30 Temmuz 2012 Pazartesi

24 Temmuz 2012 Salı

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Kaybolmuş...

                          





 nerede buselerin?
onları kimler  çalmış!
sevdaların hangi masallarda kalmış!
sen bir gül dün,
yağmur altında kalmış.
Sen sevmişsin eller almış!
Şimdi 
dolaşıyorsun  avare gözlerin dalmış...
N.K

20 Temmuz 2012 Cuma

Neredesin...


sözlerin sustuğu yerdeyim
  gözlerin kan kustuğu yerdeyim

  yüreğimin yerlere düştüğü yerdeyim
söz söylesem nafile

 ağlama yüreğim bi dur!

 bi dur!
sonun olacak senin bu gurur

  
 bi dur! 
yetmedimi ızdırabın
yetmedimi çektiklerin

bi dur!
  kalbim sızlanıp durma
  olmaz bi fayda canımı yakmaktan başka...
   
bi dur!
 gözlerim tam gülecekken  ağlama ...
N.K

19 Temmuz 2012 Perşembe

Sevil'in güncesi #33# Ve Final:)



Bir kaç yıl sonra işi bıraktım.

Ve aradan yedi yıl geçti...


 Babamın hastalanması üzerine Şener'in  de yıllar önce babama verdiği sözü tutarak, babamın yanına taşındık.


 Tabi tek farkla  Şener o sözü verirken ikimiz gelecektik.


 Bir buçuk kişi fazladan getirdik.
 Bir kızım oldu ismini Azra Müjgan koyduk, biride yolda. Şu an yedi aylık hamileyim.


 Yolda olanında ismi belli Zümra Nalan , kızlarımıza ikişer isim verdik, annelerimizin isimlerini de koyduk   iki kızçem ve aşkım mutluyum ...


 Babam büyük kızım Azra Müjgan'a tahtadan bir beşik yapmıştı şimdi gelmesini beklediğimiz bebeğim ZümraNalan'ı o beşikte  büyüteceğiz.


 Yıllar sonra kendi evimdeyim ne tuhaf.
 Kendi odamı kızlarıma oda yapmaya karar verdik odadaki eşyaların işe yaramayanlarını ayırıp çöpe atıyorum.


 Eşyaları toparlarken elime açık yeşil bir defter geçti yatağıma uzanıp elime aldım ve üstüne baktım üstünde kocaman kargacık kurgacık yazılarla Sevil'in güncesi yazıyor.


 Hayat ne tuhaf okudukça eski günlerime gittim, neler yaşamışım şimdi gülüp geçiyorum,hiç kızılmayacak olaylara kızdığım olmuş  kafama takılmayacak olaylara günlerce ağlamışım.


 Sebepsiz yere kırdığım da olmuş kırıldığımda bazı yazdıklarımı  şu an okurken anımsıyorum iyi ki yazmışım seni günlük....


 Elime kalemi alıp  bu defterde eksik kalmışları  tamamladım .
Şu an yirmi dokuz yaşındayım;


 Hiç arkama dönüp te pişmanlık duymadım Şener benim için çok doğru bir kararmış, her  sabah onunla uyandığım da iyiki , iyiki hayatımda diyorum.


Bunu dememe sebepte onun bana yıllardır ilk tanıştığımız zamanlardaki gibi değer vermesi , sanki ellerinin arasından kayacakmışım gibi  itinalı davranması olsa gerek.


Nahit halen yurt dışında ve iki kez evlendi ayrıldı şu an  yalnız yaşıyor.


Şule ve emrenin bir oğulları oldu.


 Nurdan ablaya   ailesinden miras kaldı  ve Rafet ağabey  ile  birlikte küçük bir züccaciye dükkanı  açtılar, arada birbirlerini yeselerde, Rafet ağabey  dükkandan paraları çalıp kumarda batırsa da  geçinip gidiyorlar.


 Necatiye teyze vefat etti , kızı evini  yeni evli bir aileye, kiraya verdi.


Geçen yıl Nalan anne bizi şaşırtıp,  kendi yaşlarında bir beyle evlendi ve İstanbul'a taşındı.


 Babam  felç geçirdi, şu an ona ben bakıyorum, ne zaman altını alsam ağlıyor konuşamadığından eliyle işaret ediyor üzülmemi istemiyormuş ama annemi çok özlemiş  annemin yanına gitmeyi istiyormuş...
Böyle yapınca ona çok kızıyorum.


 Ben babamın her haline razıyım yeter ki yanımda olsun, bazende gülümsüyor en çokta Azra Müjgan yanına geldiğinde mutlu oluyor, ne desem boş hayat işte...


 Evimin mutfağında  her yemek pişirdiğimde annemi anımsayıp,gülümsüyorum, şimdi aşçılara taş çıkartacak derecede yemekler yapabiliyorum.


 İnsan kaç yaşına gelirse gelsin  isterse bir sürü boy boy çocuğu olsun yine de annesini çok özlüyor, ve anne olunca annenin değerini  daha bir başka anlıyor...




 Şener, ben ve minik kızımız heyecanla  Zümra Nalan'ı bekliyoruz  küçük yuvamızda  çok mutluyuz...
                                                  N.K 
                                                           -SON- 
Siyah kuğu.
                            


18 Temmuz 2012 Çarşamba

Sevil'in güncesi #32#



 Dün çeyizlerimi Şener le yaşayacağımız eve götürdük ,en büyük destekçilerim annemin komşuları,Büyükannem , halam ve Necatiye tezye, Şule ve annesini hiç söylemiyorum zaten  haklarını nasıl öderim bilmem.



  Ev yani evimi çok güzel  yerleştirdiler. 
Anneciğimin kendi elleriyle yaptığı  danteller  işlemeler  o kadar duygu yüklüyüm ki .


Kına gecemde  Büyükannemle yattık, ona sarıldım   gece odaya babam geldi  ''Anne kalk bakalım bu gece kızımla ben yatacağım '' dedi çok duygulandım sarılıp ağladık  annemin  yokluğu her saniyemde içimi yakıyor neden hiç azalmadı  neden! ve bu evde son gecem halen inanamıyorum şaka gibi geliyor.

 Düğün günüm gelip te çattı ve heyecandan kalbim güm güm atıyor,  gelinliğimle fotoğraf çekimleri yapılıp eve geldiğimizde karşımda Nahit'i gördüm  smokin giymişti bir an başım döndü damat gibiydi koluna girip gitmek istedim  gözlerine baktım  bir hareketi yeterli şimdi hadi gel dese gideceğim.


 Ve kuşağımın takılıp evden gitme vaktim dualar eşliğinde babam, kuşağımı kuşattı ve sarıldık sanki hiç kopmak istemiyormuş çasına,
ben merdivenlerden inerken herkesin gözlerinde yaşlar....


 Merdivenlerden indim gelin arabasına binerken arkama dönüp baktım o anda annemin hayali gözümün önüne geldi elinde bir kap su yolun, bahtın açık olsun kızım diyordu.




Gelin arabasına bindim ve Şener'e sarıldım ''ağlama, beni de ağlatacaksın ,seni alıyorum diye ağlıyorum sanacaklar'' dedi güldüm uyuz magnet işte ne olacak.


 Düğün salonuna gittiğimizde gözlerim hep Nahit teydi bana  gece boyunca gel demesini bekledim.


  O  bana bu gece hiç gel demedi düğün bitip te biz evimize geldiğimizde artık aklımda Nahit ten eser yoktu.


Biliyorum ki mutlu olduğum sürece  Nahit hiç aklıma gelmeyecek ama en ufak mutsuzluğumda aklıma gelip içimde ukte olacak.


Ve ben evlendim.
                                   N.K 

17 Temmuz 2012 Salı

Sevil'in güncesi #31#




Haftaya düğün tarihi konulacak, akşam Nahit'i aradım haber verdim nişanımı  çok sevinmiş gibi  yaptı  sinir oldum düğüne davetiye yollayacağım dedim, gerek yok telefon et gelirim dedi.



Off neden halen aklımda kendime sinir oluyorum Şener'e ihanet ediyormuş gibi hissediyorum ,parmağımda ki yüzük onun ama ya kalbim ?

Kalbim kime ait kafam o kadar karışık ki anlatamam düğün tarihi konuldu ve düğün  telaşı sarmışken benim kafam o kadar karışık ki Sanki Şener'i sevmiyorum gibi me geliyor sadece onun bana gösterdiği büyük ilgi karşısında tepkisiz kalamıyorum, seviyormuyum of  ne yapıyorum bilemiyorum.


  bir kaç gündür düğün alışverişi için Nalan hanım ,büyükannem, halam ben ve Nalan hanımın bir kaç akrabası koloni halinde çarşıyı alt üst ediyoruz.


Ne kadar da çok karışıyorlar saçlarımı yolup ellerine vereceğim, hayatımda sadece  dükkan ve mağazalarda gördüğüm ve hiç bir işime yaramayacak şeyleri beğenme mecburiyetim varmış gibi  beni almam için zorluyorlar.


Almak bir şey değil masrafından da vazgeçtim ya bir gün şunu almıştık hadi giy derlerse iğğ 
.
 Nalan Hanım ''kızım bana hanımlı konuşma anne dersen sevinirim'' dedi ''aslında bende sevinirim'' dedim  yanaklarım kızardı.


Düğün günümüzü Şener kararlaştırmış ilk duyduğumda çok kızdım  fakat benim doğum günümde düğün günüm olacağını duyunca  sevindim düşünceli magnet ne olacak,''bana magnet deme'' diyor ''magnet işte hep  yanımda yakınımda olmak istiyor.
                                     N.K
   

15 Temmuz 2012 Pazar

Sevil'in güncesi # 30#





Ne güzel bir şeymiş nişanlı olmak ,babam akşamları kapıda sorguya çekmiyor,parmağımda ki yüzük sanki akbil bas geç.


Şener gece bekçisi olduğu için gündüzleri genelde uyuyor,işini ilk duyduğumda çok şaşırmıştım artık gece bekçisimi kaldı ki diye.


 Meğerse babası  bir  plaza da  bekçiymiş   o zamanlar özel güvenlikler yok tabi babası kaza geçirip vefat edince ,işveren vefalı çıkmış babasının yerine Şener'i almış işe , şu an özel güvenlikte var ama o sadece geceleri çalışıyor.


O yüzden gündüzleri biraz uyuyor biraz geziyoruz ,uykuyla arası yok  bütün gün gezsek geeriz ,malum benimde işim var ,bana kızınca süpürgeci cadı diyor.


Bu erkekler illa bir takma isim kullanmaya ne kadar bayılıyor.


Nurdan abla işi bırkamak istiyor,Rafet ağabeyle yine araları bozuk,''hep kızım için sabrediyorum'' diyor.


Bilmem sonları ne olacak çalışmazsa nasıl geçinecekler,çalışırsa parasını kumara içkiye veriyor kadının elinde avucunda kalmamış,ya ileride Şener de böyle bir canavara dönüşür se yol yakınken  vazmı geçsem ne!


Nişan gecesi babam Şener'i kenara çekip kızı veririm ama bir şartla demiş, zaten meşhurdur  babamın gözle kaş arasında  kenara çekmeleri, hiçte gözüme ilişmedi yoksa  yalnız bırakırmıyım malum Nahit'in türkiyeden gitmesine sebep oldu.


 Şener ve benim  burada, baba evinde yaşamamızı istemiş ,Şener de kabul etmiş ama bir şartla bir kaç yıl kendi evimizde yaşayalım sonra yanınıza taşınalım, demiş babamda uygun bulmuş.


 Neyse ki Şener babamın dilinden iyi anlıyor  ortak bir  yol buluyor anlaşıyorlar,sanki Şener babama çok benziyor,belkide Şener'i kendime yakın hissetmemin en büyük sebebi bu...
                                       N.K



14 Temmuz 2012 Cumartesi

Sevil'in güncesi # 29 #





Ah nihayet en heyecanlı günlerimden birinin sabahı bu akşam beni  istemeye gelecekler,ve  ''gelmişken söz nişan bir arada olsun'' demiş Nalan hanım.


Babamla oturup düşündük ''şimdi madem gitmeye niyetin var neden önce söz sonra nişan işi uzatmaya gerek yok''dedi bana da mantıklı geldi.


 ''annende yanımızda  yok  organizasyonu yapsın tek başına bu işlerin altından kalkamazsın bir sürü de masraf olacak . sonuçta Şener'in de babası yok,ileride zahmeti yine siz çekersiniz''


'' eğer  niyetin  ciddiyse hiç  uzatmayalım madem ,karşı taraf öyle istiyor ha bu gün ha bir ay sonra ne fark eder ''
 deyince bende olur dedim.
 Olacak bakalım  içimde  bazen kıpır kıpır bir şeyler oluyor bazende korkuyorum, Sabahın  erken saatinde kalktım.


 Şule'm  İstanbul dan geldi ben daha mahmurluğu üstümden atamadım,bir de Necatiye teyzenin kızı geldi  yardım için  ''benim kızı necatiye teyzen baktığı için gelemeyecek canım ''dedi
bende  üzülmüş numarası yaptım'' ah keşke gelseydi'' tabi içimden  oh ohh çekiyorum o çok karışıyor.
  Halam ve büyükannemde akşam üstü  gelecekler yani işin büyük kısmı bize düşüyor.


 Necatiye teyzenin kızı Figen benden bir kaç yaş büyük olmasına rağmen çok hamarat ve   hamur işlerinde usta ne de olsa evli.


 Mutfak tı  odalardı derken  işlerimiz ve  tüm tatlı tuzlu ve yemekler   ikindi üstü bitti tabi bizde bittik, ne zormuş   bu işler  hep karşıdan kolay gelirdi gidip pastayı böreği yemeye benzemiyormuş.


 İşler bittikten sonra   banyo için savaş yapacaktık neredeyse,  merdivemlere oturup bir güzel çay sefası yaptık, Necatiye teyze dayanamamış   bize  lokma pişirip getirmiş , onca yorgunluğun üstüne nasıl da iyi geldi.
 bu gün babam hiç ortalıkta gözükmedi.


Telefonla aradım ''baba neredesin sen bütün gün sesin çıkmadı!?''




 ''kadınların ayağının altında olsan bir dert olmasan bir dert, ayrıca  odamdayım telefon etmene gerek yok.'' di hönk ''ya söylesene baştan açmısın, tokmu  farketmediğim gibi evde olduğunu bile farketmedim ''
 e pabucumuz dama atılıyor''  
''gel merdivenlerdeyiz ,bardağınıda al  lokma yiyoruz''
 kapadım telefonu zavallı babacığım  bütün gün onun farkına bile varmadım varınca da   bardağını bile kendine taşıtıyorum.
 gece olupta misafirler gelmeye başlayınca benim elim ayağım ve nutkum tutuldu  ne kadar kalabalık gelmişler,yetmez bu  kurabiyeler,pastalar offf,


Her gelen ailenin elinde kırmızı jelatine sarılı tepsiler  bohçalar   çikolatalar var biz o kadar çok  bohça  hazırlamadık  Büyükannem ve halam  hazırlayıp getirdikleriyle idare edecekler.


 Şener en son girdi içeri onun da elleri ve ayakları titriyordu , ''sanki  hayal görüyorum'' deyince Emre onu yanına çekti
 '' çok belli etme  koçum bu kız milleti böyle şeyleri sonra kafana kakar''
Şule'' hiçte bile sanki senin elin ayağın titremiyordu heyecandan  iki gömlek değiştirmiştin''
'' Bak sana demedim mi, kafana kakarlar diye!!


 Biz  gülüşürken,   içerisi tıklım tıklımdı en son annemin duasında böyle kalabalıktı, içim sızlıyor aslında en mutlu günlerimden birini annem de görmeliydi bunu en çok o hak ediyordu, kız isteme merasimi  için biz mutfakta  kahveleri yapmaya başladık.


 Babam gündüzden beş tane piknik tüpü getirmiş  ne akıllı adam bu babam, bütün kızlar  kahve yapmaktayız  Şenerin kahvesini Şule yaptı uyanık tospağa,içine tuzu boca etmiş.

Biz bekliyoruz  Şener   nasıl içecek diye, beni Şener'in dayısı istedi adamcağız kahvesini yudumlarken  durmadan yutkunuyor beni istemekte  zorluk çekiyor  anlamadım gitti beni beğenmedi mi ne!


 Şener  iki çekişte kahveyi yuttu  Şule bak  ''Şener  kahvesini içti ne sabırlı çocuk aferim'' dedi 


 Onlarda adet varmış  kızı isteyen kişi baba(dayı)  kahveyi içtikten sonra  fincanın altına küçük altın koyarmış, senin kıymetlin artık bizim kıymetlimiz anlamındaymış ,damat ta su dökermiş  fincana evlilikleri su gibi   aksın   bir yerde tıkansada başka yerden aksın  diye anlamı buymuş  su gibi olsun diye evlilikleri. Tuhaf ama adet işte...


  babam   beni kendi dilceğiziyle verdi yüzükler takıldı, takı merasimi oldu, herkes gülüş cümbüş, nasıl  ses, nasıl gürültü oluştu içeride, ben  geceden hiç bir şey anlamadım sanki .


 Biz misafirleri yolcu ettikten sonra bulaşıklara giriştik tabii önce küçük altınımı aldım  ,alırken kahvenin hepsini içmemiş dayı bey pek  bir kibar, Şulenin ellerine  döktüm kahvenin  kalanını , Aman Yarabbi dibine bir bakalım dibinde tuzlar duruyor daha,  birde tadına bakalım  tuzlu kahveyi dayıya vermiş bizim akıllılar, Şule ''ben özellikle Şener'e verdim'' dese de dayının zor anlarını şimdi anlayabiliyoruz.


İşleri bitirip kendimi yatağa atmam gecenin üçünü buldu  Şener den mesaj '' Aşkım nasıl ama kahveyi dayıma içirdim'', 
 hönkk 
'' ama nasıl?' ' 
'' tabiki ben değiştirdim''
  Meğerse bizim uyanık, Şule ona kahveyi verince dayısına vermiş ''tut biraz  cebimden telefonu alayım'' demiş sonra diğer kahveyi almış olan dayı beye oldu yani...
 heyecanlı karmakarışık duyguların olduğu bir geceydi...


                                                                       N.K.





13 Temmuz 2012 Cuma

Sevil'in güncesi # 28 #



Bu aralar hayatımda her şey yolunda gidiyor, oh ne ala diyorum, tabi bir de şükür ediyorum.
 Şule'mi çok özlüyorum sık sık telefonda konuşuyoruz bana İstanbul'u anlatıyor,çok büyük bir yer ,tuvaletleri bile bir başka diyor.
 Hafta sonları Emre onu gezmeye götürüyormuş,''sanki yabancı bir memleket diyor''
bir  defa kaybolmuş  ,çocuklar gibi oturup Emre'nin geri dönmesini beklemiş , ben olsam   o sokaktan bu sokağa gider daha çok kaybolurdum.


Aslında isterim İstanbul'a gitmeyi hiç gitmedim hep resimlerini gördüm ,hikayelerini duydum...


Ben küçük   kasabamda mutluyum, alışmışız biz burada  iç içe sıcacık insanlar yaşayıp gidiyoruz.
 İstanbul gibi yerde Hiç tanımadığım insanlara selam versem  alırlarmı ki selamı mı!
 oysa burası böylemi, sütçüsünden  pamuk şekercisine tanıyoruz hatta hırsızları bile tanırız.
 bellidirler  ün yapmışlar artık.


 Şenerler beni istemeye gelecekler, içim kıpır da kıpır çok heyecanlıyım,tabi bu arada iki haftadır yemek kurslarına gidiyorum,bu duruma en çok babam seviniyor, tencerelerin dibini hep ona ovduruyormuşum,
 hiç te bile  o daha güçlü diye ovduruyorum....


Nurdan abla ile  Süpürge satışlarımız çok güzel gidiyor,bana ikide bir '' şuna süpürge deme o robot,temizlik robotu'' diyor
''robot sa yemeğide yapsın ben iki tane alırım''
 ''Zevzek'' dedi   birden tansiyonum düştü sanki yüzüm kıpkırmızı olmuş''ne oldu canım kızdınmı yoksa?''
''Hayır annemi hatırladım o da bana böyle derdi''


 Hayat ne tuhaf bir zamanlar onsuz yaşayamam dediğim  sevdiklerim, şimdi onlar(sızım)  ve onlar benim içimde ki sızım olarak kalacak...


Ve yaşıyorum,yaşama tutunmaya çalışıyorum, babama bakıyorum o da öyle hasta olacağız diye ödümüz kopuyor ee ne de olsa bize bakacak annem yok!


Kız istemeye gelirken ''kalabalıkmı gelelim''diye sormuş Nalan Hanım, bende ''orduyla gelin''  dedim nasılsa bir sürü yemek  biliyorum ya fessubhanALLAH...


Evlilik beni hep korkutmuştur ama uzatmanın da bir anlamı yok, arayış içine girince bulunmuyor, çöpü sapı, tası tarağı gözüne batmaya başladımı bir kere soğumaya başlıyor insan  sıcağı sıcağına olsun bitsin  istiyorum.

 Evet aslında bir de Nahit geri döner diye korkuyorum, ya dönerse ,ya düğünüme gelir de hadi gel benle derse, inanki  kırdığım hayaller kırdığım hayatlar o an aklıma gelmez.


 Belki de Hakan dan daha aşağılık bir duruma düşerim ama inan ki giderim, giderim!
                                                            N.K 
                                  





12 Temmuz 2012 Perşembe

Mektup







Beni okurken  hüzünlü bir şarkı aç ,sesini çok açma derinden gelsin ,  uzakta ki beni hatırlatsın sana,uzak ta olup bir o kadar yanında...


Gözyaşlarını , mendilini ve gözlerini sık sık silmek için ellerini hazırda bulundur.


 Dedim ya beni okurken  tüm derdin benmişim gibi oku , başka hiç bir derdin yokmuş, birazdan kapı çalınmayacakmış  yada ocakta yemek yokmuş gibi oku...


 Zaten beni okurken, ocağa da neden yemek koyarsın hiç anlamam  bak yine yemeğin  altını yakacaksın!


 Beni okurken  bir çok anı ve hatıranı canlandır gözlerinde, sanki hep yanındaymışım gibi oku.


 Beni okurken  sanki sen söylemiş ben yazmışım gibi oku...




Sevdiklerini düşün, sevdiklerinin de seni senin onları sevdiğin kadar seni sevip sevmediklerini düşün!


Beni okurken sanki seni bir ben  bu kadar iyi anlıyormuşum  gibi oku.


Beni okurken  fincanındaki çayını yudumla öyle çabucak okuyup bitirme, belki de ayrıntılarda bir şey atlayacaksın ,gözünden bir şeyler kaçacakmış gibi oku...


Ve hüzünlü bir şarkı dinlerken hep beni hatırla... 
                                         N.K

10 Temmuz 2012 Salı

Kanadı kırık martının yüreği kaNadı






iki kanadı kırılmış martıydık.Büyük fırtınalardan çıkmış hayatımızın virane coğrafyasını tamir ederken rastladık birbirimize.
Ürktük en başta kendimizi unutup birbirimizin yaralarını sarmaya çalıştık  telaşla.

Gözyaşlarımız birbirimizin yaralarına damlıyor,
 yangınları kül ediyordu.Çıkarmıydık yıkıntıların altından, izleri kalırmıydı yüreğimizde ?

 aynı hataları yaparmıydık? aynı darbeleri beklermiydik yine ?

sırtımızdan vurulmanın ürkekliği yıpratırmıydı bizi? 
 beynimizin bir köşesinde hep soru işaretleri olurmuydu?geçmişin harabelerinde gezinen iki yaralı martı olarakmı  hatırlardık her düşündüğümüzde birbirimizi ?

yaralarımıza yaramı ekleriz yoksa önce sarıp yaraları  sonra dahamı çok yaralarız ? 
bizi yaralayanlarında acı çekmesini umarakmı yaşarız ?
 yoksa her şeye rağmen deyip yeni bir binamı inşa ederiz yüreğimizin en dokunulmaz bir köşesinde ...

karmaşık duygularım    yeşermiyor çiçekler içimde  çekemiyorum kokusunu içime papatyaların kuşlar cıvıldamıyor,   acısı çıkar nasılsa diye  gülemiyorum, her rüya biter diyorum  kendimden nefret ediyorum dedim ya karmaşık duygularım.

  bazen bende ne yaptığımı anlayamıyorum, hep birileri için yaşarken kendim için bir şey yapmak tuhafıma gidiyor şu an ne seni ne kendimi sevmiyorum ,sevemiyorum yastığa başımı gömüp saatlerce ağlamak istiyorum...
N.K


9 Temmuz 2012 Pazartesi

Neredesin Aşk?



Gör beni, aksi bir çocuğun sebepsiz yere ağlamasında,

  Anla beni, bir annenin çocuğunu azarladıktan sonra,

 dayanamayıp , gösterdiği şefkatte...

Hisset beni, baharda açan çiçeklerin kokusunda.

 Bul beni, ilk kez el ele tutuşan sevgililerin heyecanında.

 Duy beni, geceyi sabah ettiğin şarkılarda.

 Sar beni,  her  an  ellerinden kayacakmış gibi.

An beni, her  hatıranda varmışım gibi.


Özle beni, yanında olsam da uzaklardaymış gibi. 

 Sor beni, bulduğun halde  hiç bulamamış gibi....

N.K

8 Temmuz 2012 Pazar

İşte bu yüzden...


Hayat; organ gibidir , ne kadar yıpransa da  zamanla kendini yeniler...


 Hani deriz ya ''seni gözüm gibi severim''  vücudumuzda bir tek gözümüz kendini yenilemez.

 O yüzden beni  gözün gibi sev ! 
                                    N.K

Sevil'in güncesi # 27 #





Komşularım pek bir yardım sever çoğu evin mutfağını benden iyi biliyor ,bu günlerde en yakın yardımcım; Necatiye teyze, meğerse annemin en yakın arkadaşıymış ta benim haberim yokmuş.


 Annemi anlatıyor, mutfakta fasulyeleri kırarken , annem benim mürüvveti mi görmeyi çok istermiş 
''benim kızım saf , onu her yürek taşıyamaz'' dermiş!
 Ah anneciğim...


Şener ve ben  hayatımın en güzel günlerini yaşıyoruz yada o bana yaşatıyor, yemekler ,gezmeler, piknikler hep komik anılarımız oluyor...


 Geçen sabah pikniğe gittik tutturdu ''senin sözün vardı sırtında taşıyacaksın diye ''


ya ben nasıl taşıyayım aramızda nereden baksan on beş santim boy farkı var birde  yirmi kilo dev gibi ya da ben cüce.


Dün halam geldi  bu hafta sonu Şule'ciğimin düğünü vardı da, harikaaa bir düğündü  beyazlar içinde, gelinlik bir insanı bu kadar mı değiştirir?


 O kadar güzel di ki ve Şule'm gitti İstanbul lara kaldım mı tek başıma!


 Biz düğünde Şener'le dans ettik bana
 '' seni hayal ettim beyazlar içinde'' dedi
''unutma kefende beyazdır'' dedim  


Alnıma dokundu 
 ''ya sen ne safsın,anlamamazlığa gelme,gelinim ol''


 ''olur ,olur dur hemen Şule ye söyliyeyim de gelinliğini bana versin ''
Düğün biterken vedalaşma sahnesi çok  ağır dı  annesi ve ablaları hep ağladı babası ve bende tabiki...


 Eve geldiğimizde  aklımda ,Şule  bir yandan da Şener'in sözleri yüzümde tuhaf bir hüzün ve gülümseme, halam farketmiş ki bana


''dönüp demiştim değilmi güzelim''
''neyi halacığım''
''bir gün sen de gülersin!''


Halama sarıldım  yanağından öptüm
'' gülmeliyim değilmi halacığım''
''evet canım gülmelisin,sen gülmeyi hak ediyorsun''
yatağıma giderken halen yüzümde  çizgi film kahramanlarının gülümsemesi vardı dişimde clink diye bir parlama....


 Sabah erkenden halam  evine döndü.


  Babam  tahta maket işini bir büyüttü ki  çok güzel şeyler yapıyor, Şener'in ailesi  ,ailemle tanışmak istiyormuş! babam bu konuda biraz tereddütlü ,yani birde yemeğe gelecekler ben ki yemek yapma özürlüsü.


Hafta sonu yemeğe davet ettik, Şener ve annesini, beni görmeniz lazım mutfakta...


  Off  tarif defterleri, bilgisayar karşımda bir yandan da necatiye teyzeyi çağırdım yarar mı! zarar mı! anlamadım durmadan karışıyor,
'' aa kızım ama sende  hiç bir şey bilmiyorsun , aa kızım o öyle olmaz, aa kızım''


 Ay içime fenalık geldi  bereket  kızı gelmiş hafta sonu ziyareti için,  gitti yoksa ben kafama bir huni takacaktım. 


Tavukları  salçayla buladım birazda patates koydum  fırına attım  biraz yandılar belli olmasın diye üstüne tekrar domatesle sos yaptım. 


Yanınada çorba ,salata  daha ne yapayım birde kremalı pasta yaptım, tatlımı yapsaydım acaba, ama ben tatlı bilmem ki!


 Babam  halimi gördükçe gülüyor, mutfağın hali içler acısı daha evin tozu alınacak , Nurdan abla o kadar da geleyim dedi keşke gel deseydim olmaz dedim of keçi inadıma...


 Gece olduğunda Şener ve annesi Nalan hanım geldi,  Hoş beş sonrası  yemeğe geçtik, Nalan hanım
 ''oo mis gibi kokular geliyor''
 ben içimden'' yanığın kokusuda ne zamandır hoş olduysa'' diyorum
 kıs kıs  gülüyor içimdeki Sevil birazdan yemeği yerken yüzlerini göreceğim..


 Yemek yerken Babam durmadan Şener'i sorguluyor ne iş yaptığını ne kadar aldığını falan, Nalan hanım gün görmüş kadın sessiz duruyor, oğluna sorulan soruları oğlunun cevaplamasını bekliyor ve başıyla onaylıyor.


 Şener'in çorbası bitipte  yanık  tavuk için tabak uzattı tabağına yemeği koyarken  Şener' e döndüm çok yeme Şener sonra babam yediğin tabağa tükürme der!


  Yemek masasında birden buz gibi bir hava esti,babam ne demek istediğimi anlamış bir şekilde gözlerime baktı, Şener hiç oralı olmamış tavrıyla yemeği önüne aldığı anda içine tükürüverdi ben babamın yanında gayri ihtiyari ohaa deyiverdim bu da ne şimdi?


Nimet bu çarpılacaksın!


'' Sorun değil bu yemek benim se tükürsemde yerim tükürük te benim  arkasında durmayı biliriz evelALLAH.''


 Babamın yüzüne
baktığımda  kızgınlık yerine  kocaman bir tebessüm  vardı başını öne doğru eğdi aferim der gibi ben o anda anladım  ne demek istemişti aylar önce babam ...


Yemek yediğim kaşığı pat diye alnıma vurdum tabi üstüm başım, alnım  salça , havayı değiştirmek isteyen Nalan hanım ''yemek çok güzel olmuş adı ne bu yemeğin kızım''
 Ben '' yemeğin adı salçalı sevil beğendi.''


 Masada kahkahalar koptu hepimiz gülüşmeye başladık ben  şimdi anlamıştım babamın o zamanlar Nahit'e bu sözü  derken ne demek istediğini . bu gece hayatımın dönüm noktası gibi bir geceydi yemek çok muhteşem değildi ama  öğrendiklerim süper di... 
                                          N.K


7 Temmuz 2012 Cumartesi

Mesela diyorum


Mesela yaz aylarında aşklar hep taze ve daha bir başka olur ya hani.
 Aşkları yazdan  kavanoza koysak,
 kışın soğuğunda en hararetli tartışmalarda açsak bir kavanoz ve havası değişse hayatımızın...

 Mesela  mutluluklar mayalasak, küçük küçük renkli kavanozlara,en organiğinden...

 Yada üzüntüleri kaynatıp, süzgeçten geçirsek tasası süzgeçte kalsa biz hep mutluluğu yudumlasak...

 Mesela küçük küçük sevgiler pişirsek,
 her biri göz göz olsa  içine umutları sarıp  sıcak sıcak servis yapsak...

Umutlarımızı, doldurduğumuz kavanozun üstüne dikkat kırılabilir! yazsak...

Mesela beş  kavanoz mutluluk kursak, beş tanede  yaz havası, sonra bir kaç kavanozda tatil havası, ama en çok ta huzur doldursak kavanozlara, serin ve rutubetsiz yerlerde saklasak...

                                          

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Yavru Kuğu (Başının Tatlı Belası Kızın)



Nasıl başlasam bu yazıya bilemedim.


Herkes bu blogda senin varlığını biliyor,kimi seni iyi bilir kimide kötü..
Ama çoğu kişi belkide bilmez kanatlarının altında bir melek büyüttüğünü..


Sana güzel sıfatlar bulamıyorum annem;çünkü hiç birini yakıştıramıyorum sana,hepsi senin temiz yüreğinin yanında yapmacık geliyor.Gözlerim bu kirli dünyaya açıldı açılalı,sen hep yanımdaydın.Zora düştüğüm zaman sana seslenmeme bile gerek kalmadan yanımda bittin..Bilmediğim şeyleri öğrettin bana hep bıkmadan usanmadan.Yeri geldi seninle zenginliğide yaşadık,yeri geldi evdeki son yumurtayı kırıp beraber yedik..
Bazen çekilmez hallerim oldu sen öylede kabul ettin beni..Derdim olduğunda ilk senin omzuna koştum..


O kadar çok arkadaşım var etrafımda,ama hepsini toplasam senin çeyreğin etmez annem..Senin saçının telini dünyalara değişmem..Bilirsin beni çok süslü laflarda edemem ama şunu bil,fazla sevgimi gösteremesemde bu dünyada kimse senin yerini alamaz..


Öğrenci olduğum için paramda yok anneciğim biliyosun o yüzden bende gizli gizli senin bloguna girdim bu yazıyı yazdım :)
Yüce Rabbim seni iyiki benim annem yapmış meleğim,kanatlarını üstümden hiç eksik etme..
İYİKİ DOĞDUN SİYAH KUĞUM :)) 


                                                 - Başının tatlı belası kızın...

Çiğ damlası



 Gözyaşı olup dökülmeli yanaklardan,

 Ah olup düşmeli dudaklardan,

Sancı olup uyandırmalı tatlı rüyalardan,

 Yağmur damlası olup sızmalı parmak aralarından,

 Su olup sele karışmalı, rüzgar olup fırtınayla yarışmalı,

 İki beden tek ruhta kavuşmalı...

N.K

1 Temmuz 2012 Pazar

Sevil'in güncesi #26#





Bu günlerde   Nurdan ablanın ağzından düşmüyorum , iş için çıktık arabada doladı  beni diline halim rezillik.


''Kız her uyuyanı öpme bak'' diyor ay allam deli olacağım,Nalan hanım beni çok beğenmiş te bilmem neymiş te yaa bananeee .


''Tamam beni biri beni çok sevsin ,ilgilensin istiyordum da bu Şener çok yapışık sevgi kelebeği gibi biz zıtız ben öylemiyim?''


Nurdan abla kahkaha attı bu sözlerime


 ''öylesin ayol sen kendinin farkında değilsin galiba, günde en az yirmi defa öpüyorsun beni''
 ''tamam Nurdan abla tamam bir daha öpersem''
''kızma güzelim siz yakışıyorsunuz''
''bananee ben istemem öyle''


''Nasıl istersin sevil? sana acı çektirenimi istersin güzelim, peşinden koşturanımı ? siz kızlar ne istersiniz hiç anlamam''


 Sustuk ,ikimizinde yüzü düşük şekilde,  arabada hiç konuşmadık  bir ara içimden ona sarılıp öpmek geldi ama vazgeçtim.


 Bana az önce neler dedi ya ben o kadar insanı sıkıyormuyum?
Bu gün bir kaç yer gezdik bacaklarıma inme falan indi sandım dizlerimi hissetmiyorum.


 Bir ara babamı aradım ''babişko ne yemek yaptın?''
 ''portakallı ördek yaptım kızım''
''o da neee''
Babam kıs kıs gülüyor yemek yapmamışşş, ben ne yemek yapacağım, ya yakıyorum yada çiğ kalıyor, off neden öğrenmedim ki,Anneciğimin  sözleri geliyor aklıma  şamdanlara bakardık biz Şule'yle bize akşam olunca kocalarınıza mumları yedirirsiniz derdi , tadı nasıl ki acaba...


 Tamam  tamam  bir şeyler yapacağım artık , ev yemekleri satan bir sürü dükkan var birine  dalarım.


Telefonum hiç susmuyor tabi ben oralı değilim bana yaptıklarından sonra Şener falan istemiyorum ,resmen dalga geçti benimle.


 Karşıdan çokmu saf duruyorum ne!


 Üç gündür satışlarımız pek iyi değil Nurdan abla'' hiç canım çalışmak istemiyor'' diyor Rafet abiyle araları açıkmış , Nurdan ablanın maaşını sakladığı yerden bulup at yarışlarına yatırmış.
Elektirik su faturlarını ödeyemiş hepsi kesilmiş!


Ne zor işi onu gördükçe iyiki evlenmemişim diyorum.


Şule ve Emre düğün için gün almışlar  bir ay içinde düğünleri olacak çok heyecanlı ve dün Didem'i  gördüm bebeği olmuş bir oğluşu olmuş . kocaman olmuş bebiş kaç aylık diye sormayı unuttum, nasılda geçiyor hayat ne kadar hızlı...


Şule ye'' Didem'e gidelim'' dedim ama  kızdı  bana  ya ne var o onun seçimi kimseyi seçimlerinden dolayı yargılayamayız ki değilmi?


 Dün gece Nahit'i aradım ama  telefonu nu açmadı aman sanki bende çok meraklıydım zaten yurt dışı çok yazıyor.


Şener aradı  dayanamadım açtım saatlerce konuştuk, daha doğrusu o konuştu  durmadan gülüyor e tamam benide güldürüyor.


 Küçükken su satarmış pazarlarda annesinin,babasının haberi olmadan .


Annesinin dolaba koyduğu suları evden çalarmış  bir kaçta naylon bardak bütün gün su satarmış, pazardakiler de ona alışmış  alırmış lar ondan su, parasını da  biriktirimiş, bir gün kadının birinin arkası dönük tezgahta alışpveriş yaparken '' abla su vereyim mi?'' demiş bir dönsün ki kadın annesi, bir güzel meydan sopası yemiş  tabi pazarda kiler gülmekten  hal olmuşlar....

Çok utanmış   bir daha pazara gitmemiş su satmaya, o zamanlar sekiz yaşındaymış  şimdilerde yirmi dört ama halen pazara gitmiyormuş onu tanıyorlar diye, lakabı sucu kalmış...


Hep çocukluğunu anlatıyor, bana fırsat kaldıkça bende anlatıyorum,en komik yönüde r leri söyleyemiyor Bu hafta iki kez yemeğe gittik ,babam  durmadan arıyor telefonla
 ''kızım ben açım sen neredesin''
 ''yemekte baba''
 ''aferim'' pat telefon suratıma kapanıyor  eve gidince özürleri diliyorum bir daha olmayacak diyorum ama  bir kaç gün sonra yine aynısı hep Şener'in yüzünden.


 bana senin lakabın  ne dedi   bilmem ki?
 Aslında aklıma Nahit geldi ''kelebek'' derdi bana, ama nasıl söylenir ki  ona, zaten bir çok şeyi anlattım , bu da bana kalsın.


 Hemen hemen her gün gelip beni bir kaç dakikada olsa görüyor bazen  konuşamıyoruz  uzaktan seyrediyor  geceleri telefonla arıyor.


Komşular bizi hiç yalnız bırakmıyor,annemin arkadaşları hep arıyor hal hatır soruyor,annem ne kadar da çok sevdirmiş kendini,onu çok özlüyorum...