28 Şubat 2012 Salı

26 Şubat 2012 Pazar

Hayat...






En çaresiz olduğum anlarda,tutunuyorum tekrar bana.
Etrafımda o kadar insan varken neden bu yalnızlık bu cefa.
Ya ben onları anlayamıyorum ya da onlar beni.
Ya da olduğu gibi kuramıyorum cümleleri.
Kimseyi kırmak istemediği için kalbim,
yanlış anlaşılıyorum her daim.
-Ne kadar safsın  ya,diyorum bazen kendime.
Bazende kurnaz ve artniyetliyim,galiba.
Kimseye bir kötülüğüm dokunmamış olsada,
kendi kendimi eleştirmekten vazgeçemiyorum asla.
Peki neden kendimle savaş içindeyim?
İşte birde bu cevabını veremediğim sorular yığılıyor kafama.
Kendime soruyorum ama asla cevap veremiyorum.
Hayat desem,salla boşver desem,
ne kaybediyosun ne kazanıyosun desem.
Al işte yeni bir soru daha.
Of off cevapsız sorular,istemeden yapılan hatalar,
geri dönüşü olmayan yollar.
Aslını söylemek gerekirse dostlar,hiç geri
dönüşü olmayan bir yola girmedim şimdiye kadar.
Şimdi düşünüyorumda hayat belkide bir cesaret sınavı.
Bende de o yok sanırım.
Hayat cesur olmayı bilenlerin savaş meydanı olsa gerek.
Korkarım!!!.




25 Şubat 2012 Cumartesi

Sustum...





Sustum !

  göz pınarlarım kuruyana kadar

Sustum içime  atarak

sustum mutluluğu feleğe satarak

lal ettiler susturdular

Zindan ettiler günümü

Güne küstürdüler

Kanattılar yüreğimi

Kan kusturdular

Karış karış arşınlamış

Kaderimi acılar

Şimdi gidip geliyor

Belleğimde silinmeye

Yüz tutmuş anılar

Arama beni

kaybolursun dünyamda

arama beni üşürsün baharımda


N.K

Arkadaş...








sen papatyaları seviyorsun,

ben kardelenleri.

 Sen berrak bir su,

ışıl ışıl akıyorsun ya

Ben donmuşum buzullar ülkemde.

Susmalarımı sevmiyorsun,

bazen birbirimize hiç tahammül edemiyoruz

bazen biz oluyoruz, bazen sen

 bir olay karşısında çekip gidiveriyorsun uzaktan seyretmeyi tercih ediyorsun

ben başlı başına olayım zaten,  olayların tam ortasında  buluyorum kendimi.

İki yabancıydık arkadaş olduk sonra dost  sonra  birbirimizin ensesindeki nefes, gölge

Yalnızlık kolay zor olan kalabalığa, insan içine karışmak,sevmek birine değer vermek güvenmek , özlemek,  mesela  hiç düşünmedim  arkamı döndüğümde  sırtımdan vururmu ?

Bazen  bir  eriği paylaşırız   bazen sırları,  herşeyimizi anlatırken  gizlediklerimizde olur.

  Bazen kavga ederiz ya  ama en çok  biri bize saldırırsa kenetleniriz.

  Düşerse birimiz diğeri ayakta değildir çünkü çoktan atmıştır yere kendini dostum düşecek ya  taşa denk gelmesin.

  Biz korkmayız düşerken eteğime tutunurda beni düşürür diye!!!

  Artık büyümüş   tül perdeye sarılıp gelinlik yapmıyor olsakta

düşüncelerimiz  şehirlerimiz  ve hayat koşullarımız farklı olsada  her  düşen

gözyaşımı hissedebiliyorsan yaşadığımız çok özel bir  bağ. 

İyiki varsın bitanem  canım arkadaşıma ...

kankitomm:)

not: 20 haziranda 6 yıl olacak:)
N.K



24 Şubat 2012 Cuma

Aşk-ı hayat


Hani bir şey bitmeye başlarda arkası gelir ya evde...

 Önce  peynir azalır sonra çay derken  şekerdi, tuzdu  devam eder.

Üstüne üstlük maaşında gecikir.

Çorap söküğü gibi  ve derken tüp biter

 tüketiriz!!!

çaresiz kalırsın ama elindende bir şey gelmez.

 Hoşgeldin gerçek hayat !!!

İşte böyledir Aşk,

 sevgi  küçük şeylerden başlar bitmeye  bir kelime bir sözle başlar kırgınlıklar.

Başlarda görmemezlikten geldiğimiz şeyler  gözümüze batmaya başlar.

birikirler derken  silinmeye başlar güzel anılar.

 Hep   tartışmalar gelir olur akla


 Önceleri ; sevdiğini belirtmeye sebep,saat,zamanın önemi yokken; artık ''seni seviyorum''lar söylenmemeye başlar, karşı taraftan beklenir

Önceleri ''biz ''varken artık'' ben ''kelimesi daha çok kullanılmaya başlar  beni seviyormusun? soruları sık sık   sorulur... 

sorulurda seni seviyorum  sözü dökülmez o dilden!
işlerin yoğunluğuna kaptırır kendini insan.  Eskisi kadar  aklına gelmez ne anılar nede  güzel günler .
 Önceden üstünde durulmayan küçük kelimer artık  daha büyütülür ve daha bir batar içimize
 ve  artık sonun başlangıcına gelinmiştir.
AYRILIK!!!



N.K







20 Şubat 2012 Pazartesi

Özledim seni!





düşürdüğün dondurman için saatlerce ağlayışını,

  saklambaç oynarken kimse bulamasın diye    kaybolduğun günü,

komşunun fırının başında beklemeni,

kırılan  sıcak ekmeğe  dökülen ayçiçek yağı ve pul biberini,

düşünce  kalkmadan önce etrafa bakıp kimseler yoksa ağlamaya gerek duymayışını,

helede frene  ulaşamayan ayağın yüzünden tarktörle emin amcanın ineğine   tosladığın  günü!!!

sebebsiz ağlayışlarını,kahkahalarla gülüşlerini,masum inatlarını

kısa pantolonunla tırmandığın ev çatılarını,

yaralı dizlerini, hayata umutla bakan gözlerini,

salıncakta uyuya kalmalarını,

özledim seni!!!

çocukluğum!!!

18 Şubat 2012 Cumartesi

paronoyakmıyım






yalnızlığımı nasıl ifade edebilirim ki nasıl anlatırım  ünlem olsam onun bile altında nokta var  nokta olsam o da yazıların sonuna konur.

  Onlar bile yalnız değil benim kadar , yaşamak için  ne ne varki beni hayata bağlayan.



Benmi ifade edemiyorum kendimi?

Yada yalnış zamanlardamı ifade etmeye çalışıyorum?... 

haa yoksaa rahatmı batıyor, Yoksa geçmişimmi batıyor  acıtıyor canımı! iliklerime kadar üşüyorum...  eksik var bedenimde  ne olduğunu bulamıyorum üşüyorum! hemen cebimdeki çakıl taşlarına sığınıyorum taşların birbirine değdikçe  çıkardığı kulakları sağır eden çaresizliğin sesi ... titreyen iki el   hep önüne bakan  başka gözlerden kaçan iki göz!!! 

,

İnsanlara hep  umursamaz hep geçmişi silen, hayata hep gülümseyen  kimseye muhtaç olmayan, kendi başına her işin üstesinden gelebilen bir portre çizersen kimse senin ne kadar yalnız çaresiz, muhtaç olduğunu anlamaz  hep içine kapanır ,herşeyi içinden yaşarsan ,  herşeye gülüp geçersen nasıl bilebilirler!



Sen ikiz değilsinki nedir bu yalnızlık hissi?  hep yalnızdın ,yalnız doğdun yalnız yaşayacak, yalnız öleceksin

kabullen ...!!!



17 Şubat 2012 Cuma

Papatya...






kopan her yaprak rüzgarlara savrulsun

beni her andığında kalbin hasretle kavrulsun

avutamasın seni ne sahil ne dalga..

beni her düşündüğünde

hıçkırıklarla ağla...

beni kalbinde nereye sığdırdın

acıları mutlulukları hangi köşelere yığdırdın

bilmiyormuydun narinim solarım

azıcık üşüsem donarım

N.K 

16 Şubat 2012 Perşembe

Kuytularımdın...




kuytularımdın en gölgeli düşlerim

 uyanmak istemediğim uykularım

en masum hayalllerim 

en coşkulu duygularım

sen hem buzulum, hem alevim...

sığındığım liman

 bazen kar fırtınalarım

kırılmasın diye çabaladığım fidanım ,

dalım,budağım

sen eski şarkılarım  yeni şiirlerim 

 sen kayboluşlarım

sen kuytularımdın

 her kaçışımda sığındığım...
                                     
                                    

14 Şubat 2012 Salı

13 Şubat 2012 Pazartesi

Adı yok...



pamuk şekerimi tuttuğum elimin baş parmağına bağlanmış

balon gibi uçuşmuş hayallerim...

 özensizce  kırpık kırpık  kesik saçlı bir kız çocuğu....

sorgusuz sualsiz , 
 koşup sarılsam tutsam ellerini 

hiç çıkarsız sarılsan,

  uyusam kollarında 

 senin varlığınla artıp senin yokluğunda eksilsem 

varlığında gülümseyip yokluğunda hıçkırıklara boğulsam
   
usta bir sihirbaz olup

dünü kaybedip sadece bu günde kalsam 

doğan güneşi senle karşılarken senle uğurlasam

yüzündeki geçmişin izlerini  kondurduğum buseyle silsem

 ve sen

yüreğinde ki küçük  çocuk  dayamış pencereye burnunu

  bakıyor gözleri nemli

 çok darbeler yemiş halinden belli

 yaşı belki otuzbeş belki elli

   ya gün görmüşsün yada dertli

adı yok bunun   ne başı ne sonu belli ...
N.K




12 Şubat 2012 Pazar

birileri varsa!

                




son değildir hiç bir ayrılık

kavuşmayı bekleyenin varsa

sonsuz değildir hiç bir hüsran

gözyaşını silmeyi bilenin varsa

yaşadıkça hep umutlar vardır


bir yerlerde seni seven birileri varsa...



                                                     N.K


1 Lira ( mucizelere inanır mısın ? )



06.05.2009
Kış aylarının sonuydu.Altı aydır işsiz olmam cebimdeki son paranında yavaş yavaş tükeniyor olması canımı sıkıyordu.Hangi kapıya gitsem ya kriz yada torpilsiz olmamdan dolayı geri çevriliyordum."Git iş bul, çalış."diyordu herkes.Diyorlardı da iş bulmak kolay mıydı ? Bir tanıdık(hasan amca) sayesinde işçi alınacağını duyduğum fabrikaya  erkenden gidip form sırasını beklemeye başladım.Vasıfsızdım bu alanda .

Kısa bir süre sonra içeri alıp sırayla denemeye başladılar.İşi bilmediğim içinde  alınmadım tabiki.

Bizim  tanıdık "Yarın yine gelirsin başka bölüme deneriz." deyince ben "tamam." deyip evin yolunu tuttum.Ertesi gün yine geldim,yine olmamıştı."Olsun, yarın yine gel." dedi.

Başka bir yerde tekrar form bile doldurtmazlardı.Şanslıydım.Ertesi sabahı bekledim, hiç uyumadım.Aklıma gelen tüm duaları sıraladım, tekrarladım.Abdest alıp işin yolunu tuttum.Bir deneme daha...İkindi saatine kadar ordan oraya denediler.Olmadı olmadı.Artık ellerim  ne kadar aciz kaldığımı ifade edercesine  titriyor, gözlerimden yaş akmıyor ama yüz ifadem her şeyi belli ediyordu.Geri dönecektim.Yine olmamıştı, yine hüsran...Bizim tanıdık "Yarın yine gelirsin." dedi.Yüzümdeki acı gülümsemeyle "Olur." dedim.İçimdende "Daha çok beklersin." diyerek...

Yola çıkıp beklemeye başladım. O ara Elim cebime gitti ,  cebimde sadece bir lira vardı.Ben bu parayı  minibüse verirsem yarın harçlık isteyen kızıma ne verecektim ? Çaresizliği iliklerime kadar hissediyordum.  Yaşadığım yer yirmi kilometre kadardı, yürümeye başladım.Kaç saat yürüdüğümü  eve gelene kadar anlamamıştım.Ne kadar sessizdi yol, ne bir kamyon ne bir otobüs geçiyordu.Yada ben hiç bir şeyi görmüyordum.  Hayatım şeritler halinde gözümden geçtiği için midir bilinmez , dört saate yakın yürüdükten sonra eve nihayet gelmiştim.Ayaklarımın ağrısı yüreğimin sızısına karışıyordu.Güçlü olacaktım.Ben yarın kızıma harçlık verecektim...

Araya tatilde girince pazar günü  tanıdık bizim eve uğrayıp "Yarın gel, kesin olacak işin." dedi. "Abi gelemem, benim yarın kızıma  harçlık verecek param bile yok ,o gün yürüyerek geldim." dedim.Şok olmuştu , kanı donmuş gibi davranıyordu.Kocaman adam gözyaşlarını tutamıyordu. "Yarın gel." dedi.Giderken elime sıkıştırdığı para kalbimi de sıkıştırmıştı.

Ertesi gün  ben yine oradaydım, denediler.Artık ellerim hiç tutmuyor, iki kat olmuş bedenim düzelmiyor, başımı bile kaldıramıyordum.Şefin "Olmaz ! " dediğini duymuştum bile.Bir şeyler konuştular.O anda herşeyin değişeceğini hayatımın tamamen tersine döneceğini anlamamıştım.Postabaşı "Alacağım." demişti.Şefin tüm 'hayır'larına rağmen onu ezip geçmesine o anda  anlam verememiştim.

Artık onu utandırmamak, beni işe aldığı için pişman etmemek için elimden geleni yapıyor, hırsla çalışıyordum.İlk ay eğitimden çıkmıştım bile.Yüksek bir performansla çalışıyor, şefi bile şaşırtıyordum.Beni neden işe almıştı merak ediyordum.O gün bana "Beni şaşırtmadın, sana güvenebileceğimi biliyordum." dediğinde, "Nereden anladınız ?" sorusunu sormaktan kendimi alamadım. hasan amca  ona   hayatımı ve   önceki gün  yürüdüğümü anlatmış verdiği cevap"O gün kızına sadece bir lira harçlık verebilmek için kilometrelerce yürüyebilen bir insanın, ona sunulan bu işi en layığınla yapacağını biliyordum.

Kadın olmak zordur helede tek başına ayakta durmak istiyorsan çok zordur  normalde   seninle aynı yolda  yürümeye bile cesaret edemeyen   insanlar senin üzerinde  hak sahibi olmaya çalışır,laf söyleme hakkı olduğunu sanar.  

N.K

10 Şubat 2012 Cuma

9 Şubat 2012 Perşembe

Aşk yağmurları...



 her yağdığında

tüm kaygılarımdan arınırım. 

Sen her yağdığında  toprak kokar,

Dünyam mis gibi tazecik toprak.

Bir huzur kaplar içimi...

Dört nala koşan tay misali,

 Sen gelmeden az önce esen  

soğuk rüzgar bile,

İçime ılık bir merhem olup

sürülüverir

ve 

sen yağarsın. 

  gri dünyamın  gökkuşağı oluverirsin.

doğarken üzerime güneş

açarım  ellerimi,cevirirm yüzümü

beni yakar mı diye düşünmeden.

  en irisinden çentiğisin hayatımın,

ve

sen gözümdeki yaş,

 yanağımdaki iz,

 hırkamdaki ilik,

 nefesimdeki can,

sen ilk ve son aşkım.


N.K




7 Şubat 2012 Salı

Sevda Rüzgarı...



dilden dile söylenirdi adın

 daha yeni yetme bebeler

 ağzında dişi kalmamış neneler

döner dolaşır da sohbet hep sana gelirdi

ah bir tutulmaya gör!

merak ederdim seni...

''aman çoçuğum uzak dur'' derdi yaşlı amca

ama  anlatırken öyle bir iç çekerdi ki

 hayal ederdim seni

''Hiç bekelemediğin bir anda gelir'' derlerdi ,

her sabah kalkınca bakardım  yatağın etrafına

uyurken beklemezdimya,   belki gelmiştin .

Yatağın altına bile bakardımda yoktun !

 ''Öyle değil işte'' derdi  nenem ,

sonradan öğrendim

Meğerse!

göreceliymiş  sevda dedikleri, aşk dedikleri

kimine göre en mutlu an!

karnında varlığını hissettiği,

 aylarca beklediği bebeğiymiş,

kimine göre ,ayrılık

yıllarca gözünün içine bakıpta,

en ufak üzüntüsü için günlerce uyuyamadığı

evladını asker etmekmiş

kimine göre ,terkedilmek

 sevdiğinin  hayaliyle uyuyup,rüyalarını onunla süsleyip,

beklemediğin anda sırtından vurulmakmış,

Bazende 

kavuşmakmış , en ümitsiz anında bulmakmış...

tutulmaya gör  sevda , rüzgarına

 tutarda seni hasret fırtınası çalar yerlerlere...

N.K

6 Şubat 2012 Pazartesi

Sancı...



sancı gibidir acılar 
bir gün çıkıp gitsede canından 
silemezsin hayatından...

en sevdiklerin bile anlayamaz seni
kendi, kendini beyninde vurursun
olanlardan kendini suçlu tutarsın
küçük dünyan çok büyük gelir

her köşesinde bir yangın
birini söndürmek için su atsan
rüzgarı diğerini alevlendirir
alıp toprak atsan üstüne
aldığın yer boş kalır.

ne yapsan faydasızdır 
acılar sancı gibidir dedimya 
bir kez girdiyse canına 
bir kez hissettiysen derinden 
çıkıp gitsede uğramamak üzere 
derin izler yapışmıştır çoktan  
yüreğine

N.K