için yalnız kalmasın diye  nineme hibe etmişler.

 Ninem daha doğduğumda  beni alacağını biliyormuş sanki adımı bile  o koymuş kimseyi karıştırmamış Melek, melekler gibi olsun demiş melekler kadar güzel melekler kadar erişilmez melekler kadar iyi  kalpli....


Çok ta uzak değildi evlerimiz fakat ben , beni doğuranı değil büyüteni anne biliyordum, kızkardeşimle sizin ev bizim ev muhabbeti yapardık.

 Annem ve ninemin hiç yıldızı barışmamıştı , hiçte barışmayacaktı, biz bu hengamede kendimize yol bulmaya çalışan küçük karıncalar gibiydik...

Annem ve ninemin kavgaları zaten eve bağlı olmayan babamı evden daha da uzaklaştırdı  Bizim evde  günde en az on  defa sofra kurulur herkes tek yemek yerdi, kimse kimsenin umrunda değildi..

Sonraları kendimi avutmak için dikiş kursuna başladım.14 yaşında  fabrikada çalışmaya başladım.kimseye söyleme gereği duymadan  yazılmıştım  fabrikaya. 
Ev , aile diye bir şey yoktu ki..
Küçük bir  sorun vardı yaşım tutmuyordu oda kolaydı  babamı ikna ettim ve yaşımı büyüttük, zaten ben doğduğumda büyüktüm!
Çalışırken  Erkanla tanıştım iyi arkadaştık o benden sekiz yaş büyüktü, yakışıklıydı bir sürü kızla çıkardı bende ufaklık olarak ona mektup taşırdım.

 Ve her şey  ağabeyim askerde olduğu için  babamın da varla yokluğu belli olmadığı için evin yükünün üstüme binmesiyle,boşluğa düşmemle başlamıştı.

 Erkanla  dertleşirdik   ona bizim evin halini anlatırdım , ''evlensene benimle dedi o zaman her şey farklı olur dedi''.
16 yaşına gelmiştim ama yüküm çok büyüktü ve bir ailem olur bir yuvam olur diye düşünerek Erkana evet dedim .  Ne acıdır ki Çocuk olduğumun farkında bile değildim! 

Her zamanki gibi kimseye sormaya gerek bile duymadım  ne de olsa ben büyüktüm, hiç çocuk olmamıştım  patlıcanlara çubuk takmak dışında...

 İnek hasta olduğu için annemler düğünüme bile gelmemişti...

 İnek  kadar değerim yoktu ,Erkan'ı  çok seviyorum hepte sevceğim  diye düşünürken  çok erken konuşmuşum.

 Daha ilk aylarda Erkan sebebini anlamadığım bir tokat atmıştı bile bana,bunun ilk olmayacağını  ilerki zamanlarda daha iyi anlayacaktım.

Kayınvalidem beş bilezik için boğazımı kesmeye kalkmıştı,apar topar  sadece üstümdeki eşyalarla o evden çıktım. 

Erkan  evde yoktu eve geldiğinde benide alıp İstanbula yola çıktık ve hayatımın karmaşık  günlerinin başladığını,evsiz işsiz ablalarının evinde göçebe gibi yaşarken  çok iyi sindirecektim.

 Büyük görümcemin çatı katında  dört oda vardı birinde yaşlı  kaynatası, birinde  öğrenci,birinde kullanılmayan eşyalar,birinde de biz yaşamaya başlamıştık.Çalışıp  ev tutana kadar ve kime ve neye sinirlense  öfkesini bende boşaltacak, bol bol tokatlar tekmeler yiyecektim ve ben bunları kimselere diyemeyecektim,  hatta başım gözüm o kadar çok yarılacak o kadar çok hastanelik olmuştum ki  adım sakara çıkmıştı. 

Hep olmadık kazalar beni buluyordu , gün gelip  çaydanlıklardan sular dökülüyor ,gün gelip  kolum  catlayacaktı, gün gelecek burnum  kırılacaktı ve  bunları hep benim sakarlığım yüzünden olacaktı!

 En yakın dostum sigaram fakat Erkan içmemi istemiyor hatta bir kaç defa ağzımı sigarayla yaktı fakat  bende inat  içeceğim işte...

 Evliliğimizin yedinci ayında  hamile olduğumu öğrendiğimde çok sevindim fakat erkan o kadarda sevinmedi  bu bebeği aldıralım deyince doktor aramaya başladık fakat ısrarlarıma dayanamayınca birazda ablasının yardımıyla  bebeğin doğmasına izin verdi hayatımdaki en güzel şey olacaktı.

 Gördüğüm şiddet için ilk başlarda hep kendimi suçluyordum, eksiklerimi  arıyor , buluyor ve kendimi yetiştirmeye çalışıyordum bu konuda en büyük yardımcım kitaplardı. 

Bebeğimi  kucağıma aldığımda her şey değişmişti,kendimden çok kızım için yaşıyordum.Karar vermiştim  ben annem gibi olmayacaktım. 

Erkanın aşırı sinirlenmeleri tepkileri bana normal gelmiyordu,baş ağrısı için gittiği doktor ona şizofren teşhisi koymuş  aa yuppi şizofren bir kocam var beni hangi gece nerede kesecek diye düşünmeme gerek yok  kaçınılmaz son.

Evlilik hayatımda  yediğim  tokadın  tekmenin hesabı olmayacak ve bunu annem , babam , ninem , kızkardeşim kısacası herkes bilecek ama kol kırılır yen içinde kalır diyecekti....

İlk  vurduğu zamanlarda  vicdan azabı duyardı  tabi zamanla arsızlaştı,artık dövmek onun için normal bir şey.
Beni hayata bağlayan tek şeyse  kızım Minel...
                                              N.K 




                                                                                                                                                           

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Gölgede açan çiçekler #2#




Yine kredi kartını bir arkadaşına vermiş arkadaşı kendine son model bir telefon almış ve kredi borcunu ödemediği için evimize haciz geldi.

 hacizi durdurmak için kıyıda köşedeki paramızı kullandık.

 Evde bir var hiç yok ama o halen başkalarına bizim nafakamızı yediriyor borç ödemekten canım çıktı.

 ''Bak Erkan bu böyle olmaz eğer böyle devam edersen ben yokum  annemlere gideceğim, hakaretlerin  şiddetin  bir yana birde yokluk canıma yetti''

 ''tamam git'' 
''bak yarın gideceğim'' 
 ''tamam git'' 
Hayret ediyorum bu şekil sessiz ve serinkanlı oluşuna, ne zaman ayrılıktan söz etsem bir tokatla susturur, çeneni kapa ve git yat derdi, yastığımı aldığım gibi yan odaya gittim ve uyumam uzun sürmemiş, gecenin bir yarısı ben uyuyalı kaç saat oldu bilinmez , kafama bir şey devriliyor  deprem oluyor sandım.

 şehadet getirmeye başladım , kafama yediğim yumruğun şaşkınlığını atamadan  çenelerime bir yumruk karnıma tekme kendimi savunacak halim , dermanım kalmıyor, Erkan tüm şiddetiyle  tekmelemeye devam ediyor

 ''madem gideceksin şimdi git, kalk evimde uyuma'' 
Nereden geldiğimi şaşırmış bir halde   uyku sersemi  yalvarmaya başladım.

 Tamam Erkan gitmeyeceğim söz, yemin dur, ama o durmuyor, ben çığlıklar attıkça bir eliyle ağzımı kapıyor diğer eliyle   yüzüme yumruklar atıyor, karşılık verecek halim yok.

 yorgana yastığa tırnaklarımla tutunmaya çalışıyorum, bir ara koltuk ve duvarın arasına girsem de bu beni onun ellerinden kurtulmama yetmedi.

 evin içinde beni sürükleyerek  kapıya kadar çıkardı  bir köpek yavrusu gibi beni  kapı önüne atıp   üstüme kapıyı kilitledi, tüm yalvarmama rağmen kapıyı açmadı. Gecenin bir yarısı  pijamalarla nereye kime giderim elimde yok avucumda yok.

Apartman 4 katlı bizden başka   ev sahibi ve gelini oturuyor, en alt katta  kömürlük.

 Onlar görse daha da utanırım,  çaresiz kömürlüğe indim  yediğim dayağın yorgunluğu olsa gerek ,  odun çuvalları arasında uyuya kalmışım.

 Sabah olduğunda korkudan yukarı çıkamadım ama Minel evde yavrum gece olanlardan habersiz mışıl uyuyor, karnımın açlıktan guruldamasını bastırıyorum,  yüzüm, vücudum sızlıyor, gündüz saat 3 sıraları kapının sesini duydum , sesleri dinlemeye başladım. 

Erkan işe gidiyor ,Minel beni soruyor ''Annen kömür alıyor  ben gidince gelecek!'' 

Oh diyorum  içimden eve  gireceğim  o  merdivenleri  inerken ben kömürlüğün  derinlerine saklandım o da hiç  kömürlüğe uğramadan çıkıp gitti.

 Onun gitmesiyle  bir  kova kömür alıp yukarı çıktım  kızım beni kapıda karşıladı  

''yüzüne ne oldu anne''
 ''kömürlükte çarptım bebem''
 Hadi git oyuncaklarınla oyna  henüz 6 yaşında o benim her şeyim.
 banyoya girip temizlendikten sonra, 
mutfağa girip akşam için yemek hazırlamaya başladım.

 Üstelik bu akşam kışlık turşu yapmak için Hilal bize gelecek.
 akşam hava kararınca hilal  zile bastı, apartman otomatiğine basıp  evin kapısını aralık bıraktım mutfağa girip,   gün evvel aldığımız  malzemeleri yıkamaya başladım.

 Hilal içeri girip ''selam kızlar'' dedi  ben mutfaktayım gel canım
 hilale hemen hemen 5 yıldır  tanışıyoruz bir birimizi çok iyi  çözdük  diyebilirim.

 Hilal heyecanla anlatmaya başladı 
''Melek akşam neler oldu bir bilsen'' bende içimden sende  akşam neler olduğunu bir bilsen dedim.

  ''ee neler oldu'' 
'' bizim  kiracı var ya  bir türlü çıkaramıyoruz zaten kirayı da ödemiyorlar'' 
''eee'' 
 ''işte o dün gece   karısı bir dövdü, bir dövdü mahalle inledi siz duymadınızmı?''

  Bir yandan da patlıcanları leğene doldurup üstüne bir bidon suyu  doldurdu   leğeni eline almış anlatıyor '' ah var ya içimin yağları eridi çok dövdü akşam onu oh canıma değsin haketmiştir''

 Mutfak tezgahından  yüzümü ona döndüm  ''hak mı etmek mi ?'' elindeki patlıcan ve su dolu leğen yere düştü gözleri doldu 
'' hayır ya   o sendinn.'' 
 ''evet bendim'' 
 ''Neden melek yaa nedenn neden halen bu adamı  nedenn çekiyorsun'' ağlayarak sarıldı
''çaresizlikten desem''

 ''Özür dilerim arkadaşım yemin ederim ben o sandım bilsek sensin hiç değilse polisi arardık,  ne yaptı sana''

 ''yok bir şey abartma, motif işledi solgun görmüş beni biraz renk verdi''
 Gözlerimizde yaşlar  kıkırdamaya başladık
  Hilal ''sen delisin ya  bırak şu adamı bak seni öldürecek bir gün'' 
 ''olsun ölürüm bende''
 ''annenlere git''  
 konu bu  zaten 
''Annem, babam mı var gideyim sende biliyorsun, sahip çıksalar zaten bu kadar cesareti olmazdı,  gidemem ben kendim çıktım o evden beni zorla vermediler ki başlık parasına''

 off melek offf ...
                                                                             NK

24 Ağustos 2012 Cuma

Gölgede açan çiçekler #1#


Bazen öyle  olaylar yaşarız ki kendimize bile itiraf edemeyiz, içimizde derin , kuytu köşelere atarız  büyür büyür bize  yük olur, dert olur, hatta bazen hastalık olur, bir çok hastalığın başlıca sebeplerinden biri üzüntü stres bunu doktorlar da sık sık söyler.

  Kendine ağır geleni başkasına  anlatmaya cesareti olmaz insanın bilirsin ki sana  kendi derdin ağır gelip bir başkasına anlatmayı seçtiysen, anlattığın kişi bunu taşımakta zorlanacaktır.

  İşte tam da böyle bir hayatım var kimselere anlatamadığım, ama içimede sığmıyor  geceleri  defterime yazıp sonra yırtıp , kül tablasında yakıyorum, ben kimseyi üzmemeye , kırmamaya çalıştım, malesef  siz iyi davranıyorsunuz diye hayat ta size  her zaman iyi davranacak diye bir kural yok.

 yolda giderken siz otomobile kötü gözle  bakmadınız , yada ona kötü davranmadınız ama o  kaldırıma çıkıp sizi ezebilir, hayat,  kader yada kadir kısmet diyelim. hiç gülerken korktunuz mu? yada ağlarken   korktuğunuz için  gözünüzde yaşlarla gülmek zorunda kaldınızmı?

Üstelik bu sizin çok değer verdiğiniz bir insan  tarafından yapılmış olsa ne düşünürsünüz? Uyurken başınıza yumruk yeseniz, yada yemek yerken  birden ağzınıza kaşıkla vurulsa , yada  bak eğer beni bir gün üzersen  işte sana böyle acılar yaşatırım deyip , sırtınıza kum torbasıyla vursa, üstelik ''kum torbası iz yapmaz''  dese!

Benimkisi yıpranmış kaybolmuş bir hayat , düşünmeye bile hakkım yok çünkü o benim yerime düşünüyormuş, ne diyeyim ALLAH razı olsun. Bazen karşınıza  çıkan insanları çok iyi çözdüğünüzü sanarsınız, hıı evet  nitekim çözersiniz  de  , keşke çözmeseydim diye bir ömür pişmanlık duyacağınız anlar yaşamaya başlarsınız .

 Çözdüğünüz bu iplerle sizin başınıza çok çoraplar örecektir,  tabi bu ona yetmeyecek  bu iple sizi her gün  boğacaktır. Onunla ilk evlendiğim  dönemlerde  eve 5 dakika geç gelse camlara yapışırdım,  merak eder  içim içime sığmazdı,  bulaşık yıkarken , mutfakta onu düşünüp özlediğim için  gözyaşları dökerdim.

  Şimdilerde ise  inşALLAH  bu gece eve gelemez diye dualar eder oldum, bu hep bize yaptıklarından dolayı oldu,  Ölmekten korkmuyorum  ,  bir hastalığa sadece teşhis konulmasıyla iyileşilmez değilmi?  tedavi olması gerek şizofren bir insanla yaşıyorsanız emin olun ki en  güzel kurtuluş yöntemi ölüm!

Keşke  öleyim demekle ölseydi insan , yok böyle bir şey birde  neden başka bir canlı bizim canımızı bu kadar acıtırken bize bu canı veren Yaradan ona cezasını hemen vermiyor. Her gece yatarken kelimei şehadet getiriyorum , çünkü  bizi hangi gece uykumda  öldüreceği hiç belli olmaz! 
                                                                    N.K

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Hayırlı bayramlar.

Bu mübarek günlerde kimimiz oruç tuttu, kimimizde oruç tutanın gözüne baka baka  su içti, yemek yedi, Sende ya  sabır dedin.  O insan senin gözün içine baka baka yemek yemeseydi anlarmıydın?

  Sen  tokken,   karnı aç komşunun  neler hissettiğini,  senin gözünün içine bakıpta nasılda ses çıkarmadığını ya sabır dediğini  anlarmıydın?

 Eğerki  fitre gibi  bir zekat olmasaydı   , al sen  muhtaçsın deyip eline  pat diye sıkıştırabilirmiydin?

İnananın, inanmayanın ALLAH herkesin  Gönlüne göre versin,  hepimize rahmet kapılarını açsın, hiç ayırt etmeden herkesin  yanaklarından kocamannn öptümm...
 Nice bayramlara... 
               N.K

17 Ağustos 2012 Cuma