30 Nisan 2012 Pazartesi

Mevsimsiz....





mevsim ilkbahar

ben sende kaldım

nasıl aldandım nasılda rüyalara, hayallere daldım

hiç birşey istemedimki senden

sarılma her an yanımda olma

uzaktan uzağan  bir gülsen yeter

seni seviyorum diye haykırma

uzaktan uzağa bir baksan yeter

mevsim ilkbahar ben kış ta kaldım


sus konuşma  

biliyorum sen hiç sevmedin hiçte sevmeyeceksin

artık uyandım!!!


29 Nisan 2012 Pazar

Sevil'in güncesi #6#


Biz nişan  törenine gidene kadar babamda gelmiş, adamcağız üstündeki iş elbiselerini bile değiştirmemiş, kendime ya da Hakan    efendiye zarar vereceğimden endişelenmiş ...

 Bizim yıllardır çıktığımızı, sevgili olduğumuzu mahallede bilmeyen yok herkes evleneceğiz gözüyle bakıyordu, nişan töreninde beni görenler endişeli bakışlarla gözlerini benden alamıyordu, bana ne bakıyorsunuz sanki gelin benim 
alla alla ...

  En önden bir sandalyeye oturmuşum hediye  kutum elimde...
 İlk  danslarını yaparken kuru suratlı kızımız, kırmızı elbisesinin içinde prensesler gibiydi...

 Ah Hakan ahh  şimdi kollarındaki ben olacaktım! 
Hakan&Hale isimleri bile yakışıyor ALLAH için  ...
 danstı, oyunlardı derken yüzük takılma merasimi başladı.

 Hakan da gergin müstakbel nişanlısıda benden çok çekiniyorlar herkes elimdeki kutuya takmış durumda ,
 hee iki dakikada saatli bomba yaptım birazdan havaya uçuracağım töbe allam...
 Yüzükler takıldı  alkışlar ıslıklar oh ALLAH mesut etsin takı merasimi başladığında   ayaklandım, sanki tabi ordu halinde ayaklandık  Annem, Babam, Şule, Didem.Tabi herkesin gözü üzerimde sadece takı sırasına gireceğim...

En sonunda sıra bana geldi hediyemi kutudan çıkardım, uzattım  tebriklerimi sundum, Hakanla  tanışıp çıkmaya başladığımızda bana aldığı ilk hediyeyi ona geri verdim, 
küçük gelin damat figürü, düğün pastasının üstüne koyar artık...

 Arkamı dönüp evimin yolunu tutuyorum  göz yaşları içinde ... Hayallerimin  bittiği an!

N.K

Sevil'in güncesi #5#


 Bütün  gün odama tıkıldık kaldık   hiç bu kadar gitmelerini beklememiştim, içim sıkılyor bu gün annemin  kısırı bile keyfimi  yerine getiremedi...

Biz gideriz geçirmene gerek yok ,dedikleri an iyice  şüphelenmeye başladığım andı,neler oluyor ya konuşun yada kötü olacak bak dedim, bakıştılar  Şule söylemeye karar vermiş bir halde,  bak kuzuş bu gece mahallede nişan var dedi, ee kızım ne  Hakanmı nişanlanıyorda saklıyorsunuz...

 Şule Evet  derken ben hönkk     durumlarındayım  galiba kulaklarım uğuldadı, midem bulandı hatta   beynimde şimşekler  çaktı...
 (Aptala malum olurmuş)ah salak kafam ,nasıl ya dedim  iki hafta oldu kızım iki hafta  ne kadar tanıdı ki, hemen nişan ben dört yılımı verdim dört ,dört bu kadarmı değersizmişim gözünde, hiçmi düşünmemiş beni   kurduğumuz  hayallerimiz  vardı   gece uykularımdı ,rüyalarımdı  ,şaka değilmi Şule şaka   ...



Meğerse bizim kuru  kız  yurtdışına tayini çıkmış bizim hain Hakanda   yurtdışı cazip geldi anlaşılan  atlamış hemen  kışa kadar işe başlamaları gerekmiş orada  o yüzden hızlı davranıyorlarmış...
 iki ay içindede düğün varmış  , derdi yurtdışında yaşamakmıymış püüü ona yazık harcadı bizi...


Herkes biliyormuş ayakta uyuyan bir benmişim...
 Tabi ya, sabah babam beni almamıştı büyükannemi   oto Gara götürmeye ,bütün gün markete bile salmamaları  off Hakan off;  hışımla odama geri döndüm...

 Şule, Didem ve annem peşimde   odamın kapısını kapadım, kilitledim Annem  Sevil ,Sevil  çığlığı basıyor,   kapıya vurup kapıyı zorluyor...
 Kapıyı açtım ne var nee üstümü değiştiriyorum ne    parçalıyorsun böğrünü   annem ve kızlar ne yaptığımı anlayamıyorlar ...

Ben söyleyim  kızlar  nişana gidiceğiz ya  üstümü değiştiriyorum...Annem babamı aramış hemen sanki adam beni vuracak  nişana gideceğim altı üstü,  tabi hepsi  tırsıyor ...

 Hakanla o kuru suratlı kızı doğrayacağımdan korkuyorlar  ben elimde bir kutu  peşimde  kızlar ve annem   nişana gidiyoruz kızlar  ne ara aramış evlerini vazgeçmişler gitmekten    farketmedim bile...

 Kutudakini  görseydim diye söyleniyor annem   sesimi çıkarmıyorum ama  Şule bakayım deyince ona  nasıl bir bağırdım anlatamam ,hediye  işte  allam ya sizene içinde kör testere var sanki...
N.K

Sevil'in güncesi #4#



Büyükannemin bir haftalık ziyareti bitti  off ne çabuk geçti! 
Sabah  babam onu  otogara götürdü  bende gidecektim  ,beni almadılar herhalde özel birşeyler konuşacaklar ...

büyükannemin huyudur zaten gider ayak birşeyler tembihler...  Hakan efendiden hiç ses yok ,iki hafta olacak neredeyse bütün gün telefonumu açıp bakıyorum acaba mesaj geldide benmi duymadım diye yok yok  bu telefonun titreşimimi bozuk... 

Belkide mesaj atıyor ama   telefonum çekmiyor ;tamam tamam çok saçmaydı kabul ...

Hakan'ı o kara kuru kızla  çok sık görüyorlar bende rastladım bir kez    yanlarına gidecektim ,arkadaşlar  tuttu,tutmaktan öte  zor zaptettiler parçalayacağım o kızı...Kızın bir suçu yokki Hakanı parçalamam lazım ... 

Bu gün  şule ve didem geldi bu ne ilgi arkadaş odama yapıştılar kaldılar benide odadan çıkarmıyorlar,annemde kısırları  tatlıları döktürmeye başladı...

  Markete gideyim dedim Didem benden önce koşarak gitti markette duran  erkekte değilki ,aşkı depreşti koşa koşa görmeye gitti diyeyim .
Dur bakalım çıkar kokusu ...

N.K

28 Nisan 2012 Cumartesi

Çorba...






Sevmekle ,sevmek  aynı kelimede olsa çok farklıdır  

kısaca ayırt etmek gerekirse  bu   sanırım anlatması en zor olan duygu  elinle tutamazsın ...

 Herşeyi, herkesi seversin  sevmek çıkarsızdır,karşılıksızdır... 
Tabi   bu güzel duyguyu  art niyetli kullanan insanlarda vardır... 

İkili ilişkilerde daha farklıdır , sevilmek isteriz hepimiz ...
  Sev beni! deyince sevilirmiki insan ,yada   bir sorun karşısında  hiç sevmemiş denilebilirmi?

  İnsanları ne kadar çözmeye çalışsakta sonuçta    bir leke değilki bas çamaşır suyuna  rengi açılsın...  

seven terketmez ,ya sevilmeyen beklemeli sabırla bir gün sevilmeyi

 platonik düşlerde aramalı onu ,tahriş olmuş sevdalara merhem sürmeli

seven terketmez sabırla her daim yanında olmalı

 o kendi için yaşarken seven onun için yaşamalı

 o kendi dünyasında kendine ait bir krallık kurarken

seven yıkılmış coğrafyasının harabe yıkıntılarında

kendi kendine yetebilmeli

haydi git artık  desede

seven terketmez

 canını bu yolda feda eder ama terketmez

öylemi!!!



N.K

27 Nisan 2012 Cuma

25 Nisan 2012 Çarşamba

Sevil'in güncesi #3#


Bu günüm çok sıkıcıydı..
Öğlen Şule geldi tabi ben ona küsüm, neymiş hafta sonu nerede kutlama yapacakmışız. Uzayda dedim tuhaf tuhaf baktı , git sen işlerine bak dedim tabi içimden. neyseki bende  kin yoktur affettim gitti.

  Dışarı çıkalım dedik.Anne sultan salmadı neymiş  efenim Büyükannem gelecekmişte  dip köşe temizlik yapılacakmışta off,  annemde  bu akşamdan yemeklere başladı , 

 hem siliyorum yerleri hemde laflıyoruz ya anne neden herkes babaanne diyorda ben büyükanne diyorum ,annemde soru bekliyormuş ,

  meğerse  zamanında annemi istemişler verilmiş, düğün merasiminde  büyükannem  bir kenara çekmiş, bak kızım evime hoş sefa geldin,  oğlum seni üzerse karşısında beni bulur  eğer ki  beni sen üzersen kendini kapıda bulursun demiş  anneciğimde çok korkmuş  baba evine  gönderilmek  o zamanlarda  hoş karşılanmazmış ,  yada o öyle sanmış .

Bana Hanımanne diyeceksin demiş ne dediyse emir algılamış annem,   Büyükannem  ben doğduğumda çok mutlu olmuş , ilk ve tek torunum , çok sever beni  hediyeler ,  sevgi ve şefkat gösterileri bende severim doğrusu,tabi annem bana hamileyken  gizli gizli köfteleri lüpletsede ...

 Birde  akıl verme huyları olmasa ...
 nasihatlerini  dinlerken uykum geliyor...

 Ben büyükannemin taklidini yaparken silmeye devam ediyorum yerleri , yakında   beton zemine ulaşacaksın az kaldı diyor annem    büyükannenide taklit etmeyi  kes  diyerek   kafama bir terlik, aa anne bu terlik yenimi acıtmadıda ,annemden beklenen söz zevzek, neyse işler bitti  annemde yemekleri halletti....

 Babamda birazdan gelir  ,babamın küçük  bir doğramacı dükkanı  var , kereste ,sunta  birşeyler kesiyor.Babamın tabiriyle ekmek teknesi,  askerden geldiğinden beri bu işi yapıyormuş bir parmağını kaybetmiş  makinede  odun keserken,  iyi para kazanıyor  bir evimiz var hiç yoktan...  

Annem ona çok kızınca odunların içinde  dura dura odun oldun iyice der bende   sırıtırım , tabi kabak bana patlar al sana terlik  ,hazır işsizim bir ajansamı yazılsam terlik reklamlarında falan oynarım...
 Hakan'dan  ses yok  ...
N.K

24 Nisan 2012 Salı

Labirentler...



Hayatımıza bir yol çizeriz,deneriz olmaz
  başka bir yol çizeriz deneriz o da olmaz ,
derken  farkında olmadan hayatımıza o kadar çok yol çizmişizdir ki
  
bu yollar  zamanla   içinden çıkılması  çok zor ve çıkış  kapısına ulaşamadığımız
 çabaladıkça kendi içimizde daha çok kaybolduğumuz   labirentlere
dönüşür... 
kendi içimizde  arayış en zor olanıdır öfke nöbetleri,sebepsiz yere kırma ve kırılmalara sebebiyet verir...

 Hayattan kopma durumu ,
insanlardan  uzak durma ,bitkisel hayata girme isteği duyduğumuz anlar bile  olur... 

 Akışına bırakmak gerek desekte, bunu gerçeğe dönüştüremeyiz,  bazen karşımıza  hiç beklemediğimiz anda  bir şeyler çıkar ve    pusula görevi görürler ,her kaybolduğumuzda  aklımıza  gelip  kendimizi bulmamızı sağlar... 

Bu bazen sevgili bazen arkadaş bazen  de okuduğumuz küçük bir yazı olabilir...

 hayatımızdaki labirentlerde kaybolmamamız dileğiyle...


23 Nisan 2012 Pazartesi

Sevil'in güncesi #2#


Bu gün doğum günüm , bütün günüm aramasını beklemekle geçti  insan  bir arar değilmi ?
doğum günümü kutlar yılların hatırına ,

en yakın arkadaşım şule geldi (neresi yakınsa) sabahtan elime pastamı tutuşturdu,
ay şekerim çok işim var  nice senelere  mucuk mucuk  hafta sonu  kutlarız olurmu?
 küsme bak!

 Aman küsermiyim hiç,benden daha önemli işleri var belliki!
hıh küstüm işte...
  Anneciğim ah vefalı annem benim , yatağıma getirdi kahvaltımı .
 Beni doğrduğu zamanları anlatırken  ağladı durdu , maddi durumları iyi değilmiş, 

Büyükannemde cimri bir kadınmış iki odalı evin bir odası büyükannemin bir odası anneminmiş  , bana hamile olduğu için  canı her şeyi çekermiş  büyükannem gece yarıları köfte pişirirmiş.

anneciğim 
kokusuna uyanırmış , anneme hiç tattırmazmış  , odasında küçük piknik tüplerinden varmış ne yapsa gizli yermiş, anlatırken  halen  iç çeker ahh ah rahmetli bana çok çektirdi  diye...

Ben 22 oldum inanamıyorum  , neden  aramıyor of  üniversiteye ilk başladığımız yıl tanışmıştık ikimizde   Muhasebe bölümünde okuyorduk  iki yıllıktı ,

Okul bitti biz hiç kopmadık,aynı semtte olunca  ailemde biliyordu,

  O  kendine   Liman gümrüğünde iş buldu bende işsizler kervanına katıldım,sanırım kopmaya başladığımız andı...
Hakann  içimi acıtıyorsun....


Bizim mahallenin  girişine yeni bir  apartman inşaa ediliyor  Hakanla  oradan bir daire alacaktık ,Hakanın ailesindeki çocuklar hep ikiz hakanda ikiz eşi , bizde hep ikizlerimiz olacak diye hayal ederdik ,ikizlerimin katili Hakan...

 akşam üstü   Didem aradı, Hakanı  çalıştığı iş yerinden bir kızla yemekte görmüş gitmiş selam vermiş ,gayet rahat davranmış,beyfendinin burnu büyüdü,  beni beğenmiyor artık , kızda bir şeye benzemiyormuş bile ,insan  güzel biriyle çıkar bari ...

  belli oldu neden beni terketti...
 Hiç değilse gururlu çocuk aldatmayı tercih etmemiş  beni bırakıpta o  tipsiz kızla çıkmaya başlamış...
Şuleyede duyurulur pastayıda yedim bitirdim,
 beğenmedim zaten  hıh...
N.K

22 Nisan 2012 Pazar

Sevil'in güncesi #1#





Bir bahar  günü

   aslında o gün için hazırladığım yüreğimin damlacıkları vardı , çünkü tanışmamızın yıl dönümüydü    her şey harika gidiyordu.  
   ben ona sürpriz yapacakken o bana   harika bir sürpriz yaptı... 
Buluştuk, sarıldım  ,çok soğuksun dememe kalmadı 


Bitti dedi 

- ne !

-bitti!

- ama neden?

-sen daha iyilerine  layıksın

- ben daha iyisini istemiyorumki !

-inanki sorun sende değil bende  kendini suçlama

- neden  ama?

-ben seni mutlu edemiyorum hadi yolun açık olsun

- hönk 

- evet şu an hiç mutlu değilim o kesin... 
bu ne  türk filmlerinde bile daha güzel  senaryolar var...
insan   güzel bir yalan bulur   üzülmesin falan der  .


kendimi Japon çizgi filmlerindeki kızlar gibi  hissediyorum .  gözlerimden iki yana havuz gibi  göz yaşlarımmı fışkırıyor ne!

 nasıl bir kurtuluş yoludur ,    bir kaç yıl önce bir arkadaşımız vardı erkek arkadaşı onu bırakmış ve bir mesaj atmış'' bir daha beni arama,mesaj atma sebebinide sorma ''.

Çok üzülmüştü ve çokta düşünmüştü neden? 
neden! diye...

Tabi bizde diyemedik, durmadan burnunu karıştırıyorsun , pis kokuyorsun   makyaj yapıyorsun
  gece yatarken  makyajını temizlemiyorsun  

Hemen aklıma o arkadaş geldi şimdi ben niye terkedildim ?


pismiyim?
 kokuyormuyum? 
burnumu mu karıştırıyorum ?
,çirkinmiyim ? 
anlayışsızmıyım? 
 nedenn?
  Çokmu hayır dedim
 yoksa, çok evetmi dedim ?

sen üzülme diye çokmu sessiz kaldım  hep taleplerimmi olmalıydı?

O an kendimi nasıl aşağılanmış hissettiğimi tahmin bile edemezssiniz...
o an  ağlamak ,çığlık atmak istedim   bir kaç dakika sonra kendimi öldürmeyi ilerleyen dakikalarda kendimi öldürmekten vazgeçip onu öldürmeyi düşündüm... :)


Zaman ilerledikçe  düşüncelerim farklılık  kazanıyordu...  Önce evde bulduğum tüm içecekleri içtim 


süt,soda,meyvasuyu,kahve  hala içim acıyordu  gidip marketten rocco keskin naneli şekerlerden aldım , 


beş kutu şekeride yedikten sonra artık içim  aşk acısıyla yanmıyordu:) 
 bundan çıkardığım ders  mide ağrısı aşk acısından daha kötüymüş ...

Anladımki  ne kadar değer verirseniz  bir o kadar umursanmıyorsunuz.

Tamam her zaman geçerli değil ama genelde  böyle.

 sevmenin bedeli terkedilmek...



N.K

21 Nisan 2012 Cumartesi

19 Nisan 2012 Perşembe

Her hâlükârda...







Bir tutam küldüm avuçlarında...


Rüzgarında savurdun da yok mu oldum ?


Git dedin de gittim diye  bittim, 
bitirdim mi sanıyorsun ?


Gururumla ,aşk arasında kendimi
 yitirdim mi sanıyorsun ?


Hayallerim, umutlarım ve düşlerim 

bir çaput kadar değersiz kılınmış.
İnatla yüreğimi,


en kurumuş ağaca bağlamışım.

Rüzgara karşı uçuşuyor.
Sağa sola  çarptıkça  parçalanıyor.


Her darbede  biraz daha tükeniyorum.

Lapa lapa yağan karda minik bir çift ayak iziyim.
Ya '' kar '' izlerimi kaybettirecek,

yada '' güneş '' ...






16 Nisan 2012 Pazartesi

İthaf-name...



Günaydınlar  canım blogdaşlarım...
Kocaman bir ailem oldu sayenizde, 


Bütün  arkadaşlarımı yazmaya kalkarsam
 bir kaç yazı  yetmez sanırım;

Bir çok arkadaş edindim  ve gerçekten hepsini sevdim  
 tabiki  blogcuda ki eski dostlarımı da unutmuyorum.

Müjde ablam çok özel biri benim için 
 sayesinde siyaseti bile sever oldum.  
Gülçin ve Nurten abla blogcu da devamlı okuduklarımdı .

 Benim için burası da  çok özel bir yer oldu ;
 tanıdığım  her insanın özel bir hikayesi var.

  birbirimizi görmesekte  hissediyoruz  ve hepimiz kendi karakterimize yakın insanları  takibe alıp yorumlar yapıyoruz....

 Bazılarımız  hikaye ,bazılarımız bebeklerimizin  dünyasını  bazılarımız   şiirler ,siyaset   ve  daha bir çok değişik konu ; 
hepimizin  paylaşımları  farklı buluştuğumuz nokta insan olmamız hepimiz sıcacık bir yüreği olması.
   
  İç dünyalarımıza  iniyoruz yazdıklarımız ve  resimlerle  yada hayat öykülerimizle , bazen üzülüyor bazen seviniyoruz. 

  Zamanla alışkanlık oluyor   sohbetlerimizde bile anlatmaya başlıyoruz .
 Öncelikle yemek  bloğu sahibi arkadaşlarıma sitem ediyorum, küsüm size bloğumu açalı üç ay oldu,   yaptığınız yemeklere bakıp bakıp iştahım açıldı. 

Ah!buda güzelmiş dur deneyim,   dur bunun   görünümü çok güzel   bu tatlıda hoş görünüyor derken  sayenizde  üç kilo almışım.

Şimdi diyeceksiniz ki sende yapıp yapıp , yemeseydin!  yayınladıklarınız o kadar güzelki,
  birde tarifler hemen  oturuyor nasıl yapıp , yemem  .

Akşam diyet bloğu arayım dedim buldumda  açtığım gibi blogta  çiğ börek tarifi vardı  ya ama olmazki!

 diyetteyim  hafif yemekler yapmanız dileğiye,
hamur kokan ellerinizden öptüm.

  yoğun bir hafta ve sonundan sonra yeni bir haftaya başladık nihayet
,nihayet diyorum geçen haftam o kadar yoğundu ki ,
fazla mesailer ve ev arasında  sıkıştım kaldım   umarım hepimizin bu haftasının  güzel geçmesini
diliyorum...
 güzel günler diliyorum.
 sevgilerimle...  
N.K

8 Nisan 2012 Pazar

Yusuf...



 Leyla olmak isterken Züleyha olmuşum,
 bilemedim!

sevmek ,sevilmek isterken

gönülde  aşk dilencisi olmuşum ,
 göremedim!

seni bulmak isterken
kendi içimde kayıp olmuşum...

 anlamışım da kimselere 
diyemedim!


sen beni hiç sevmemişsin!
  duygularım kör olmuş
 hissedemedim!


bendeki sevgin ikimizede yeter sanmışım

 hayat harcamış tüketmiş

bitmişim......


6 Nisan 2012 Cuma

Hükümsüzdür!




 Neden kaybettikten sonra  geri kazanma çabası vardır insanlarda, kaybetmeden önce çokmu  güvenir kişi kendine  nasılsa kıyamaz nasılsa affeder nasılsa? 

Kırarken de düşünmüş müydün tamir etmenin böylesine zor olduğunu ?
 Kırılan her parçanın yerine ne zorluklarla konduğunu , ne kadar özenle yapıştırsan da eskisi gibi olmayacağını düşünmüş müydün ? 


 Belki eskisinden güzel olacak ... 
Bir kez ellerinin arasından kaydığından ,kaybetmenin ne olduğunu ,acısını yüreğinde hissettiğinden çok dikkatli olup daha fazla çabalayacaksın yeniden kırılmaması için ... 


Ya kırılan!
 eskisinden  iyide  olsa da kırılmıştır bir kere ... Tekrar kırılmamak için çabalayacak ... 


Canı yanmıştır bir defa aynı acıları yaşamamak için rüzgardan bile uzak duracak . İçi titreyecek en ufak sarsıntıda ya kırılırsam ? 


Cesareti yoktur hep gölgelerde yaşayıp, kendi gölgesinden kaçacak ... İçine yerleşen korkular hep orada kalacak .
  Ne zaman bir el uzansa hep  küçük bir çocuk gibi  yüreği çıkarcasına atacak ... 


Ya kırma ! Kırdıysan da yapıştırmaya kalkma bırak öyle kalsın ! Mutlaka kırılmayan sağlam bir parçası kalmıştır .

Oradan tutunsun hayata ... 
Zaman herşeyin ilacıdır ... Sarar yaralarını .
Sende kabullen Kaybettin
 hükümsüzdür demekten başka     yolun yok,
O hayatta sen sadece kötü bir anısın ... 
Sen kaybetmenin korkusunu yaşarken 
 O  Yok olmanın  korkusunu derinlerde yaşadı!
N.K

1 Nisan 2012 Pazar

Yaş(lı) kır(ı)k ,bir adam...





Derin bir of çekerek atıyorum kendimi yollara, ayakkabılarıma hızlıdan düşen yağmur taneleri değil gözyaşlarım, off  leke yapar mı ki,  çıkarıyorum  kırışık ceketimden bir  sigara çakmağımda yok bakıyorum telaşlı etrafıma  martılar bile yok.

uyumuşlar mı ne!
  Yürüyorum ağır ağır iskelenin kenarında  olduğum yere çöküyorum ,  sarkıtıyorum ayaklarımı, suya  değmek üzere ayakkabılarımı yanıma koymuşum bir şarkı geliyor dilime'' kim derdi ki birtanem bir gün ayrılacağız''  ofss bak yine aklıma sigaram geldi nasılda evde unuttum! 

  Ne olur şimdi birileri geçse arkamdan. mümkünse sigara içen birileri...  Oysa yalnızlığı ne kadarda çok severim... 

 Demek ki  her zaman yalnızlıkta iyi değilmiş ,uzanıveriyorum olduğum yere gözlerimi dikiyorum  gökyüzüne , sırtım acıyor biraz.  Küçük bir taş parçası batıyor haince sırtıma  hiç kalkmadan sağ elimle  çekiveriyorum  taşı bakışıyoruz , ne kadar küçüksün  ama çok canımı yaktın diyorum. 

 Bakıyor taş gibi ,ee taş nede olsa.Gökyüzü  kapkara hafiften griye dönmeye başlıyor  saatler oldu aynı yerdeyim  aslında yıllardır aynı yerdeyim   neyse...
Ahh ne kadarda boş yaşamışım diyorum dolu olsaydı ellerim  yüreğimde dolu olurdu...  
Yaş kırk elde var sıfır  yine elim cebimde aranıyorum ah çakmak eve giderken bir kutu alacağım diyorum ,alsam ne olur ki yine unuturum. 
  Kızım geliyor aklıma  ne yapıyor şimdi acaba ne yapacak  bu saate uyur  ne çabuk büyüdü daha dün değilmiydi , şu sahilde peşinden koşturduğum '' şş yavaş ol bakalım suya düşersen balıklar yer seni'' bir kahkaha patlatırdı  ''aman babişşş'' ah be güzelim çok özledim bak şimdi , yada hep özlüyorum da şimdi içime oturdu.

  Çok özlüyorum!  yavaşça kalkıyorum uzandığım yerden.

 Havada  kırmızı gri bir renk almış  uzaktan  halk otobüslerinin sesleri geliyor. 
Nerede benim kıymetli ayakkabılarım onları kızım aldı  çok titizim ya hemen ceketimin yeniyle siliveriyorum  üstlerini  geçirdiğim gibi ayağıma  bir çorbacıda çoktan alıverdim soluğu.

 Gülümseyerek bakıyor  çorbacı bana  bıyık altı gülüyor sanki içinden demiştir kesin'' ya geceden kalma ya evden atılan bir müşteri daha'' hiçte değil koca göbek  ben özgürüm diyorum içimden aynı şekil bıyık altı  gülümsemeyle. 

 ''Ne içersiniz'' diyor  ''sigara'' diyorum bakıyor  şaşkın şaşkın ''tamam be adam çorba içeceğim merak etme'' diyorum , ''ama bana birde çakmak getiriver  hadi   ağam bir zahmet''
Beş dakika oluyor ben söyleyeli eski bir çakmak  yanar mı yanmaz mı belli değil yanında mis gibi kokan bir çorba. 

 Ne olurdu bu çorbayı yapan sen olsaydın !diyorum  gözyaşlarım yine akıyor çorbama katık oluyor ...
 Çorbacıdan çoktan çıkmışım sigaramı da içmişim artık  hatıralar konağına   geri dönüyorum  uyku vakti.

Kapımı kilitlememe gerek yok  usulca itiyorum kapımı gacırtt diye acılıyor kapı konak demiştim ya  damı akıyor hem de tam yatağıma  zaten ya göz yaşlarım yada yağan yağmur illa ıslatır yatağımı.

 Uzanıveriyorum yatağıma bir sigara daha yakıyorum  çorbacıdan kayırdığım  çakmakla  ellerimi kavuşturuyorum göğsümde  sigaramı  sıkı sıkı tutuyorum iki parmağımın arasında göğsüm acıyor derinden nefes alıyorum   uykum mu var ne! 

 Gözbebeklerim küçülüyor, söndürmüş müydüm sigaramı  bir duman mı var odada yorgun bedenim kaldıramam hiç başımı nedense ağırlık bastı zaten , öğlene doğru gelir kızım nasılsa diyorum...  artık zorlanıyorum mu ne  nefes almakta  bir bırakamadım şu sigarayı ''bir gün ecelin olacak'' derler di hep  ve uyuyorum...



Sonsuz aşk!




hep onu düşünürsün, hep onu hayal edersin,

  bazen  kırılır bazen kırarsın.....

yatağına

yattığında  ,umarım rüyamda görürüm

umuduyla yatıp ,sabah uyandığında

yanında görmeyi dilersin....

onunla bir ömür yaşlanmayı  düşünmezsin

çünkü o

 yanınızdaysa hiç yaşlanmayacağını

düşünürsün ,

zaman akar gider onun yanında,

anlamazsın. . .

ve birden püff

biri elindeki pamuk çiçeğine püff yapmıştır

uyanırsın....

artık      geri kalan tek şey

susmak!

canim acıyor ,sana olan özlemimden!


 N.K