31 Mayıs 2012 Perşembe

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Sevil'in güncesi #18#





Biz  halen kafedeki sürmeli bıyık yumağına  gülerken, Nahit mesaj attı,  ben Şuleyi öpmeyi bile  unutmuşum, aldım başımı gidiyorum Nahit'e.


Şule ''seslendi kızım bence daha hızlı yürü hatta koş anca yetişirsin öpmedin bile insan bir vedalaşır, aklın fikrin Nahit olmuş senin.''


''Heheh  aman ne komik  unuttum işte hadi by'' Ben  yürümeye devam.


Baktım bekliyor '' elinde anahtar sallıyor, bende çığlık ''düdütümüz mü oldu artık''
 ''evet bir doblo muz var'' 
Şirket bize  araba vermiş yuppi, sanki biz aldık Nahit'e sarıldım öptüm oh manayla öptüm işte.


Ya ne kadar hissiz bir adam bu, tepki bile yok,babamın kereste dükkanında da çalışmadı odunluk bulaşsın, tam bir kereste!


  Satıştan çıkınca arabayla gezdik oo  nerelere gitmedikki!
 Patronun arabasıyla  hava basıyoruz,birde hava bastığımız araç  yük aracı, komik ama biz mutlu.


  Bildiği bir park alanı varmış, oraya gittik bütün sevgililer el ele biz bakıyoruz onlara...

''Dondurma alayım mı?  ufaklık'' demesiyle 
Ben  yüzüm, yanaklarım boynuma kadar kıpkırmızı...
  
''deme bana ufaklık sinir oluyorum''


 kıkırdayarak ''ama öylesin''


''sende bencilsin'' 

''küçük şımarık'' 

''ukalasın''


''küçük şımarık''


''kontrolcüsün'' 


''sen de bana aşıksın''


Ben hönkk!

Biliyormuş, biliyormuş inanamıyorum! ben söyleyecektim,
  Oysa   beni cevabını bildiği bir soru gibi  kenarda tutuyordu  ve ben kendi kendimi yiyordum.


Ya sen, sen sevmiyormusun?
 hem soruyorum hemde bulduğum  bankın   sırt dayanılan kısmının üstüne  oturuyorum. 

 ''Oturma yerini tercih etseydin ya, hem ayakkabılarınla batırıyorsun bankı, hem düşeceksin, çocuksun deyince kızıyorsun''


''Ya ben ne sordum sen ne diyorsun, sen beni seviyormusun?''
  Ayağa kalktı
''hadi gidelim babanlar merak eder''


Hayy allam kendimi vuracağım şimdi  yerlere, çimenlere kafamı sürtesim geliyor.


Banktan  kalkıp, önüne dikildim 
'' ya söyle ya da burada dururum'' 
''tamam sen dur  nasılsa anahtarlar bende''


Puff tabi peşinden bende gittim paşa paşa, arabada kafasının etini yedim.
Kendimede kızıyorum! nedir bu ısrar, adam tam bir kontrol dehası kendine çok güveniyor, eve geldik, arabadan inerken ona dil çıkarıp suratına çarptım kapıyı.


 O da camı açıp sırıtarak ''yarın görüşürüz'' dedi  
gıcık  ya ne olacak!


Babam da sokağın başından gelmeye çalışıyor,eskisi kadar sağlıklı değil, anjio olduktan sonra biraz çöktü.


 Annem  ona kızıyor ''dükkana gitmesen sanki keresteler seni özleyecek devret şu dükkanı!''
 N.K

27 Mayıs 2012 Pazar

26 Mayıs 2012 Cumartesi

25 Mayıs 2012 Cuma

Sevil'in güncesi #17#


Önceden yatağıma yatar yatmaz uyuyan ben, son zamalar da  yatağımda döne döne  ortasında kocaman bir çukur açmaktan korkar oldum.
 Benden daha da uykusuz olan biri var!
 Serhat; gece ben uyurken mesaj atmış, bir daha aramam  sormam dediyse de  ''ben  seni  seviyorum belki  bunu sana hissettiremedim ama ne olur bana bir şans ver gülüm'' yazmış, tabi ben bu mesajı sabah okudum.

 Sabah Nahit'le işe çıkmak için evden çıkarken kapının önünde bekleyen Serhat'tan başkası değildi, ''konuşalım'' dedi ben  sadece iki kelime söyledim''başkasına aşığım''  dedim
''Sağol  hiç değilse dürüstsün, sana kırılmıyorum  söylemeseydin daha kırıcı olurdu'' dedi
üzügün ve kırgın,
    yanımdan  uzaklaştı...

 Bu onu  erkek arkadaş olarak son görüşüm sanırım.
Benim aklım fikrim Nahit'te birde   başkası için  yıpranamam,
 ve o kişiyi de  da yıpratamam,
Bu Serhat'a da büyük haksızlık olur.

Belki de Nahit beni hayatında istemeyecek, Serhatı bir köşede tutabilirdim, işte o zaman onu  kullanmış olurum  böyle yapmış olsaydım,
 Hakan dan ne farkım olurki!

 Bu gün kararlıyım  madem Nahit söylemiyor ben ona söylerim, buluşma noktamız için mesaj beklerken üç saat sonraya ertelendiğini  yazan  bir mesaj attı...

Bende Şule'ye telefon ettim, hemen nişanlısını aramış  haber vermiş, ayy benim iyi kalpli arkadaşım izinde alırmış..

 Şuley'e'' ne yapalım dedim üç saatim var''
 ''hadi gel yakında,yeni bir kafe açılmış  oraya gidelim çok güzel türk kahvesi yapıyorlarmış''
 ''ben sevmem tük kahvesini'' dedim
 '' bak hem falda bakıyorlarmış'' deyince iş değişti  birden türk kahvesini sevdiğimi hatırladım...
 kafeye vardık, açık havada küçük çardaklar yapılmış hoş ve sevimli bir yer...
İki türk kahvesi  rica ettik, 
 ''fal istermisiniz?'' dedi, garson 
Biz ikimiz birden  koro halinde evet... 

kahveleri içerken 
 Şule ''falcı çok iyi anlıyormuş'' dedi
 çok mu? dedim
 ''evet çook '' 
ben sana bir şey söyleyeceğim,  Nahit'e aşığım,
Şule'nin beyaz yüz oldu kıpkırmızı, ''biliyordukki biliyorduk  canım, aşkım emre  demişti bana  gerçi bende yakıştırıyordum sizi''
 Kahveden bir yudum daha alıp devam etti

 ''Zaten hiç anlamadım,  o gece neden Dideme  arkadaşlık teklifi  etti?
 Ve neden sen  sevinçten havalar uçtun?
 Acaba teklifi sanaymış gibimi düşündün?''
''Ya hatırlatmalatma oldu iişte''...
 kahvelerimizi gözlüyormuşlar sanki,   kahveler kapandıktan beş dakika sonra falcı geldi ben hönk! 

Falcı ; iri gözlü ,gözlerinde akmış rumelleriyle bıyıklı  ve koyu kırmızı rujlu bir erkek  kahkahayı patlatacağım, ayıp olur gülemiyorum da, ben gülsem Şule benden cesaret alıp benden çok gülecek,o da bilmiyormuş erkek olduğunu, neyse...

  ''Bayanlar  yüzüklerinizi fincan üstüne  koyarsanız daha çabuk soğur'' dedi,
 yüzüğüm olsa burada işim ne der gibi baktım, uyanık Şule yüzüğünü çıkarmış falcı yüzüğü görüp, nişanlı olduğunu anlarda ona göre yorum yapar diye,vayy uyanık...

 İlk benim falıma bakmaya başladı, ''sen   birine gönül vermişsin,içine kapanmışsın,ve birini kırmışsın,biz ağzımız açık dinliyoruz ,
eeee  sen ilk adımı atmassan unutacağın ve ileride  anımsayacağın bir anın olmuş olacak'' dedi.. 

 Ve masadaki şişeden  fincana su döktü 
 ''bu kadarmı?'' dedim 
''evet'' dedi.
 Tühh yirmi lira vermeme gerek yoktu ki, ben bunları zaten biiyorum...
 Şuleye sen nişanlısın yakında muheteşem bir düğünün olacak 
nişanlın sana çok değer veriyor dedi biz hayranlıkla dinliyoruz bir kaç  şey daha  söyledi ve  onunda fincanına su döktü...

 Biz parayı kasaya ödeyip çıkarken  gözüme çardağın üstündeki minik kameralar çarptı,sanırım, büyük ihitimal oradan bizi dinlemiş olabilirler,...

Şuleye gösterdim  ,gülüştük  ne yapalım  paşa paşa ödedik artık, hiç değilse  eğlenceli bir kaç saat  geçirdik...  
N.K 





24 Mayıs 2012 Perşembe

Sevil'in güncesi #16#



 Çok geçmeden Nahit kendini toparladı, ya da  öyle düşünmemizi sağladı diyebilirim.


 Didemler  düğün yaptı, bizim arkadaşlardan kimse gitmedi aslında ben gidecektim, nede olsa sayesinde Nahit'e aşık olduğumu anladım, ben az daha Nahit'i bir ömür kaybediyordum!

Sabah serhatla buluştuk ,bana ''ya evlen benimle yada ayrılalım,benim bekleyecek zamanım kalmadı'' dedi sanki  evlenince ne olacak? ne bu acele! anlamadım, derdi ne bunun, sırf nüfus kağıdında evli yazsın diye de evlenilmez ki!

Oh ne ala, ne ala tam aradığım fırsat ,''ayrılalım'' dedim ''bak çok ararsın  beni açmam telefonları'' dedi ben içimden laylaylom  tabi...

''Sen beni sevmiyorsun,sana bir hafta süre düşün aklını başına topla, kararını bildir'' dedi ve ayrıldı yanımdan,
deli mi ne  bu da ayrı bir model, teyy çokta lülü falan...
Daha çok bekler arayayım diye...

Nahit'e söylemem lazım ondan hoşlandığımı ama nasıl?
N.K

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Sevil'in güncesi #15#



Akşam sabaha kadar yatakta dört döndüm, çarşaf yerlere düşmüş, o kadar dönmşüm siz anlayın artık...

Ne olacak benim bu halim,nasıl bir karmaşaya soktum kendimi,sabah uyandığımda telefonumda ,mesaj  bombardımanı vardı resmen, puff ben sarhat'ı tamamen unuttum!
Günaydın, birazdan işe çıkıyorum, yazıp başımdan savdım.

Nahit'e mesaj attım '' ben çıkıyorum işe'' diye bu gün gelmez diye düşünmüştüm,aradan çok  zaman geçmeden ''bende çıkıyorum,ayrı mı çalışıyoruz? hayırdır kelebek,gülücük'' yaşasınn demekki çabuk atlatacak yada içine atıyor,zaten ne yapabilir ki ! bende aynı acıları yaşamıştım,tamam Hakan en azından  başkasıyla nişanlandı, insan içinden atamıyor uzun zaman...

 Süpürge çantamız elimizde Nahit'le önceden randevu aldığımız eve gittik, çok kalabalıktı,ev sahibesi çok içtendi,firmamı gittiğimiz evlere küçük hediyeler veriyor,bu günkü ev sahibesi genç o da bir tane aldı, tabi biz çok mutlu hatta sevindirik olduk gelsin primler.

 Çıkışta yürümeye karar verdik,''nasılsın'' dedim ''iyiyim sen nasılsın'' dedi gülüştük. Bir zamanlar tipsiz bulduğum bu adama aşığım ama  ne zaman yan yana olsak tutulup kalıyorum yine birileri onu benden çalacak bu gidişle...

Didem'ler  yıdırım nikahı kıymışlar,düğün  bir daha ki aymış,
''nasıl böyle üzülmüyor gibi davranıyorsun''
dedim, gülümsedi'' Üzülüyorum ,sen söyle ne yapabilirim?,gidip vurayım mı? yoksa kendimi mi vurayım, ben değil,
sadece gururum kırık, yaralı olan o ,şimdi biraz sus ve yürü'' dedi  azarlayan bir ses tonuyla...

Ben süt dökmüş kediler gibi hissettim kendimi, küçük bir büfenin önünden geçerken ''yumurtlayan yumurtalardan alalım mı'' dedim
''ne yapacaksın içinden çıkanı sırtıma mı atacaksın?'' dedi  güldüm, olsun arkasından öperim  tabi bunu içimden dedim off! yüzüne desem kesin tersler beni,''dondurma alalım mı?'' dedim
 ''yürü hadi bu gün  beş yaşındamısın sen?''dedi
 bu ne ya  bana daha önce hiç böyle demezdi  son günlerde hep yaşımı kafama kakıyor ! ''aramızda sadece on yaş var çokta bir fark değil'' dedim,'' yani, ben onbir yaşındayken sen bezli bir bebektin'' deyip gülmeye başladı neyse hiç değilse gülüyor,aman ne komik  büdü işte ne olacak...
N.K

22 Mayıs 2012 Salı

Sevil'in güncesi #14#


Şuleyle evden çıktık ,yokuş aşağı hızlı adımlarla ilerlerken ben durakladım''ya nereye gidiyoruz ki biz?'' dedim Şule ''akıllım tabiki de Nahit'e,hali perişanmış'' köşe başında taksi beklerken Şuleyi nişanlısı aradı oda gelecekmiş ama evi bilmediği için ben ''burada bekleyeyim ,Nahit'in evde buluşuruz''dedi.
 Ben ilk gelen taksiye binip ,Nahit'in evin yolunu tuttum.
Beş dakikalık yol ne kadarda uzak geldi,acaba ne halde bulacaktım ,içki şişeleriyle mi,ağlarkenmi!

Eve vardım hızla merdivenleri çıkıp zile bastım ,Nahit gayet sakindi kapıyı açtı beni karşısında görünce, daha fala sakinliğini koruyamadı kapının önünde sarılıp  ağlamaya başladı,hayatımda ilk kez bir erkek karşımda ağlıyor ne yapacağımı nasıl davranacağımı bilemez bir halde  sarıldım...

İçeri geçtik ''ben nerede hata yaptım''diye sordu''hatayı sen değil Nahit,Didem yaptı''  elimi tutuyor bir yandan da  olanları anlatıyordu   ,onun elimi tutması  aylardır içime bastırdığım ,önemsemediğim duyguları yüreğime vuruyordu,sanki kalbimde küçük bir kuş vardı dışarı çıkmak için çırpınıyordu, ALLAHIM ne oluyor bana,  adam terkedilmiş ben  neler düşünüyorum!
ben bu adama sırıl sıklam aşığım...

 Şimdi Nahit anlasa yüzüme, gözüme tükürmez mi?
ya babam; ben kız istedim bu adama kızımı mı vereceğim demez mi? arkadaşlarım, çevrem herkes ne düşünür!
''pişt buradamısın'' dedi, ''şaşkın ve üzgünüm'' diyebildim  kocaman bir yalan tabiki, aslında  sevindim bile...
Beynimi dağıtmak için,  ''kime kaçmış?'' dedim.

Meğerse bizim uyanık Didem ,Şulenin nişan gecesinde üniversiteden arkadaşlar gelmişti ya, onun da eski bir takıntısı vardı, oda gelmişti onunla o gece işi pişirmişler, su altından samanı yürütmüşler. Kaçmasının sebebi de bir aylık hamile olmasıymış!

 Vay be dedim dallas gibi, Nahit''bizimki yalan rüzgarına benzedi'' dedi  ''ben bilmem o diziyi'' dedim ''bilmezsin sen küçüktün o zamanlar'', off işte ya beni çocuk görüyor ,eğer bana karşı  en ufak hissi olsaydı Didem'le nişanlanırmıydı ki, o gün  cadde ortasında onun yanağından öptüğümde   tepkisiz kalırmıydı ,platonik bir sevda,üstelik birde  evlilik meraklısı serhatım ver benim ,ben ne yapacağım şimdi?

Şule ve nişanlısı da geldi  bir kaç saat oturup,teselli sözleri  söyleyip evlerimize döndük. Annem meraklı turşu kapıda karşıladı ''ee n'olmuş anlat kime kaçmış'' durmadan sorunuyor,!!hamileymiş kaçmış birine işte'' dedim  annem ''aaa edepsizzz püü püü başımıza taş yağacak'',ay bu annem ''olabilir sevmiş işte'' dedim  annem tuhaf tuhaf baktı  ne yapacağım ben şimdi?  kimseye söyleyemiyorum ,şimdiye kadar kendime bile itiraf edemedim ama ben bu adama  aşığım! 
N.K

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Sevil'in güncesi #13#


Nahit ve Didem nişanlanalı altı ay oldu bile ,sanki hayatımda bazı ipler koptu  sallanıyorum ,eskisi kadar  kahkahalarımdan  gözlerim yaşarmıyor, Biz Nahitle çalışmaya devam ediyoruz ,Nahit  pazarlama işi olmadığı  zamanlar ek işlere gidiyor , Didemle evlendikten sonra  rahat  yaşamaları için bir ev beğendiler ,evi aldı  tabi ev taksitleri,eşyalar falan derken Nahit zorlanıyor ,yaza düğün düşünüyorlar.

Bende bir kaç haftadır mahalleden  serhatla çıkıyorum,off her gün evlenme teklif ediyor, hayır evlilikten tiksineceğim,'' daha yeni tanıştık'' diyorum''ne yapalım on yıl  flört edipte tanıyamayanlar var,evlenelim daha iyi tanırız'' diyor, yirmi yedi yaşında evi, arabası var hatta ailesi  geline verilecek altınları bile hazırlamış,mobilyaları bile almışlar,bakalım ben beğenecekmiyim? 

Alla alla başkasının  hayaline konuyorum gibi, ben kendim dizayn etmek isterim ''her köşesinde  ben olmalıyım''diyorum ,olur olur  bir nikahı kıyalım diyor  sanki  tek derdi evlenmiş olmak! 

Ben Hakanla dört yıl   geçirdim, böyle bir düşünce   görmedim,gerçi görseydim şimdiye  evli çocuklu olurdum ,sevmiştim ahh!
Ev iş derken  günlerim geçiyor,babam bu aralar biraz rahatsız , durmadan göğsündeki ağrıdan şikayet ediyor ,doktoru icat edemedi de, illa zorla götüreceksin, annemin  parmağına diken batsa doktor da alır soluğu, babam tam tersi,annem,babama ''göğsüne sıcak havlu koyarım bir şeyin kalmaz'' diyor...

 Bu arada  geçen ay, Şuleciğimide nişanladık,üniversiteden bütün arkadaşlar geldi,o gece deliler gibi eğlendik sabaha  kadar...

Bu sabah babam işe gitmemiş,yatakta keyif yapıyordu ,üşenmedim gittim  saçlarımı ısladım  gidip babamın üstüne  saçlarımı silkeledim,''pistt kedi gelmiş'' dedi yatağın kenarına uzandım omuzuna başımı dayadım, beni hep şımartır canım babacığım, kocaman oldum yinede onun omuzlarına yaslandığımdaki huzuru  hiç bir yerde bulamıyorum.

Telefonum yukarda ki odamda kaldığından deli gibi çaldığını  babamların odasından çıkarken duydum ,bir koşu yukarı çıktım,telefonda ki Şule;ağlamaktan anlatamıyor ki,aynı anda kapı, dan dan vurulmaya başladı sanki zili icat edememişler.

Annem   hızlıdan kapıya ilerledi elimde telefon  merdivenlerimden bakıyorum kim bu diye?
Gelen Şule bu ne ya''kızım madem geliyorsun ne diye arıyorsun,hem ne ağlıyorsun salya sümük?'' Şule; ''giyin kızım gidiyoruz Nahit'in eve ''dedi ya ne oldu söylesene ,birşey olmuş ama ne?''kıyamet koptu kızım kıyamet!'' bir yandan üstüme bulduğum  bir şeyleri geçiriyorum  bir yandan da anneme laf anlatıyorum  ,annemde bana soruyor ,''ne bileyim ben yaaaa,bende seninle öğreneceğim annem ya'' 
Alt kata inerken babam  kalkmış ''Hayırdır kızım'' dedi Şuleye,Şule ; ''Didem kaçmış'' dedi,ben merdivenlere oturdum,ya kızım bu muydu iyi işte,  düğün yapacağız en kısa zamanda ,''zaten vermişlerdi neden kaçmış?'' dedi babam 
Şule yutkundu abi Didem, Nahit'e kaçmadı,Didem başkasına kaçtı,
biz ailece hönkk!

 N.K

20 Mayıs 2012 Pazar

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Sevil'in güncesi #12#


Nahit,uzun zamandır Didem'den hoşlanıyordu,dansa kalkmadan önce bana, peçeteye  ''bu gece ona söyleyeceğim'' yazmıştı.Ben mutluydum  Didem benden daha mutluydu,bir kaç gün içinde Didem'in ailesiyle tanışmak için evlerine  gitti ,hiç uzatmadılar isteme faslını.

Nahit'in Anne,babası olmadığı için,
Didem'i babam istedi,yüzükler takıldı ,Nahit hayatımıza girdiğinden bu yana hayat bambaşkaydı. 
Hayat ne garip,Nahit'i ilk gördüğüm gün neredeyse kusacakken, şimdi  iki kardeştik...

 Pazar sabahı '' bu gün bütün gün yatacağım'' derken  annem  sağ olsun, günüme  damgayı koydu.
Bütün gün   annemle bahar temizliği yaptık,vitrindeki bardakları tek tek yıkattı bana, bardakları tepsiyle salona taşırken bana seslendi, arkama dönmemle şangırtının kopması bir oldu, bütün bardakları devirdim, olsun yarısı sağlam kaldı!
''Ne diye sesleniyorsun ki bilmiyormusun sakarım''
 Annem sinirlenince terlik fırlatmıyor artık, son attığında gözümü morartmıştı ya, elindeki peçeteleri  fırlattı, Annee uçak yap  uçak anca gelir.
 Akşam üstü  hiç beklemediğim biri aradı;Hakannn, Hale'yle nişanı atmışlar beni  unutamamış...
 Ben  daha bu sabah,  en son arkamı dönüdüğümde neler yaşadığımı biliyorum, bir sürü cam kırığı!  

N.K

15 Mayıs 2012 Salı

Sevil'in güncesi #11#


 sabah iş için almaya gelmedi.  Gideceğimiz evin kapısında buluştuk, bu gün yine bir kaç süpürge sattık, teyzeler ona çok şefkatli davranıyorlar, tabi Nahit onlara dahada şefkatli ve içten, mesela bu gün; yaşlı bir teyzeye ürünü satmadı, ''teyze  bu ürün senin için ideal değil'' dedi.
 Çok şaşırdım, amacı prim olan insan neden böyle bir şey yapar ki! Teyzenin astımı varmış '' bu o kadar kaliteli değil tozu toplamaz'' dedi    belkide  içten olduğu için bu kadar çok satış yapıyoruz, satış yaptığımız evden çıktık.

Yolda yine önümde yürüyor, ''Nahitt özür dilerim'' dedim ''neden '' dedi  ''dün sana büdü dediğim için '' dedim ''ben ona kızmadım sende biliyorsun''dedi
''biliyorum,  sen haklıydın ''yolun ortasında yanağından öptüm yine meşhur kaçışımı yaptım ama bu defa dükkanların önünde dikaktli davranıp kimseye çarpmadım...

 Şimdi aramız çok iyi, Nahit çok farklı biri onunla tanıştıktan sonra hayatım o kadar çok değişti ki meğerse ben   hayata hep  düz yönden bakıyormuşum, yansıması çok farklıymış,hayatı yansımasından zor çözüyorsun, farklı görünmesi, aslının değişmesine sebep olmuyor.

Artık ben ona devamlı büdü diyorum oda bana  konkon kelebek... hafta sonları Nahit, Şule ,Didem ve ben çok güzel vakit geçiriyoruz bazen bize geliyor, babam ''ona da bir toka takın bari'' diyor.

 Babam Nahit'e kızmıyor, Nahit'te tuhaf bir enerji var, insanlara güven veriyor...
  Bazen bizde kalıyor, babamla aynı odada yatıyorlar, Nahit'i teyzesi büyütmüş Anne ,Baba ve Halası  o küçükken  trafik kazasında ölmüş,
teyzesi onunla ilgilenebilmek için hiç evlenmemiş, çok büyük şefkatle büyütmüş. sevgiye tok,babamı çok seviyor, baba diyor bende artık, anneme ,anne babama ,baba dediği için kızmıyorum.

Dün akşam  yine ben Didem,Şule ve Nahit, dışarı çıktık , müzik evi diye bir yer açılmış eski şarkılar nostaljik danslar var,boş bulduğumuz ilk masaya oturduk,  durmadan meyve suyu içmekten içimizde  meyve ağaçları çıkmaya başlamıştı ki,nihayet çok güzel bir dans müziği çıktı, Didem ,Nahit'e dönüp ''dans edelim mi?'' diye sordu  biliyor Nahit utangaçtır.

 Olur anlamında başını salladı, Didem ilerlerken   Nahit geride kalıp cebindeki kalemle peçeteye bir şeyler yazıp elime tutuşturdu,sevinçten  olurrr diye çığlık attım.

  İkisi pistte dans ederken onları izliyordum,  Didem'in   kulağına bir şeyler fısıldadığını anladım, şaşkın ve mutluydu, Didem dansı yarıda bırakıp yanımıza geldi bana dönüp'' bil bakalım  Nahit bana ne söyledi'' dedi,ben heyecandan yüreğim çıkarcasına ''biliyorum'' dedim...
N.K

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Sevil'in güncesi #10#


 Ufak tefek bir adamın ''yavaş olsana bizi  kamyon gibi biçeceksin'' cümlesiyle  kendime geldim  içime su serpildi sanki ,
ohh! onlar değilmiş...
 ''özür dilerim'' deyip koşmaya devam ettim.

Eve vardığımda Annem evde yoktu, komşuya gitmiş sehpanın üzerine not bırakmış,Annem henüz cep telefonunu icat edemedi de.

Babam  çoktan işten gelmiş  günün yorgunluğundan olsa, televizyon karşısında uyuya kalmış,  elimi yüzümü yıkayıp kendimi odama, yatağıma attım.
İlk kez   Hakan'dan başkasını düşünerek yastığa başımı koydum,neden böyle bir saçmalık yapmıştım,bana söylediği söz çok acıttı içimi.
Hayalleriyle sırtından vurmak!

 Bu güne kadar yaşadıklarım bir bir gözümün önünden geçiyor, radyoda çalan şarkı içimi sızlatıyordu''ayrılsak ölürüz biz ,bir bedende bütünüz biz'' Hakan da benim hayallerimle oynamıştı dört koca yıl bir minik gelin damat figürü için sabredilen dört yıl  nasılda hayallere dalmıştım!

 Gelin damat figürünü elime tutuşturduğu günden bu yana, Hakan'da hayallerimle sırtımdan vurmuştu beni.
Hiç düşünmeden nasılda bir kenera atıvermişti beni, artık umru bile değildim ...

 Şimdi ben benzerini Nahit'e yapmıştım,içimi pişmanlık sardı, çocukça davranışım  iyi bir arkadaşı kaybetmeme sebep olacaktı, gözyaşlarımdan yastığım ıslandığı için ,yastığımın arkasını çevirdim hayatta böyle olsa ya  bir tarafı ıslanınca diğer tarafını değiştirsek her şey aynı devam etse!

 Elim telefona giderken , Nahit mesaj attı,yarın gideceğimiz evin adresi ve buluşacağımız saat  vardı,sadece ''tamam'' yazabildim... bu gece bana ''iyi geceler kelebek' yazmamış!

N.K

Silmed(im)en (MİM)


Silmedim hiç! 

hayatımı olduğu gibi kabullenmeyi yıllar önce öğrendim,ya silecektim her şeyi, ya da kabullenip devam edecektim.

 Çok düşündüm,en sonunda geçmişimi ince röfleler halinde  attırdım yüreğime.

Unutmadım, onlarla yaşamayı öğrendim ,her saniye geçmişimle kavga edip kendimi yıpratmak yerine,''yaşanması gerekiyordu yaşadım'' demeyi öğrendim.

Her şerden bir hayır çıkarmayı öğrendim, '' Gecenin en karanlık anı şafak sökmeden az önceki hali'' olduğunu öğrendim,herşeye inat insanlara güvenmeyi,insanları sevmeyi öğrendim.

Dedim ya ben silmedim hayatımda hiç bir şeyi, gözyaşlarım gözümden akmadığı zaman genizlerime aktığını öğrendim, buğulu gözlerle baktığımda da hayat aynı olurmuş onu  öğrendim.

Kaybettiklerim geri gelmezmiş, yeni değerler yeni yaşama sebepleri çıkarmış karşıma bunu öğrendim,hayatta hiç bir şeyin ne çok iyi ne de çok kötü gitmediğini illa bir kırılma noktası olduğunu öğrendim.

''ALLAH insanın kalbine göre verir'' cümlesinin anlamını  yağmur yağdıktan sonra gökkuşağı çıktığında  öğrendim.
''ALLAH insana illa tutunacak bir dal verir'' cümlesini kızımı kucağıma aldığımda öğrendim.

Dedim ya ben silmedim hiç bir şeyi  kabullenmeyi,pes etmeyi ,sevmeyi ,ağlarken gülmeyi kendime has bir duygu olmadığını  bütün insanların  benzer  yaşamları olup sadece  dozu ve renginin farklı olduğunu öğrendim.

Sevmenin ve insanın kalbindeki temizliğin bir çok şeyi değiştirdiğini,
 Duaların gücünü ve çok kalpten  dilersen imkansızın bile olacağını öğrendim.
Yaşadığımız acılar kadar yaşayacağımız mutluluklar olduğunu hayatın bize sunduklarını  sindire sindire yaşamayı öğrendim.

Silmedim hiç bir şeyi her şeye rağmen hayatın yaşamaya değer olduğunu öğrendim.

N.K

not:bu benim yapmamı istenilen bir mim'di   Bu enteresan mim  Beyaz Sayfa dan bana geldi,İzleyicisi olan blog yazarı arkadaşlara yollamış  En önemli nokta şu ki yazmaya başladığımız andan itibaren delete tuşunu kullanmıyoruz  .Ve yazınızın ismi de "Silmeden" oluyor..
 bu güzel Mim için teşekkürler,umarım beğenirsiniz,tamamen yüreğimin damlacıklarıdır,
Sevgilerimle..

13 Mayıs 2012 Pazar

Sevil'in güncesi #9#


Didem ben ve Şule aa tabi birde büdü'müz var artık...
 hafta sonları beraber takılır olduk,  hafta içide beni eve kadar getiriyor hava karardığı için, yalnız  salmaya  gönlü razı olmuyormuş.

 Yürürken yanımda yürümüyor hep bir  iki adım geride  yürüyor, yada ben çok  hızlıyım .Sanırım  yüzüme bakarak konuşmaya utanıyor, sanki ergen, ottuz yaşında koca adam, arkamı döne döne konuşmaktan başım dönüyor.her gece bana '' iyi geceler kelebek'' diye mesaj atıyor ruhum okşanıyor doğrusu...

 dün akşam beni eve getiriken   yoldaki büfeden yumurtlayan yumurtalardan aldık,  bende küçük bir anahtarlık çıktı, Nahit'in yumurtasında  minyatür atlı karınca çıktı özenle  yaptıktan sonra bana uzattı ,''bu benden sana hediye, bak bu çok değerli hep sakla tamammı'' dedi.   
''neresi değerli bunun ya, altı üstü  yumurtadan çıkan oyuncak ''dedim... '' Değerli,çünkü onu sana ben verdim!'' vayy kendine güvene bak, zaten bu gün  önümde yürüyordu arkasından attım oyuncağı sırtına denk geldi bana dönüp sakin bir ses tonuyla'' sakın  bir daha beni, hayallerimle sırtımdan vurma!'' dedi  sanki dondum o an... 

 Söyleyecek kelime bulamadım yüzüne baktım'' büdüsün işte'' deyip arkamı dönüp koşar adımlarla metroya yöneldim,o sırada  alışveriş mağazasından çıkan bir çifte çarptım  ellerindeki bütün kutular yere döküldü neyseki açılmadı yere baktığımda  büyük kutunun gelinlik kutusu olduğunu farkettim ''hayırr ya olamaz  ne bu ya komik Türk dizilerine benzeyen bir hayatım olmaya başladı,Hale ve Hakan'mı! bunlar... Onların paketlerimi  yoksa? kafamı kaldırıp yüzlerine bakacak cesaretim bile yok... 
N.K

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Sevil'in güncesi #8#







Zaten ne geldiyse başıma şu şom ağzımdan geldi, tabikide o  çocukla eşleştik, namı diğer kurbağa surat.

 Hani ilk görüşte aşk derler ya, benimkide ilk görüşte nefretti, sevmedim işte zorlamı, itici şey...
Eve geldim  söylene söylene 
 ''bak anne bitti bu iş ben bıraktım yapamam'' dedim, Annemde ilk tepki 'ne oldu ilk günden sırtına zormu geldi'' 
dedi '' off anne off
 birinle eşleştim bir hafta eğitim alacağız ve ben bu çocuğun yüzüne on dakika bakamam tipsizin teki!''

Annem terlik atma sporu olsa kesin her yarışta  altın madalya alırdı,tabi bu defa abarttı  terlik gözümün altına geldi küçük bir morluk oluştu tabi annemin yüreğindede vicdan azabı, defalarca özür diledi'' isteyerek olmadı''  dedi gözüme buz koyduk  biraz  yeşilimsi bir şey oldu.  Annem söz verdi ''artık terliğe dokunursam ne olayım '' diye bakalım göreceğiz.

''Babana söyleme'' dedi sanki görmeyecek,  kıyamadım, kavga etmelerinde razı olmadı gölnüm  ,zaten annemle babam çok iyi anlaşır çoğu kavgaları benim yüzümdendir.
bir kaç gün erken yatıp geç kalktım 
babama da görünmemiş oldum...

Eşleştiğim çocuğun adı Nahit, adında hayır yok diyeceğim ama annemden korkuyorum. 
Annemin ısrarlarına dayanamayıp  hiç değilse bir hafta eğitim  alayım dedim ,eğitim güzel geçti ilk işimizi de annem sağolsun o ayarladı  komşu günlerinden birine gideceğiz ve oradaki kadınların alması için  şansa ihtiyacımız var sanırım, gerçi Nahit  bu işte deneyimliymiş daha önce başka firmada çalışmış.

Annemin komşu gününe   çantalar sırtımızda geldik  ,korktuğum olmadı Nahit her nekadar büdüye benzese de çok komik ve ağzı çok laf yapıyor  iki tane süpürge sattık,Anneme, anne dedi yav varmı böyle birşey !
 Böyle bir kardeşim olsa yaşama sevincimi kaybederim tipsiz işte ne olacak...

Gündeki kadınlarda bayıldı Nahite,aman evladım yine gel valla Neriman teyze bir ara evlatlık alacak sandım bizim büdüyü...

 Bir hafta deneyeyim derken biz Nahitle üç aydır çalışıyoruz, içine kapanık,kapanık olduğu kadarda girişken tuhaf biri hiç özeli yok   hayatı iş,tabi ben bizim büdüyü kızlarlada tanıştırdım ve lakabı zaten büdü kaldı eskisi kadar gözüme batmıyor.

   O kadar neşeliki bazen onu kıskanıyorum.
N.K

6 Mayıs 2012 Pazar

Biz bunu çok düşündük...


Ayrı tencerelere ait birbirinin aynı, ayrı kapaklardık bilemedik! aslında bildikte, nasılsa uyuyor diye  arayış çabasına hiç girmedik zorlamadık beynimizi ,zorlamak istemedik narin bedenlerimizi.

Herşeye zaman bulduk,herkese zaman bulduk bir kendimize zaman ayıramadık başkaları için uzun uzun düşünürken,kendimiz için aldığımız kararlar hep hızlıydı kaderimde varsa yaşarımlarla  geçiştirdik.
Sevdiklerimizin de bizi sevmelerini dilemekle geçti ömrümüz,  çok yorduk onlar için kendimizi, bazen en sevdiğimiz şeyleri yapmayı erteledik onlar için,  bazende abartıp  kendimizden vazgeçtik.

 Kendimize değer vermememiz onları bize yakınlaştırmadı, dahada uzaklaşmalarına sebep oldu.
   ''Sen kendine değer vermiyorsan sana bir başkası hiç değer vermiyor''  hibe edilmiş hayatlar değerli ve çekici gelmiyor karşı tarafa...
Önce kendini sevmeli önce kendin için ayakta kalmalı ki karşı tarafa (Anne,baba,eş,çocuk,sevgili) yardım edebilmeli.
 Hayat güçlüleri sever...


1 Mayıs 2012 Salı

Sevil'in güncesi #7#


Nişanlardan nefret ediyorum... 
Hayatımın en berbat gecesiydi,orada halen Hakanı nasıl parçalamadım kendime hayret ediyorum.

Üstüme bir sakinlik geldi,  hani hep Türk filmlerinde Cüneyt Arkın vurulur da yere yıkılmaz ya, bir kaç kişiyi öldürür sevdiceğine son bir kere bakar, öl artık derim nihayet ölür.Film işte derdim...

Demek ki böyle birşeymiş sıcaklamasına insan anlamıyor  vurulmanın acısını.Eve girer girmez kendimi odama, yatağıma attım   ağlarken  çıkardığım ses bana ait değildi sanki.

Babam, annem ve kızlar çaresiz nasıl tepki vereceklerini ne yapacaklarını bilmiyorlar.
Uzun süre ağladım.Ben yatakta annem başucumda gözyaşları içinde...

Sanırım sinirlerim bozuldu,gülmeye başladım.Anne  sen neden ağlıyorsun  sanki senin sevgilin nişanlandı?
Anne yüreği işte...
''Yavrum ben senin ağlamana üzüldüğüm için ağlıyorum.''
 Didem'in ''acıktım ben  müjgan teyze'' demesi  Şule'nin ona terlik fırlatması koptuğum andı,kahkahalarla güldük.Elimi yüzümü yıkadım,babam  sakinlediğimi görünce  odasına yatmaya gitti bizde birer tabak makarna yeyip yattık.

Gece su içmeye kalktım bizimkiler peşimde artık ne yapacağımı düşünüyorlarsa  anneciğim yere attığı  döşekte   doğrulup bana baktı.Kıyamam,herkesi üzdüm.Yanağından öptüm  yanına sokuldum  şefkatli kollarıyla sardı beni öylece uyuduk...

 Sabah  kızlar benim yatakta eciş bücüş olmuşlar kavga ediyorlar Şule  ''çek ayaklarını   koca gece ayaklarını üstüme  koydun''  Didem ''senin pırasa saçlarında ağzıma girdi''. Şule ''yok efendim sen  üstüne yattığın için olmasın''

 Gündüz  mahallede herkes beni konuşmuş.Kimisi acımış,kimisi verdiğim hediyenin anlamını merak etmiş,hatta  evlenince ''seni öldürüceğim'' demek istediğimi bile düşünmüşler.Hahayt diye güldüm,bitti o sayfa artık.

Bir kaç hafta önce pazarlama şirketine  başvuru yapmıştım  oradan aradılar hiç beklemiyordum,benim için yeni bir başlangıç. 
  demekki Hakan yüzünden  şansım kapalıymış bak şansım açıldı,görüşmeye gittim hemende oldu işim.

Eşleme olacakmış ilk kez duyuyorum.Partnerinle satışa çıkacakmışsın,yaptığın satış kadar prim.Ohh! güzel iş elektirikli süpürge tam benlik.Annemin ve arkadaşlarının günlerine gitsek yeter.Eşleme için çok heyecanlıyım.   Ondört  kişiyiz,umarım  odanın  en sonunda oturan   çocukla eşleşmeyiz... 
N.K